“Gençlik Konferansı”, Sorunlu Metod, Konuşulanlar ve Konuşulmayanlar…

Ciwanên Netewî yên Kurdistan, bir tüzel ve hukuki örgütsel kuruluş değil. Yani geleneksel olarak bilinen örgütlenmeye benzemiyor. Tüzüğü olan bir dernek ve kurumsal birlik değil. Sadece belli amaçlar etrafında toplanmış gençlerin oluşturduğu, kendi aralarında sıkı bir iç disipline de sahip olmayan bir topluluk.

Öyle anlaşılıyor ki, kurumsal örgütlenme aşamasında bulunan bir gençler topluluğu. Bu topluluğun üyelerinin çoğunluğu da, doğal olarak öğrenci gençler.

Bu gençler topluluğu, Kürtlerin ve Kürdistan’ın yakın ve uzak tarihinde var olmuş olan Kürt ve Kürdistan gençlik örgütlerinden feyz almak istiyorlar.

Kürt gençlerinin sorunlarıyla ilgilenmenin yanında, Kürtlerin özgürlüğünü ve kurtuluşunu, Kürdistan’ın bağımsızlığını amaçlayan bir gençler topluluğudur.

*****

Ciwanên Netewî yên Kurdistan, Diyarbakır’da, “Yakın dönemde Kürt ulusal hareketlerinde gençliğin ve gençlik örgütlerinin rolü” konulu bir konferans organize etti.

Konferans, 7 Aralık 2014 Tarihinde organize edildi. Konferansın konuşmacısı, Sosyolog İsmail Beşikçi’ydi.

Tek kişilik konferanstan bahsedildiği zaman, ortada bir garipliğin olduğunu saptamamak olanaklı değildi. Böyle olunca da, geleneksel konferans kültüründen farklı olarak tek kişilik konuşmacısı olan bir konferansa da şahitlik yapmış olduk.

Yoksa bir konferansta, bir konuyu birçok açıdan ve kanaldan inceleyen, bildirgeler ve konseptler sunan birçok uzman konuşmacı olur. Bu nedenle, konferanstan ziyade bir seminerden bahsetmek daha doğru olur.

Konferans, küçük bir salonda, Diyarbakır Muhasebeciler Birliğinin salonunda yapıldı. Buna rağmen, konferansa ilgi büyüktü. Birçok izleyici ve dinleyici, konferansı, ayakta ve giriş bölümünde izledi.

Bu yoğunluğun nedeni, tecrübemle söyleyebilirim ki, konuya duyulan ilgiden ve konferansı hazırlayanlara gösterilen teveccühten ileri gelmiyordu, İsmail Beşikçi’nin kişiliğinden kaynaklanıyordu.

Konferansı hazırlayanlarda bunu bilerek yapmışlardı. Bu nedenle de, Kürt gençliğinin ve örgütlerinin Kürdistan ulusal hareketindeki rolü konusunda İsmail Beşikçi uzman olmadığı halde, ona böyle bir yük yüklemişlerdi. Belki de İsmail Beşikçi’nin kendisi de bu konuda uyarıcı olabilirdi. Uyarıcı olmamış.

Kürtlerin yakın siyasi tarihinde çok nitelikli ve toplumda önemli izler bırakan gençlik örgütlerinin (DDKO, 1. DDKD, 2. DDKD, DHKD, ASDK-DER ve diğer gençlik örgütleri): Halen yaşayan kurucuları, yöneticileri, başkanları var. Bunlardan birilerinin de konferansa çağrılması, konferansı daha anlamlı kılabilirdi. Ama bu yapılmadı. Bunu da konferansı hazırlayan arkadaşlara ilettim.

Beşikçi, Kürt ve Kürdistan gençlerinin hangi stratejik çizgi ve değerler üzerinden hareket edeceğini anlatacak bir uzmanlığa sahip. Bunun böyle olması gerektiğini de yazarak ilettim.

Konferansta, İsmail Beşikçi 2 saatlik bir sunum yaptı. On beş dakikalık bir aradan sonra sorular yazılı alındı. Sorulara da 45 dakikaya yakın bir sürede cevap verildi. Ben de hem bazı eleştirilerimi ve hem de bazı katkılarımı yazılı sundum. Onlar da konferansa yansıtılmadı, sadece İsmail Beşikçi’ye sunuldu.

Bu yazılı soru sorma metodu, toplantılarda (panellerde, seminerlerde, konferanslarda) hiç sevdiğim, hiçbir zaman da savunmadığım bir metod. Ayrıca yönettiğim toplantı, seminer ve panellerde hiç uygulamadığım ve yanına bile yaklaşmak istemediğim bir metod.

Ben bu metodu, her zaman oldukça bürokratik, statükocu, sunucuyu koruyucu (İsmail Beşikçi’nin kendi görüşlerinden ve sorulacak konulardaki korkusuzluğu biliyorum. Benim bu değerlendirmem onu içine almayan bir değerlendirme) ve verimli olmayan bir metod olarak tanımladım.

Hiç şüphe yok ki bu metod, aynı zamanda konferans katılımcılarını dışlayan, anlamsız kılan, tembelleştiren, pasif hale getiren bir metod. Tartışmayı verimsiz kılan ve katkıları engelleyen bir metod. Belki de toplantı, panel, seminer, konferanslara katılımı da düşüren ve engelleyen bir yaklaşım ve metod.

Umut ederim ki, Kürt gençleri başta olmak üzere, Kürt ve Kürdistan siyasi partileri, sivil ve işveren örgütleri bu netoda bir daha başvurmazlar.

*****

Ciwanên Netewî yên Kurdistan’ın, ilk seminerini yapması ve bu ilk seminerinde İsmail Beşikçi’nin konuşmacı olması beni hızla geçmişe götürdü ve bana bir heyecan verdi. Çünkü Ankara DDKO olarak 1970 yılının ortalarında, Beşikçi’nin kitabı “Doğu Anadolu’nun Düzeni” vesilesiyle, “Doğu Anadolu’da (Kürdistan’da) sosyal ve ekonomik değişim” konusunda İsmail Beşikçi’yi konuşturmuştuk. Hava koşulları çok sıcak olmasına, o zaman Kürdistan`lı üniversite gençliğinin Ankara’da çok yoğun olmamasına rağmen, seminerde herkes salonda ayakta durarak Beşikçi`yi dinledi. İzleyiciler ve dinleyicilerin kuyruğu Ankara Ziya Gökalp caddesine kadar da uzanmıştı.

Diyarbakır’daki “Gençlik Konferansı”, tarihin, farklı nitelikte ve farklı mekanda bir tekerrürüydü. Bunu konferansı tertip eden arkadaşlara ve Beşikçi’ye de yazılı aktardım.

Bilindiği ve herkesin kabul ettiği bir konu var ki, DDKO, Kürt ulusal demokratik hareketinde bir sayfa açtı.

Yeni dönem gençliğinin ve örgütlerinin de böyle bir misyona sahip olacaklarını ve böyle bir misyonu yerine getireceklerini umut ediyorum.

Bunun için de, Kürt gençlerinin, yakın tarihimizde önemli misyonlara sahip olan Kürt gençlik örgütlerini çok iyi incelemeleri, onları tanımaları, onlardan her yönden ders çıkarmaları gerekir.

*****

İsmail Beşikçi, Kürt gençlerinin ve örgütlerinin, Kürdistan yakın siyasi tarihinde ulusal hareket içindeki yeri ve rolü üzerine fazla bir şey söylemedi. 20 Yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğu döneminde kurulan HÊVÎ örgütünün, önemli bir gençlik örgütü olduğunu dile getirdi. Kürt Gençlerinin, Azadi Örgütünde, 1959’da, ayaklanma sonrasındaki ilk uyanış hareketinde ve ulusal talepler için bir araya gelişinde önemli bir role sahip olduklarını, 1960’ların ortalarında Deng ve benzeri dergilerin çıkarılmasında önemli bir rol sahibi olduğunu ifade etti.

DDKO’nun da çok önemli bir örgüt olduğunu söyledi.

Bu tespitlerinin dışında esas olarak ve uzunca, sürekli yazdığı ve toplantılarda dile getirdiği görüşlerini açıkladı.

Kürtlerin ve Kürdistan’ın sömürge bile olmayan statüsünü, Kürtlerin millet ve Kürdistan’ın ülke olarak bölünmüşlüğünü, bu bölünmüşlükte emperyal Batı devletlerinin rolünü; Türk, Arap ve Fars devletlerinin karakterini, bu devletlerin Kürtlere yönelik yaptıklarını; Ortadoğu,  BM ve İslam Konferansındaki Ant-Kürt Düzen hakkındaki görüşlerini açıkladı.

Devlet olmanın önemine değindi. Devletlerin, dünya düzenini tespit ettiklerini. Kürtler devlet olmadıkları için dünya düzeninde söz sahibi olmadıklarını, Tersine 100.000 nüfusa sahip olan devletlerin bile Kürtlerin kaderleri hakkında söz sahibi olduklarını. Bunun büyük bir haksızlık, barbarlık, adaletsizlik, eşitsizlik olduğunu anlattı.

Devlet sahibi olan milletlerin soykırım ve katliamlarla karşı karşıya gelmediklerinin de altını çizdi.

Kürtlerin temel sorununun, devlet ve statü sahibi olmaması olduğunu anlattı. Bunun için de Kürtlerde devlet bilincinin oluşması gerektiğini kalın çizgilerle dile getirdi.

“Türkiye’de tüm darbelerin gerçekleşmesinin temelinde Kürt sorunu var. Doğu ve Batı Almanya’yı, Kuzey ve Güney Yemen’i birleştirmek için dünyayı dizayn eden güçler tüm güçlerini kullandılar. Ancak bu güçler tarafından Kürdistan parçalandı. Emperyalizm en çok Kürtler üzerinde operasyon yaptı kalıcı olarak. Fransa, İngiltere, Türkiye ve İran Kürdistan’ı böldü, parçaladı. Sömürge bile bir statüdür. Bütün halklara bir statü verildi bir şekilde ama Kürtlere bir statü bile fazla görüldü.  Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye, Rojava’da Kürtlerin oluşturmak istediği özerklik sistemini bozmak istiyor. Dünyada var olan anti Kürt olgusunun devamı için bunu yapıyorlar. IŞİD sadece Kürtlerle savaşıyor. IŞİD’le savaşan da sadece Kürtlerdir. Bugün yaşanan savaş bir Kürt-Arap savaşıdır” dedi.
*****

Konferansta, Kürtlerin yakın siyasi ve ulusal hareket tarihinde var olan Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO),  Devrimci Demokratik Kültür Dernekleri (1. DDKD , 2. DDKD), Demokratik Halk Kültür Derneği (DHKD), Anti-Sömürgeci Kültür Derneği (ASDK-DER), diğer Kürt gençlik ve kitle örgütlerinin yapısı, kuruluş amaçları, yaptıkları, misyon ve fonksiyonları üzerinde durulmadı.

Bu örgütler, konuşulması gereken ama konuşulmayan örgütler oldular..

Amed, 11 Aralık 2014 

(ibrahimguclu21@gmail.com)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir