Öcalan, Bayık, Haddam’ın itirafları, PKK’nın amacını ortaya koyuyor…

İbrahim GÜÇLÜ 

Yıllardır PKK’nın amacının ne olduğu, kim ve hangi güçler tarafından kurulduğunu, kimlere, hangi devletlere ve güçlere hizmet ettiğini konuşuyor ve tartışıyoruz.

Bu konuda kişi olarak yazdığım makalelerin sayısını hatırlayacak durumda değilim.

Her gün ve her saat de yazdıklarımızı/yazdıklarımı doğrulayan yeni gelişmeler var.

Son günlerde yazdıklarımızı doğrulayan iki gelişme oldu.

Bu gelişmelerden biri, PKK’nın en kafa adamı olan ve Öcalan’a en yakın ve eski adamı olan Cemil Bayık’ın açıklamaları.

Diğer açıklama da Suriye Baas Partisinin Başkanı, Suriye’nin 2. adamı ve diktatör Hafiz Esad’ın yardımcısı Abdulhalim Haddam’ın açıklamalarıdır.

Bu her iki açıklama da aslında Kürtlere, Kürdistanlılara, Kürt milletine, Kürdistanlı siyasetçilere, Kürt aydınlarına yabancı açıklamalar değildir. Bu açıklamalar, Öcalan kaynaklı, Öcalan’ın görüşlerini doğrulayan ve tekrarlayan görüşlerdir.  

 

ÖCALAN KÜRDİSTAN DEVLETİNİ KURULUŞUNU ENGELLEDİKLERİNİ DEFALARCA VE MAHKEMEDE DE İTİRAF ETTİ. BU AÇIKLAMASI İLE SÖMÜRGECİ DEVLETLERİN ÖRGÜTÜ OLDUĞUNU VE ONLARIN HESAPLARINA ÇALIŞTIKLARINI DA İTİRAF ETMİŞ OLDU.

Öcalan Şam’da bulunduğu zaman, hiçbir zaman Türk devletine zarar vermek istemediği, devlet eliti sivil ve asker bürokrasiyi koruduğunu, Kürtler için devlet istemediğini, Türkçeyi koruyacağını her fırsatta mesaj olarak iletti ve açıkladı.

  1. Ali Birant, Yalçın Küçük, Doğu Perinçek başka birçok devlet yetkileri ve gazeteciler vasıtasıyla bu mesajını gerekli duyarlı kurumlara iletti.

Generalleri öldürmek isteyen PKK’lıları engellediğini ifade etti.

Şam’da bulunduğu zaman Kürdistan’ın Güneyinde, ABD ve Avrupa Birliği devletlerinin ikinci İsrail olacak bir Kürdistan Devletini kurmak istediklerini, bu gelişmeyi devletin engelleyemeyeceğini, kendilerine yardım edilmesi halinde engelleyeceklerini çok açıkça söyledi.

Şemdin Sakık’ın, PKK’dan kaçıp KDP’ye sığınmasından sonra, Türk Generallerine karşı savaşan kişinin korunduğunu; devletin bunu alıp getirmeler, yoksa kendilerin yardım edilmesi halinde destek olacaklarını utanmadan ve sıkılmadan dile getirdi. Sonuçta da PKK’ya muhalif olan Şemdin Sakık, bir devlet-PKK ortak operasyonuyla Türkiye’ye getirildi.

Ondan sonra bu gelişmeyi, KDP’ya karşı komplocu bir anlayışla kullanmaya başladı.

Öcalan, 1999 yılında Türkiye’ye getirildiğinde havaalanına iner inmez, annesinin Türk olduğunu, devletine hizmet etmeye hazır olduğunu Türk Bayrağı altında ifade etti.

Öcalan tutuklandıktan sonra, hapishaneden ve mahkemede yaptığı açıklamalarda, Devlete karşı en önemli görevlerini Kürdistan Devleti’nin kuruluşunu engellemekle yerine getirdiklerini defalarca açıkladı.

Kürtlerin devlet, federasyon, otonomiye de hakları yoktur diye çok net açıklamalar yaptı.

Kürdistan’ın Güneyindeki devletleşmeye kesin sözlerle karşı çıkmakla kalmadı, engelleme konusunda kendilerine düşecek görevi yerine getirmeye hazır olduklarını da belirtmekten geri durmadı.

Öcalan’ın bu açıklamalarından sonra tüm PKK yetkilileri onların yasal parti temsilcileri canhıraş bir şekilde bu görüşleri savundular. Kürdistan devletini tarihin çöplüğüne atanlar oldu.

Bu da PKK’nın Türk Devletinin bir projesi olduğunu, kime hizmet ettiğini açıkça ortaya koyuyordu.

 

CEMİL BAYIK, ÖCALAN’IN GÖRÜŞLERİNİ BİR BAŞKA AÇIDAN DELE ALIYOR PKK’NIN NASIL SURİYE HİZMETİNDE OLAN BİR ÖRGÜT OLDUĞUNU AÇIĞA VURUYOR…

Cemil Bayık, El Nahar Gazetesindeki röportajında Suriye’nin cumhurbaşkanı Esad ailesi ile hiçbir dönem ilişkilerinin kopmadığını söylüyor. Bununla da, Öcalan 1998 yılı sonlarında Suriye’den kendisi ayrıldıktan sonra (kendisinin ayrıldığını bugün de güncel olan Abdulhalim Haddam tarafından bir röportajında açıklanmıştı) Türk Devleti ile anlaşma sağlanmış ve Suriye açıklamış olmasına, Türk Devleti ve Suriye arasındaki Adana Mutabakatına (Sözleşmesine) rağmen, Suriye’nin  PKK ile ilişkilerinin hiç hiçbir zaman kesilmemiş olduğunu ortaya koyuyor.. 

Cemil Bayık, Arapça yayın yapan Al Nahar gazetesine verdiği röportajda, “PKK Suriye’nin birliğinden yanadır” dedi. 

Röportajın bütününde diyor ki: 

“Kürtler bulundukları alanda bir özyönetime, demokratik özerkliğe kavuşsun. Kürtlerin anadilde eğitiminin kabulü, düşünce ve örgütleme özgürlüğü temelinde yerel demokrasi ve yerel yönetimler sorunu çözer” diyen Bayık, “Yerel yönetim dil, kültür, eğitim, sağlık, belediye hizmetleri ve iç güvenliği üstlenirse bu Suriye’yi zayıflatmaz, aksine güçlendirir. 

“Hafız Esad ve ailesiyle ilişkilerimiz de yakın ve sıcak olmuştur. Bizim, ne Suriye karşıtlığı ne de Esad karşıtlığı yapmamız söz konusu olur. 

“Biz önceleri de ilişkilerimizi Kürtlerin genel çıkarı ve Kürt-Arap kardeşliği üzerinden kurmuştuk. Şimdi de böyle bir ilişki içinde olmak istiyoruz. Rojava’da yaşananlardan dolayı Beşar Esad yönetiminin bize soğuk ve olumsuz yaklaşımları olsa da biz benzer bir yaklaşım içinde olmadık. Onları anlamaya çalıştık. Onların da bizi anlamalarını isteriz. Şam ile ilişkimizi hiç koparmadık; onlar koparmadıkça biz hiçbir zaman koparmayız. Rêber Apo ile Esad ailesi, dostluğuna hep değer verdik. Şam, bizim için olumsuz bir şey söyleyemez, söylerse bu haksız ve sübjektif değerlendirme olur. 

“Kürt sorununda, devlet ya da devletçik biçiminde bir çözüm arayışımız yoktur.” 

Cemil Bayık, açıklamalarında, PKK’nın Kürtlerin ve Kürdistan’ın çıkarlarını değil, Suriye Devletinin çıkarlarını koruduğunu, Kürdistan Devletine şiddetle karşı olduğunu ortaya koyuyor. 

Bayık, Öcalan’ın Esad ailesi ve PKK’nın Suriye ilişkisini eşitler arasından bir ilişki olarak göstermek istiyor. Oysa Öcalan, bir kere bile Hafız Esad’ı görmedi. Resmi hiçbir sıfatı olmayan ve kötü işlerin piri kabul edilen Cemil Esad’ın hizmetinde olan, ona düğme bağlayan biriydi. 

Öcalan, 1979 yılında Suriye’ye geçti. 12 Eylül 1980 Askeri darbesinden sonra Suriye’nin açık bir şekilde hizmetine girdi. Suriye’nin E-Saika örgütünde eğitildiler. 

Kürdistan’ın Batısında da Kürdistan’ın olmadığını, Kürt ulusunun varlığını inkâr ettiler. Suriye’ye, bu konuda güvence verdiler. Suriye Devleti ile Kürdistan’ın Kuzeyinde yaptığı kötülüğün her türünü, Kürdistan’ın Batısında da yaptı. 1937 yılında, Hoybunla ayağa kalkan, 1957’de Suriye Kürdistan Demokrat Partisi ile kitleselleşen Kürdistan milli Hareketini ve Kürdistan örgütlerini tasfiye etmek için elinden geleni yaptı. 10.000’ne yakın Kürt gencini ya öldürttü ya da öldürdü.

 Günümüzde Kürdistan Batısına, “Suriye’nin Kuzeyi” demesi o dönemden gelen stratejinin bir uygulanmasıdır.

 Bugün PKK/PYD’nin elinde olan bölgeler Baas Rejiminin bölgeleri konumundadır. Sonuçta da öyle olacaktır.

 Türk Devleti’nin de Kürdistan’ın Batısını işgal etmesi için her türlü provokasyonu yapıyor. Sözde Türk Devletine karşı mitinglerinde PKK marşlarını söyleyerek, Öcalan resmini kaldırarak, Türk Devletine “gel Kürdistan’ın Batısını işgal et” diyor. 

 

ABDULHALİM HADDAM, PKK’NIN KÜRDİSTAN DEVLETİNİN KURULMAMASI İÇİN SAVAŞACAĞINA NASIL ANLAŞTIKLARINI AÇIKÇA İFADE EDİYOR. PKK’NIN DÖRT SÖMÜRGECİ DEVLETE HİZMET ETTİĞİNİ AÇIKLIYOR.

Suriye Cumhurbaşkanı Hafız Esad’ın yardımcısı, bir zamanlar Suriye’nin ikinci adamı olan ve Baas Partisinin Genel Sekreteri Abdulhalim Haddam, Şark-El Awsat Gazetesine verdiği bir röportajda, akıl tutulması içinde olan, PKK’nın katilliğini ve kötülüklerini destekleyenleri şoke etmesi gereken bir açıklama yapıyor.

Abdulhalim Haddam röportajında diyor ki:

“Saddam Hüseyin’in Baas Rejimi yıkıldığında, Suriye, Türkiye, İran’da; Kürt Devletinin kurulacağıyla ilgili büyük bir korku oluştu. Kürt Devleti’nin kurulmaması için biz PKK ve YNK’den Kürdistan Devleti’nin kuruluşunu engellemek için çalışacakları sözü aldık.”

Bu anlaşma 18 yıl önce yapılmış. Oysa PKK’nın bu sözleşmeye ihtiyaç duymadan sömürgeci devletlere hizmet ettiği ve Kürdistan devletine karşı savaştığı kuruluşundan bu yana olan bir proje ve stratejidir.

Abdulhalim Haddam’ın açıklamasından, PKK’nın bir Türk Devlet projesi olarak yapılandırılmasına rağmen, giderek 4 sömürgeci devletin projesine dönüştü, 4 sömürgeci devletin çıkarlarına hizmet etti.

Bugün PKK’nın Kürdistan’ın Batısındaki konumu, Kürdistan Federe Devletinde PKK’nın açtığı savaş, PKK’nın İran ilişkileri, HDP kanalıyla Türk derin devlet gücü CHP ile ilişkileri de bu gerçeği ifade ediyor. 

 Diyarbakır, 02. 11. 2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir