DIYARBAKIR 5 NOLU ASKERİ CEZAEVİNDE İŞKENCELERİ YAPAN GÖREVLİLERİN YARGILANMASI İÇİN BİREYSEL BAŞVURU DİLEKÇE ÖRNEĞİ

 

 

T.C

ANAYASA MAHKEMESİ

BİREYSEL BAŞVURU FORMU

 Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 59. maddesine göre hazırlanmıştır.

 I- KİŞİSEL BİLGİLER

 

A- GERÇEK KİŞİLER İÇİN

 

BAŞVURUCUNUN

1- T.C. Kimlik Numarası :      11111111111

2- Adı                         :           X

3 – Soyadı                   :           Y

4- Cinsiyeti                 :            Erkek

5- Uyruğu                   :           Türkiye Cumhuriyeti

6- Yazışma Adresi      :

7- Telefon Numarası Ve Elektronik Posta Adresi

A- Ev                          :

B- İş :

C- Cep                        :

Ç- Elektronik Posta Adresi :

 

2.BAŞVURUCUNUN

1- T.C. Kimlik Numarası :                 11111111111

2- Adı                         :                       Y

3 – Soyadı                   :                       X

4- Cinsiyeti                 :                       Kadın

5- Uyruğu                   :                       Türkiye Cumhuriyeti

6- Yazışma Adresi      :

7- Telefon Numarası Ve Elektronik Posta Adresi

A- Ev                          :

B- İş                           :

C- Cep :

Ç- Elektronik Posta Adresi    :

 

Avukatının

1- Adı                                     :  Sedat

2 – Soyadı                               :  ÇINAR

3- Yazışma Adresi                 : Selahattin Yazıcıoğlu Cad, Yıldız Sk , İnka -1 Apt K.2/3

Yenişehir – Merkez Diyarbakır

4- Telefon Numarası Ve Elektronik Posta Adresi

A- Ev                                     :

B- İş                                       :           0412- 223 65 59

C- Cep                                    :           0532-615 34 88

Ç- Elektronik Posta Adresi     :          cinarsedat@gmail.com

 

II- OLAYLARA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR

 

A- Kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti

 

  • Başvurucu/Müştekiler Sayın Bayan  Y ile    Sayın Bay X   12 Eylül 1980 ila Aralık 1984 tarihleri arasında  tutuklu bulundukları Diyarbakır 5 Nolu   Cezaevinde,  şikayet dilekçesinde yazıldığı şekilde vahşet, zulüm ve insanlığa karşı suç teşkil eden fiillerin mağduru ve  diğer mağdurların tanığı olarak ; bu suçları işleyen failler
  • Başta Kenan EVREN olmak üzere 12 Eylül 1980 Askeri Darbesini yapan Cunta Yönetimini oluşturan kişileri
  • Bu süre içerisinde 7.Kolordu ve Sıkıyönetim Komutanlığını yürüten kişileri
  • Bu süre içerisinde Askeri emir ve Komuta zinciri içerisinde Diyarbakır 5 Nolu Cezaevinde görev yapan  Üst Düzey Askeri Yetkilileri
  • Bu süre içerisinde Askeri emir ve Komuta zinciri içerisinde Diyarbakır 5 Nolu   Cezaevinde görev yapan  daha alt düzey   Askeri Yetkilileri  şikayet ederler. (EK-2 , Şikayet dilekçesi)

 

  • Başvurucular bu şikayetlerini Eylül 2010 tarihinde halk oylamasıyla geçici 15.maddesinin kaldırılmasından sonra yaparlar.

 

  • Şikayet üzerine Diyarbakır C.Başsavcılığınca 2011/26820 nolu soruşturma dosyası açılır. Bu dosya kapsamında işkencenin tespiti yönünden başvurucular İstanbul Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek rapor aldırılır.  Rapor örneği soruşturma dosyasının içindedir.

Şikayeti inceleyen Diyarbakır C.Başsavcılığı, şikayete konu filleri işkence suçu olarak tanımladıktan sonra

      a.) İşkence Suçunun Türkiye’nin tarafı olduğu uluslararası insan hakları belgelerinde zamanaşımına tabi olmadığını

      b.) 2004 yılına kadar bu suçun iç hukukta zamanaşımına tabi olduğunu ,  2004 sonrasında ise   tabi olmadığını ;

      c.) 2004 öncesinde işlenen bu suçun işleniş zamanına göre yine 2004 öncesinde zamanaşımına uğramış olduğunu belirterek 18.06.2014 gün 2011/ 26820 Soruşturma    2014/ 9125  Karar sayılı  “ Zamanaşımı nedeniyle  kamu adına  Kovuşturmaya Yer Olmadığına”  karar verir. (EK-3, Takipsizlik kararı)

 

  • Başvurucular bu karara karşı Diyarbakır Sulh Ceza Hakimliğine itirazda bulunurlar. Başvurucular  itirazlarında özetle
  •  Soruşturma konusu suç fiilleri işkence tanımını çok aşan İNSANLIĞA KARŞI SUÇTUR ve ZAMANAŞIMINA TABİ OLMAYACAĞI  ( uluslararası belgelerdeki tanım ve tariflere atıf yapılarak)
  • Anayasanın geçici 15.maddesinin kaldırılmış olması ve bazı yargısal içtihatlara atıf da yapılarak  “ Faillerin/şüphelilerin tamamı üst düzey kamu görevlileri olması ” nedeniyle zamanaşımı işlemeyeceği
  • İnter-Amerika İnsan Hakları Mahkemesinin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin benzeri durumlarda verilmiş  kararlarına atıf yapılarak “İnsan haklarının ağır ihlallerinde zamanaşımı hükümlerinin  uygulanamaz olması” nedeniyle zamanaşımın söz konusu olmadığı
  • Savcılıkların aradan geçen zamana karşın etkin soruşturma yürütmemiş olmaları nedeniyle itiraz ederler. (EK- 4 , itiraz dilekçesi örneği)

 

  1. İtirazı inceleyen Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2014/ 635 Değişik İş sayılı kararı ile İTİRAZIN  REDDİNE  karar verilir. ( EK-5)

 

6-  Red kararı başvurucular  20.12.2014 tarihinde tebliğ edilir.

 

7- Bu red kararı üzerine başkaca yasa yolu kalmadığından  Anayasa Mahkemesine  bireysel başvuru  yapmak    zorunluluğu doğmuştur.

 

B- Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenlerle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere ait özlü açıklamalar:

 

1.) İnsan Haları Avrupa Sözleşmesinin  3.maddesindeki  “Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz” şeklindeki  hükmü  ihlal edilmiştir.  Şöyle ki ;

 

Diyarbakır 5 Nolu Askeri Cezaevi 1980 yılında E tipi olarak Adalet Bakanlığı tarafından yaptırıldı, 12 Eylül sonrası askeri   yönetime devredilerek  Sıkıyönetim Askeri Cezaevi olarak kullanıldı. 9 Mayıs 1988 tarihinde Adalet Bakanlığına devredildi. E Tipi Cezaevi 650 kapasitelidir ancak olayın geçtiği tarihlerde nerdeyse istifleme olarak kapasitesinin 4-5 katından fazla tutuklu ve hükümlü tutulmuştur. Olayın geçtiği tarihlerde tutuklu ve hükümlülere falaka, cop ve kalasla vurmak, lağım kanallarına sokmak, dışkı yedirmek, tutukluları birbirine dövdürmek, makata jop sokmak sonra yalatmak, aç bırakmak, susuz bırakmak, aşırı tuzlu yedirdikten sonra su vermemek, tuvalet yasağı, banyo yasağı, aynı koğuşta bulunanların dahi kendi aralarında konuşma yasağı, Türkçe bilmeyenlere dahi Marş ezberletme, gün boyunca sürekli Şoven Marşlar söyletme, her komutta dövmek ve küfürle çağırmak,  uyutmamak, askeri kurallara ve eğitime  zorlamak, sakatlayıcı fiziki hareketler yaptırmak, aşırı soğuğa veya sıcağa maruz bırakmak, koğuşların pencereleri kapatılarak herkese zorla sigara içirtmek, küçük düşürücü- onur kırıcı davranışlar, penise ip bağlayarak çekmek,  dayakla öldürmek, itirafçılığa zorlamak, cinsel taciz ve tecavüz; uygulayanın  hayal gücüne bağlı  vb sürekli ve düzenli insanlık dışı vahşet ve zulüm davranışları uygulanmıştır. Bu suç fiilleri işkence tanımını çok aşan İNSANLIĞA KARŞI SUÇTUR .  Başvurucular  …X… ile    … Y…. 12 Eylül 1980 ila Aralık 1984 tarihleri arasında tutuklu bulundukları Diyarbakır 5 Nolu   Cezaevinde,  şikayet dilekçesinde yazıldığı şekilde vahşet, zulüm ve insanlığa karşı suç teşkil eden bu fiillerin mağduru ve  diğer mağdurların da  tanığıdırlar.

 

“Diyarbakır 5 Nolu Sıkıyönetim Askeri Cezaevi” olarak bilinen cezaevinde, bu suç fiillerinin  12 Eylül 1980 tarihinden başlayarak Aralık 1984 tarihine kadar sistematik olarak işlendiği  sabittir. Bu tarihlerde adı geçen cezaevinde şikayet dilekçesinde yazılan suç fiillerinin işlendiğine dair bizzat mağdurları tarafından yazılmış çok sayıda kitap, röportaj, ulusal ve uluslararası gözlem raporuyla ispatlanmıştır. Bu suç fillerinin varlığı her kesimin ortak kabulüdür.  Kaldı ki bu suç fiillerinin binlerce mağduru halen de yaşamakta ve mağdurların bir bölümü benzeri şikayetlerde bulunmuşlardır. Bu suç fiilleri İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 3.maddesinde  yasaklanan  “işkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muamele”  ve hatta bu tanımı da aşan insanlığa karşı suçlardandır.   

 

 

2.)  Etkin Soruşturma Yürütülmemiş Olması Nedeniyle AİHS’nin 3.maddesinde koruma altına alınan Hak İhlal Edilmiştir.

 

“Diyarbakır 5 Nolu Sıkıyönetim Askeri Cezaevi” olarak bilinen cezaevinde, bu suç fiillerinin 12 Eylül 1980 tarihinden başlayarak Aralık 1984 tarihine kadar sistematik olarak işlendiği sabittir. Bu tarihlerde adı geçen cezaevinde şikayet dilekçesinde yazılan suç fiillerinin işlendiğine dair bizzat mağdurları tarafından yazılmış çok sayıda kitap, röportaj, ulusal ve uluslararası gözlem raporuyla ispatlanmıştır. Ancak durum tüm devlet kurumlarınca bilinmesine ve kabul edilmesine rağmen  “takibi şikayete bağlı olmayan” bu suçlara ilişkin olarak başvurucuların şikayetine kadar yargısal makamlar (savcılık makamı) veya TBMM’nce araştırma komisyonu oluşturmak şeklinde yada Hükümet veya Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurumu harekete geçmemiş ve durum suskunlukla geçiştirilmiştir.

 

Şikayet sonrasında da Savcılık Makamı, şikayete konu suç fiillerinin gerçekleşip gerçekleşmediğini, gerçekleşmiş ise faillerini tespit etmeli, faillerin/şüphelilerin  savunmaları ile bu fiilleri bireysel kararları doğrultusunda mı  emir komuta zinciri içinde aldıkları emir ve talimatlar doğrultusunda mı gerçekleştirdikleri tespit etmeliydi.  Savcılığın bu araştırma ve tespitleri yapmadan zamanaşımına ilişkin norm yorumunda bulunarak zamanaşımı nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi yerinde değildir.

 

AİHM  işbu soruşturma dosyasına benzer başvurularda   ağır insan hakları ihlalleri  mağdurlarının  adalet arayışlarında Türkiye’deki adli makamların etkin soruşturma yapmayarak görevini yerine getirmediğini defalarca tesbit etmiştir.  Türkiye Savcıların daha etkin soruşturmalar yapabileceği bir ortama girmişken  zamanaşımı  olgusu  adaletin önüne yeni bir engel oluşturmak, cezasızlık düzenini pekiştirmek  olacaktır.

 

3.)  Anayasanın 36 ve AİHS’nin 6.maddesinde güvence altına alınan  “Mahkemeye Erişim Hakkı” / “ hakime ulaşma hakkı” ihlal edilmiştir.

 

Savcılık yukarıda açıklandığı üzere  şikayete konu suçu işkence suçu olarak tanımladıktan sonra 2004 yılına kadar bu suçun iç hukukta zamanaşımına tabi olduğunu ,  2004 sonrasında ise   tabi olmadığını;  2004 öncesinde işlenen bu suçun işleniş zamanına göre yine  2004 öncesinde zamanaşımına uğramış olduğunu  belirterek takipsizlik kararı vermiş ; bu karara karşı yapılan itiraz da  Savcılık görüşü doğrultusunda Sulh Ceza Hakimi tarafından reddedilmiştir.  Bu görüş ve kararlar , Anayasanın 36 ve AİHS’nin 6.maddesinde güvence altına alınan  “Mahkemeye Erişim Hakkı” nın ihlali anlamına gelmektedir.  İtiraz dilekçesinde ayrıntılarıyla belirtildiği üzere  

 

  • Soruşturma konusu suç fiilleri işkence tanımını çok aşan İNSANLIĞA KARŞI SUÇTUR ve ZAMANAŞIMINA TABİ DEĞİLDİR.

 

  • Anayasanın geçici 15.maddesinin kaldırılmış olması ve “Faillerin/şüphelilerin  tamamının üst düzey kamu görevlileri olması ” nedeniyle  zamanaşımı işlemez.  Suça konu dönemlerde Diyarbakır 5 Nolu   Sıkıyönetim  Askeri Cezaevi”  nin işletimi ve denetimi   Kolordu Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından yapılmaktadır.  12 EYLÜL 1980 ASKERI DARBESI ile  Parlamento ve Hükümet feshedilerek tüm milletvekillerinin dokunulmazlığı kaldırılmış , tüm Parti , dernek ve sendikalar kapatılmış;  yürütme ve yasama yetkisini haiz  MILLI GÜVENLIK KONSEYI OLUŞTURULMUŞ.   67 İlde ( tüm ülke) Sıkıyönetim ilan edilmiş , Sıkıyönetim Komutanlıklarına ( bu arada 7.Kolordu Sıkıyönetim Komutanlığına)  “…luzum görecekleri her türlü tertip ve tedbir alma yetkisi” verilmiştir.  Şikayet dilekçesinde belirtilen işkence yöntemleri çok sistematik ve  merkezidir.    Cezaevinin  yetkilileri olan askeri personel tarafından icra edilen bu suç failleri 7.Kolordu Sıkıyönetim Komutanlığına bağlıdırlar ve Komutanlığın bilgisi ve onayı dahilinde yapmışlardır. Komutanlık da emir ve komuta zinciri içerisinde MILLI GÜVENLIK KONSEYINİN BİLGİSİ VE ONAYI İLE HAREKET ETMİŞTİR. Bu suç fillerini icra eden , suç fillerinin işlenmesi yönünde emir ve talimat veren ve suç fillerini onaylayan şüpheliler   İç hukuktaki Anayasanın geçici 15.maddesindeki  kuralla  cezasızlık/ sorumsuzluk/ dokunulmazlıkla korunmuşlardır.

 

12 Eylül 1980 askeri darbe döneminde  yapılan işkence  şikayetleriyle açılan  soruşturmada Ankara Özel Yetkili Savcılığınca görevsizlik kararı verilmiş  (soruşturma no.2012/85; karar no.2012/137) ancak kararda   Avrupa Mahkemesinin içtihatları  ve Türkiye’nin İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 1.maddesindeki   yükümlülükleri çerçevesinde, bu iddiaların ilgili mahal savcılıklarınca soruşturulmasını ve zamanaşımının uygulanmaması gerektiği vurgulanmıştır. “Kamu görevlilerinin faili olduğu yaşama hakkının ihlali, işkence ve kötü muamele suçlamalarında hiçbir durumda zamanaşımı uygulanamaz;  söz konusu kişilerle ilgili af düzenlemesi yapılamaz.” (Ankara Özel Yetkili Savcılığının 22.02.2012 tarih ,   2012/85  Soruşturma  ve 2012/ 137 karar sayılı  görevsizlik kararından )

Benzer  bir gerekçeye bir diğer örnek de Ankara 11. Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesinin, 1993 yılında Sivas’ta Madımak otelinde 35 kişinin ölümüyle   ilgili yargılanan bazı sivil sanıklar aleyhindeki davanın kararında görülmektedir.  Mahkeme kamu görevlilerinin yaşam hakkının ihlali veya işkence suçuyla yargılanırken zamanaşımından faydalanamayacaklarını “ belirtmiştir.

 

 

  • İnter-Amerika İnsan Hakları Mahkemesinin ve Avurupa İnsan Hakları Hakları Mahkemesinin  benzeri durumda verilmiş  kararlarına atıf yapılarak “İnsan haklarının ağır ihlallerinde zamanaşımı hükümlerinin  uygulanamaz olması” nedeniyle zamanaşımın sözkonusu değildir.
  • İnter-Amerika İnsan Hakları Mahkemesi , 2001’deki Barrios-Alto / Peru davasından başlayarak bir dizi davada  verdiği kararlarda, “uluslararası insan hakları hukukunun tanıdığı değiştirilemez hakları ihlal  ettiği için yasaklanmış olan işkence, yargısız/keyfi infaz ve zorla kayıp etme gibi ciddi insan hakları ihlallerinden sorumlu olanların soruşturulması ve cezalandırılmasını önlemek amacıyla zamanaşımı kuralına  başvurulamayacağına” hükmetmiştir.   Mahkeme, “Devlet, kendisini bu yükümlülükten (ağır suçlardan sorumlu olanları tespit etmek, kovuşturmak ve cezalandırmak) muaf tutmak amacıyla… af yasalarını, ceza hukukunun geriye dönük uygulanmama ilkesini, önceki yargı kararlarını, non bis in idem ilkesini… ya da bu sorumluluğunu tasfiye eden benzer başka araçları uygulamaya koyamaz”  hükmü temelinde, sanığın suçsuzluğunu kanıtlamaya yönelik olmayan hiçbir savunmanın, insan haklarına ilişkin suçların cezasız kalmasına yol açacak şekilde uygulanmaması gerektiğini  birçok kararında defalarca   dile getirmiştir.

 

  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de benzer konularda benzer kararlar vermiş

AİHM bu yöndeki ilk içtihatlarında, Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin (Doğu Almanya) sınır koruma politikası gereğince, sınırı geçmeye çalışan sivillerin sınır görevlileri tarafından öldürülmesi ile ilgili davalarda, Federal Almanya Cumhuriyeti tarafından zamanaşımı dikkate alınmadan kanunların geçmişe yönelik olarak uygulanmasında 7. Maddeye aykırılık bulmamıştır.

Eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde yer alan ve sonradan bağımsız hale gelen Letonya ve Estonya gibi devletlerin sosyalist birer cumhuriyetken devlet görevlileri olan bazı şahısların eylemlerini  (sınır dışı etme, öldürme ve işkence gibi fiilleri)  insanlığa karşı suç kapsamında ele alarak geriye dönük olarak zamanaşımı dikkate alınmadan  yargılanmalarını ve cezalandırılmalarını da, 7. Maddeye uygun bulmuştur. ( Bkz.  V.Kononov/ Letonya Kararı)

AİHM 2006 yılında Kolk ve Kisliyi davasında, 1949 yılında Estonya Sosyalist Cumhuriyeti’nde biri savunma, diğeri içişleri bakanlığı müfettişi olan iki kişinin, “bazı kişilerin SSCB’nin ücra köşelerine sürgün edilmelerinde rol aldıkları için”  2003 yılında Estonya mahkemelerince insanlığa karşı suç işlemekten yargılanmalarını da  AİHS’ne uygun bulmuştur.

  • Savcılığın da kabulünde olduğu üzere Türkiyenin tarafı olduğu  Ulusalüstü Belgelere göre  işkence ve insanlığa karşı suçlarda  zamanaşımı sözkonusu değildir. Anayasanın 90.maddesi gereğince iç hukuktaki kurallar karşısında Türkiyenin tarafı olduğu  Ulusalüstü Belgelerdeki hükümlere üstünlük tanınmalıdır.

Tüm bu hukuki ve fiili duruma karşın zamanaşımı gerekçesiyle şikayetlerin Mahkeme önüne götürülmemesi Anayasanın 36 ve AİHS’nin 6.maddesinde güvence altına alınan  “Mahkemeye Erişim Hakkı” / “ hakime ulaşma hakkı” ihlal edilmiştir.

 

 

4.) Bu ihlallerle bağlantılı olarak   İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair  Sözleşmesinin 13.maddesindeki “Etkili  Başvuru hakkı” ihlal edilmiştir.

 

İşbu başvuru dilekçesinin II- B/1,2 ve 3.maddelerinde  belirtilen durumlar nedeniyle  İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 13.maddesindeki “Etkili  Başvuru hakkı” ihlal edilmiştir.

 

 

C- Başvurucunun güncel ve kişisel bir temel hakkının doğrudan zedelendiği iddiasının açıklanması:

 

Sözleşmenin  3.maddesindeki    “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele  veya cezaya tabi tutulamaz.” Hükmü ve  6.maddesindeki  “mahkemeye erişim/hakime ulaşma”  hakkı     demokratik toplumların taşıdığı en temel değerlerden biridir.  İnsanlığa karşı suç işleyen faillerinin bulunarak  yargılanmalarını ve cezalandırılmalarını istemek;   hem iç hukuktaki düzenlemeler ve hem de insan hakları ve temel özgürlükler  konusunda üretilmiş  uluslararası belgelere göre,    başvurucuların en doğal hakkıdır.

 

III-BAŞVURU YOLLARININ TÜKETİLDİĞİNE İLİŞKİN BİLGİLER

 

  • Başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamalar:

Takibi şikayete bağlı olmayan bir suçtur.  Başvurucu hukukun tanıdığı, Savcılığın takipsizlik  kararına  itiraz hakkını da kullanmıştır.

 

B- Başvuru yollarının tüketildiği veya başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarih:

 

1- Kararı Veren Mahkeme/Mercii/ Makam :             Diyarbakır 2.Sulh Ceza Mahkemesi

2- Kararın Tarihi Ve Sayısı:                           2014/635 D İş sayı ve 06/08/2014

3- Tebliğ Veya Öğrenme Tarihi :                   20/12/2014  Tebliğ

 

C- Başvuru mazeret nedeniyle süresi içinde yapılamamışsa buna dair açıklamalar:

Başvuru süresinde yapılmaktadır.

 

IV- DİĞER BİLGİLER

A- Başvurucuların  Anayasa Mahkemesi önünde devam eden bir başka başvuruları   YOKTUR.

 

B- Başvurucuların  kamuya açık belgelerde kimliklerinin  gizli tutulması talebi  YOKTUR.

    

V- SONUÇ TALEPLERİ

 

Bu başvuru formunda vermiş olduğum bilgilerin doğru olduğunu; formda  belirtilen bilgilerde, adreslerinde veya başvuruyla ilgili koşullarda herhangi bir değişiklik meydana geldiğinde Mahkemeye bildireceklerini ederler.   Başvurucular  ,  yukarıda açıklanan  süreçler içerisinde   bireysel başvuru kapsamında olan

 

  • “Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz”  hakkının ihlal edildiğinin  tespitini

 

  • Anayasanın 36 ve AİHS’nin 6.maddesinde güvence altına alınan “Mahkemeye Erişim Hakkı”nın ihlal edildiğinin  tespitini

 

  • ve bunlarla bağlantılı olarak  Sözleşmenin 13.maddesindeki “etkili  başvuru hakkı” nın ihlal edildiğinin  tespitini

 

  • Bu ihlaller nedeniyle her bir başvurucuya  000,00.TL   manevi tazminat  ödenmesini  talep etmektedirler .

 

09/01/2015    Diyarbakır

 

Bayan Y      ve   Bay X

Avukatları  Sedat ÇINAR

 

 

EKLER

 

1-  Vekâletname

2-  Şikayet Dilekçesi

3-   2011/ 26820 Soruşturma    2014/ 9125  Karar sayılı 18.06.2014 günlü  takipsizlik kararı örneği

4-  Başvurucuların  Savcılık Kararına karşı  yaptığı itirazın  dilekçesi örneği

5-   Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2014/ 635 Değişik İş 12.11.2014 günlü “ itirazın reddi” kararı örneği

6- Nüfus cüzdanı örneği,

7- Kesin karar ya da işlemin tebliğ belgesi

8- Başvuru harcının ödendiğine dair belge

9- Dayanılan belgelerin asılları ya da onaylı örnekleri

 

 

 

Av. Sedat ÇINAR

Otel Dedeman Yanı İnka -1 apt kat.2/3   Diyarbakır  , Tlf: (+90) 412  222 06 59   fax: (+90) 412  228 22 25

 

 

ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

Gönderilmek Üzere

DİYARBAKIR  NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE

 

 

KONU        : Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Formunun gönderilmesi

dileğidir.

 

 

TALEP       :  Ekte  , Müvekkillerim X   ( TC No: 11111111111) ile  Y  ( TC No: 11111111111)  adına      usulüne uygun olarak hazırlanıp doldurulmuş “Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Formu”nun  havalesi ile harçlandırılması ve başvuru formu ile eklerinin Anayasa Mahkemesine gönderilmesi dilerim.09/01/2015

 

 

Av. Sedat ÇINAR

 

 

Değerli arkadaşlar ,

 

yUKARIDAKİkli dosyada Anayasa Mahkemesine yapılmış olan başvuru dilekçesi örneği vardır. Siz bu örnek dilekçeyi kendi bilgilerinize ve durumunuza uyarlayarak hazırlayabilir ,ve bulunduğunuz İl/İlçenin Asliye Hukuk Mahkemesine vererek ( harcını ve giderini yatırarak- yaklaşık 250.TL ) siz de başvuru yapabilirsiniz.

 

Anayasa Mahkemesine Başvuru süresi  Sulh Ceza Mahkemesinin itirazınızı reddeden kararın tarafınıza tebliğ tarihi itibariyle 30 gündür.

 

 

Selamlar

 

Av. Sedat ÇINAR

 

Dr.Selahattin Yazıcıoğlu C, Yıldız Sk ( Otel Dedeman Yanı) , İnka-1 apt K.2/3 Yenişehir-Merkez Diyarbakır

 

Tlf: 412- 223 65 59   Fax:412-228 22 25

 

Sedat Cinar <cinarsedat@gmail.com>

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir