PKK/PYD, Kürtlüğün ve bağımsızlığın garantisi oldukları için Barzanilere, KDP’ye, Kürdistan Başkanına saldırıyorlar…

İbrahim GÜÇLÜ 

PKK, kurulduğu, daha doğru ifade ile Türk Kemalist Sömürgeci Devleti tarafından projelendiği günden itibaren bütün Kürt değerlerine, Kürt kazanımlarına, Kürt siyasi parti ve örgütlerine, Kürt milli bağımsızlık hareketlerine, Kürdistan liderlerine, Kürt milletini millet yapan tüm değerlere saldırdı. Günümüzde de bu saldırılarına devam ediyor.

PKK, bir Türk Devleti örgütü olarak projelendirildikten sonra, zaman içinde dört sömürgeci devletin bir projesine ve sopasına dönüştü. Kürdistan’ın dört parçasında milli hareketi önünde ciddi bir engel olmaya başladı.

Hiç şüphe yok ki, her parçadaki misyonu, milli mücadelenin düzeyi, örgütlenmesi, bulunduğu aşama itibariyle değişik oldu.

PKK, Kürdistan’ın Kuzeyinde; hızla gelişmekte olan, örgütlenen, kitleselleşen milli örgütleri tasfiye etmek, o milli örgütlere destek olan toplumsal güçleri yok etmek, Kürt toplumsal gücünü bağımsızlık hedefinden uzaklaştırmak için bir stratejik misyon yüklendi. Bu misyonundan başarılı olduğu, ortaya çıkan sonuca baktığımız zaman net bir şekilde söyleyebiliriz. Özellikle PKK, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesinin hazırlanmasında altlık olunca, Kürdistan’ın Kuzeyinde milli hareketi tasfiye etmek daha kolay oldu.

PKK, Kürdistan’ın Batısında öncelikle Kürdistan örgüt ve partilerini, Kürt liderlerini, önemli siyasi kadrolarını, Suriye istihbarat örgütleriyle işbirliği yaparak itibarsız hale getirdi. İkinci aşamada da onları sindirdi ve etkisiz hale getirdi. Üçüncü aşamada, tam anlamıyla Kürdistan örgütlerinin tasfiyesini sağlayan stratejik bir yol izledi. 1984 yılında Suriye’nin stratejik hedefleri doğrultusunda ve aynı zamanda Kürdistan’ın Kuzeyindeki milli hareket aktörlerinin tümünü tasfiye etmek için silahlı mücadele başlattığı zaman binlerce Kürdistan’ın Batısındaki gençleri Baas Rejimiyle el birliği içinde dağlara taşıdı ve öldürttü.

Arap Baharının etkisiyle Suriye’de sivil ayaklanmanın başlamasından sonra, Baas Rejimi ile işbirliği içinde daha tehlikeli bir yol izledi. Buradaki stratejik faaliyetlerini PYD eliyle sürdürdü. PYD, Baas Rejiminin yıkılmasına karşı çıktı. Rejimin yıkılmasını ve tasfiyesini engellemek için Baas Rejimiyle sıkı işbirliğine girdi. Kürdistan’daki sömürgeci diktatörlüğü birlikte yönetmeye, Kürtlere zulüm yapmaya devam ettiler. Halen de bu zulüm devam ediyor. Bu zulmün boyutlarıyla ilgili yıllardır yazılıyor.

PKK, Kürdistan’ın Güneyiyle ilgili de çok açık bir düşmanlık siyaseti izledi. Daha grup yapısındayken, 1975 yılındaki Otonomi yıkımını da fırsat bilerek Barzanilerin aşiret ve gerici olduklarını, ABD emperyalizmle işbirliği içinde olduklarını güçlü bir kampanya ile sürdürdü. 1975’den sonra yeniden ayağa kalkan ve Mayıs Milli Devrimi ile yeniden ayağa kalkan Kürdistan milli mücadelesine karşı mücadele içinde oldu. Barzanileri itibarsız etmek için elinden geleni yaptı. 1983 yılında ustaca bir taktikle KDP’nin kurtarılmış bölgelerine yerleşti. KDP’den destek aldığı halde, KDP’nın yöneticilerini tasfiye etmek için planlar yaptı. Kurtarılmış bölgede kan döktü. Deşifre olmasıyla bu tehlikeli planı engellendi.

1990 yılında Kürdistan’da özgürleşme süreci başlayınca, Kürdistan’ın yıkılmasını isteyen sömürgeci devletlerle işbirliği yaptı. KDP ve KYB’ye karşı saldırılar yaptı. Kürtlerin egemenliğini ve hukukunu tanımadı. Kürdistan siyasi partilerinin ve liderlerinin meşru olmadığını da kirli bir siyaset aracı haline getirdi. Binlerce pêşmergenin ölümüne yol açtı.

Bulunduğumuz aşamada da Kürdistan Federe Devleti’ni yıkmak PKK’nın stratejik hedefidir. Bunun için Kürdistan’ın birçok bölgesini ve Şengal’i işgal etmiş durumda. Yüzlerce köyü kontrolü altında tutuyor. Köylerin üretim yapmasını engelliyor. Köylülerden haraç alıyor. Pêşmergelere saldırıyorlar. Köylüleri ve çocuklarını kaçırıp infaz ediyor. Türk Devleti’nin operasyonlar yapması için ön ayak oluyor.

PKK bu saldırılarını açıkça yapıyordu. YPG, kendisine gizlice ve sinsice destek oluyordu.  AB’de sözüm ona PYD’nin bu gerçeğini görmezlikten gelerek, PKK olmadığını ileri sürerek kendisini, biz Kürtleri kandırmaya çalışıyor. Ama son dönemde PYD, açık olarak Kürdistan Federe Devletine, genel olarak Barzanilere, KDP’ye, Kürdistan Başkanı Mesut Barzani’ye savaş açmış durumdadır. Üstelik PYD sorumluları boylarını aşan, hakarete varan saldırılar yapıyorlar. PYD’nin bu saldırı yapan sorumlularının Kürdistan toplumunda değer anlamında karşılığı olmayan, üretim dışı kişilerdir. Onun için yerlerini bilmeleri gerekir.

Onlar Kürdistan’ın Batısının bir yapısı olduklarını unutmamalılar.

PYD yetkililerinin Barzanilere, KDP’ye, Kürdistan Başkanı Mesut Barzani’ye saldırmalarının sebebi, PKK’nın Kürdistan Federe Devletinden yaptıkları suçları desteklemek, gizlemek, PKK’nın hainliklerini örtbas etmek içindir.

Bu aynı zamanda PKK’nın Kürdistan Federe Bölgesinde siyasi ve toplumsal anlamda sıkışıklığının bir delili, bu sıkışıklığı giderme çabasıdır.

PYD, kendisinin itibarlı olduğunu düşünerek, PKK’ya destek çıkarak kötülüklerini, Kürtlere. Kürdistan Federe Devletine yönelik suçlarını aklayacağını düşünüyor.

PKK, Kürdistan Federe Devletine karşı yıkma stratejisini sürdürürken, KDP, Kürdistan Başkan’ı ve Barzanileri öncelikli düşman ilan ediyor. Bunu da bilinçli yapıyor. Bu strateji ile diğer KDP muhalifi partileri yanına alıyor, ya da tarafsız hale getiriyor.

Bu strateji, sömürgeci devletlerin PKK’ya dikte ettikleri bir stratejidir. PKK, sömürgeci devletlerin bir projesi olarak Barzanilere, KDP’ye, Kürdistan Başkanı Mesut Barzani’ye düşmanlık yapıyor.

Sömürgeci devletlerin ve PKK’nın, Barzanileri, KDP’yi, Kürdistan Başkanı Mesut Barzani’yi öncelikli düşman yapmalarının nedeni, onların Kürdistan Federe Devletinin garantörleri olduklarını bilmeleridir. Onların tasfiye edilmesi halinde diğer partileri tasfiye etmelerinin, dolayısıyla Kürdistan Federe Devletini tasfiye etmelerinin kolay olacağını hesap ediyorlar.

Sömürgeci devletler ve PKK/PYD, Kürdistan Federe Devletinin daha ötesinde de bir hesap ve stratejiye sahipler. O da bir bütün olarak Kürt milleti, Kürdistan bağımsızlığı üzerinde bir hesaptır.

Sömürgeci devletlerin ve PKK/PYD’nın asıl amacı, Kürtlerin yok edilmesi ve Kürdistan Devletinin kuruluşunun önünü almaktır.

Bunun içinde önündeki engelin kaldırılması gerekir. Bu engel onlara göre, Barzaniler, KDP, Kürdistan Başkanı Mesut Barzani’dir.

Biliniyor ki, Kürtlerin varlığının ve bağımsızlığın garantörü Barzaniler, KDP, Kürdistan Başkanı Mesut Barzani’dir. Kürtlerin yok edilmesi, bağımsızlığın önüne geçilmesi için ortadan kaldırılmaları gerekir.

PKK/PYD’nin,  Barzanilere, KDP, Kürdistan Başkanı’na saldırısı ve düşmanlığı bunun içindir.

Ama bu saldırı ve düşmanlığın başarıya ulaşması olanaklı değildir. Kürtler, Barzaniler, KDP, Kürdistan Başkanı bu saldırı ve düşmanlığın üstesinden gelecek konumdadırlar.

Barzanilerin 100 yıllık mücadelesi de bunun en somut göstergelerden biridir.

Bundan dolayı, PKK/PYD’nin aklını başına devşirmesi gerekir. Yoksa iyi sonuçlarla karşılaşmaları olanaksızdır.

Ankara-Qeyner, 10 Ağustos 2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir