Ji bo civatek serbixwe, demokratîk û azad!|Saturday, August 18, 2018

Kürt Ulusal Değerlerine Bütünlüklü ve Anlamlı Bakış, Kürt Bayrağı, TV Programları ve Olumlu Gelişmeler… İbrahim GÜÇLÜ

Her ulus ve halk, temel, hayati, tarihi maddi – manevi: Ulusal, kültürel ve sosyal değerlere sahiptir.

Uluslar ve halklar, bu değerler üzerinden var oldukları gibi, aynı zamanda bu değerler üzerinden evrimleşirler, gelişirler, derinleşirler, kökleşirler ve serpilirler.

Tüm uluslar ve halklar için geçerli olan bu tarihsel, sosyal, insani, doğal kanun; Kürt halkı ve Kürt ulusu içinde geçerlidir. Kürt ulusu da, temel maddi ve manevi: Ulusal, kültürel ve sosyal değerlere sahiptir.

Kürt ulusunu var eden bu değerler, aynı zamanda Kürt ulusunun evrimleşmesini, gelişmesini, derinleşmesini, kökleşmesini, serpilmesini de sağlayan temel değerlerdir.

Okuyucularımdan haklı olarak, “ulusların ve halkların bu maddi ve manevi: Ulusal, sosyal, kültürel değerleri nelerdir?” sorusunu duyar gibiyim.

Bu nedenle, bu değerleri sıralamak, tarif etmek, tanımlamak gerekir.

*****

Bir topluluğu ulus yapan en temel değerlerinden biri: O topluluğun ortak bir dile sahip olmasıdır. Çünkü insanlar ve topluluklar ortak bir dile sahip olmadan anlaşmaları olanaklı değildir.

Bundan dolayı, Kürtler de ortak bir dile sahiptirler. Kürtlerin dili, Kürtçedir. Farklı lehçelerden oluşmaktadır.

Bir ulusun ikinci temel değeri: O topluluğun ortak kültürüdür. Uluslar, ortak dilleriyle ortak kültürlerini yaratırlar.

Kürtler de, Kürtçe ve Kürtçenin değişik lehçeleriyle kendi ortak kültürlerini hem yarattılar, hem de ortak kültürlerini geliştirdiler, zenginleştirdiler. Ortak kültürün farklı disiplinlerini yarattılar. Edebiyat, Şiir, felsefik ve teolojik yapıtlar, ekonomik faaliyetler, gelenekler, yemek kültürü, eğlence kültürü ve yapıtları bunların belli başlılarıdır.

Bir ulusun üçüncü temel değeri: Bir ülkeye ve toprağa sahip olmasıdır. Bir ortak toprak parçası üzerinde yaşamasıdır. Ulusların ortak değerleri de bu toprak, toprağın tanımlandığı ülke üzerinde gelişir, evrimleşir, kökleşir, serpilir.

Kürtler  de, tarih boyunca bir toprak parçası, Kürdistan diye tanımlanan ülke toprağı üzerinde yaşamışlardır.

Kürdistan, Ortadoğu’da bir ülkedir. Kürt ulusu Ortadoğu’nun en eski ve kadim milletlerinden biridir. Kürdistan, 1639 yılında Osmanlı ve Pers İmparatorluğu arasında ikiye, Lozan Antlaşmasıyla (1923) dört sömürgeci ulus devlet (İran, Irak, Suriye, Türk) arasında da dörde bölünmüştür. Böylece uluslararası sömürge bir ülke halline gelmiştir. Kürdistan’ın her parçası, Kürt ulusu için bir bütünlük oluşturduğu gibi, bütün Kürdistan da Kürtler için bütünlüklü bir ülke oluşturuyor.

Bir ulusun dördüncü temel değeri: Ortak ve istikrarlı bir tarihi yaşamdır.

Kürtler de, topluluk olarak oluştukları günden günümüze kadar, ortak ve istikrarlı bir tarihi yaşam içinde olmuştur.

Bir ulusun beşinci temel değeri: Bir ulusun  kendi kendisini yönetme iradesidir.

Kürtler de kendi kendilerini yönetmek için, imparatorluklar kurdukları gibi, ulus devlet olmak için de 200 yıldır mücadele ediyorlar.

Kürt ulusunun kendi kendisini yönetmesi iradesinin şekillenmesiyle birlikte, Kürdistan Kralı, Kürdistan Başkanı, Kürdistan Cumhurbaşkanı, Kürdistan Meclisi, Kürdistan Başbakanı, Kürdistan Hükümeti, Kürdistan Bayrağı, Kürdistan Marşı, değerler olarak Kürt ortak genel ve siyaset kültürünün disiplinleri olarak olgunlaşmışlardır.

*****

Kürt ulusu, Kürdistan’ın bütün parçalarında kanlarıyla ve canlarıyla bu değerlerine sahip çıkmışlardır. Ama bu değerlere sahip çıkma düzeyleri, konumları, her parçaya göre değişik olmuştur.

Kürdistan’ın Kuzeyinde, Sömürgeci Türk Devleti’nin kuruluşundan sonra, bu ulusal değerlere kanla ve canla, bütünlüklü bir şekilde sahip çıkılmıştır.

Ne yazık ki Kürdistan’ın Kuzeyinde, ulusal ayaklanmaların, 1938’de, kanla, katliamla, toplu ölümler, toplu idamlar, toplu göçlerle bastırılmasından sonra, Kürtler kendi ulusal değerlerine sahip çıkamamışlardır. Bu yaklaşımda, Sömürgeci Kemalist Türk Devletinin, Kürt ulusunu  inkar, ret, asimile etme, Türkleştirme politikası/stratejisi; toplu tutuklamalar, kitlesel işkenceler, kitlesel cezalandırmalar, belirleyici olmuştur.

Kürdistan’ın Kuzeyinde,  1959 yılından sonra Kürt diline ve kültürüne esas olarak gizlice ve illegalce; mahkemelerde de sınırlı bir şekilde sahip çıkılmıştır.

1965 yılında Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi’nin kuruluşundan sonra illegal olarak ülkemiz Kürdistan’a, legal olarak Kürt dili ve Kültürüne sahip çıkılmıştır. Bu dönemde mahkemelerde de Kürt dili ve kültürüne sahip çıkılmıştır.

1969 yılından sonra, Kürdistan ülkesine, Kürt diline, Kürt Kültürüne, Kürt Tarihine, legal çalışma alanlarında bütünlüklü ve mahkemelerde parçalı sahip çıkılmıştır.

1974 yılından sonra Kürdistan parti ve örgütlenmelerin çokçu bir yapıda legal ve illegal planda çalışmalara başlamalarıyla birlikte, Kürt ulus değerlerine legal çalışma alanında ortodoksça sahip çıkılmıştır.

Bu sahiplenme, Bağımsız ve Birleşik Kürdistan merkezinde gelişmiştir. Bu strateji, hayati, tayin edici, belli bir strateji olması nedeniyle, bunu sağlamıştır.

Ama mahkemelerde parçalı bir yaklaşım, savunma, sahiplenme olmuştur.

Bu değerleri savunmada 12 Eylül Askeri Darbesi Döneminde de bir geri çekiliş, sınırlı parçalı bir sahiplenme içinde olunmuştur.

Ne yazık ki, PKK’nın, 1998 yılında liderlerinin Türkiye’ye gelişinden sonra, Kürt ulus devletine karşı yürüttüğü karşı ve düşmanca propaganda, Kürt ulus değerlerinin savunmasını tam anlamıyla parçalı hale getirmiştir.

Kürt ulus değerlerine sahip çıkanların, savunma alanları oldukça daralmıştır. Onlar da mahkemelerde, televizyonlarda Kürdistan toprağından, Kürdistan ülkesinden, Kürdistan Devletinden bahsetmemeyi düşünce yaşamlarında kodlaştırdılar.

Kürt ulusal, sosyal, siyasal, kültürel değerlerinin bütünlük savunulmamasında hedefin karartılması, Kürdistan Devletinden vazgeçilmesinin rolü büyük olmuştur.

Kürt Bayrağına, Kürt Marşına sahip çıkmak; Kürdistan Devletini savunmak, Kürdistan Başkanını, Kürdistan Meclisini, Kürdistan Hükümetini, siyaset platformunda, mahkemelerde, televizyonlarda savunmak, sadece bir-iki kişinin aklına gelmiştir. Çoğunluğun aklına bile gelmemiştir.

*****

Kürt ulusunun yukarıda sıraladığım genel ve özel değerlerine, siyaset platformunda, mahkemelerde, televizyonlarda savunanlar parmak sayısından azdır. Ben de bunlardan biri oldum. Bu nedenle benim katıldığım televizyon programlarının videolarını incelemek, benim mahkemelerde sunduğum yazılı ve sözlü Kürtçe ve Türkçe savunmalara bakmak da ayrıca anlamlı olacaktır.

Özellikle Kürt Bayrağı konusunda Hulki Cevizoğlu ile yaptığımız programda, Can TV’de Mahmut Şimşek, Sedat Yurttaş’la katıldığımız programda, diğer birçok televizyon programında Kürt Bayrağı ve Kürt Marşı hakkında dile getirdiğim görüşler oldukça anlamlıydı.

Bu konuda hakkımda açılan davalarda da yaptığım savunmalarda, Kürt Bayrağı ve Kürt Marşı, diğer ulusal değerlerimiz sahiplenilmiş, ortodoksça savunulmuştur.

Çünkü o dönemde özellikle PKK’lı siyasetçiler, Türk Bayrağının kendi bayrakları olduklarını şiddetle ve hiddetle savunuyorlar. Programlarda emekli komutanların göğüslerine taktıkları bayraklardan gurur duyuyorlar. Kürt temel ulusal değerlerine de sahip çıkmıyorlar. Kürtçe eğitim ve öğretimi savunmuyorlar. Kürtçe’nin seçimlik ders olmasını savunuyorlardı.

                                      *****

Son yıllarda en azından siyaset platformunda Kürt ulusal değerlerinin tümüne sahip çıkma çerçevesinde bütünlüklü bir bakış açısının belirlenmekte ve şekillenmekte olduğunu söyleyebilirim.

Kürt Bayrağı, Kürt Marşı, Kürdistan Başkanı, Kürdistan Meclisi, Kürdistan Hükümeti; Federal, Konfederal ve Bağımsız Kürdistan Devletleri siyaset literatüründe yer edinmeye başlamış durumdadır.

Toplantılarda, en başta HAK-PAR 1. Kongresinde olmak üzere, Kürt Bayrağının asılmaya başlanması; son iki yılda da Kürt Bayraklarının toplantılarda genelleşmesi, sokağa çıkması ve sokakta Kürt Bayraklarıyla yürüyüşler yapılması, oldukça anlamlı bir gelişmedir.

Kürt siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının 17 Aralıkta “Kürt Bayrağı Gününü” kutlamaları, Kürt Bayrağına sahip çıkmaları, olumlu gelişme adına kaydedilecek bir önemli konudur.

Bu gelişmelerin olumlu olduğunu söylemek olanaklı. Umut ediyorum ki bu olumlu gelişmeler yeni ve daha dinamik adımlarla ileriye taşınır.

Amed, 25 Aralık 2014

(ibrahimguclu21@gmail.com)

Hinek nivîsên din:

Nerîna te