Türk Devletinin Kürdistan’daki operasyonunun nedeni ve önünün nasıl alınacağı…

İbrahim GÜÇLÜ

Türk Devleti yıllardır Kürdistan Federe Devletinin egemenlik ve iktidar sınırlarının içinde operasyonlar yapıyor. Bu operasyonların sayısını bilmek bile olanaklı değil. Son günlerde de Kürdistan Federe Devleti’nin sınırları içinde kapsamlı bir operasyon uçaklarla, helikopterlerle, insansız hava araçlarıyla devam ediyor. Operasyon hem havadan ve hem de karadan sürdürülüyor.

Bu operasyonlarla ilgili yıllar önce Batı dünyası tepki gösterirdi. Onların tepkisi şimdilerde yok. Sadece Kürtlerin cılız tepkileri var. Bu tepkiler de çoğu zaman duygusal tepkiler. Operasyonların nedenini anlamaktan uzaklar. Sorunun çözümü konusunda da gerçekçi ve esasa ilişkin bir önerileri de yok. Operasyon genel-geçer tanımlarla geçiştirilmektedir.

Bu yaklaşım giderek Kürdistan Federe Devletine fazlasıyla zarar vermeye başladı. Bu konuda asıl sorumluluk Kürdistan Hükümeti, Kürdistan partileri, federe devlet kurumları üzerinde oldukları halde, onların da sundukları bir çözüm projesi yok. Bu da devleti koruma, iktidarı koruma, egemenliği koruma konusunda büyük zaaflara yol açıyor.

Bunun için operasyonun nedenleri, bu operasyonların önünün nasıl alınacağı, PKK’nın iyi niyetli taraftarlarının ne yapması gerektiği, Kürdistan Hükümetinin yapacakları konusunda tekrardan yazmak kaçınılmaz oldu.

OPERASYONLAR SADECE TÜRK DEVLETİNİN KLASİK KÜRT DÜŞMANLIĞIYLA AÇIKLANAMAZ VE ŞİMDİLERDE PKK’NIN VARLIĞI OPERASYON NEDENİDİR…

Kürt siyasetçileri ve aydınları genel anlamda meselelerde sığ bakış açısına sahipler. Gelişmeleri derinlikli ve geniş bir vizyonla ele almak zihniyetinden yoksunlar. Gelişmeleri özgünlükleri, zaman ve mekan boyutunda ele alma birikimine de sahip değiller. Ayrıca olayları ve gelişmeleri dönemin ruhuna göre ele almaktan da mahrumlar.

Kürt siyasetçilerinin ve aydınların bu sıraladığım özellikleri, Türk Devleti’nin Kürdistan Federe Devletindeki operasyonlarıyla ilgili de devam ediyor ve işliyor.

Bundan dolayı, Türk Devleti’nin Kürdistan’daki operasyonları, Türk Devletinin klasik ve ırkçı ve sömürgeci Kürt düşmanlığıyla açıklayarak, güncelden uzaklaşma, olayın çözümünde yetersiz, yeteneksiz kalma durumuna düşüyorlar.

Sömürgeci Türk Devleti’nin, Kürtlerin klasik ve mutlak düşmanı olduğu konusu tartışmasızdır. Türk Devleti’nin bu düşmanlığı tarihi gelişim içindeki tüm uygulamalarıyla açığa çıkan ve bilinen bir durumdur.

Ama bu Türk Devleti’nin Kürt klasik düşmanlığı her zaman, her konuda ona her işi yapma şansı tanımıyor. Türk devleti her zaman ve her konuda istediğini yapmaya kalkarsa bölgesel ve uluslararası düzeyde başına önemli işler gelir, ya da en azından önüne büyük engeller çıkar.

Ne yazık ki uluslararası güçler, uzun bir zamandır Türk Devleti’nin Kürdistan Federe Devletindeki operasyonlarla ilgili sessiz ve tavırsız. Uluslar arası güçlerin bu sessizliği ve tavırsızlığı da bize bir şey anlatmıyor mu? Ya da anlatması gerekmez mi?

Sömürgeci Türk Devleti, istediği her zaman ve konuda diğer Kürdistan parçalarında da operasyon yapamaz. Türk Devleti, özellikle de başka Kürdistan parçalarında uygulama ve operasyon yapacaksa diğer sömürgeci devletlerin izin vermesi gerekir. Çünkü diğer Kürdistan parçaları hukuken ve fiziki olarak o devletlerin egemenliği altındadır.

Hiç şüphe yok ki, sömürgeci devletler temel konularda önemli tarihi kavşaklarda stratejik ittifak yapıyorlar. Sömürgeci Devletler, Kürdistan Mehabad Devletinin yıkılmasında, Kürdistan Otonomisinin tasfiye edilmesinde ve Cezayir Antlaşmasında, Kürdistan’daki bağımsızlık referandumunda stratejik ittifak yaptılar.   

Türk Devleti’nin bugünkü operasyon alanları, hem Kürdistan Federe Devletinin ve hem de Irak Federal Devletinin egemenlik alanıdır. Haydi diyelim ki Kürdistan Federe Devleti güçsüz bu operasyonlara ses çıkaramıyor!!! Irak Federal Devleti neden bu operasyonlara karşı sessiz ya da düşman savuşturur nitelikteki açıklamalarla yetiniyor?

Bunun da biz Kürtlere temel bir şeyi anlatması gerekmez mi?

Kürtler şu gerçeği akıllarına yerleştirmeli ve kazımalılar, Türk Devleti’nin Kürdistan Federe Devletindeki operasyonlarının nedeni, PKK’nın varlığı, provokasyonları, Kürdistan Federe Devleti’nin topraklarını kullanarak Türk Derin Devleti,  başka devletlerin taşeronu olarak saldırılar düzenlemesidir.

IRAK’TA EGEMENLİK SORUNU HEP SORUNLU OLDU. IRAK FEDERAL DEVLETİ VE KÜRDİSTAN HÜKÜMETİ İKTİDAR VE EGEMENLİĞİNİ KORUMAK İÇİN GEREKLİ OLAN HER ŞEYİ YAPMALIDIR…

Baas Diktatörlüğü döneminde Kürtlerin, Arapların, diğer ulusal toplulukların sistemde/devlette egemenliği söz konusu değildi. Sivil asker bürokrasinin egemenliği vardı. Bu egemenlik küçük bir suni azınlığa dayanıyordu.

2003 yılında Baas Diktatörlüğünün tasfiyesinden sonra ve Federal Anayasanın halk oylamasıyla kabulünden sonra, egemenlik bütün milletlere ait olduğu tescil edildi. Olabileceği düşünüldü.

Ne yazık ki milletlerin egemenliğinin sağlanması Federal Devlet sistemi ile gerçekleşmedi. Arap Şii gücünün daha fazla egemenliği söz konusu oldu. Ayrıca İran’ın egemenlik üzerindeki görünürlüğü açık bir hale geldi. ABD ve diğer Batılı güçlerin gizli egemenlik paylaşımı söz konusu oldu..

Irak Federal Devletinde ve Kürdistan Federe Devletinde bu sorunun çözülmesi gerekir.

Bugün acil olan PKK’nın egemenlik ihlali ve düşmanlığının son bulmasıdır. PKK, Kürdistan Federe Devletinde açıkça egemenlik hakkına karşı eylemlilik içinde ve provokasyonlar yapıyor. Saldırılar düzenliyor.

 Türk Devleti, PKK’nın Kürdistan Federe Devletindeki ve Irak’taki (Şengal, Kerkük ve Musul’a bağlı diğer bölgeler) varlığını gerekçe göstererek yıllardır kapsamlı operasyonlar yapıyor. Belirli bölgeleri de kendi kontrolüne alarak karakollarını ve gözetleme kulelerini inşa etmiş bulunmaktadır.

Son üç gündür de bu kapsamlı operasyonuna devam ediyor.

Bunun anlamı, Irak Federal Devletinin ve Kürdistan Federe Devletinin egemenlik hakkının ihlalidir. Egemenlik hakkı millet demektir. Namus ve şeref demektir.

Türk Devletinin bu egemenlik ihlaline son verilmesi için, Kürdistan Federe Devletindeki ve Irak Federal Devletindeki PKK varlığından işe başlanması gerekir.  

Irak Federal Devleti ve Kürdistan Federe Devleti, kendi egemenliğini yıkmak isteyen PKK’ya karşı devletler olarak gereğini yapmalıdırlar. Devletler kendilerini korumak, vatandaşlarını korumak, güvenliğini sağlamakla vazifelidir. Devlet ve devletler bunu yapmadığı zaman, devlet olmalarından bahsedilemez, Kendi varlıklarını yok etmek isteyenlere olanak sağlamış olurlar.

Kürdistan Federe Devleti de “kardeş kavgası” hikâyesine ve duygusallığına sığınamaz. Eğer Kürdistan Federe Devletini korumak, önüne çıkan engelleri ortadan kaldırmak “kardeş kavgası” ise o zaman devlet olarak var olamaz. Varlığını koruyamaz. Çok açık bir kanun var ki,  genelin çıkarı için feda edilecek parçalara varsa, bunu parçaları feda etmek devletin, devletin kendisini koruması ve ayakta tutmasının bir gereğidir.

.

PKK’YA DESTEK OLAN KÜRTLER PKK’NIN KÜRDİSTAN FEDERE DEVLETİNDEN ELİNİ ÇEKMESİNİ KESİNLİKLE İSTEMELİDİRLER…

Birçok Kürt genci ve insanı, Kürtlerin milli hakları, Kürt milli menfaatleri, Kürdistan’ın bağımsızlığı için PKK’yı desteklemektedirler. Ama PKK’nın Kürtlerin milli hakları için mücadele etmediği, Kürt milli menfaatlerini temsil etmediği, Kürdistan’ın bağımsızlığına karşı olduğu; sömürgeci devletlerin çıkarlarını savunduğu ve koruduğu, bunun için vekâlet savaşları yürüttüğü birçok açıklamasından, yaptıklarıyla ve özellikle Kürdistan’daki bağımsızlık referandumuna karşı çıkmakla açığa çıkmıştır.

PKK’nın lideri Öcalan, “Kürdistan’ın Güneyinde 2. Siyonist İsrail Devleti gibi bir devlet kurulmaktadır. Bu misak-i milliye aykırıdır. Tehlikelidir. Bu devlet İran’a, Türkiye’ye, Irak’a, Suriye’ye karşı kullanılacaktır. Bu gelişmeye karşı çıkmamak ve sesiz kalmak, Kemalizm’e ihanettir. Bize yani PKK’ya destek ve güç verirseniz biz bu devletleşmeyi engelleriz. Kürtler için otonomi, federalizm, bağımsız devlet bir hak değildir. Biz Demokratik Cumhuriyet’ten yanayız” demekle, tam anlamıyla Kürt milli menfaatleri ve hakları için mücadele etmediği niyetleri deşifre olmuştur.

Şimdilerde de Kürdistan Federe Devletini yıkmak için elinden gelen her şeyi yapıyor.

Türk Devleti’nin operasyonlarına eylem ve davranışlarıyla yol açıyor. Bu davranışı, Kürtlere ve Kürdistan Federe Devletine zarar vermek kapsamındadır.

Bundan dolayı PKK’ya, milli hakların kazanılması, milli menfaatlerin korunması, Bağımsız Kürdistan kurulması için destek verenlerin, PKK’nın Kürdistan Federe Devletinden çıkmasını öncelikle istemeleri gerekir. Kürdistan için kalkan olmaları lazımdır.

Diyarbekîr, 27 Nisan 2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir