Bağımsızlık Referandumunda 3. Aşama: Başarmak Ya da Tarihe Gömülmek…

İbrahim GÜÇLÜ
(ibrahimguclu21@gmail.com)
Kürdistan’ın, Kürt milletinin, Kürdistanlıların kaderini değiştirecek bir karar, kısa bir dönem önce alındı. Bu karar, “bağımsızlık referandumu” kararıdır. Bu karar, 200 yıldır kendi devletlerini kurmak için mücadele eden Kürt milleti ve Kürdistanlıların değişmez ve değiştirilemez denilen kaderini değiştirecek; “Kürt milleti devlet kuramaz ve kendi kendini yönetemez” tezlerini, sömürgeci yargıları yıkan bir karar.
Kürdistan’da bağımsızlık referandumu, zorlu bir sürecin, kararlı siyasi ve milli bir duruşun, hayati gelişmelerin, diplomatik olağanüstü bir çabanın, milli, toplumsal ve tarihi bir liderlik göstermenin ifadesidir.
Kürdistan’ın Bağımsızlık Referandumu 3. Aşamasındadır. Kürdistan’da Bağımsızlık Referandumunun 3. Aşamasını tanımlamak ve tarif etmek için, ondan önceki iki aşamaya biraz göz atmak, o aşamalardaki gelişmeleri kısaca da olsa okuyucunun gözlerinin önüne sermek gerekir.

Referandumun 1. Aşaması: Bütün Engellemelere Rağmen Referandum Kararının Alınması…
Irak’ta, Baas Rejimin yıkılmasından sonra, eski milli Arap devlet yapısının devam etmeyeceği kesinlik kazanmıştı. Bu nedenle, Irak’ta devletin modeli ve karakterinin ne olacağı doğal olarak gündeme geldi.
Devletin karakteri konusunda, iki model ve görüş vardı. Bu modellerden biri, Irak Devleti’nin, Eyaletler Devleti olması. 18 Eyaletten oluşması. İkinci model, coğrafi yapıya dayalı federal devletti.
Devletin eyalet şeklinde yapılanması, ABD Sorumlusu ve Talabani’nin de kabul ettiği bir modeldi. Kürdistan lideri Mesut Barzani ise, kesinlikle eyalet modeline karşı çıktı. Bu modelin, Kürdistan’ı yeniden birkaç parçaya bölerek, Arapların egemenliğini de güçlendireceğini ileri sürdü. Coğrafi ve millet temelinde federal bir devlet modelini savundu ve önerdi.
Doğal, adaletli, demokratik, eşitlikçi olanı da Kürdistan Başkanı Mesut Barzani’nin önerisiydi.
Sonuçta Irak’ta sağduyu ve gerçekler ağırlığını koydu. Federal Devlet modeli üzerinde uzlaşma sağlandı. Bu uzlaşma neticesinde, yeni bir federal devlet anayasası hazırlandı. Bu anayasa 2005 yılında referandumla halkoyuna sunuldu ve kabul edildi.
Böylece, ulus, ideoloji, din, mezhep, sınıf üstü bir devlet oluştu. Devlet, Kürtlerin, Türklerin ve diğer azınlık toplulukların ortak devleti olarak yeni anayasada tanımlandı. Irak’taki milletler kendi kaderlerini yeniden federal bir devlet de ortaklaştırdı.
Ama ne yazık ki, federal devlet modeli özellikle de Maliki’nin başbakanlığı döneminde budandı, hatta ortadan kalktı, Arap Ulus Devlet rasyonellerinin geçerli olduğu bir yapıya kavuşturuldu.
Kürdistan Başkanı ve Kürdistan Hükümetinin bütün uyarılarına rağmen, Maliki kendisine çeki düzen vermedi; federal bir devletin başbakanı gibi davranmadı. Bir Arap şövenisti ve ırkçısı gibi davrandı. Şii Araplar dışındaki herkesi dışladı. Sunî Arapları bile rasyonellerinin dışında çıkardı.
O aşamadan sonra, Kürdistan Başkanı tarafından “Kürdistan Devleti” ve “Konfederal Devlet” önermesi gündeme konuldu.. “Konfederal Devlet” için de, biliniyor ki ve siyaset bilimi de anlatıyor ki, “Kürdistan Devleti” “olmazsa olmaz” şartlardan biriydi.
Kürdistan Başkanı, aynı zamanda Kürdistan Devleti için de, referandumu gündeme getirdi. Ama ne yazık ki, ilk başta Kürdistan’daki tüm partiler referandumdan yana olmalarına rağmen. Daha sonra İran Devleti’nin müdahalesi sonucu, KDP dışındaki tüm partiler bağımsızlık referandumuna karşı çıktılar.
Bu nedenle, bağımsızlık referandumu kararının alınması hayli zor oldu.
Referandum kararı, Kürdistan Başkanı’nın kararlılığı, milli tutumu, doğru ve haklı görüşleri; YNK’nin, Kürdistan İslam Birlik Partisi’nin, GORAN dışındaki diğer tüm Kürdistan partilerinin kararının değişmesi, bağımsızlık referanduma “evet” demeleriyle alındı.
Böylece Bağımsızlık Referandumunun birinci raundu başarıyla geçildi.
O karardan sonra, başta Kürdistan Başkanı ve Hükümeti, GORAN, Kürdistan İslam Örgütü dışındaki tüm siyasi partiler, hem uluslar arası planda ve hem de ulusal planda yoğun çalışmalar başlattılar. Dünyadaki tüm Kürtler, Kürdistan örgütleri de bu çalışmalara hız verdiler.
Bu çalışmalar günümüzde de hızından bir şey kaybetmeyerek, ulusal ve uluslar arası düzlemde birçok platformda ve modellerle sürdürülüyor
Referandumun 2. Aşaması: Yanlış Hukuki ve Siyasi tezlerle ve Baskılarla Referandum Kararından Geri Adım Attırmanın Başarısızlığa Uğratılması…
Bağımsızlık Referandumunun yerel ve yerel olmayan uluslararası karşıtları (içerde ve dışarıda), birinci raundu kaybettikten sonra iki şey yaptılar.
Kürdistan Başkanı ve siyasi partilerinin, referandum kararını hayata geçirmeyeceklerini, karardan vazgeçeceklerini ileri sürmeye ve her platformda bunun propagandasını yapmaya başladılar.
Kürdistan Başkanı’nın ve KDP’nin bağımsızlık referandumunu, kendi egemenliğinin güçlenmesi ve sürdürülmesi için bir enstrüman ve taktik araç olarak kullanmak istediklerini ve kullandıklarını ileri sürdüler.
Bu ileri sürülen görüşlerin iftira, referandumu engellemekten başka bir amacının olmadığı ortadaydı. Kürdistan Başkanı’nın en önemli ve dünya kamuoyunca da bilinen özelliği, söylediği sözlerin arkasında durma özelliğidir.
Barzani Hareketinin tarihi özelliği de, bu yaklaşımın önünde bir engel ve o tezi yalanlayan bir vakıadır. Biliniyor ki, Barzaniler Şeyh Abdülselam’dan bu yana, sosyolojik ve siyaset bilimindeki adı ne olursa olsun; Kürtlerin kendi kendilerini ve Kürdistan’ı yönetmeleri konusunda bir basirete, dirayete, ahlaka ve mili duruşa sahiptirler.
Bu nedenle Kürdistan Başkanı, bağımsızlık referandumunda ikiyüzlü ve riyakâr olamazdı. Kürt milletinin kaderiyle oynayamazdı. Ayrıca egemenliği için bağımsızlık referandumuna ihtiyaç yok. Zaten Kürdistan’daki en büyük güç, her zaman hükümet edebilecek bir güçtür.
Kürdistan Başkanı ve KDP hakkındaki tezler geçerli olmayınca, bu sefer de, referandumda geri adım attırmak için, uluslararası hukukla bağdaşmayan, federal devlet iradesi ve anlayışıyla ilişkili olmayan, ulusların ve Kürt ulusunun kendi kaderini kendi iradesiyle tayin etme ve yönetme ilkesine, dünyadaki referandum/bağımsızlık deneylerine aykırı tezler ileri sürdüler.
Irak federal Anayasa’sına sığındılar. Federal Anayasa’nın referanduma izin vermediğini ileri sürdüler. Böylece de Arap sömürgeci egemenlik sistemini bilerek ya da bilmeyerek savundular.
Açık olan bir şey var ki, federal devlet gönüllü, özgürce ortak bir devlet oluşturma iradesidir. Federal Devleti kuran özgür irade; neden ayrılmaya, ortak devletin yaşamına son vermeye, her milletin kendi bağımsız devletlerini kurmaya; bunun içinde referandumla halk oylamasının yapılması kararına muktedir olmasın?
Bunun tersini düşünmenin, rasyonalizm, bilimle, doğal ve toplum yasaları, demokrasi, adalet ve eşitlikle de bir alakası yoktur.
Bağımsızlık Referandumun merkezi hükümetin iradesiyle birlikte alınacağını, Kürt tarafının tek başına referandum kararı alamayacağı gibi sömürgeci bir tezi pervasızca savundular ve ileri sürdüler.
Bütün bunların yanında, demokrasi standartlarına da sığınmaya çalıştılar. Bir ulusun kendi kaderini tayin etmesini, iyi bir demokrasi de engelleyemez. Kanada’da Kebeklerin, İngiltere’de İskoçyalıların, İspanya’da Katalonyalıların referandumla ayrılma ve bağımsız devlet olma istekleri, bunun en somut göstergesidir. İspanya, Kanada, İngiltere demokrasinin gelişkin olduğu devletler olduğu da bilinmektedir.
Bu tezleri, zaman zamanda bir tehdit ve santaj olarak kullandılar. Bu safsata tezlerin hepsinin geçersizliği kısa zamanda, dünya devletlerinin birçoğunun da açıklamasıyla bir kez daha açığa çıktı.
Bu hayati tartışmalar ve gelişmeler içinde, başta Kürdistan Başkanı olmak üzere, Kürdistan Hükümeti ve Bağımsızlık Referandumundan yana olan Kürdistan siyasi partileri ve sivil toplum kuruluşları, Kürdistan’daki ulusal topluluklarının bağımsızlık referandumu konusundaki kararlı tutumları, netleşti. Geriye dönüşü olmayan noktaya gelindiği dosta ve düşmana yapılan kapsamlı ve nitelikli açıklamalarla ortaya çıktı.
Bu gelişmenin sonucunda, Bağımsızlık Referandumunun 2. Aşaması da geçildi ve 2. Raund da kazanılmış oldu.

Referandumun 3. Aşaması: Referandumun Başarılı Kılınması ya da Yalan, Manipülasyon ve provokasyonlarla Referandumun Başarısız Kılınması, Tarihe Gömülmek…
Her Kürdün, Kürdistanlıların, Kürdistan siyasi parti ve kurumlarının, Kürdistanlı yazarların ve aydınların kabul ettiği ve benim de sık-sık altını çizdiğim gibi: Kürdistan’ın Güneyindeki bağımsızlık kararı, tüm Kürtler ve Kürdistanlılar için hayati, stratejik, kader değiştirici bir karardır. Kürtler ve Kürdistanlılar için çok anlamlı ve tarihi bir karardır. Bu karar, 200 yıldır devlet olmak isteyen Kürt milletinin Kürdistan’ın bir parçasında devletini kurmasıdır. Bu devletin, bölünmüş ve parçalanmış, uluslararası nitelikte klasik sömürge statüsünden daha geri bir statüde olan Kürt milletinin ve Kürdistan’ın; birliğine, ortak ve bileşik devlet olmasına doğru atılacak bir adım olmasıdır.
Bağımsızlık Referandumundan sonraki adım, Kürdistan Devletinin kuruluşuna adım atmak ve bu kuruluşun gerçekleşmesinin yol ve yöntemini, ulusal ve uluslararası düzlemdeki hukuksal ve bürokratik yapısının oluşumunu projelendirmektir.
Bu nedenle, “bağımsızlık referandumunda “evet” sonucu çıksa da bu Kürdistan devletinin kuruluşu anlamına gelmez” diyenlerin görüşlerinin kasıtlı ve olayı çarpıtıcı olduğu tartışmasızdır.
2005 yılındaki Bağımsızlık Referandumu (sonucu yüzde 98 olumlu ve “evet” idi), Irak’ta Federal devletin üzerinden bir baskı aracı olarak ortaya çıktı. Ama ne yazık ki, federal devlet yürümedi.
O referandum bugüne de ışık tutuyor. Ama 25 Eylül’deki bağımsızlık referandumu, Kürdistan Devleti’nin kuruluşu içindir. Başka bir amacı olamaz. Bu amaçtan sapmanın kendisi, Kürtlerin tarihe gömülmesi ve Kürdistan Devleti’ni kendi elimizle yıkma ve bu tarihi fırsatı kaçırma anlamına gelir.
Bağımsızlık referandumu 3. Aşamada. Diğer iki aşamada nasıl ki Kürtler ve Kürdistanlılar başarı sağladı, üçüncü aşamada başarıyı sağlamak ve 3. Raundu kazanmak zorundadır.
Bağımsızlık Referandumunun 3. Aşamasının başarılı geçilmesi demek, referandumda “evet” sonucunun çıkmasıdır. Bu aşamanın da başarılı geçileceğini, bütün gelişmeleri alt alta, üst üste koyup analiz ettiğimiz ve verileri değerlendirdiğimiz zaman, olumlu sonuçlanacağından hiç şüphe yok.
Buna rağmen, Kürdistan Devleti’nin kuruluşundan yana olanlar, bağımsızlık referandumunun “evet” ile sonuçlanması için olağanüstü çaba göstermeleri gerekir. Referandum için 60 günden daha az bir zaman var. Kürdistan Başkanı, Kürdistan Hükümeti, Kürdistan’ın Güneyindeki tüm siyasi partiler, kurum ve kuruluşlar, kadınlar, hatta çocuklar ve çocuklar başta olmak üzere, tüm Kürdistanlıların olağanüstü çaba göstermeleri, gece gündüz demeden çalışmaları gerekir.
Eğer millet olarak başarmazsak, tarihe gömülmek ve devlet olma fırsatını kaçırmak kaçınılmaz olur.
Biz Kürtlerin ve Kürdistanlıların bu dönemde kazanmamız için, güçlü bir ulusal ve uluslararası liderliğe sahibiz. Bu şansı kaybetmemiz, biz Kürtler ve Kürdistanlılar için büyük felakete yol açar.
Bilmeliyiz ki, Kürdistan Devleti ve bunun için yapılmakta olan Bağımsızlık referandumu karşıtları ve düşmanları da durmuyorlar. Bunlar referandumun başarısız olması, “evet” sonucunun çıkmaması, hatta referandumun engellenmesi için her yola ve provokasyona başvuruyorlar, başvuracaklardır.
Bu karşıt ve düşmanca çalışmalara karşı uyanık olunmalı, provokasyonlara meydan verilmemeli. Karşıtların ve düşmanların, başarıya ulaşmasını engellemek için bütün meşru, demokratik, insani yol ve yöntemleri kullanmalıyız.
Kürdistan devleti ve Bağımsızlık referandumu karşıtları/düşmanları, şimdiden yalanlara ve manipülasyonlara başvurarak, halkımızın kafasını karıştırmaya çalışıyorlar.
GORAN, yayınladığı bir ankette kendi oylarının iki katından fazla Kürdün referanduma karşı olduğunu ileri sürecek kadar pervasız bir konumda.
Yedekte başka yalan ve manipülasyonların olduğunu, olacağını bilmeliyiz.
PKK/KNK’nin kısa bir süre önce, bağımsızlık referandum ile ilgisi olmayan, bu dönemin ve kendi işi olmayan “Kürdistan Kongresi” denilen bir toplantı yapması da, bağımsızlık referandumunu başarısız kılmanın açık göstergesidir. Süleymaniye’deki bu toplantıya referandum karşıtlarının katılması ve ilgi duyması da toplantının bağımsızlık referandumuna karşıt olduğunu konusunda güçlü veriler sunuyor.
Amed, Temmuz 2017

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir