Korona virüs “Dünya Ailesini” yarattı…

İbrahim GÜÇLÜ

(ibrahimguclu21@gmail.com)

En eski ve yeni yüz yılların (19. ve 20. Yüzyıl) İmparatorlukları, bütün dünyaya egemen olmak istediler. Dünyadaki herkesin, her milletin onların kul ve kölesi olması için çalıştılar. Bütün insanlığın onlara biat etmesi için büyük ordularla, büyük barbarlıklar, büyük vahşetler,  toplu ölümler gerçekleştirdiler. Ama dünyaya egemen olamadılar. İmparatorluk demek, birkaç, bazen de onlarca milletin topraklarına içine alan egemenlik sistemi olmasına rağmen, dünyaya hükmetme olanağını elde edemediler. Egemenlikleriyle sınırlı kaldılar.

İmparatorlular bunu yaparken, kendi mezarları olacak subjeleri/özneleri (toplulukları, milletleri, milliyetleri, halkları, farklı düşünce odaklarını) yarattılar. Bu özneler zamanla imparatorlukların canına okudu ve yaşamlarına son verdiler.

Eski sömürgeciler ve sömürgeci devletler, klasik metotla, zorbalıkla, işgallerle sadece belirli alanlara, bölgelere, milletlere, halklara hükmetmek istemediler. İstediler ki, dünyaya hükmetsinler. Herkes, her canlı varlık onların egemenlik ve otoritelerinin altında, onların emirlerine uygun hareket etsinler. Onlar için üretsinler. Onlar dediği zaman çalışsınlar, onlar dediği zaman yesinler ve içsinler, uyusunlar. Böyle olmadı. Bizzat farklı sömürgeci devletler öncelikle birbirlerinin kurdu oldular. Birbirlerinin gelişmesinin önünde durdular. Gözü doymaz bir nobranlıkla sonlarını hazırladılar. Bölüşülmüş bir dünyaya razı olmadılar. Buna karşılık, o devletlerin vatandaşları, sömürge haline getirdikleri ve getirmek istedikleri halklar, milletler buna müsaade etmediler. Milli mücadele hareketlerini geliştirdiler. Bağımsızlıklarını talep ettiler. Dünya, dünyaya egemen olmak isteyenlere dar edildi.

Klasik sömürgecilikle dünyaya egemen olunmayınca, egemenliklerinin ve hâkimiyetlerinin genelleşmesi için yeni sömürgecilik metoduyla dünyaya egemen olma projesi gelişmeye başladı. Sermaye hareketleri yoluyla, ekonomik güçle, buna paralel askeri güçlerle dünyaya egemen olma savaşı ve çabası gelişti. Bu da dünyayı bütünleştirme, dünyada tek egemenlik sistemi kurma olanağını sağlamadı. Bu dünya hegemonya ve egemenlik projesi, yeni büyük parçalanmalara, iki büyük savaşa yol açtı. Dünya Hem birinci büyük savaştan sonra ve hem de ikinci büyük savaştan sonra, tam anlamıyla parçalı hale geldi. Her iki dönemin dünya egemenleri farklı oldu. İkinci Büyük Savaştan sonra iki büyük egemen güç ve devlet, farklı rejimlere bağlı olarak ortaya çıktı. Kapitalizm merkezli ABD ve etrafından kümelenmeler, Sovyetler birliği ve etrafında kümelenenler şeklinde bir bölünme olduYani dünya bütünleşmedi. Yeni tarzda bölündü.   

1989 yılında Gorbaçov’un Sovyetler Birliğinde başlattığı Glasnost ve Perestroika Hareketi Sosyalist sistemin dağılmasına yol açtı. “Dünya Evi” kurulacak diye projeler yapılırken, dünya daha çok parçalandı.

Kürselleşme de sağlanmadı. Küreselleşmeden geri çekilme sağlandı..

Sosyalistlerin enternasyonalizmi dünyanın bütünleşmesini bırakalım bir tarafa dünyayı daha çok parçaladı. Kendi içinde çok parçalı hal aldı. Muhalif büyük öbekler oluşturdu.

Günümüzde de dünyanın en büyük krizi ve fay hattı bölünmüşlüğüdür. Sahip olduğu büyük çelişkidir. Sürdürülen mevzi ve vekâlet savaşlarıdır.

OYSA KORONAVİRÜS “DÜNYA AİLESİNİ” YARATTI VE GERÇEK HALİNE GETİRDİ…

Bu bölünmüş dünyada, son aylarda tüm insanlık korona virüsü ile uyuyor, rüyasını görüyor, onunla uyanıyor. İnsanlar uyandığı zaman da bana bir şey olmuş mu, ya da olacak mı? Diye düşüyor. Anlık düşüncelere dalıyor. Kendisi sağlamsa, aile fertlerine, daha sonra yakın akrabalarına, komşularına, köylülerine, mahallelisine neler olduğu diye endişe ve korku taşıyor ve araştırıyor.

Devletlere, devlet başkanlarına, cumhurbaşkanlarına, hükümetlere, ordulara, savaş sanayisine, üretimin ve hareketin olduğu her yere ve her şeye hâkim olan bir gerçekle insanlık karşı karşıyadır.

Öyle bir olgu ki, bir yandan geleneksel ilişkileri kırıyor, diğer yandan yeni tarz ilişkilerin kurulması için insanları zorluyor.

Bir yandan bazı bilgileri anlamsız hale getiriyor, diğer yandan yeni bilgilerin oluşmasını ya da yeni bilgilere ulaşılmasını zorunlu kılıyor.

O tanınmaz ve bilinmez bir düşman. Her yere sızan ve her  yerde insana zarar veren bir düşman.

O sınır tanımıyor, sınırları aşan hegemonik bir güç. Emperyalizmden daha emperyalist ve daha güçlü bir egemenlik mekanizması ve bir otoritedir.

Koronavirüs bir “Dünya Ailesi” yarattı.

Çünkü herkes o görüştedir ki korona virüsten kurtuluş, dünyanın tümünde başarı sağlamak ve korona virüsü yenmekle olanaklı olacaktır.

Bu nedenle kimse kimselere, hiçbir başka bir millete/milletlere, bir devlet diğerine “iyi ki oldu” diyecek durumda değil.

Korona virüs ortak bir hedef, ortak bir mücadele anlayışı, ortak bir yeni davranış biçiminin kotlanmasını kaçınılmaz olarak insanlığın önüne koydu.

Korona virüs, yeni bir sağlık ve yaşam tarzını öngörüyor.

Yeni bir ilişki, sevgi türünü örüyor.

Beslenme alışkanlıklarımızı sorguluyor.

Herkes, kendisi, ailesi, milleti için duyduğu acıyı, başkası, başka aileler, başka milletler için duyuyor.

Diyarbekîr, 26 Mayıs 2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir