Polis, Kuzey Kurdistan Ulusal Birlik Güçlerinin İranı protesto eylemine müdahele etti

KUZEY KÜRDİSTAN ULUSAL BİRLİK GÜÇLERİNİN, İRAN’IN KÜRDİSTAN FEDERE BÖLGESİNE SALDIRILARINI PROTESTO EYLEMİNİ, POLİS, KÜRD BAYRAĞINI GEREKÇE GÖSTEREREK MÜDAHALE ETMEYE ÖALIŞTI.

MÜDAHALEYE İZİN VERMEDİK TOPLANTI BİTENE KADAR DA BAYRAKLARI YÜKSEKLERDE TUTTUK VE BAYRAKLARI POLİSE TESLİM ETMEDİK.

Kuzey Kürdistan Ulusal Birlik Güçleri (HAKPAR, PDKBAKUR, PWK, PSK, PÊLKURD, VÊJÎN, BAĞIMSIZ ŞAHSİYETLER GRUBU), Sömürgeci Faşist İran Devletinin, Kürdistan Federe Devletine yönelik genel ve son saldırıları sonucu şehit edilen Pêşmergeler olayını protesto etmek için, Diyarbakır Şeyh Seîd Efendi Meydanında bir protesto eylemi yaptılar.

Emniyet Güçleri başından itibaren geçmiş toplantılardan farklı bir sinir ve saldırganlık içindeydiler. Protesto eyleminin yapılmaması için gerekçeler yaratmaya çalışıyorlardı.

Daha Kürd Bayrakları açılmamışken, açılmasını engellemek için çok özel bir yerde tutulan bayrakları çıkarma çabası içine girmeye başladılar.

Buna karşılık emniyet görevlileriyle muhatap ve karşı kaşıya geldik.

Bayrakların açılacağını, Kürd Bayraklarının yükseltilmesinin suç olmadığını hukuki olarak anlatmaya çalışırken, söylenenleri dinlemek istemiyorlardı.

Ayrıca Türk Devleti Cumhurbaşkanı ve Başbakanının, Kürdistan Başkanı Mesut Barzani, Kürdistan Federe Bölgesi Başkanı Neçîrvan Barzani ile diplomatik toplantı yaptıkları zaman, Kürd Bayrağının masada olduğunu anlatmamıza rağmen, dinlemek durumda değillerdi.

Bu karşılıklı sürtüşme, itiş kakış ortamında Basın Açıklaması başladı ve Kürd Bayrakları da yükseltildi.

Doğrudan konuya taraf olmuştum, daha da fiili ve hukuki taraf olmak için bir avukat olarak Kürd Bayrağını yükseltmeyi doğru gördüm.

O dakikalardan sonra polis magafonlarla Kürd Bayraklarının indirilmesinin gerektiği, yoksa toplantıya müdahale edeceklerini açıklıyorlardı.

Bu arada onlar girişim halindeyken, Basın Açıklamasının tehlikeye girmemesi için, Kürd Bayrağını yükseltenlerin bir köşeye yanıma gelmelerini, burada da bayrak indirmelerini ifade ettim.

O dönemde de emniyet görevlileriyle karşı karşıya geldiğimde, “kendilerinin barışçıl bir eylemi dağıtmak istemelerinin hukuki ve kanuni olmadığını, Kürd Bayrağını taşımanın suç olmadığını, KAMERALARI açtığınıza göre savcının istemesi halinde gelip görüşlerimizi ifade edeceğimizi” belirttim.

Buna rağmen itiş ve kakışlar içinde basın toplantısı son buldu.

Açıklama sonrası, televizyonlara kısa hukuki ve siyasi genel bir açıklama yaptım.

Bu konuda iki televizyonda benimle röportaj yaptı.

Daha önce birçok toplantıda Kürd Bayrakları açılmasına rağmen, bu toplantıda Kürd Bayrağına saldırının, Cumhurbaşkanın dünkü Hükümet Toplantısından sonra yaptığı açıklama, Kürd’e dair taleplerle ilgili gelişmeleri ve “Terörsüz Türkiye” stratejisine karşıtlığın provokasyon olarak nitelendirmesi ve müdahale edileceği değerlendirmesinin akabinde olması yeni bir anlama sahip olduğunu düşünüyorum.

Hinek nivîsên din:

Geef een reactie

Je e-mailadres wordt niet gepubliceerd. Vereiste velden zijn gemarkeerd met *