Merz’in Türkiye ile ‘stratejik diyalog’ açılımının ÅŸifreleri

Almanya BaÅŸbakanı Friedrich Merz’in Ankara ziyaretinde verdiÄŸi güçlü mesajlar, kamuoyunda büyük ilgi uyandırırken, farklı yorum ve tartışmaları da beraberinde getirdi.

Merz’in stratejik diyalog ve savunma alanında iÅŸbirliÄŸi açılımları, Türkiye’nin AB süreci hakkında yaptığı açıklamalar, Türk medyasında geleceÄŸe iliÅŸkin büyük beklentiler doÄŸurdu. Berlin’de ise geliÅŸmeler daha temkinli bir ÅŸekilde yorumlanıyor.

BBC Türkçe’nin konuÅŸtuÄŸu Alman hükümet kaynakları ve diplomatlar, Merz’in ziyaretinde öne çıkan baÅŸlıkları ÅŸu ÅŸekilde deÄŸerlendiriyor:

Merz’in verdiÄŸi iki sembolik mesaj

Mayıs ayında baÅŸbakanlığı devralan Friedrich Merz, ilk dış ziyaretlerini Paris ve Brüksel’e yapmıştı. Merz, ABD’nin ardından Avrupa dışındaki ilk ziyaretini ise Türkiye’ye yaparak sembolik bir mesaj vermiÅŸ oldu.

Hükümet kaynakları bu tercihin, Türkiye’nin Almanya ve Avrupa için taşıdığı stratejik önemin bir göstergesi olduÄŸunu kaydediyor.

Merz’in, Anıtkabir Özel Defteri’ne yazdığı mesajın da sembolik önemine vurgu yapılıyor.

Cumhuriyet Bayramı’nın kutlandığı 29 Ekim’de Ankara’ya uçan Merz, bir gün sonra CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan ile görüşmesi öncesinde Anıtkabir’i ziyaret etti ve Anıtkabir Özel Defteri’ne ÅŸu satırları yazdı:

“Mustafa Kemal Atatürk 102 yıl önce Türkiye Cumhuriyetini kurarak yeni bir çağı baÅŸlattı.

“Devlet adamı ve vizyon sahibi bir kiÅŸi olarak ülkesini Avrupa’nın idealleriyle bütünleÅŸtirdi ve çaÄŸdaÅŸlık yolunda ilerletti.

“Onun fikirleri günümüzde Almanya Federal Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki derin dostlukta halen etkisini sürdürüyor.”

‘Stratejik diyalog’ açılımı

BaÅŸbakan Merz’in CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan ile basın toplantısında dile getirdiÄŸi stratejik diyalog açılımı, gelecekte inÅŸa edilmesi hedeflenen stratejik ortaklığa dönük bir “niyet beyanı” olarak deÄŸerlendiriliyor.

Bunda, yüzünü yeniden Batı’ya dönen CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın bu tutumunu sürdürüp sürdürmeyeceÄŸinin belirleyici olacağı dile getiriliyor.

Merz konuÅŸmasında, bugün dünyanın, büyük güçlerin mücadelesine sahne olan yeni bir jeopolitik döneme girdiÄŸini, bu nedenle Avrupa’nın ve Almanya’nın da, “stratejik ortaklıklarını” geniÅŸletmek durumunda olduklarını vurguladı.

Merz, Türkiye ile de iyi ilişkilerin ve ortaklığın derinleştirilmesinin, bu yeni dönemin gereği olduğunu, ilişkilerde muazzam bir potansiyelin bulunduğunu, bunu değerlendirmek istediklerini anlattı.

Merz ve Erdoğan el sıkışıyor

Kaynak,Cumhurbaşkanlığı /Murat Çetinmühürdar /Anadolu Ajansı / Getty Images)

Alman diplomatik kaynaklar, stratejik diyalog açılımının ilk adımlarının aslında Angela Merkel’in baÅŸbakanlığı döneminde atılmaya baÅŸlandığını, hatta Ocak 2016’da ilk Almanya-Türkiye Hükümetler Arası Stratejik İstiÅŸareler Toplantısı’nın düzenlendiÄŸini, daha sonraki yıllarda gerginliklere raÄŸmen Olaf Scholz döneminde de çabaların sürdüğünü dile getiriyorlar.

Bu çizgiyi devam ettiren Friedrich Merz’in iliÅŸkileri bir üst düzeye taşımayı hedeflediÄŸi, ancak gidiÅŸatın Türkiye’nin atacağı adımlara göre ÅŸekilleneceÄŸi kaydediliyor.

İnişli çıkışlı ilişkiler sonrası yumuşama dönemi

15 Temmuz darbe giriÅŸimi ve 2017’deki Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi referandumu ile Türkiye demokrasisinde gerileme yaÅŸandığına iliÅŸkin eleÅŸtiriler, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecinin donmasına yol açmıştı.

Almanya-Türkiye iliÅŸkileri bu yıllarda gerginliklere sahne olsa da, hiç bir zaman kopmadı. İkili iliÅŸkiler, mülteci akınlarının önlenmesi gibi alanlarda, karşılıklı çıkar konularında al-ver süreçlerinin öne çıktığı, diplomatların “transaksiyonel iliÅŸkiler” olarak adlandırdığı yaklaşımla ilerledi.

2020-2021 yıllarında DoÄŸu Akdeniz’de yaÅŸanan kriz, Ankara’nın askeri güç kullanımına dayanan dış politika hamleleri, Türkiye ile Yunanistan’ı savaşın eÅŸiÄŸine getirirken, ABD ve AB’nin Ankara’yı hedef alan yaptırım hamleleri, Merkel hükümetinin Ankara ile Atina arasında yürüttüğü arabuluculuk, tansiyonun düşmesini beraberinde getirdi.

Bunu izleyen süreçte Ankara, pek çok alanda beklentilere yanıt veren adımları attı. Yunanistan ile gerilimin düşürülmesi, Kıbrıs konusunda çözüm müzakerelerine fırsat verilmesi, DoÄŸu Akdeniz’de sondaj çalışmalarına son verilmesi bunlardan bazıları.

Ankara’nın bu adımları, Almanya’nın Türkiye’ye silah satışlarında uyguladığı, “örtülü ambargo” olarak nitelendirilen kısıtlamaların Scholz’un baÅŸbakanlığı döneminde esnetilmeye baÅŸlanmasını beraberinde getirdi. Bunda Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasıyla Avrupa’nın artan tehdit algılaması da etkili oldu.

Hatta Scholz, 2024 yılının Ekim ayında, Türkiye’ye Eurofighter satışı için müzakerelere baÅŸlanmasına yeÅŸil ışık yaktı.

Merz’in iki kritik beklentisi

Son dönemde Türkiye’nin Almanya için önem taşıyan iki alanda adım atmaya baÅŸlamış olması da, Merz’in stratejik diyalog açılımını gündeme taşımasını kolaylaÅŸtırdı.

Bunların birincisi, AKP hükümetinin Almanya’da sığınma baÅŸvuruları reddedilen çok sayıda Türk vatandaşının, daha hızlı bir ÅŸekilde Türkiye’ye sınır dışı edilmelerini kabul etmiÅŸ olması.

Merz, Ankara ziyareti sırasında Mayıs ayından bu yana, 2024 yılının toplamından daha fazla Türk vatandaşını Türkiye’ye sınır dışı edebildiklerini açıklarken, “Bunu daha da artırmak istiyoruz” diyerek ErdoÄŸan ile bu konuda mutabık olduklarını açıkladı.

Türkler oy kullanılan bir binanın önünde yürüyor.

Kaynak,Carsten Koall/ Getty Images

FotoÄŸraf altı yazısı,2014 CumhurbaÅŸkanlığı seçimleri için Almanya’da oy veren Türkler. Almanya, Avrupa’da en büyük Türkiye kökenli nüfusa sahip ülke (31 Temmuz 2014)

İkincisi de Almanya için büyük önem taşıyan İsrail konusunda yaÅŸanan geliÅŸmeler oldu. ErdoÄŸan’ın, ABD BaÅŸkanı Donald Trump’ın Hamas’ın Gazze’den tasfiyesini öngören planını kabul etmesi, Berlin’de memnuniyet yarattı.

Alman diplomatik kaynaklar, Türkiye’nin Hamas üzerinde etkisini kullanmasının, rehinelerin bırakılması, ateÅŸkesin saÄŸlanması konusunda kritik önemde olduÄŸunu vurguluyorlar; Hamas’ın silahsızlandırılması için de Ankara’nın baskıyı sürdürmesi beklentilerini ifade ediyorlar.

BaÅŸbakan Merz de, Ankara’da bu beklentiyi, “Türkiye’nin, Hamas’ın anlaÅŸmanın ikinci aÅŸaması konusunda ikna edilmesi için elindeki tüm imkanları kullanmasını umut ediyoruz” sözleriyle dile getirdi.

Gözler yapılacak müzakerelerde

Merz’in baÅŸlatılacağını duyurduÄŸu stratejik diyaloÄŸun gerçekten de bir stratejik ortaklık zemininin inÅŸasını saÄŸlayıp saÄŸlamayacağını, bunun çerçevesinin nasıl çizileceÄŸini, müzakereler gösterecek.

Merz ve ErdoÄŸan, dışiÅŸleri bakanları Hakan Fidan ile Johann Wadephul’u, Almanya-Türkiye Stratejik Diyalog İstiÅŸarelerini canlandırmakla görevlendirdi.

İlk etapta hedef, güvenlik politikalarında daha yakın diyalog ve işbirliğinin tesisi.

Almanya, artan Rusya tehdidi ve küresel belirsizlikler nedeniyle, Avrupa ülkeleri arasında savunma alanında iÅŸbirliÄŸini derinleÅŸtirmeyi hedefliyor. BaÅŸbakan Merz, özellikle İngiltere ve Türkiye gibi, AB üyesi olmayan NATO müttefiklerinin de, Avrupa’nın yeni savunma mimarisinde yer almaları gerektiÄŸini savunuyor.

Merz ayrıca, savunma sanayisi alanında Avrupalı ve Türk şirketler arasında işbirliğini güçlendirmek istiyor.

Ancak Friedrich Merz, Ankara’da yaptığı açıklamalarda, savunma alanında iÅŸbirliÄŸini güçlendirmek istediklerini dile getirmekle birlikte, Eurofighterların Türkiye’ye satışında olduÄŸu gibi, ortak savunmayı güçlendirme hedefinin gözetildiÄŸine vurgu yaptı.

Eurofighterların Türkiye’ye satışına “tüm NATO müttefiklerinin güvenliÄŸini güçlendirmek için onay verdiklerini” vurgulayan Merz, Ankara’dan bu konuda nasıl bir taahhüt aldıklarına deÄŸinmemekle birlikte ÅŸu ifadeleri kaydetti:

“Alman hükümeti, Almanya’nın gerekli onayının ardından Türkiye’nin 20 Eurofighter satın alma kararını açıkça memnuniyetle karşılamaktadır. Ortak anlayışımız ÅŸudur: Bu uçaklar İttifak’ın ortak güvenliÄŸine hizmet ediyor ve tüm NATO müttefiklerinin korunmasını ve güvenliÄŸini arttırıyor.”

Alman diplomatik kaynaklar, Türkiye’nin sadece NATO’nun en güçlü ordularından birine sahip olması nedeniyle deÄŸil, aynı zamanda, NATO’nun nükleer savunma stratejisindeki rolü nedeniyle de önem taşıdığını kaydediyorlar.

Rusya ile ABD arasında son günlerde nükleer gerilim tırmandı. Avrupa ülkeleri, Rusya’nın nükleer tehditlerinin arttığı bir dönemde kapalı kapılar ardından olası geliÅŸmelere karşı caydırıcılıklarını arttıracak yeni önlemleri ele alıyorlar.

NATO’nun nükleer savunma stratejisi kapsamında, ABD’nin nükleer silahları Almanya’nın da aralarında bulunduÄŸu birkaç Avrupa ülkesinde konuÅŸlu bulunuyor.

Türkiye’nin de bu ülkelerden biri olduÄŸu düşünülüyor.

Merz ‘Türkiye’yi AB’de görmek istiyoruz’ dedi mi?

Hristiyan Demokrat BaÅŸbakan Merz, Türkiye ziyareti sırasında, AB-Türkiye iliÅŸkilerini geliÅŸtirmek istediklerini söylemekle birlikte, “tam üyelik” konusunda net mesajlar vermekten kaçındı, ihtiyatlı ifadeler kullanmayı tercih etti.

Merz’in bu açıklamaları, Türkçe çevirideki anlam kayması nedeniyle basına “Türkiye’yi AB’de görmek istiyoruz” ÅŸeklinde aksetti.

Oysa Merz, AB ile Türkiye arasında stratejik diyaloÄŸu yeniden baÅŸlatmak istediklerini kaydetmekle birlikte, bunun için Kopenhag kriterlerine uyumun ÅŸart olduÄŸunu, Türkiye’de ise hukuk devleti ve demokrasi anlayışı ile uyuÅŸmayan kararlar alındığını söyledi.

“Åžahsen ben ve federal hükümetimiz, Türkiye’yi Avrupa BirliÄŸi’nin sıkı bir ÅŸekilde yanında görüyor” diyen Merz’in ifadeleri, son dönemde Brüksel’den yapılan, Türkiye’den aday ülke deÄŸil, AB’nin komÅŸusu olarak söz eden açıklamaları anımsattı.

Alman hükümet kaynakları, Türkiye’nin AB sürecinin canlanmasının, demokrasi ve insan hakları alanında ilerlemeye baÄŸlı olacağının altını çiziyorlar.

Friedrich Merz, Almanya’daki seçimlerden önce, Türkiye ile AB arasında, tam üyelik dışında baÅŸka yakın iliÅŸki modellerinin de olabileceÄŸini, stratejik açıdan önemli bir konumdaki Türkiye ile farklı seçeneklerin deÄŸerlendirilmesi gerektiÄŸini söylemiÅŸti. (BBC-T)

Geef een reactie

Je e-mailadres wordt niet gepubliceerd. Vereiste velden zijn gemarkeerd met *