Kürt milletinin kutsalı ve olmazsa olmazı: Kürt dili ve lanet sömürgecilik

İbrahim GÜÇLÜ

Uluslararası Anadili Günü, UNESCO tarafından 17 Kasım 1999’da kabul edildi. Ama bugünün 21 Şubat olması benimsendi.

Uluslararası Anadili Günü her yıl UNESCO üyesi ülkeler tarafından kutlanmaktadır. Bu üyeler, devlet sahibi olan ve olmayan milletlerdir.

Kürt milleti olarak devlet sahibi olmadığımız ve Kürt dili sömürgeci devletler tarafından yok edilmek istendiği için, bu gün bizim için çok daha önemlidir.

Çünkü ülkemizin Güney parçasının bir bölümünde Kürdistan Federe Devleti’nin egemen olduğu bölümünde Kürt dili yasak değil, remi dildir, eğitim öğretim dilidir. Kürdistan Federe Devletinin dışındaki Kürdistan şehirlerinde ve bölgelerinde, Kürdistan’ın bütün parçalarında Kürtçe dili, eğitim-öğretim dili değildir. Kürt dili, koyu ve faşist-sömürgeci bir baskı ve yasaklama altında. Kürt dili yok edilmek isteniyor.

Sömürgeci devletler, Kürt dilini yok etmekle Kürt milletini yok etmenin mümkün olduğunu bildikleri için, Kürt dilinin ortadan kaldırılması sömürgeci devletlerin en önemli stratejik amaçları arasından yer almaktadır.

Bundan dolayı, UNESCO tarafından bugünün Kürt dilinin korunması ve yok edilmesinin engellenmesi kapsamında ele alınması için, özel çaba göstermeliyiz.

21 Şubat aynı zamanda Birleşmiş Milletlerin daha önceden aldığı bir kararı ile “Sömürgecilikle Mücadele Günü” olarak kabul ediliyor. Ne yazık ki bu kararı alanların kendileri de sömürgecilik siyasetlerini devam ettirdiler.

Bu iki günün aynı tarihte anılması, birbiriyle doğrudan ilişkili olmasından kaynaklanıyor. Zira sömürgeciler, yani bir ülkeyi ilhak veya işgal edenler, sadece o ülkelerin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini talan etmekle kalmıyor, aynı zamanda dilini, kültürünü, tarihini, dinini vb tüm değerlerini de talan ediyor.

Dünyada genel olarak sömürgecilik ortadan kalkmış olmasına rağmen, sömürgeciliğin halen Kürdistan’da devam etmiş olması da, 21 Şubatı iki anlamda Kürtler ve Kürt milleti için anlamlı kılıyor.Kürt dilinin yasaklanması ve ortadan kaldırılmak istenmesi, Kürdistan’da var olan sömürgeci egemenlik sistemin halen yaşamakta olmasındandır.

Bu durum, Kürt dili üzerindeki yasağa karşı mücadele etmemiz ve Kürt dilinin eğitim-öğretim dili olması için yapacağımız çalışma, sömürgeciliğe karşı mücadele kapsamında milletimizin iktidar ve egemenlik statüsünün tesisi için stratejik amaçla yürütüldüğünü bilmek zorundayız.

Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan çok temel bir insanlık değeridir. Tarihsel süreçte gelişen, canlı, toplumların gelişmesine, üretim araçlarının ve insan ihtiyaçlarının çeşitlenmesine göre sürekli zenginleşen bir değerler sistemidir. Tarihin bilinmeyen dönemlerinde oluşmuş bir insanlık değeridir. Toplumsal bir oluşumdur.

Dil, düşüncenin ve dünya görüşünün iletişim aracıdır. İnsanı hayvandan ayıran özellik, düşünce üreten bir varlık olmasıdır.

İnsanlar, oluşumundan sonra dil ile yeniden kendini üretmiş; bundan dolayı insanlar-insanlık dil ile iç içe yaşamıştır. Bundan dolayı, dil olmazsa insanlık olmaz, dili yok etmek demek insanlığı yok etmektir.

İnsanlar, tarihsel süreçte farklı niteliksel yapılara kavuşmuştur. İnsanlığın, gelişkin en son niteliksel yapısı, millettir. Başka bir ifade ile insanlar milleti oluşturur. Millet, insanlardan oluşur. Dil, millet demektir; millet, dil demektir. Bir dili yok etmek insanı ve insanlığı yok etmekse, bu aynı zamanda insanlardan oluşan milleti de yok etmek anlamına gelir.

Bundan dolayı, sömürgeci devletler, Kürt milletini yok etmek için dili yok etmek istemişlerdir. Kürt dilini yasaklamışlar; Kürtleri Türkleştirmek, Araplaştırmak, Farslaştırmak için Kürt dilini asimile etmek istemişlerdir. Kürtçe konuşanları büyük hapis ve para cezalarına çarpıtmışlardır.

Dil, kuşaklar arasında kültürel, tarihsel aktarımı sağlayan bir değerler sistemidir. Bundan dolayıdır ki, dil ve kültür birbirini sürekli etkileyen iki olgudur. Bu iki olgudan herhangi birinde olan olumlu ve olumsuz değişiklik diğerini de etkiler. Bu da doğal bir süreklilik ve tabii olma durumunu doğurur. Daha açık ifade ile dil, kültürü yarattır, kültür de dili zenginleştir ve yeniden üretir ve çoğaltır.

Dil, tarihi oluşturur, tarih dili zenginleştirir ve yeniden üretir.

Dil, coğrafyayı yaratır.

Bundan dolayıdır ki, bir milletin dilini yok edince, aynı zamanda kültür ve tarihini de yok etmiş oluyorsunuz.

Bundan dolayıdır ki, Kürt dilinin yasaklanması demek, kültürünün yasaklanması demektir. Kürt dilinin ortadan kaldırılması demek, kültürünün ortadan kaldırılması demektir. Bu olumsuz ve tehlikeli süreç, Kürt tarihi, Kürdistan coğrafyası için de aynen geçerlidir.

Bu nedenle, milletlerin ulusal kurtuluş mücadeleleri aynı zamanda dilin özgürleştirilmesi, yok edilmekten kurtarılması mücadelesidir. Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesinin ve milli ayaklanmalarının nedeni de, bir anlamda dilin yok edilmekten kurtarılmasıdır. 

Bir milletin dilinin gelişmesi, toplumun her aşamasında eğitim ve öğretim dili, toplumsal resmi bir kategoride olduğu zaman sürekli gelişme gösterir ve zenginleşir. Yaşadığı toplumsal ve tarihsel aşamalara göre bir nitelik, bir standart, bir format kazanır. Bu da Miletlerin devlet (bağımsız, federal, konfederal)  olmaları halinde imkân dâhilinde olan bir durumdur.

Ne yazık ki, Kürtler, Kürdistan’ın Güney parçası dışında böyle bir yapıya sahip değildirler. Kürdistan Federe Devletinde Kürtçe resmi dildir. Eğitim ve öğretim dilidir. Devletin dilidir. Federal sistem zaaflı olsa bile, Kürtçe dili bir ölçüde özgürce gelişme, zenginleşme, standarda kavuşma olanağına sahiptir.

Kürdistan’ın diğer parçaları,  Kürt dili bu olanağa sahip değildir. Hiç şüphe yok ki, diğer Kürdistan parçalarında da Kürtçenin eğitim-öğretim ve resmi dil olması kadar doğal bir hak olamaz. Ama ne yazık ki, bu parçaların sahip olduğu sömürge sistemi, işgalcilik,  sömürgecilerin egemenlik sistemlerinden dolayı bu olanağa sahip değildir. 

Kürdistan’ın Kuzeyinde, durum daha vahim ve dramatiktir. Kürt dilinin yok edilmesi süreci hızla ilerlemektedir. Türk Kemalist-Jakoben Devletin kuruluşundan bu yana, Kürt dilinin yok edilmesi stratejisi izlenmektedir. Bunun önüne geçilmesi gerekir.  Bunun önüne geçilmesi için de, Kürtçenin eğitim-öğretim ve resmi dil olmasını beklemek büyük bir yanlış olur.

Bunun için:

1-Öncelikle Kürt milleti için dilin önemi çocuklara, gençlere, tüm ailelere anlatılmalı ve kavratılmalı.

2-1974’ten sonra gelişen Kürdistan parti ve örgütleri Kürt dilini küçümsediler. Bu anlayışa hızla son verilmeli ve mahkûm edilmelidir. Kürt ve Kürdistan kurumları, siyasi parti ve örgütleri, Kürtçe çalışmalarını yürütmeliler; üyelerini ve taraftarlarını Kürtçe eğitmelidirler.

3-Kürt ailelerinin kendi içlerinde ve çocuklarıyla Kürtçe konuşma yapmaları teşvik edilmelidir.

4-Kürtçe seçimlik dilden istifa etmek için aileler teşvik edilmeli, bu küçümsenmemelidir. Bazı Kürt yurtseverlerinin, aydınlarının, yazarlarının bunu küçümsemeleri, büyük bir yanlış ve gaflettir. Biliniyor ki, TRT KURDÎ, Dünya televizyonu, Kürdistan Televizyonları, Kürtçe Kurslar, Kürtçe dergiler, Kürtçe gazeteler, Kürtçe kitaplar, Kürtçenin gelişmesine, konuşulmasına, okunup yazılmasına büyük katkı sağlamışlardır.

5-Kürt okumuşlarını Kürtçe okuyup yazmaları için özel çaba göstermeleri gerekir.

Kürt dilinin konuşulması, okunması, yazılması için bu çalışmaların gelişmesi, Kürt dili ile ilgili oluşan barikatları yıkacaktır. Kürtçenin eğitim-öğretim dili, bilim dili olmayacağı doğrultusundaki şoven ve ırkçı tezleri de anlamsız hale getirecektir.

Kürtçenin resmi dil, eğitim ve öğretim dili olması sürecine hizmet edecek bir gelişmedir.

Diyarbekîr, 2 Şubat 2022

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *