Ji bo civatek serbixwe, demokratîk û azad!|Wednesday, January 23, 2019

REFERANDUM YOLU DOĞRU VE HAKLI BİR YOLDUR (*) 

REFERANDUM YOLU DOĞRU VE HAKLI BİR YOLDUR (*)

Mehmet Selim Uzun

25 Eylül 2017’de Güney Kürdistan’da referanduma gidiliyor. Ülkemizin tek bir parçasında da olsa referandum Kürt ulusal tarihinde büyük bir hadisedir. Bu referandumla Kürt ulusunun önemli bir parçası geleceği üzerine karar veriyor, kaderini belirliyor.

Her ne kadar tek bir parçada olsa da referandum aslında Kürdistan’ın tüm parçaları ve Kürt ulusunun tümü üzerinde etkisini gösterecektir. Bu nedenle 25 Eylül referandumu Kürtlerin tarihinde bir milad gibidir. Zira ulusumuzun önemli bir parçası özgür iradesiyle dünyadaki serbest ve bağımsız uluslar arasındaki onurlu yerini alacaktır.

Referandum her yönüyle Kürt milletinin hakkıdır. Bu hak bağışlanan bir hak değildir. Kürtler, bu hakkı hem tarihi bir hak olarak, hem ulusal bir hak olarak, hem siyasi bir hak olarak ve hem de uluslararası hukuktan doğan bir hak olarak haketmişler. Dünyadaki tüm uluslar gibi Kürtlerin de ulus olarak kendi kaderlerini tayit etme hakkı vardır. Bu tamamen vazgeçilmez insani, meşru ve doğal olan temel ve evrensel bir haktır. Bugün Kürt ulusunun kendi özgür iradesiyle bu temel hakkını kullanmasının zamanı gelmiştir artık.

Elbette Kürtler bugünkü aşamaya ve kendi kaderini tayin etme hakkını kullanabilme koşullarına kolay bir yoldan ulaşmadılar, onlar çok zorlu bir mücadele verdiler ve ağır bedeller ödeyerek bugünkü konuma geldiler. Bugün gelinen noktada Kürtler ve ulusal kurtuluş mücadeleleri yeni bir aşamaya varmıştır. Kürtler 25 Eylül referandumu ile bir sonuca varmak ve bu tarihi mücadeleyi taçlandırmak istiyor.

Belki bazı eksiklikler ve eleştirilecek konular olabilir. Keşke referandum kararı en geniş bir ittifakla alınsaydı ve her alandaki hazırlıkları da birlikte yürütülseydi diyebiliriz.

Fakat, referandumun meşruiyeti üzerine tartışmak ve temelsiz bazı gerekçelerle ona karşı çıkmak asla kabul edilebilir bir durum değildir. Malesef, Kürtler arasında bazı siyasi çevreler ve kişiler görüş, öneri ve eleştirilerini dile getirmekten öteye referanduma karşı çıkarak onun meşruiyetini tartışmak istiyorlar.

İçerde yada dışarda Kürtlerin kandi kaderlerini tayin etme hakkına karşı çıkanlar ve referandumun meşruiyetini tartışanlar iyi bilsinler ki tarih onları asla afetmeyecektir.

Elbette şartlar ağırdır, içerde ve dışarda sorunlar vardır, düşman elinden ne geliyorsa ardına koymuyor. Dünya kör ve sağır olabilir, Kürt milletinin dostları rahatlıkla seslerini yükseltemeyebilir, sömürgeci ve ceberut bölge devletleri tehdit ve şantajlarıyla her yolu deneyebilir. Ve biliyoruz ki Kürtlerin tarihi birçok ihanete tanıklık eden bir tarihtir. Kürt milleti yakın tarihinde 1945’te Mahabat Kürt Cumhuriyeti ve 6 Mart 1975’de Cezayir Anlaşması ile yaşanan uluslararası ihanetleri unutmuş değil.

Ortadoğu’da ve tüm dünyada Kürtlere dost ve düşman herkes şunu iyi bilsinki bu saatten sonra hiç kimse Kürt milletinin önünü kesemez, onu özgürlük ve bağımsızlık yolundan alıkoyamaz.

Referandum yolu hak bir yoldur, meşru bir yoldur, doğru bir yoldur, adil bir yoldur, demokratik ve insani bir yoldur.

Diğer yandan 25 Eylül referandumu hem tarihi bir yoldur hem de Kürt ulusu için tarihsel bir sınavdır. Böyle bir tarihi fırsat her zaman elde edilemez. Kürtler bunu anlamalı ve bu tarihi fırsatı kaçırmamalıdır, bir ulus gibi davranarak bu sınavdan onurlu ve başarılı bir şekilde geçmelidir.

Elbette Kürtlerle Arapların anlaşarak sorunlarını adil, demokratik ve barışçıl bir yoldan çözmeleri istenen bir şeydir. Çok geç kalınmış olsa bile eğer hala az da olsa koşullar elveriyorsa bu fırsatın kaçırılmaması gerekiyor.

Bilindiği gibi bölge devletleri ve dünyanın eğemen güçleri bugüne kadar Ortadoğu bölgesinde süregelen milli, dini, siyasi ve toplumsal sorunları hep zor ve şiddet yoluyla, savaş ve katliamlarla çözmek istediler. Bugüne kadar çok sayıda katliam yaşandı, bölge halkları büyük zulüm ve zorbalıklara tanık oldu, dili ve kültürü ile birlikte bir çok halk yok oldu. Bu anlamda 25 Eylül referandumu Ortadoğu’da çözüm bekleyen bu tarihi sorunların barışçıl ve demokratik bir yoldan çözümenin önünü açmak için de tarihi bir yol ve fırsat olarak görülmelidir.

Ortadoğu bölgesinin tarihinde ilk kez bir millet demokratik ve barışçıl bir yoldan kaderini tayin etmek istiyor. Bu nedenle 25 Eylül referandumu dünyada ve bilhasa Ortadoğu bölgesinde tarihi bir deney olarak görülmelidir. Zira bu referandum bölgede ulusal ve diğer tarihi sorunların meşru, insani, barışçıl ve demokratik bir yoldan çözülmesi için yeni bir yol açıyor.

Kürt halkı aslında özgürlükçü ve barışsever bir halktır, savaştan yana değildir, fakat düşmanları onu hep savaşmaya mecbur etmiştir.

Güney Kürdistan’da zorraki birliktelliği sona erdirmekten başka bir yol kalmamıştır. Bağdat yönetimi bugüne kadar Kürtlerle yaptığı anlaşmalara uymamış, bu anlaşmaların gereklerini yerine getirmemiştir. Ne Federal Irak Anayasası’nı ve ne de 140. maddenin hükümlerini uygulamaya koymuştur. Bundan böyle Hewlêr ile Bağdad’ın anlaşması ve birlikte hareket etmesi olanaksız olmazsa bile pek mümkün görünmüyor. Gönülsüz bir evliliği sürdürme yönündeki sonuçsuz çabaların bir anlamı da yoktur. Ve açıktır ki mevcut koşullarda bu gönülsüz birliktellik daha fazla sürdürülemez.

Zaten Irak fiilen bir çok parçaya bölünmüştür ve bundan böyle Irak’ın birliğinin korunması mümkün değildir. Bir çeyrek asırdır ki Kürtler kendi topraklarında kendilerini bağımsız bir devlet gibi idare ediyorlar. Dolayısiyle referandum hem süregelen bu sürecin vardığı bir sonuçtur ve hem de yeni bir sürecin başlangıcıdır. Ve referandum aslında bugüne kadar devam edegelen bu süreçte ortaya çıkan fiili (defacto) duruma ulusal ve uluslararası düzeyde siyasi ve hukuki statü kazandıran bir adımdır.

Burada şunuda ifade etmek isterim ki referandum aynı zamanda Kerkük, Xaniqîn ve diğer tartışmalı bölgelerin de kaderini belirleyecek olan bir çerçeve sunuyor.

Elbette her şeyin bir zamanı vardır. Fakat referandum için zaman uygundur, iç ve dış şartlar olgunlaşmıştır. Bugün artık Kürtlerin sağlam bir irade, kararlılık ve cesaretle adım atmaları gerekiyor. Daha fazla geç kalmak doğru değildir. Asla teredüt ve kararsızlık gösterilmemelidir. Kürtlerin ferasetle, sağlam bir irade ve kararlılıkla hareket ederek ve önlerini görerek altın değerindeki bu tarihi fırsattan yararlanmaları gerekiyor.

Kuşkusuz başta bölge devletleri olmak üzere Kürt milletinin düşmanları asla boş durmayacak ve ellerinden ne geliyorsa onu yapacaklar. Zaten daha şimdiden açıktan açığa Kürtleri tehdit ederek bir çok yola baş vuruyorlar.

Fakat, ne Kürtler eski Kürtlerdir, ne de dünya eski dünyadır. Kürtler, DAİŞ’e karşı savaşta hem kendilerini savunabilecek güçte olduklarını hem de kendilerini yönetebilme güç ve iradesine sahip olduklarını gösterdiler.

Her şeye rağmen Kürtler sorunların demokratik ve barışçıl bir yoldan çözülmesinden yanadır. Fakat, düşman zorlar ve mecbur olunursa, her türlü ihtimale karşı hazırlıklı olmaları da gerekiyor. Ve inanıyorum ki Kürtler bu güç ve iradeye sahiptirler. Başkan Mesud Barzan’nin istikrarlı ve kararlı duruşu, diplomatik manevraları ve öngörüsüyle bu süreçteki rolü son derece önemlidir. Mesud Barzani konumu ve kararlı duruşuyla zaten 25 Eylül referandumunun sembolü ve güvencesi haline gelmiştir.

25 Eylül referandumu kişisel bir sorun değil, bir aşiretin sorunu değil, bir bölgenin sorunu değil. Bu, tek bir patinin, tek bir örgütün, tek bir siyasal gücün de sorunu değil. Sorun, ulusal bir sorundur, topyekün bir ulusun sorunudur. Sorun, 40 milyonu aşan Kürt ulusunun ortak bir sorunudur. Dolayısiyle hiçbir parti, örgüt, bölge ve şahsın 25 Eylül referandumunu kendi çıkar ve proplemlerine kurban etmeye hakkı yoktur.

Kürt ulusunun bir ferdi olarak burada bir kez daha 25 Eylül bağımsızlık referandumunu kayıtsız ve şartsız olarak desteklediğimi beyan etmek istiyorum. Ve tüm Kürt siyasi parti ve örgütlerine, sivil ve demokratik kurumlarına, tek-tek aydın ve kanat önderlerine ve dört parçadaki Kürt halkına çağrıda bulunuyorum:

Hangi düşünce ve ideolojiden olursa olsun, hangi din ve mezhepten olursa olsun, hangi sınıf ve tabakaya mesup olursa olsun, hangi cinsiyet ve kimlikten olursa olsun, Güney Kürdistan’da yaşayan tüm Kürtler ve diğer etnik ve dini azınlıklar 25 Eylül 2017 bağımsızlık referandumuna destek vermeli ve sürece aktif katılmalıdır.

Referandum yolu doğru ve haklı bir yoldur. Kendi kaderini tayin etmek Kürt milletinin vazgeçilmez ve ertelenemez hakkıdır. Bağımsızlık Kürt milletinin hakkıdır. Devlet sahibi olmak Kürt milleti için anne sütü kadar helal olan doğal ve tarihi bir haktır. Kürt milleti bunu çoktan hakketmiştir.

——————————-

(*) Bu yazının Zazaca ve Kurmanccası daha önce Basnews (http://www.basnews.com/index.php/kr/news/kurdistan/363526),

Rûpela Nû (http://www.rupelanu.com/rayire-referandûmi-rayiro-rast-u-heq-o-1398h.htm), Netewe (www.netewe.com) ve diğer bazı sitelerde yayınlandı. Gelen istek üzerine Türkçesininde yayınlanması uygun görüldü.

Nerîna te