Kürdistan’da Bağımsızlık Zamanıdır / Verili Durumda Kürdistan’ın Güneyi ve Batısı, Birlikte Devlet Olamaz…

İbrahim GÜÇLÜ
(ibrahimguclu21@gmail.com)

İnsanlık, saf ve sıfatsız bir varlık değildir. Ortaya çıktığı günden itibaren, farklı toplulukları, ortak yaşam, ihtiyaçların karşılanması için organik bir şekilde olgunlaştırmış, yapılandırmış ve ortaya çıkarmıştır.

İnsanlığın ortaya çıkardığı tarihsel topluluklardan biri de, millettir.

Millet, insanlığın belirli tarihsel bir döneminde, daha özgün özelliklerle oluşan bir topluluktur.

Milletlerin tarih yapma özelliği, daha güçlüdür. Milletin oluştuğu ve ortaya çıktığı tarihten itibaren de, tarih yapma misyonunu elinde tuttu.

İnsanlığın oluşturduğu her topluluğun, kendi özellikler uygun kurumlaşması, yapılanması, da vardır. Beylikler, imparatorluklar, feodal egemenlikler gibi.

Millet denilen tarihsel oluşumun da, topluluk olarak kendisi için oluşturduğu en uygun kurum ve yönetim mekanizması; “ulusal devlettir.”

1789 Fransız Devriminden sonra da milletlerin, “ulus devlet” kurması dönemi başlamıştır.

Bu dönemde, imparatorlukların yaşamı son bulmuş, imparatorluklar parçalanmış, tarih sahnesinden silinmiş, milletler kendi devletlerini kurmuşlardır.

Millet denilen tarihsel oluşum, içinde bulunduğumuz 21. Yüzyılda da bu özelliği elinde tutuyor ve tutmaya da devam ediyor. İçinde olduğumuz yüzyılda, Kürt milletinden başka bağımsız devlet sahibi olmayan millet kalmamıştır.

Kürt milleti de, kendi ulus devletini kurmak için 200 yıldır mücadele ediyor. Bu mücadele, Şeyh Ubeydullah Nehri’nin milli ve toplumsal ayaklanması ile başladı. Bugüne dek de devam ediyor.

Ne yazık ki, Kürtlerin mücadelesi kendi bağımsız devletlerini kurma sonucunu doğurmadı.

Sadece İkinci Dünya Paylaşım Savaşından sonra, Kürdistan Mehabad Cumhuriyeti Devleti kuruldu (1946). Ne yazık ki ömrü uzun olmadı, İran rejiminin barbar saldırısı sonucu yıkıldı.

11 Mart 1970 yılında Kürdistan’ın Güneyinde devlet kapsamında otonomi kuruldu. Kerkük nedeniyle, 1974’te başlayan savaşın sonucunda yıkıldı. (1975).

Birinci Körfez Savaşından sonra Kürdistan’ın Güneyinde De Facto federe devlet kuruldu. Bu federe devlet, 2003 yılında Baas Rejiminin yıkılması sonrası yapılan ve 2005 yılında referandumla kabul edilen anayasa ile onaylandı. Ulusal ve uluslararası hukuk açısından meşruiyet kazandı.

İçinde yaşadığımız an itibariyle, Kürdistan’ın Güneyinde bağımsız devletin kurulması günceldir ve gündemdedir.

Bağımsız Devlet Aşamasına nasıl gelindi?

ABD ve müttefikleri, 2003 yılında, Irak’ta Baas ve Saddam Rejimini yıkmaya karar verdikleri zaman Kürdistan:

Federe ve demokratik bir yapıya sahipti.

Seçimler yapan, hükümetlerini demokratik seçimlerle değiştiren bir konumdaydı.

Güçlü bir silahlı pêşmerge gücüne sahipti. Silahlı güçleriyle ABD ve müttefiklerine somutça destek olacak konumdaydı.

Irak’ta demokratik yapılanmaya da örnek teşkil etmekteydi.

Aynı zamanda da Irak içindeki en güvenlikli bölgeydi.

Muhalif Arapların ve sermayedarlarının da sığındığı bir yerdi.

Bu nedenle, ABD ve müttefiklerinin saldırıya uğramayacağı, ABD ve Müttefiklerinin uğraşmayacağı bir alan konumundaydı.

ABD ve müttefikleri Irak’ta rejimi yıktıkları zaman, sömürgeci faşist devlet aparatını da parçaladılar.

Baas’ın silahlı güçleri dağıtıldı.

Kürdistan’daki yapı diri kaldı ve Kürdistan’daki silahlı güçler ayakta kaldı.

Kerkük’ de fiilen Kürdistan Federe Devleti’nin yönetimine geçti.

Irak merkezi yönetiminin Kürtlerle savaşma gücü denilebilir ki sıfır noktadaydı.

Bu durumda Kürtlerin Kürdistan’ın bağımsızlığını ilan etmesi an meselesiydi ve bunun için bütün koşullar olgunlaşmıştı.

Ama Kürtler, emri vaki yapmadılar. Kerkük’ü bile terk ederek, Araplarla yeni bir devleti ve yaşamı nasıl birlikte kuracaklarını tartışmaya başladılar.

Çetin ve karmaşık tartışmalardan sonra, Irak’ın Federal Devlet olması konusunda uzlaşma sağlandı.

Bunun için yeni bir anayasa yapıldı. Bu yeni anayasa yeni devlet yapısını, rejimi, haklar ve özgürlükleri netçe tanımlandı.

Yeni anayasa 2005 yılında referandumla yüksek bir oy oranıyla kabul edildi.

Yeni Anayasa’da Kerkük’ün Kürdistan Federe Bölgesine mi, Merkezi Federal Yönetime mi bağlanacağı konusunun da 2007 yılında yapılacak referandumla tespit edileceği belirlendi.

Ama ne yazık ki, Baas Rejiminin yıkılmasının üzerinden 14 yıl geçmiş olmasına rağmen, demokratik federal bir sistem oluşturulamadı.

Parlamenter sistem federal yapıya göre işletilmedi.

Milletlerin temsili, federal yapıya göre sağlanmadı.

Kürtlerin, Suni Arapların ve diğer etnik grupların hakları sürekli tırpanlandı.

Otoriter, üniter ulus devlet parametrelerine göre hareket edildi.

Kürtler Kürdistan’da sınırlı bir şekilde egemenlik sahibi olmalarına rağmen, Suni Araplar temsilden uzaklaştırıldılar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir