Dünya’da, Türkiye’de “kâğıtlar yeniden karılıyor”. Yeni anlayış ve siyasetler geliştirmeliyiz…

İbrahim GÜÇLÜ

(ibrahimguclu21@gmail.com)

Değişim süreklidir. İnsanlık, dünya, milletler bütün engellemelere rağmen değişmeye devam ettiler. Bundan dolayı farklı tarihsel çağlardan, tarihsel dönemlerden bahsedildi. O farklı çağlardaki ve dönemlerdeki gelişme ve değişimler; dünya, insanlık yaşamı anlaşılmaya ve tanımlanmaya çalışıldı. Bu gelişme ve değişmelere göre de yaşam yeniden dizayn edildi.

Kürdistan’da bu çağlara ve tarihsel dönemlere göre gelişmeler ve değişmeler oldu. Kürdistanlılar, bu çağlara ve tarihsel dönemlere göre yaşamlarını kurdular. Üretim sürecine girdiler. Büyük imparatorlukların savaşlarına, Kürdistan’ı işgallerine tanıklık yaptılar. Katliamlar yaşadılar, yıkımlar gördüler.

Bu süreç son yüzyıllarda da devam etti. Günümüzde de devam ediyor. Bu çağlar, tarihsel dönemler farklı büyük tarihsel-siyasi olaylara da kaynaklık ettiler. Son üç asırda, milli devletlerin oluşumuna yol açan Fransız Devrimi, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları, Rusya’da Bolşevik Devrimi ile sosyalizm döneminin kapitalizme karşı alternatif siyasi, ekonomik, askeri bir alternatif olarak gelişmeye başlaması, İkinci Dünya Savaşından sonra Soğuk Savaşın başlaması, Sosyalist Sistemin yıkılması ve Soğuk Savaşın son bulması gibi önemli tarihsel, siyasal gelişmelerle; Yeni tarihsel dönemlere yol açıldı.

Kürtler ve Kürdistanlılar olarak, bulunduğumuz noktayı, bütün milletler devlet sahibi olmasına rağmen bizim devlet sahibi olmamamız, tarihsel dönemleri çok iyi okumadığımız, dönemleri çok iyi anlayıp kavramadığımız ve tanımlayamadığımız, dönemlerin ruhuna uygun siyasetler üretemediğimiz açıkça ortaya çıkıyor.

Bulunduğumuz aşamada da, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi ve büyük Rusya-Ukrayna Savaşından sonra, Dünyada, Ortadoğu’da, Türkiye’de kâğıtlar yeniden karılıyor. Bu savaş, bir Rusya-Ukrayna Savaşından ziyade, Rusya, ABD İngiltere, onlara eklemlenen AB Devletleri arasından bir savaş. Aynı zaman araçsallaşan bir vekâlet savaşı konumundadır. Bu da, Ukrayna halkının işgala karşı mücadelesine gölge düşürmektedir. Savaşın sonuçlanmasında, Ukrayna Halkı/Yönetiminin iradesi yerine, AB-İngiltere ve onlara eklemlenen AB Devletlerinin iradesi geçiyor. Bir anlamda da, Üçüncü Dünya Savaşı askeri-militer anlamda olmazsa bile, ekonomik anlamda devam ediyor. Keskin “Yeni Soğuk Savaş Döneminin” geri geldiğine dair dünyada bir görüş birliği var. Ben de başından beri bu görüşümü ifade ediyorum. Rusya-Ukrayna Savaşının bir nükleer savaşa yol açacağının da güçlü verileri ve korkuları var. Bunun dünya için çok yuıkıcı bir savaş olması da tartışmasız. ABD-İngiltere’nin savaşın içine bütün gövdesi ile girmesi, bu tehlikeyi artırmaktadır. Bu da devlet ve emperyalist çıkarlar uğruna büyük bir sorumsuzluğun olduğunu gösteriyor.

Türk Devleti, savaşa karşı izlediği orta yolcu ve dengeli tutumuyla, daha güçlenerek çıkacağı ve bir atılım yapacağı da düşünülmektedir. Şüphesiz biz Kürtler için önemli olan gelişme de, Türk Devletindeki gelişmelerdir. Çünkü Türk Devletinde her tarihsel dönemdeki gelişmeler ve değişimler, bizi doğrudan etkileyen, hayatımıza, milli kurtuluş mücadelemize yön ve doğrultu veren bir aktör konumundadır.

Açık olan bir gerçek var ki Türk Devletinin ana niteliği olan sömürgeci, faşizm, otoriter, tekçi devlet; Türklerin dışında kimsenin olmayan devlet karakteri değişmemesine ve devam etmesine rağmen; Türk Devletinin bu özellikleri üzerinde eski devlet olmadığı, farklı parametrelerde büyüdüğü, güçlendiği, özellikle de güvenlik ve savunma sanayisindeki gelişmelerde niteliksel farklılık yarattığı dünyanın da kabul ettiği bir gerçektir.

Türk Devletindeki bu gelişme ve değişmenin, biz Kürtleri bütün yönleriyle, siyaset ve ekonomik alanıyla birlikte milli mücadelemizi doğrudan etkileyen önemli bir konu olduğu tartışmasızdır.
12 Eylül 1980 Askeri sömürgeci-faşist darbeden sonra Kürt milli hareketiyle ilgili gelişmeleri tespit edemediğimiz, yeni döneme uygun strateji ve politikalar üretmediğimiz gereğinin, Kürdistan milli Hareketini tükenme noktasına getirdiği bütün çıplaklığıyla ortadadır.

Bu anlamıyla Yeni Soğuk Savaş döneminde aynı yanlışa düşmemeliyiz. Kürdistan Milli Hareketinin yeniden ayağa kalkması, sosyolojik yapıya kavuşması, bütün Kürdistan kesimleri kucaklayacak mücadeleci örgütlenmesi için yeni dönemi anlamamız, tanımlamamız, yapılacaklar iyi saptamamız gerekir.

Biz Kürtler şimdilerde Türk devletiyle ilgili sürekli bir paradigmaya sahip olma sığlığı içinde, gerçekçi olmayan bir tavırdayız. Bu da yeni politikalar üretmemize engel oluyor. Bizim bu sığlıktan ve gerçekçi olmayan konumdan hızla çıkmamız gerekir.

Bilindiği gibi, Türk Devlet gerçeğini sınırlı da olsa doğru anlama, kavrama, tanımlama konumunda olduğumuz zaman, Kürdistan Milli Hareketinde belirli ve önemli adımlar atılmıştır.

Kürdistan’ın Kuzeyinde, 1974’den sonra milli hareketimizin önemli bir ivme kazanmasının nedeni o sınırlı doğru okuma, anlama, kavrama, tanımlama yapımızın bir eseridir. Onun için o dönemi Kürt milli hareketimizin 3. Bahar Dönemi olarak nitelendirmemiz söz konusu oddu. Ama ne yazık ki, Türk devlet gerçeğini o dönemde bütünlüklü anlama, kavrama, tanımlama özelliğine sahip olm adığımız için, PKK gibii Kürt milli hareketinin tasfiye aracı olana devlet aparatının gelişmesini engelleyemedik.

Diyarbekîr, 19. 04. 2024

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *