Kürdistan Basını PKK’ye ambargo uygulamalı ve PKK taraftarları basından temizlenmelidir…

İbrahim GÜÇLÜ

(ibrahimguclu21@gmail.com)

“Basın-yayın (kitle iletişim araçları), günlük dilde radyotelevizyongazetedergi gibi elektronik veya yazılı basın organlarını anlatmak için kullanılan bir terimdir.

Tarihten gelen süreç içerisinde baktığımızda, toplumların aydınlanmasında, reaksiyon göstermesinde, basının önemli bir rolü vardır. Bu reaksiyon gerek iktidara, gerekse muhalif olanlara yönelebilir. Ancak burada önemli olan basının büyük kitleler üzerindeki etkisidir.

(….)

İnsan, çevresinde ve dünyada olup bitenleri öğrenmek ve öğrendiklerini veya düşündüklerini başkalarına duyurmak ihtiyacındadır. Bu ihtiyaç az veya çok her insanın doğasında vardır. Bu ihtiyacın giderilmesi için girişilen çeşitli teşebbüsler sonunda, bugün basın-yayın dediğimiz ve medeni toplumun dördüncü kuvveti saydığımız “basın müessesesi” doğmuştur”(Vikipedi)

                                     *****

Belirtildiği gibi basın yayın organlarının kitleler üzerindeki etkisi büyüktür. Sadece kitleler üzerinde etkisi yoktur. Devletlerde, iktidar ve muhalefet üzerinde de etkisi büyüktür. Ulusal Kurtuluş Mücadelelerinde de, örgütler açısından da basın-yayın önemli olmuştur. Bundan dolayı Basın, yasama, yürütme, yargı kuvvetleri yanında 4. Kuvvet olarak tanımlanır. Devletlerdeki üç büyük kuvvet yanında, basın-yayının 4.kuvvet olarak sayılması gücünü de ortaya koymaktadır.

Basın-yayın demokratik olan ve olmayan devletlerde, demokratik olan ve olmayan örgütlerde; demokratik rejimler ve devletlerle, sol ve sağ faşist ve sosyalist devletler; demokratik örgütlerle faşist, sosyal faşist örgütler arasında farklı fonksiyonlara sahiptir.

Demokratik devletlerde, basın-yayın daha özgür, halka genele yakın doğruları anlatmasına rağmen; devletin çıkarlarıyla doğrudan ilgili olan ve özellikle güvenlik konularında özgür değillerdir. Bu konuları açıklamama konusunda bir uzlaşma vardır. Dünya basınında, İsrail ile ilgili olumsuz haberlerin yapılamamsın da bunun en somut örneklerinden biridir. İsveç gibi çok demokratik bilinen bir devlette bile, İsrail’in olumsuzluklarıyla ilgili haber yapmak mümkün değildir.

Bu yaklaşımı, demokratik örgütler için de ifade etmek yanlış olmaz.

Sol ve sağ faşist-sosyal faşist diktatörlüklerde ve PKK gibi sosyal faşist ve terörist örgütlerde basın; beyin yıkama aracıdır. Yalana dayalı haber ve yorumların vasıtasıdırlar. Gelişmeleri hep çarpıtırlar. Hakaret, nefret suçu işlemenin; düşmanlık yaratmanın, çatışmayı körüklemenin propaganda aracı olurlar. 

TÜRK DEVLETİ BASIN PRATİĞİ… 

Biz Kürtleri Türk Devleti ilgilendirdiği için, Türk Devletindeki basın üzerinde birazcık da olsa durmanın doğru olacağını düşünüyorum.

Türk Basını, Türk sömürgeci devletinin kuruluşundan sonra, değişik aşamalara göre Türkler için farklılıklar göstermiştir. Jakoben-Kemalist Tek Parti dönemindeki basınla, 1946’dan sonra çok partili siyasi rejim benimsendikten sonra, basının Türkler üzerindeki etkisi farklılaşmıştır.

Diktatörlük döneminde, basın sadece Kemalist ideoloji ve tekçilik-diktatörlük zihniyetini Türklere zerk ederken, çok partili rejim dönemde basının Türk kitleleri üzerindeki etkisi görece de olsa farklılık göstermiştir.

Basın Hem Jakoben-Kemalist Tek parti diktatörlüğü döneminde, gerekse çok partili siyasi rejimde de Kürtler açısından hiçbir farklılık göstermemiştir.

Basın, yasama, yürütme, yargı gibi Türk Devleti kurum ve kuruluşları, silahlı kuvvetleri, emniyet güçleri gibi 4.Kuvvet olarak da Kürdistan’da sömürgeci sistemin yaşamsında ve devamında önemli bir rol oynamıştır.

Bundan dolayı Türk Basını, Kürtler açısından her zaman resmi devlet ideolojisinin ve sömürgeci zihniyetinin uygulamalarının savunulması aracı olmuştur.      

KÜRDİSTAN’DA BASIN…

Kürdistan’a geldiğimiz zaman da açıkça görürüz ki basının etkinliği ve gücü büyüktür.

1974 yılına kadar bir Kürt basını yoktu. 1974’den sonra Kürt basını alanında da önemli hazırlıklar başladı. Kürt aydınları, milliyetçileri, sosyalistleri, bu basının oluşması için kollarını sıvadılar, yoğun hazırlık içine girdiler. Ben de bu hazırlıkların doğrudan içinde olanlardan biriydim.

Bu yeni dönemde zor koşullara rağmen, Kürt yurtseverleri milli mücadeleyi geliştirmek için örgütlenmeye başladılar. Kendilerine büyük destek vardı. Kürdistan açısından oldukça olumlu bir ortam söz konusuydu. Bu ortamda Kürt basını oluşmaya, doğmaya, gelişmeye başladı.    

Ama Devletin Kürtler ve Kürdistan hakkındaki görüşlerinde hiçbir değişiklik yoktu.

Bu dönemde Kürt basını, esas olarak iki kanaldan yürüyerek oluştu. Bu kanallardan biri Komal – Rizgari kanalı, bir diğeri de Özgürlük Yolu kanalıydı. Ondan sonrada yeni basın organları, siyaset sahnesine çıktılar. Kürt Basınının parçaları olmaya başladılar. 

Özgürlük Yolu Dergisi, 1975 yılında yayına başladı. Komal Yayınevi, 1975’de kuruldu. Rizgari Dergisi 1976 yılının Newroz’unda yayına başladı. Bu kuruluşlar Kürt basınının oluşması çok önemliydiler. 

Bu basın yurtsever bir basındı. 1974 yılından sonra, Kürdistan’ın Kuzeyinde, milli hareketin örgütlenmesi ve kitleselleşmesinde önemli bir fonksiyona sahip oldular. Hatta denilebilir ki Kürdistan’ın Kuzeyinde milli hareket, dergi ve gazete yayınlarının etrafından gelişmeye başladığını söylemek yanlış olmaz. 

KÜRT DÜŞMANI PKK’NIN BASIN ANLAYIŞI…

PKK, devletin bir aparatı olarak kendisine verilen misyon ve hedefler açısından bir propaganda anlayışına sahip oldu. 1975’ten sonra PKK’nın eline bir basın olmamasına rağmen, yaptıkları korsan yayınlarla, yurtsever hareketin tasfiyesini amaçladılar. Kürdistan milli ayaklanma hareketlerine karşı, sömürgeci devletlerin tezlerini savundular. Kürdistan örgütlerinin ve yönetici kadrolarının ve liderlerinin tasfiyesinin propagandasını açıkça yaptılar. Kürdistan Otonomisinin liderlerine ve Kürdistan’ın Güneyinde KDP’ye düşmanlık ettiler. Her türlü yalana başvurdular. Kürt yurtseverlerine saldırıları meşru; yurtseverleri katletmeyi bir meziyet olarak gösterdi. Kürdistan örgütleriyle savaşma ve saldırılarıyla ilgili yalan haberlere ve manipülasyonlara başvurdular.

Kendi üyelerinin beyninin yıkanması, şartlanması, müritleşmesi yoluna gittiler.  

PKK, 1980’den sonra güçlü bir basına (dergi, gazete, radyo, televizyona) sahip oldu. Bu basın organlarını daha etkin kullandı. Daha tehlikeli bir fonksiyona ulaştırdı.

PKK bu basın etkinliğini Kürdistan’ın bütün parçalarında, Kürdistan milli hareketine, Kürdistan partilerine, Kürdistan liderlerine karşı kullanıyor. Özellikle Kürdistan’ın Batısında kendi diktatörlüğünün hizmetinde basını icra ediyor. Kürdistan Federe Devletinin yıkılmasında bir aracı olarak kullanıyor. Yalan ve manipülasyonda ne kadar mahir ve tehlikeli olduğu benim tarafımda, birçok başka Kürt yurtseveri yazar tarafından bu konu ele alındı, analiz edildi, yazıldı.

PKK basını hiçbir gün kendi kontrolündeki gelişmeler dışında olumlu bir haber vermemiştir, haber yazmamıştır. 

BUNA KARŞILIK KÜRDİSTAN BASINI NE YAPIYOR?

Buna karşılık Kürdistan Basını ve özellikle de Kürdistan’ın Güneyindeki basının, televizyonların durumu ne? Ona bakalım.

Kürdistan Basını, PKK Kürtlüğe, Kürdistan’a, Kürdistan Federe Devletine karşı ve düşman olan; Kürdistan Federe Devletini yıkmak isteyen; Kürdistan lideri Mesut Barzani’ye, Barzani ailesine ve KDP’ye düşman olan; bunların tasfiyesi için sömürgeci devletlerle, Haşdi Şabi ve diğer iç düşmanlar-işbirlikçilerle çaba sarf ederken; Kürdistan’ın Batısında bu amaçla MİTİNGLER yaparken, buna karşı etkin bir kampanyası, ideolojik ve siyasi bir karşı atak içinde değil.

Bu noktadan sonra, Kürdistan Basını PKK basınına karşı daha aktif olarak atağa geçmeli, PKK haberleriyle ilgili de ambargo uygulamalıdır..

Ayrıca, Kürdistan Basın organları ve özellikle televizyonları PKK’ya karşı bir şey dememesine rağmen, PKK’nın propaganda aracı durumundadırlar.

Eğer bu işleyiş, merkezi bir karar sonucuysa, çok tehlikelidir. Bu merkezi politika da, gizli bir şekilde Kürdistan Federe Devletine karşıdır. Kürdistan Basını, hızla bu merkezi politikadan vazgeçmelidir.

Eğer bu basın işleyişi çalışanların yarattığı bir işleyişse, bu işleyiş Kürtlere, Kürtlüğe, Kürdistan Federe devletine karşıdır. PKK’ya hizmettir. Ayrıca Kürdistan basınında ve televizyonlarında çalışanların PKK’lı olduğu anlamına gelebilir. Buna müsaade edilemez.

Ayrıca PKK, Kürdistan Federe Devletinde açıkça terörist, yabancı, işgalci bir güçtür. Kürdistan’da yaptıkları kötülükleriyle ilgili günde onlarca makale yazılıyor, televizyon ve radyo programları yapılıyor. Bundan dolayı da Kürdistan Basını, PKK’nın propaganda alanı olamaz.

Biz bu görüşlerimizi 400 aydın, iş adamı/kadını, hukukçu, yazar, siyasetçi, sanatçı adına Kürdistan İç İşleri Bakanlığına, KDP merkez komitesine doğrudan görüşerek ilettik.

Kürdistan basınının bu işleyişine devam etmesi hakkı değildir. Kürtlüğe, Kürdistan’a, Kürdistan Federe Devletine, Kürdistan’ın bütün parçalarından milli harekete ve örgütlerine zarar vermektedir.

Bundan dolayı Kürdistan Basını, PKK’dan kopmuş görünen ama PKK adına çalışan ve PKK’den koptuğu halde o zihniyeti savunan çalışanlarını saptayarak temizlemesi gerekir.

Bütün Kürtler de Kürdistan Basınından bu talepte ve istekte bulunmayı kendisi için bir görev kabul etmelidirler.

Diyarbekîr, 28. 12. 2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir