KÜRTLERİN AĞABEYİ, DİYARBAKIR’IN BEYEFENDİSİ, ÜNLÜ BOZO KEMAL’İN YEĞENİ, HUMANİST SOSYALİST CANİP YILDIRIM’I KAYBETTİK…

1959’daki ünlü 49’lar Davasının aktörlerinden birisi olması da onun ünlenmesini sağlayan bir tarihi olaydı.

Canip Ağabeyi, Hukuk Fakültesine başladığım 1967 yılında tanıdım. Lise döneminde de isminden tanıyordum. Özellikle Fransa’da doktora yapan, sosyalist ve Kürtlükle alakası olmasından dolayı dikkat çeken, hemen tanınmasını sağlıyordu.

 

Aynı dönemde Türkiye İşçi Partisiyle yakın ilişki içinde olması ve partinin genel yönetim üyesi olması, ilişkilerimizin daha yakından gelişmesini sağladı.

Fikir Kullüpleri Federasyon üyeliğimiz döneminde de yakın ilişkimiz oldu.

DDKO kuruluşu döneminde yakın yakın temas içinde olduk.

DDKO’nun kuruluşundan sonra ortak çalışma içinde olduk. Ankara DDKO’nun oluşturduğu “Bilim ve Danışma Kurulu” üyesi olmasıyla daha da yakın ilişki içinde olduk ve birlikte çalışma olanağı bulduk.

12 Mart 1970’de,
DDKO ve Kürtlere yönelik genel operasyonda gözaltına alındık ve birlikte tutuklandık. Tutuklananlar: Ben, Canip Ağabey, Dr. Tarık Ziya Ekinci, Seyda Mehmet Emin Bozarslan, Musa Anter, Mümtaz Kotan, Nezir Şemikanlı, Sabri Çepik tutuklandık. Avukatların itirazı üzerine Canip Ağabey, Dr. Tarık Ziya Ekinci, Musa Anter ve Seyda Bozarslan serbest bırakıldılar. Ama tutuksuz olarak Ankara Ağır Ceza Mahkemesine Askeri Darbeye kadar birlikte yargılanmamız devam etti.

12 Mart 1971 Askeri Darbesinden sonra Diyarbakır-Siirt İlleri Sıkıyönetim Askeri Cezaevinde birlikte yattık. Askeri mahkemede birlikte yargılandık. Cezaevinde Kürt ve Kürdistan meseleleriyle ilgili tartışmalarda sert tartışmalar oldu, O Türkiyeci kanatta yer alıyordu.

Çok hareketli ve çatışmalı ortak yargılanmamız döneminde Canip Ağabey’e yönelik mahkemenin haksız ve ahlak dışı davranışına karşı sert tepki göstermemden dolayı, “mahkemenin huzurunu bozmak ve yargılamayı engellemekten” dolayı hakkımda dava açıldı yeniden tutuklandım ve yargılandım. Bu yargılama sonucu 3 ay hücre cezasına çarptırıldım. Bu hücre cezasını, Diyarbakır Ağustosunda çektim.

1974 yılında cezaevinden çıktıktan sonra Diyarbakır’ın Ergani kazasına yerleştiğim zaman da ilişkimiz oldu. Ama yakın ilişki içinde olmadık. Çünkü ayrı siyasi kampta yer aldık.

Canip Ağabeyin oldukça ilginç bir sosyalizm anlayışı vardı. Mahkemedeki kendi tanımlamasıyla “Mevlana ve Pir Sultan sosyalizmine” sahipti.

Bölge Kürtçüleriyle yıldızı çok barışık değildi.

Ama senatör adayı olduğu zaman solcu ve Kürtçülerin hepsinin desteğini aldı.

Onu dün saat 16.00’da kaybettik. O büyük bir kaybımız.

Ailesinin, dost ve sevenlerinin, tüm Kürtlerin başı sağ olsun.

İBRAHiM GÜÇLÜ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir