Roj pêşmergelerine ve ailelerine sahip çıkalım…

İbrahim GÜÇLÜ

PKK, Kürdistan’ın Kuzeyinde milli hareketi tasfiye etme, Kürdistan örgütlerini ortadan kaldırma, milli hareketin toplumsal güçlerini yok etmek, Kürt milletini bağımsız devlet amacından uzaklaştırmak için yürüttüğü savaşını, Kürdistan’ın diğer parçalarında da devam ettirdi.

PKK, bu yürüttüğü savaşta da hayli başarılı oldu.

Kürdistan’ın Kuzeyinde Kürt milli hareketi ve örgütlerinin tasfiye edilmesinde devletle birlikte özellikle 12 Eylül 1980 Faşist Darbesinden sonra bu konuda hayli başarılı oldu. Günümüzde de bu stratejisini bir devlet aparatı olarak sürdürüyor. Devlete karşı savaş adı altında, CHP devletine hizmete devam etmek için, mevcut hükümete karşı sonuç alamayacağını bildiği savaşı sürdürmeye çalışıyor. Asıl amacı Kürt gençlerini imha ettirmektir. PKK’nin kuruluş amacı da, devletin Kürtleri yok etme stratejisi uygulama alanına koymaktır. Türk Devleti aparatı olan PKK eliyle zamana yayılmış bir soykırım hareketini sürdürdü ve sürdürmeye devam ediyor. Bunun sonucudur ki, Kürdistan’ın insansızlaştırılması, Kürdistan’ın demografisinin değiştirilmesi, yüz binlere varan Kürdün katledilmesi bu stratejinin sonucudur.

PKK, Kürdistan’ın Güneyinde 1990’lardan bu yana “Özgür Kürdistan Bölgesini” ve Kürdistan Federe Bölgesini” yıkmak ve ortadan kaldırmak yok etmek için 31 yıldır Baas Rejimiyle, İranla birlikte bir kirli savaş yürütmektedir. Binlerce Kürt gencinin ve pêşmergenin katledilmesine yol açtılar. Kerkük’ün işgaline katıldılar. Kürdistan Federe Devletinin, partilerini, hukukunu, siyasi düzenini meşru kabul etmiyor. Yıkmak istiyor. Kendilerine bağlı örgütler kurarak iç siyasete müdahale ediyor. Son Irak genel seçimlerinde de bu müdahalelerine devam etti. Ama halkımız tarafından PKK’ya seçimde büyük ders verildi. Bu tehlikeli ve Kürdistan karşıtı eylemlerine devam ediyorlar.   

Kürdistan’ın Doğusunda İran’la sıkı işbirliği devam ediyor. Kürdistan milli hareketine yaptığı örgütlenmelerle açık müdahalesi var. Kürdistan milli partilerine ve pêşmergelerine karşı mücadele diyor. Pêşmergeleri katlediyor. Kürt gençlerini deşifre ederek idamını sağlıyor.

Asıl Kürdistan’ın Batısına gelirsek:

Suriye’de sivil ayaklanmanın başlamasından sonra Kürdistan örgütleri, sivil ayaklanmayı, muhalefetin taleplerini destekledi. Kürdistan Örgütleri, daha federalizm konusunda ortak bir strateji üzerinde anlaşma ve stratejik uzlaşma sağlamadıkları dönemde de, ortak amaç birliğine sahip oldular. Bu amaçlarını da, netçe ifade ettiler.

Amaçlarını şöyle kamuoyuna açıkladılar: “Baas Rejimi ve diktatörlüğü yıkılmalı. Baas Partisi fesih edilmeli. Devletin istihbarat örgütleri tasfiye edilmeli. Bütün toplumsal kesimlerin ve Kürtlerin siyasi partileri legalleşmeli. Legalleşen tüm partiler, demokratik seçimlere katılmalı. Demokratik, Çoğulcu, Çok Partili, Parlamenter bir sistem kurulmalı. Meclis’te halkın genel temsili sağlanmalı. Kürtler, Kürdistan’da egemen ve iktidar olmalılar.”

Kürdistan Partileri, ENKS içinde örgütlenmeleriyle birlikte, bu amaçlarında genel anlamda bir değişiklik olmadı. Ama devletin federal devlet olarak yapılanmasını, Kürdistan’da federe bölge ve yönetimin oluşması eklendi. Bu da kendilerinin amaç ve strateji netliğini sağladı.

PKK/PYD ise, Baas Rejiminin değişmesini talep etmedi. Suriye’deki demokratik muhalefeti ve sivil ayaklanmayı desteklemedi. Rejimi korumak ve onlar adına da Kürdistan’da vekâlet yapmak için silahlandı. Başından itibaren, Rejime karşı olan Kürt milli muhalefetini ve Suriye demokratik muhalefetiyle bütünleşmesini engellemek için çaba gösterdi.

PKK/PYD, rejim ile olan bağlarını güçlendirdi. Rejim tarafından daha sıkı bir şekilde korundu ve silahlandırıldı.

İç savaşta rejimin muhalefet tarafından sıkışmaya başlamasıyla birlikte, çok şey değişmeye başladı. O aşamada, Suriye B planı denilen plânını Kürdistan’da hayata geçirdi.

Kürdistan dışındaki bölgelerde muhalefete karşı etkin savaş yürütmek için, silahlı güçlerini Kürdistan’dan çekti. PKK/PYD’nin silahlı güçlerini Kürdistan’da kullandı ve halk üzerinde Baskı aracı haline getirdi.

Bu aşamadan sonra, Kürdistan’da çifte diktatörlük kuruldu. Baas Diktatörlüğünün emir komutasında, PKK/PYD Diktatörlüğü oluştu. Bu yeniden yapılanma ve çifte diktatörlükle, Kürdistanlıların iradesi gasp edildi. PYD, halk üzerinde büyük bir zulüm mekanizması oluşturdu.

PYD ile ENKS’e başta olmak üzere tüm Kürdistan örgütleri arasında çelişki büyüdü. Çatışmalara doğru evrimleşti. Kürt yurtseverleri, gençleri, Kürdistan partilerinin ve ENKS’nin üyeleri tutuklandı, öldürüldü, işkenceye tabi tutuldu.

Halkın bütün hak ve özgürlükleri gasp edildi ve ayaklar altına alındı. Hukuk tanımazlık, keyfi uygulamalar, başını aldı gitti.

Kürdistan, Kanton yöntemi ile daha fazla parçalandı. Önceleri, “rojava” diye anlamlı olmayan bir kelimeyle tanımlanan “Kürdistan’ın”

 ismi tümden değiştirildi. “Suriye’nin Kuzey Bölgesi” diye tanımlandı. Bu tanımlama, Kürdistan’ın Suriye’ye ait bir bölge, farklı bir ulusun yaşamadığı bir ülke anlamına geldiği açıktı.

Kürdistan yeni tarzda işgal edildi.

Suriye’deki iç savaşta, savaşın doğallığından kaynaklanan nüfus hareketi gereği, PYD ve Rejimin teşviki ile de Araplar Kürt şehirlerine gelip yerleştiler. Bulunduğumuz aşamada, Kürt şehirlerinde çoğunluğu Araplar oluşturmaktadır. Bu durum oldukça sorunlu ve gelecekte çatışmalara, Kürt Arap Çatışmasına kaynaklık edecek bir gelişme olarak orta yerde durmaktadır.

Gelecek günlerde yeni Suriye Yönetiminin, PKK/PYD silahsızlandırması için harekete geçmesi, Kürdistan’ı ayaklar altına alması da gündemde. Bunun da, Suriye Yönetiminin diğer sömürgeci devletlerle (Türk, Irak, İran) ittifak etmesini sağlayacak. 16 Ekim 2017’de Kerkük işgalinde ve 1970’de Kürdistan otonomisine karşı gerçekleşen geleneksel sömürgeci ittifak, Kürdistan’daki PKK/PYD silahlı gücünü tasfiyeyi ortak amaç haline getirecektir.

Bu geniş ve tehlikeli perspektif içinde Afrin’e karşı yürütülen operasyon, öne alınmış, Suriye’nin iktidarsızlığı karşısında, onun görevinin Türk Devleti tarafından erken yüklenilmesidir. Ayrıca Suriye’deki iç savaşın ve bölünmenin/parçalanmanın Türkiye’ye taşınmasını engellemektir.

Afrin’den sonra Serêkaniye ve Grê Spî Türk Devletinin egemenliği altına geçti.

PKK/PYD, yeni provokasyonlarla Kürdistan’ın diğer bölgelerinin işgal edilmesi için çaba gösteriyor ve Türk Devletini davet ediyor.

Kürdistan’ın Batısından bütün Kürdistan parçalarında olduğu gibi Kürtlerin birliğinin gerçekleşmemesi için olağanüstü olumsuz çabalar gösteriyor.

Kürdistan’da tek alternatif olmak, tüm Kürtleri sömürgeci devletlerin hizmetine sokmak için ENKS ve Kürt milli partilerinin örgütlenme ve siyasi çalışmalarının önünü şiddet, gözaltı, tutuklama, işkence, öldürmelerle alıyor.

Yine Kürdistan’da tek alternatif olması için, Kürdistan Federe Yönetiminin denetiminde olan Roj Pêşmergelerinin tasfiye edilmesi için olağanüstü çaba gösteriyor. Bunun içindir ki, son günlerde Roj Pêşmergelerini yalan ve iftiralarla karalamaya çalışıyor.

Roj pêşmergelerinin ailelerini tehdit ediyor. Çocuklarının pêşmergeliği bırakması için tehditlerini yaşam hakkını ortadan kaldırılmasına kadar götürebileceğini ifade ediyor. O ailelerinin evlerine ve mallarına el koyacaklarını, hapis edeceklerini söylüyorlar.

Bu tehlikeli gelişmenin önü alınmalıdır.  Kürdistan’ın Kuzeyinde PKK’nın sağladığı başarıyı, Kürdistan’ın Batısında sağlamamalıdır.

Bunun için de:

1-Dünyadaki tüm Kürtler, Kürdistan’ın bütün parçalarındaki Kürtler, PKK’nın bu uygulamasına karşı kararlıca mücadele etmelidir. PKK/PYD teşhir edilmelidir.

2-Kürdistan parti ve örgütleri, her alanda fiilen harekete geçmeli bu tehlikeli gelişmeyi teşhir etmelidirler.

3-ABD ve Avrupa’daki Kürtler kitle eylemleriyle PKK/PYD’yi teşhir etmelidirler.

4-ABD ve Avrupa’daki Kürt kurumları, Avrupa Devletleri nezdinde ve uluslararası platformlarda sıkı bir diplomasiyle PKK/PYD’nin bu tehlikeli ve Kürt karşıtı eylemlerini anlatmalı,  teşhir etmeli, tedbirlerin geliştirilmesi istenmelidir.

5-Kürt diasporası bu konuda kendine düşenleri yapmalıdır.

6-Bu konuda Kürdistan Federe Hükümetine büyük görevler düşmektedir. Roj pêşmergelerine ve ailelerine yönelik saldırı, Kürdistan Hükümetine yönelik bir saldırıdır. Bu saldırıya karşı durumalıdır, Roj pêşmergelerine ve ailelerine sahip çıkmalıdır. Kürdistan Hükümeti PKK/PYD’nin bugünkü sahibi olan ABD ile görüşmeli. Kobani için yaptığı diplomatik girişimleri ABD ve Avrupa Devletleri düzeyinde yapmalıdır.

Diyarbekir, 23. 11. 2021 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir