Yeni KDP Kuruluşu Üzerine Düşünceler…

İbrahim GÜÇLÜ

(İbrahimguclu21@gmail.com)

“Kürdistan Demokrat Partisi” ismiyle yeni bir yasal ve açık partinin kuruluş çalışmaları var. Bu partinin çalışmalarıyla ilgili detaylı bilgiler yok. Bu durumda, bu parti çalışmalarının, çok geleneksel bir anlayışla sürdürüldüğünü söyleyebilirim. Ayrıca kullanılan çalışma yöntemi, yasal ve açık bir parti geleneğine de uygun değil.

Eğer kurulmak istenen parti, mevcutlardan farklı, halkla bütünleşmek isteyen, milli demokrat kitlesel bir hareket yaratmak amacını taşıyan bir parti ise, kuruluşta kullanılan bu yol ve yöntemin olumsuz olduğunun altını çizmek gerekir.

Yeni KDP’nin kuruluş çalışmasıyla ilgili bilinen birkaç konu ya da bilgi var diyebilirim. Bu konular üzerinden şimdilik kaydıyla, düşüncelerimi ifade etmenin doğru olacağını düşünüyorum. Yeni detaylı resmi ve köşeli bilgiler ortaya çıkarsa, ona göre de yeniden değerlendirme yapılabilir.

Bilinen konular:

1-Yeni, yasal, açık bir Kürdistan partisi kurulacak. Bu partinin ismi: “Kürdistan Demokrat Partisi” olacak.

2-Bu yeni parti, üç siyasi grup tarafından kurulacak. Bu siyasi gruplar, Kürdistan Demokrat Partisi-Bakur (KDP-Bakur), Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi (T-KDP) ve Partiya Welatparêzên Demokrat (PWD)’dır. Bu gruplar kendilerini fesih edip yeni kurulan partiye katılacaklar.

3-Bu üç grubun vereceği 50’şer kişi ile bu yeni parti kurulacak.

3-Bu yeni, yasal ve açık parti, doğrudan, Irak Kürdistan Demokrat Partisinin (Irak KDP) desteğini almaktadır. Başka bir ifade ile Irak KDP niteliğinde bir partinin kurulmasının istenildiği anlaşılmaktadır.

                                            *****

Kürdistan’ın Kuzeyinde, milli direnme hareketlerinin kanla ve katliamla bastırılmasından sonra, Kürtler, sömürgeci devlet tarafından siyaset ve tarih dışında bırakıldılar. Kürtlerin kendileri için örgütlenmesi ve siyaset yapması, cılız bir teşebbüs ve hareketle de olsa, 1965 yılında başladı.

TKDP, 1965 yılında yasal olmayan bir statüde ve Kürdistan’ın Güneyinde Irak KDP öncülüğünde süren milli hareketin doğrudan etkisiyle kuruldu. Ama Kürdistan’daki milli hareket açısından bir kilometre taşı ve yeni bir bahar hareketinin başlangıcıydı.

1974 yılında sonra Kürt ve Kürdistan örgütlenmesi çoğulcu bir karakter kazandı. Bütün bu örgütlenmeler de, dolaylı bir şekilde Kürdistan’ın Güneyindeki milli hareket tarafından motive oldular.

TKDP, milli hareketin ve kendi tarihi gelişimi sürecinde önemli değişikliklere uğradı.

Bu değişikliklerden birincisini, 1977 yılında geçirdi. TKDP-KUK oldu. Ama bölünme geçirdi. TKDP ismiyle de varlığını bir düzlemde korudu.

TKD açısından ikinci önemli gelişme, 1992 yılında yaşandı. Bu tarihte, HEVGIRTIN-PDK’nın kurucusu oldu. Bilindiği gibi, HEVGIRTIN-KDP, Ala Rizgarî Birlik Platformu’ndan, Kürdistan Ulusal Demokratik Platform’dan, Rizgarî-Kürdistan Press Grubundan gelen kadrolar ve bağımsız yurtsever kadrolar tarafından kuruldu HEVGIRTIN-PDK bir siyasi gruplar koalisyonuna dayanarak kurulmadı. Ama özellikle KDP’den kadrolar, grup yapısının üstüne çıkamadı. Bu durum ve başka stratejik nedenler, ciddi kopuşlara yol açtı.

Buna rağmen, HEVGIRTIN-PDK değişen ismiyle bütünlüğünü KDP-Bakur bünyesinden sürdürdü. 

Bundan sonra da, aynı isimle hareket eden bir bölünme yaşadı.

Bu bölünme sonrasında, bir grup sıkı gizliliğine devam etti ve 2013 yılında T-KDP’yi kurdu.

Bir kesimi de, Parti Meclis’inde çoğunluğu teşkil eden KDP-Bakur, 8 yıl kongresini yapamamasının arkasından, yeni katılımlarla 2013 yılında kongre yaptı. Bu kongrede yasal parti kurmaya karar verdi. Ama ne yazık ki, kararlarını hayata geçiremediler. Onlardan önce, T-KDP yasal olarak kuruldu.

KDP-Bakur’da olan yeni katılımdan grupsal bir kopuş ve tek tek üst düzey üye kopuşları oldu.

O tarihten sonra, KDP’nin birliği sorunu, KDP’liler açısından gündemin ön sıralarına çıktı. Bunun için yeni inisiyatifler kuruldu.

KDP-Bakur’un son kongresinden sonra, Irak KDP’nin de doğrudan müdahalesiyle, ortak yeni parti kurmak (KDP), güncel ve sıcak anlamda gündeme girdi.

Önceleri bu partinin, KDP-BAKUR ve T-KDP tarafından kurulması kurgulanırken, bir dönem sonra PKK’dan ayrılan PWD’nin de parti kurucu aktörlerden biri olması kararı, kamuoyu düzeyine çıktı.

Şimdilerde bu yeni parti üç tarafın her birisinin vereceği 50 kişi ile kurulmak isteniyor.

                                     *****

Siyasi Gruplar Koalisyonu, HAK-PAR Deneyi, Yeni Parti…

Öncelikle belirteyim ki, üç grubun koalisyonu ile parti kurulması şimdiden başarısızlığı hazırlamak demektir. Bilinmesi gereken bir gerçek var ki, ismi geçen gruplar belli projeler, görüşler etrafında oluşmuş modern ve demokratik gruplar değil. Daha çok geleneksel bir şekilde bağımlılık, çok yüzeysel resmileşmiş düşünce ve davranışlarla oluşmuş gruplar.

Bu nedenle, bu gruplar, parti kuruluşundan sonra da bu geleneksel, ilkel, resmileşmiş tutumlarını devam ettirirler. Bu da partileşmeyi engellemekle kalmaz; partide üretimi, atılımı, değişimi, milli ve demokrat bir hareketin rasyonellerine ve parametrelerine kavuşmayı engeller. Partide kararlar, ilkel uzlaşmalarla şekillenir.

Bu konuda, aynı şekilde olmazsa da yaşanan bir HAK-PAR deneyi var. Bu deney iyi incelenmeli.

Üstelik HAK-PAR siyasi partilerin koalisyonuna dayalı olarak, siyasi grupların aynı sayıda verdiği kurucularla kurulmadı. Bireysel hukuka göre kuruldu. Sosyal Liberal Demokrat Milliyetçilerin, Muhafazakâr Demokrat Milliyetçilerin, sosyalistlerin, sade milliyetçilerin kurduğu bir parti oldu.

Kurulduğu zaman, program ve projeler çerçevesinde partide farklı eğilimlerin, tabir caizse liglerin oluşabileceği, bunun da meşru olduğu hukuken kabul edildi.

HAK-PAR’da sosyalistlerin bir kesimi resmi ve disiplinli olan bir siyasi gruba (PSK’ye) bağlıydı. Zamanla bu kesim, katı bir şekilde HAK-PAR hukukuna değil, PSK hukuk ve disipline göre hareket etti.

Bu gruplaşma, yeni gruplaşmaları tetikledi.

Giderek PSK dışındaki grupların, bağımsız üyelerin tasfiyesi gündeme geldi.

HAK-PAR, PSK’lilerin yönetiminde kaldı. Onlar da kendi birliklerini koruyamadılar. HAK-PAR ve PSK bölünmesi gündeme geldi.

Yeni kurulacak bir partinin geçmiş deneyleri bir tarafa bıraksa bile, bu yakın tarihin bu örgütsel deneyini iyi incelemesi gerekir. Üstelik KDP-Bakur’un genel başkanı bir dönem HAK-PAR’a da genel başkanlık yaptı. Bir dönemden sonra, bu grup egemenliğinden şikâyet ederek, parti genel başkanı adayı olmadı. Sonrada partiden istifa etti.

 

Gruplar hem birbirleriyle ve hem de kendi içlerinde uyumlu ve görüş birliği için de değiller…

Grupların içlerindeki ve gruplar arasındaki uyumdan bahsederken, uyum kavramını geniş ve derin anlamıyla ele alıyorum.

Uyumdan kastım: Organikliktir. Düşünce birliğidir. Kültürel birliktir. Düşünce ve davranış birliğidir. Tarihsel arka planın aynılığı ve ortak geleneğe sahip olmaktır. Program ve tüzükte anlayış birliğidir. Program ve tüzüğü işletmektir. Gelişkinlik düzeyi ve gelişim seviyesinin aynılığıdır. Çalışma tarzında birliktir. Çalışmada sürekliliktir.

Bu kriterler ve parametrelerle KDP’yı kurmak isteyen gruplara bakıldığı zaman kendi içlerinde uyumlu olmadığı hemen görülebilir.

KDP-BAKUR: Sonradan KDP-BAKUR’a katılanların, KDP ile bir organikliklilerinin olmadığı görülüyor. Bütünlüklü bir yapı söz konusu değil. Parçalı bir durum var. İstikrarlı ve programa uygun sürekli ve planlı bir çalışmanın olmamasından dolayı üyeleri ve kadroları arasından eşit seviyeli bir gelişme yokluğu görülmekte. Parti programı ve tüzüğü hayata geçirilmediği için, program ve tüzükte bir birlik yok. Birçok parti üyesi, parti yönetimine karşı küskünler. İçte karşılıklı güvensizlik dışa yansıyor. Grup seviyesini aşma konusunda organik bir kültürün olmaması yeni bütünlüklü bir parti için ciddi bir sorun olma özelliğini taşıyor.

T-KDP: KDP-BAKUR’un yasal parti kurmasının önüne geçmek için, illegalitede daha önce kurulan TKDP’yi anlamsız hale getirmek, kişisel bazı istek ve arzuları da karşılamak üzere kurulmuş bir parti olmasından dolayı, amaca uygunluk taşımadığı başından belliydi. Parti kurucularının, yukarıda saydığım kıstaslarda hiçbirine sahip olmadığı hemen işin başından belliydi. Toplama bir topluluktu. Parti program ve tüzüğünde bir organiklik ve birlik söz konusu olamazdı. Bu nedenle, parti kurucuları arasından bir uyum başından beri yok ve olamazdı. Kısa bir süre sonra da bu uyumsuzluk ortaya çıktı. Partinin asıl bel kemiği olan kurucu kesimi (PDK-BAKUR ismini de kullanan kesim) partiden özerkleşti, yeni bir legal dernek yapısı (Peyama Kürdistan) içinde yer aldı. KUK geleneğinden gelen parti kurucuları ayrışmış durumda. Farklı yerlerdeler. T-KDP ile birlik yapan PDNK ayrışmış durumda. Sonrada partiye katıldığını söyleyen insanların, kendi içlerindeki uyumu tartışmalı. Bir kısmı kopuşla karşı karşıyadır.

 Diğer kriterler açısından da kendi içinde uyumsuz.

PWD: Uyumsuzluk konusu belki de PWD’nin çekirdek kadrosu için geçerli olmaya bilir. PWD çekirdek grubunu yakından tanımadığım için bir şey demiyorum. Ama bildiğim bir şey var ki, bu çekirdek kadro militarist bir yapıdan geliyorlar, sürekli bir birliktelikleri, pêşmerge içinde mücadelelerine devam ettirmelerinden dolayı birçok konuda uyum ve birlik içinde olabileceklerini var sayıyorum.

Ama PWD çekirdek kadrosu sadece parti kuruluşunda yer almayacak. Onlarla birlikte hareket eden, onlarla her açıdan yabancı olan kesim ve kadroların durumu göz önüne alındığı zaman; bir uyumun olmadığı, uyumsuzluğun olacağı, bu kadroları yakından tanıyan biri olarak söylemekten bir beis görmüyorum.

                                            *****

KDP’yi kuracak grupların kendi içlerinde bir uyum olmadığı gibi, birbirleriyle de uyumları yok.

Öncelikle şunu saptayalım: PWD, PDK-BAKUR ve T-KDP ile farklı siyasi geleneklerden, farklı kültürlerden, farklı program ve tüzüklerden geliyorlar. Bu nedenle, PWD’nin diğer iki grupla bir uyumsuzluk içinde olduklarını bilmek için fazla şey bilmeye gerek yok. Özellikle de PWD’nin askeri/militer geleneği, PKK’den gelmiş olmaları, geçmişte de onların geldiği bütünle ciddi sorunlu olmaları, diğer iki kesimle uyumsuzluğun en önemli nedenidir.

KDP-BAKUR ve T-KDP, KDP geleneğinden geldiklerini söylemelerine rağmen, çok katmanlı, farklılaşan, birbirinden ayrı yerlere düşen yapılar durumundalar.

Özcesi: Bir partinin kuruluşu için gerekli parametreler, enstrümanlar, insan faktörü açısından durum ele alınırsa üç grubun çok uyumsuz, bir parti kurmak için iç içe geçen katmanlar ve hatta ortaklıklara sahip olduğunu söylemek zordur.

Gruplar, yeni ve milli demokrat ihtiyacı karşılayacak kadro kalitesinden, niteliğinden yoksunlar…

Bütün bu sıraladığım nedenlerin yanında, her grubun insan unsurunun analizi yapıldığı zaman da, üç grubun yeni ve milli demokrat ihtiyacı karşılayacak bir partinin kuruluşu için gerekli kadro kalitesinden, niteliğinden olmadığını görmek de gerekli.

Eğer Irak KDP ile aynı nitelikli bir yeni parti kurulacaksa ne yapılmalı?

Yeni KDP’nin kuruluşunda, Irak KDP’nin belirleyici olduğu hem gözlemlerimizle, hem yapılan işlerle, hem de iradi kararlar, anlatılanlardan anlaşılmaktadır.

Irak KDP’nin tavrını şöyle okumak gerekir: “Ben, Kürdistan’ın Kuzeyinde kendime nitelik olarak benzeyen, ama parçanın özelliklerini de sentezleştiren bir partinin kuruluşundan yanayım. Ya da böyle bir partinin kurulmasını istiyorum. Ya da böyle bir parti kuracağım.”

O zaman Irak KDP, üç grup ile bir parti kurmak isterken doğru iş yapmıyor. Ben başından beri de bu görüşteyim.

Bunun için, HEVGIRTIN-PDK tecrübesini öncelikle inceleme altına almalı. HEVGIRTIN-PDK,  KDP’yi de da içine alan büyük bir yapılanmaydı. Kürdistan’ın en seçkin, en tecrübeli, en karizmatik siyasetçi, yazar ve sanatçılarının önemli bir kesimini bünyesinde barındırıyordu. Buna rağmen, toplumsal, milli, demokrat, aristokratik bir parti olamadı. Dağılmayla karşı karşıya kaldı.

O zaman düşünülen partinin neden Kürdistan’ın Kuzeyinde son 40 yılda oluşan siyaset sınıfı ile oluşmayacağına bakalım.

Bu siyaset sınıfı,

-Soğuk savaş döneminin kılıç artıklarıdır,

-Soğuk savaş döneminin değerleriyle oluşmuştur.

– Elitiktir

-Sömürgeci kültürden arınmış durumda değildir.

-Millilik ve halkla sorunludur. Kürt mili değerleriyle çok barış değildir. Milli değerlerle çatışmalıdır.

-Statükocudur.

-Reformlara kapalıdır.

-Değişimden yana değildir.

-Demokratik kültürden yoksundur ve otoriter zihniyetlidir.

-Toplumda sosyolojik anlamda karşılığı yoktur.

Bütün bu nedenlerden dolayı bu siyaset sınıfı, yeni dönemin, milli hareketin, ihtiyaca cevap verecek milli demokrat bir partinin ana dinamiği değildir.

Bu nedenle yapılacak şey, yeni parti senaryosu için yeni aktörlere ulaşmak, niteliksel, toplumsal, örgütsel anlamda farklı bir iş yapmaktır.

Geleneksel, toplumsal, aristokratik, milli demokrat bir parti yaratılmak istendiğine göre, o zaman da Kürdistan’ın Kuzeyinde özellikle devletin uygulamaları, başka nedenlerden dolayı sinmiş, sindirilmiş, gizlenmiş ya da gizli milli dinamiklerin açığa çıkarılması gerekir.

Kürdistan Başkanı Mesut Barzani ve Irak KDP’nin öncülüğünde, bu işte olmak isteyen siyaset sınıfının elemanlarını, Kürt şeyhleri, aşiret reisleri, beyleri, ağaları, meleleri, kanaat önderleri, aydınları ile toplantıların başlatılıp. Yeni parti için olgunlaşmanın sağlanması gerekir.

Bu çalışmanın kısa sürede sonuç vereceğini düşünmemek gerekir. Ama orta vade de kesinlikle sonuç doğuracak bir çalışma olacaktır.

 

 

Amed, Ocak 2017

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir