Kürdistan Basınında, PKK haberlerine ambargo konulmasını istemek, basın özgürlüğüne aykırı mı?

İbrahim GÜÇLÜ 

Son günlerde sosyal medyada ve değişik Kürt gazetelerine yazdığım yazılarda PKK ile ilgili birbirini tamamlayan iki kampanya yürütüyorum. Birçok Kürt yurtsever aydın, siyasetçi, sanatkârı, kurumsal yapıları da bu kampanyayı destekliyor.

Sosyal medyada ve yazılarımda ne diyorum, neler destekleniyor ona bakalım.

Biz diyoruz ki:

1-Sömürgeciler, onların aparatı, örgütü, taşeronu, kont-gerilla, Kürtlerin milli çıkarlarına doğrudan karşı olan, Kürdistan Federe devletine yıkmak isteyen, Kürt kanı döken PKK; Kürtlerin kanında boğulmalıdır.

2-Kürdistan Basını, PKK/PYD/HDP haberlerine ambargo koymalı, haberlerini yayınlamamalıdır.

Birinci istek, sadece biz Kürtlerin başına gelenlerin acıma duygusuyla ifade edilmesi, milli duygularla lanetlenmesidir. Sömürgecilerin ve PKK’nın tasfiyesinin istenmesidir. PKK’nın Kürdistan’ın 4 parçasında Kürtlerin başına getirdiklerinin son bulmasının istenmesi, belki bir bedduadır. Ancak ve ancak Kürdistan Federe Devleti boyutunda, devlet olma refleksi ve yaklaşımıyla PKK’nın, hukuk çerçevesinde, her devletin terörist, yıkıcı ve yabancı örgütlere yönelik yaptığını yaparak tasfiye etmesidir. Bunu tüm Kürdistanlılar, Kürt yurtseverleri, içi acıyan ve kanayan tüm Kürtler, değişik dünya görüşlerine sahip Kürt yurtseverlerinin istediği bir şey ve neticedir. Bu konuda bir sorun yok.

İkinci konuyla ilgili Kürt yurtseverlerinden yükselen iki görüş, ya da sorulan iki soru var.

Birinci soru: PKK/PYD/HDP Basını ile ilgili dile getirdiğiniz görüşler basın özgürlüğüne aykırı olmaz mı? Ya da basın özgürlüğüne aykırı değil mi?

Bu soruyu sorunlar, kesin görüş belirtmiyorlar. Konunun anlaşılması için, basın özgürlüğü konsepti çerçevesinde bir tartışmanın yapılmasını istiyorlar.

İkinci soru:. Bu yaklaşımınız basın özgürlüğüne kesinlikle aykırıdır. Bu düşünceyi savunmak demokrasiye de aykırıdır. Demokratik olmayan tutumu ifade eder. Genel özgürlük konseptine de karşıtlıktır.

İkinci soruyu soranlar, kesin ve sonuçlandırılmış bir görüş belirtiyorlar. Burada da iki eğilimin olduğunu düşünüyorum.

Bu eğimlerden biri, özgürlük anlayışına merkantilist yaklaşım içinde olanlar. Bunların iyi niyetinden bir şüphe yok. Bu kesimin, özgürlüklere ve basın özgürlüğüne bakışı sorunlu bir bakış. Bu bakış açılarını ve görüşlerini değiştirmeleri gerekir.

İkinci eğilim, tarafgir görünen, PKK’yi kollayan bir anlayış. Savunduklarının basın özgürlüğüyle bir alakası yok. Çünkü bu düşüncede olanların, PKK basınının basın özgürlüğüyle alakasının olmadığını bildikleri halde, PKK basınının bütün Kürt yurtseverlerine, Kürdistan örgütlerine, Kürdistan Federe Devletine, Kürdistan milli değerlerine karşı görüş belirttiği, yalana başvurduğu, iftira yaptığı zaman seslerini çıkarmıyorlar. PKK basınının, farklı görüşlere yer vermediklerini ve kapalı devre işlediklerini biliyorlar. Onun için bunların itirazlarını, iyi niyetli itiraz olarak kabul etmek mümkün değil.

PKK’ya yönelik Kürdistan basınında ambargo ve haber yasağının basın özgürlüğüne uygun olup olmadığına bakmak için, PKK’nın ve basınının yaptığına kısaca göz atalım.

PKK, devletin bir aparatı olarak kendisine verilen misyon ve hedefler açısından bir propaganda anlayışına sahip oldu. 1975’ten sonra PKK’nın eline bir basın olmamasına rağmen, yaptıkları korsan yayınlarla yurtsever hareketin tasfiyesini amaçladılar. Kürdistan milli ayaklanma hareketlerine karşı sömürgeci devletlerin tezlerini savundular. Kürdistan örgütlerinin ve yönetici kadrolarının ve liderlerinin tasfiyesinin propagandasını açıkça yaptılar. Kürdistan Otonomisinin liderlerine ve Kürdistan’ın Güneyinde KDP’ye düşmanlık ettiler. Her türlü yalana başvurdular. Kürt yurtseverlerine saldırıları meşru; Yurtseverleri katletmeyi bir meziyet olarak gösterdi. Kürdistan örgütleriyle savaşma ve saldırılarıyla ilgili yalan haberlere ve manipülasyonlara başvurdular.

Kendi üyelerinin beyninin yıkanması, şartlanması, müritleşmesi yoluna gittiler.  

PKK, 1980’den sonra güçlü bir basına (dergi, gazete, radyo, televizyona) sahip oldu. Bu basın organlarını daha etkin kullandı. Daha tehlikeli bir fonksiyona ulaştırdı.

PKK bu basın etkinliğini Kürdistan’ın bütün parçalarında, Kürdistan milli hareketine, Kürdistan partilerine, Kürdistan liderlerine karşı kullanıyor. Özellikle Kürdistan’ın Batısında kendi diktatörlüğünün hizmetinde basını icra ediyor. Kürdistan Federe Devletinin yıkılmasında bir aracı olarak kullanıyor. Yalan ve manipülasyonda ne kadar mahir ve tehlikeli olduğu benim tarafımda, birçok başka Kürt yurtseveri yazar tarafından bu konu ele alındı, analiz edildi, yazıldı.

PKK basını hiçbir gün kendi kontrolündeki gelişmeler dışında olumlu bir haber vermemiştir, haber yazmamıştır.

PKK, Kürt ve Kürdistan partisi değildir. Sömürgeci devletlerin aparatıdır. Sömürgeci devletlerin Kürtleri yok etme stratejisinin bir aparatı olarak, o misyonu yüklenmiş durumda. Kürdistan ve Kürt milli değerlerine düşmandır. Kürt milleti ve Kürdistan için bir tehdittir. Milli çıkarlarımıza karşı açıkça 4 parçada savaşan bir örgüttür. Kürdistan Federe Devletini yıkmak istemektedir.

PKK, açıkça Kürtlük ve Kürdistan’a karşıdır.

PKK, Kürt milli çıkarlarına, devlet olmasına karşı savaşmaktadır.

PKK, bu konumuyla devletlerin yanında bir konuma sahiptir.

Bundan dolayı, Kürdistan Basını sömürgeci devletlere, ulusal çıkarların gereği ölçüsünde basın özgürlüğüne sınır getirdiği gibi PKK’ya da sınır getirmek zorundadır.

Kürdistan Basını, Kürdistan ve Kürt kamu/milli çıkarlarını korumak görevindedir.

Bu nedenle Kürdistan Basınının, PKK/PYD/HDP haberlerine yasak ve ambargo getirmesi basın özgürlüğüne karşı değildir.

Hiçbir devlette, kendisini yıkmak isteyen, bir devletin ya da terörist-işgalci bir örgütün haberlerine basınında izin vermez.

Bu konuda dünyada en demokrat devlerin tutumu ve basınları incelenmelidir.

Diyarbekîr, 04. 01. 2022

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir