EKONOMİ-POLİTİKA TEORİ-PRATİK İLİŞKİSİ

EKONOMİ-POLİTİKA TEORİ-PRATİK İLİŞKİSİ

RIFAT SEFALI

Siyaset bilimcileri, dünyanın değişik ülkelerinin sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik yapılarını bir analizden geçirdikten sonra, bu ülkelerin sosyo ekonomik, sosyo politik yapılarına dayanarak , dünya’yı kamplara ayırmışlardır. Dünya’yı birincı, ikinci ve üçüncü dünya ülkeleri, yada gelişmiş, gelişmekte olan ve geri kalmış ülkeler olarak adlandırmışlardır. Tabi bu kamplaştırma da baz alınan, salt ülkelerin ekonomik yapıları değildir. Ekonomik ilerilik–gerilik doğal olarak o ülkenin siyasal yapısına da kültürel yapısına da ilerilik – gerilik olarak yansıyacaktır.

Yakın bir geçmişte Dünyamız bir körfez krizi yaşadı. Körfez kriziyle birlikte BM ‘ye bağlı barış güçlerinin! orta-doğuya kaydırılmasından sonra -ekonomi’nin politikaya etkisini kavrama açısından- çok enteresan olaylar yaşandı. Amerikan halkı ellerinde meşalelerle günlerce Beyaz Sarayı işgal ettiler, “çocuklarımızın orta-dou da ne işi var, çocuklarımızın ölmesini istemiyoruz” dediler. Bu olay ya çoğumuzun gözünden kaçtı , yada humaniter bir karşı koyuş veya bir tepki olarak değerlendirdik. Özünde de öyledir. İnsancıl bir karşıkoyuştu. Amerika nere? Irak nere? Ancak, aynı tepkinin birde ekonomik olarak geri kalmış veya gelişmekte olan bir ülkede sergilendiğini düşünelim hiç kuşkusuz bir sonraki gün gazeteler ve görsel medyanın koskoca puntolarla, sür manşetten hainler saldırdı! onlarca ölü bir okadar da yaralıdan bahsetmeleri hiç de garipsenmez di sanırım.

Ekonomik olarak ileri ülkekerde geri kalmış ülkelere nazaran göreceli de olsa genişlik vardır. Doğal olarak da olmalıdır . Yukarı da verdiğimiz Amerikan örneğinden hareketle: En sıradan bir insani tepki olarak değerlendirdiğimiz olay, bir geri kalmış veya azgelişmiş ülkede gerçekleşecek olsaydı, bu durumu hiç kuşkusuz çoğumuz devrimci bir yönelim olarak değerlendirmiş olacaktık. Nitekim öyledir de. Geri kalmış ülkelerde direkt devletin veya sistemin politikalarına yönelik eylemin devrimci özü ön plana çıkar. Oysa ekonomik olarak ileri ülkelerde bu türden politikalara karşı çıkmak en doğal insani, yurttaşlık hakkı olarak değerlendirilebiliyor.

Geri kalmış ülkelerde politik olarak uç noktada ileriliği yakalamak mümkün olmayabiliyor. Gerı kalmiş ülkelerdeki devlet yönetimlerinin hemen hemen tümü iktidarlarını baskı ve zulüm temelinde sürdürmüşlerdir. Baskı ve zulmün hüküm sürdüğü ülkelerde halkın en temel hak ve özgürlükler istemi bile kanla bastırılabiliyor. Böyle bir ortamda politik gelişme sürece bağlı olarak seyreder. ilk başlarda ciddi teorik tespitler olmaksızın direkt sisteme yonelik sıradan tepkiler gibi görünse de pratik süreç içinde gelişip şekilleniyor. Teorinin gelişip şekillenmesini pratik politika sağlıyor.

Geri kalmış ülkelerdeki sisteme yönelik faaliyetin tümden devrimci özü yakalanınca, teori mi pratiğe yön verir, pratik mi teoriyi şekillendirir sorununu da çözmek mümkün olur. Geri kalmış ülkelerde genel teorik saptamalardan sonra pratik faaliyet teorik gelişmeyi sağlıyor veya teorik şekillenmeye yön veriyor. Pratik hantallık teorik hantallığı beraberinde geliştiriyor, doğal olarak pratik politika açısından da güç izafiyeti gündeme geliyor. Pratik politikadaki teorik yetmezliğe gelince pratik faaliyet içerisinde gelişip şekillene biliyor. Ekonomik olarak geri bir ülkede politik olarak çok ilen bir sıçrama beklemek bir istem olabilir, ancak pratik olarak ne kadar gerçekçi olur bilemiyorum. Teorik olarak çok doğru şematize edilen bir belirleme, pratik süreç ile uyuşmazlık arzedebilir. Ekonomik olarak gelişkin ülkeler için aynı şeyleri söylemek mümkün değil, teorik olarak süreci ve olayı çok net bir şekilde şematize etmemış iseniz ona uygun çözümlemelerde bulunamayacağınız gibi bunu pratiğe yansıtmanız da mümkün olmaz.

Teorik tespitleri bilimsel doğrulardan kurulu, dört dörtlük bir siyasal yapılanmayı yaratmak en beklenilenidir. Böyle bir siyasal yapılanmayla hedef küçülür, amaca ulaşmada bir o kadar yakınlaşır. Ancak kurulu bir saat gibi çalışacak bir siyasal yapılanmayı beklemek, yani bu süreç içinde eforunu sarfedeceği adresi beklemek, hiç iş yapmamak demektir. Teorik tespitler birebir örtüşmese bile pratik süreç içinde ya bütünleşir veya yolayırırnma götürür, durup beklemek mesafe katettiremeyeceği gibi köretmeye hantallığa sürükler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir