HDP Milletvekilleri ve Belediye Başkanları İstifa Edecekler mi?

İbrahim GÜÇLÜ

(İbrahimguclu21@gmail.com)

PKK’nın Hendek Savaşı denilen Vekâlet Savaşından sonra, Halkların Demokrasi Partisinin (HDP) tutumunun ne olacağıyla ilgili şahsen zerre kadar merak etmemekle birlikte, merak edenler vardı.  HDP’den hepten umudu kesmeyenler, HDP’nin PKK’den bağımsız ve özerk bir parti olduğunu düşünenler, ya da HDP’nin gelişmelere bağlı olarak bağımsız ve otonom bir örgüt olabileceğini umut edenler, bu meraklılar takımıydı.

HDP, bütün merak sahiplerinin merakını boşa çıkardı ve hepsini ters köşe yaptı. HDP, PKK’nın Hendek Savaşı denilen Vekâlet Savaşının bir parçası, bir uydusu olduğunu zaman geçirmeden açığa vurdu ve ilan etti: Hendek Savaşı’nı açıkça destekledi.

HDP’nin, PKK’nın Hendek Savaşı denilen Vekâlet Savaşını desteklemesinden sonra, gündeme düşen birçok temel konu oldu. Ben bu temel konulardan biri üzerinde duracağım.

Bu temel konulardan biri, HDP’nin Milletvekili ve Belediye Başkanlarının durumuna ilişkin konudur. HDP milletvekillerinin bir kısmının dokunmazlıklarının kaldırılması ve Belediye Başkanlarının görevden alınması konusudur.

Benim düşünceme göre sorun, bazı milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve bazı belediye başkanlarının görevden alınmaları sorunu değildir. Sorun, HDP milletvekillerinin ve belediye başkanlarının kendi içinde tutarlı, ilkeli, dürüst olacaklarsa, istifa etmeleri sorunudur.

“Neden?” sorusunun sorulduğunu duyar gibiyim. O zaman benin de yapmam gereken, bunun nedenlerini açıklamaktır.

                                            ( I )

PKK Lideri Öcalan, 2013 yılında, Newroz’da, AK Parti Hükümetiyle anlaşmalı olarak bir manifesto yayınladı. Her ne kadar bu manifesto, Öcalan tarafından hazırlanmamışsa da, Onun adına açıklandı. Herhangi bir itiraz da olmadığı için, Manifestonun sahibi Öcalan oldu.

Öcalan bu manifestosunda, genel anlamda silahlı mücadele döneminin sona erdiğini, silahlı mücadele ile bir talep ileri sürmenin doğru olmadığını açıkladı. Özel olarak da, PKK için öneri ve talepte bulundu: PKK’nın silahlarını gömmesi gerektiğini açıkça ifade etti. Açıklamasında bu silahların gömülmesi için aşamalı bir takvim olmamasına rağmen, daha sonra aşamalı bir takvimle PKK’nın silahları toprağa gömmesi stratejisi ortaya çıktı.

PKK’nın hem kendisine bağlı nedenlerle ve hem de kendisine bağlı olmayan nedenlerle silah bırakmayacağı açık olmasına rağmen, buna inanıldı ve genel kamuoyu buna inandırıldı. Bu kabule uygun tezleri oluşturuldu.

PKK’nın kendisine bağlı olmayan ve silah bırakmasına izin vermeyen neden: PKK bir Kemalist Devlet projesi olarak yapılandırıldı. Daha sonra sömürgeci dört devletin örgütü haline geldi. Bu devletlerin çıkarları, PKK’nın silah bırakmasına engeldi. Öcalan ve PKK yönetiminin de silahı bırakmak istediğini düşünsek bile, silah bırakması onların elinde değildi. Son günlerde Hendek Stratejisi ile sürdürülen Vekâlet Savaşı da bunu en somut delilidir. Sömürgeci Devletler, Kürdistan ulusal hareketini içerden yönetmek ve denetlemek; Kürtleri bağımsızlık stratejisinden uzaklaştırmak için bu stratejiyi benimsediler.

PKK’nın kendisine bağlı olan neden de: PKK yönetim elitinin silahla var olması, silah dışında siyaset yapma yeteneklerinin olmaması, kendi çıkarlarını ve otoritelerini silahla sürdürme olanağına sahip olmaları, Kürdistan ulusal hareketi üzerinde otoriter totaliter ve faşizan bir tekel oluşturmasının silahla sağlaması, kendisine bağlı uzuvları kontrol edebilmesi ve onlar üzerinde egemenliklerini sürdürebilmesi için,dir.

Gelişmelerin geldiği yer de PKK’nın silah bırakmayacağını ortaya çıkardı.

PKK’nın silah bırakmayacağını BDP/HDP de çok biliyordu. Buna rağmen, PKK silah bırakacakmış gibi kamuoyunu aldatmaya devam ettiler.

                                              ( II )

PKK’nın silahlı mücadele için gerekçe gösterdiği nedenlerden biri de: Kendi adına siyaset yapma yasal koşullarının olmaması ve taleplerini demokratik yoldan ifade etmemesidir, denilebilir.

7 Haziran seçimlerinde HDP’nin bir Truva atı olarak barajı aşması, yüzde 13 oranında oy alması ve 80 milletvekili çıkarması, PKK’nın bu tezini tartışmalı hale getirdi.

Seçim sonrası analizimde: PKK, HDP’nin genel seçimlerden aldığı sonuç itibariyle geçmişte gizli olan devlet ve sistem partisi özelliğinin, yasal ve açık olarak da ispatı olduğu. Bu nedenle, PKK’nın genel seçimlerde HDP’nin aldığı sonuçlar itibariyle silah bırakması gerektiğini ironik olarak ifade etmiştim.

Aslında eğer siyaset etiği açısından sorunu bakılmış olursa, genel seçimlerin o sonuçları ortaya çıkarması gerekirdi. Ne yazı ki PKK buna rağmen silah bırakmadı ve bırakacağı konusunda da hiçbir irade beyanında bulunmadı.

O noktada HDP’in önünde iki alternatif vardı.

Birinci alternatif, HDP’nin parlamenter sistemin gereklerini yerine getirmesiydi. Bunun için de PKK ile farklılaşması, otonomlaşması ve bağımsızlaşması gerekirdi. Çünkü iki farklı stratejinin yürütülmesinin olanağı yoktu. Birçok çevre de ve oy verenlerin önemli bir bölümü de böyle düşünüyordu.

İkinci alternatif ise: HDP, PKK ile aynı parti olduğundan ondan bağımsız ve otonom hareket etmesi olanaklı değildi. Genel seçimlerden sonra HDP, PKK ile ayrışmayı, farklılaşmayı, bağımsızlaşmayı sağlayamayacaktı. PKK’nin direktifleriyle hareket eden ve PKK’nın direktiflerini yerine getiren parti olma niteliğini devam ettirecekti.

HDP bunu yaptı.

HDP’nin bu niteliği PKK’nın Hendek Savaşı denilen Vekâlet Savaşında daha net bir hale geldi.Bu aşamadan sonra, tartışmasız bir şekilde PKK eşittir HDP, HDP eşittir PKK oldu.

Böylece de HDP, tam anlamıyla itirazsız silahlı mücadelenin bir aparatı, bir cihazı haline geldi.

                                                ( III )

PKK ile HDP arasındaki farklar tümden ortadan kalktığına ve çizgiler silindiğine göre: HDP’nin yapması gereken açık şeyler var. Bunları yapmak zorundadır. HDP, şimdiye kadar yaptıklarından ve devam ettirdiklerinden farklı olmak zorundadır.

HDP’nin bir parlamenter parti olarak hayatı son bulmuştur. Bunu meri yasal açıdan değil, siyaset etiği, siyasi dürüstlük ve ilkeli olmakla bağlantılı değerlendiriyorum.

HDP ya Parlamenter bir parti olarak, parlamenter sistemin gereklerini yerine getirerek yasal ve sistem değişiklikleri, reformlar, taleplerinin yani programının gerçekleşmesi için çalışma yürütecek.

HDP, ya da kendi adına değil, vekâlet ettiği PKK silahlı örgütü adına çalışma yürütecektir.

Bu durum da, parlamenter siyasi etiğiyle kesinlikle çatışmalı, sonuç da alıcı olmayan bir konumlanmadır.

HDP, PKK ile aynılaştığına göre PKK’nın stratejisine göre davranmak zorunda. O zaman da yapacağı şey, bazı milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasını beklemek değil, bütün milletvekillerini istifaya götürmeli ve parlamento dışı bir parti olarak çalışmasını sürdürmelidir.

HDP, PKK’nın silahlı mücadelesini ve son savaş stratejisini benimsediğine, halk sömürgeci devlet güçlerine boy hedefi haline getirildiğine göre, kendilerinin parlamentoda kalmaları, parlamenter olanaklardan yararlanmaları; karşı oldukları hükümetten maaş almaları ahlaki değildir.

                                        ( IV )

PKK’nın Hendek Savaşı stratejisini sürdürdüğü iller ve ilçeler, HDP’nin yerel iktidar olduğu il ve ilçelerdir. PKK/HDP bu il ve ilçelerde yüksek oy oranıyla yerel iktidar oldu.

PKK, HDP’nin yerel iktidar olduğu yerlerde, hendek Savaşı Denilen Vekâlet Savaşını başlattı. Bunun anlamı şuydu:

1-Biz demokratik seçimlerle yerel iktidar olmayı istemiyoruz. Ya da bunu yeterli görmüyoruz, silahla yerel iktidar olmak istiyoruz. Kendi diktatörlüğümüzü silahlı bir yolla kurmak istiyoruz.

2-PKK olarak, HDP kanalıyla yerel iktidar için seçtiğimiz başkanları ve meclis üyelerini anlamlı ve temsilci görmüyoruz.

HDP’nin yerel iktidar olduğu  il ve ilçeleri de PKK’nın siyasetini benimsediklerine ve bu siyasetin hayata geçmesi için çaba sarf ettiklerine göre, PKK’nın kendileri hakkındaki düşünceleri de doğru kabul etmiş oluyorlar ve tasvip etmiş oluyorlar.

Bu durumda HDP il ve ilçe belediye başkanlarının ve belediye meclis üyelerinin göreve devam etmesi ve gençlerin ölümünden siyasi rant devşirmeleri, sömürgeci devletin olanaklarından yararlanmaları da siyasi etiğe ve demokrasiye de aykırıdır.

Bundan dolay HDP Belediye Başkanları ve Belediye Meclis üyeleri de istifa etmelidirler.  Silahlı gençlerin yanında yer almalıdırlar.

HDP Belediye Başkanlarının ve Belediye Meclis üyelerinin istifa etmesi, kendilerine oy verenlere saygının da bir gereğidir. Halk, Belediye Başkanlarının ve Meclis üyelerinin, kendilerini demokratik tarzda temsil etmeleri, belediyeciliği hem teknik ve hem yetkilerinin genişlemesi ve hem de içerik açıdan geliştirmeleri için oy verdiler.

 

Amed, 15/17 Ocak 2016

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir