Ji bo civatek serbixwe, demokratîk û azad!|Saturday, August 18, 2018

PKK, Neye ve Kime Hizmet Ediyor? 

İbrahim GÜÇLÜ

(ibrahimguclu21@gmail.com)

Yıllardır, PKK konusunda bir siyasetçi ve yazar olarak tespit ve analizler yapıyorum. PKK’nın neye ve kime hizmet ettiğini anlatmaya çalışıyorum. Aynı şekilde benim dışımda da birçok Kürt siyasetçi ve yazar analizler yapıyorlar. PKK’nın neye ve kime hizmet ettiğini, anlatmaya çalışıyorlar.

PKK hakkında, 40 yıl sonra halen böyle bir soru soruluyorsa anlamlıdır. Özellikle de Suriye’deki gelişmelerden sonra kafaların daha çok karıştığını ve bu konuda daha çok soruların sorulduğunu tespit ediyorum.

Bu soru, Suriye’de Rusya ve ABD’nin PYD’ye yaklaşımları ve bakış açılarında bir ortaklaşmanın olmasından sonra daha çok sorulan bir soru oldu.

Biliyorum ki, bir Kürdistan partisi hakkında böyle bir soru sorulması abesle iştigal olur. Tartışmasızca bilinir ki, bir Kürdistan partisi, Kürtlere ve Kürdistan’a; Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkına; Kürt ulusal çıkarlarına; Kürtlerin de millet olarak diğer milletler gibi devlet olmasına hizmet eder ve bunu kendine amaç edinir.

Bu merkezde ve çerçeve hedefler sentezinde, bölgesel ve uluslar arası ilişkilerini geliştirir.

Oysa PKK hakkında bu soru soruluyorsa, Kürt ve Kürdistan partisi olması hakkında görüşlerin, kanaatlerin ve şüphelerin olmasından dolayıdır.

Bütün bunlardan dolayı, bu konuyu tekrardan daha somut ifadelerle açıklamak gerekiyor.

Bu konuyu anlatırken, PKK’nın neye ve kime hizmet ettiği sorusunu dönemlere göre cevaplamaya çalışacağım. Böyle bir açıklayıcı analiz: PKK’nın hedefi, yapısı, neye ve kime hizmet ettiğini anlatması bakımından da anlamlı ve açıklayıcı olacaktır.

                                            ( I )

PKK, PKK olmadan önce kendini  “UKOcular” ve “Kürdistan Devrimcileri” olarak tanıttılar. Kürt siyasi çevreleri de, onlara “Apocular” dedi.  

Bu dönem, grupsal dönemleriydi. Belli bir güce sahip değillerdi. Kürdistan yakın siyasi tarihinin olgularıyla ilişkili olmayan kimseler tarafından oluşturulmuşlardı. Aralarında hayli de Türkler vardı.

Bu dönemde bile, Kürdistan’daki tüm siyasi örgüt ve partileri; ulusal toplumsal güçleri düşman ilan etmişlerdi.

Kürdistan’daki toplumsal güçleri düşman ilan etmişti.

Bunun yanında, 1919 yılında başlayıp da 1938 yılında devletin katliamlarıyla son bulan Kürdistan’daki tüm milli hareketleri gerici ilan etti. O milli direnmelere karşı savaş açtı. Kürdistan’ın Güneyinde Barzani öncülüğünde devam eden Kürdistan ulusal hareketini de gerici ve emperyalizmin işbirlikçisi bir hareket olarak ilan etti.

Kürdistan örgütleri ise, 1974 yılından sonra hayli yol almışlardı. Kürdistan’ın değişik bölgelerinde kitlesel bir güce kavuşmuşlardı.

Kürdistan’ın bağımsızlığını ve birleşikliğini amaç edinen bir örgütün, Kürdistan’daki yurtsever örgütlere düşmanlığının anlaşılır bir yanı yoktu.

PKK’nın bu hedefleriyle, Sömürgeci Kemalist Türk Devleti’nin hedefleri çakışıyordu.

PKK olarak yapılanmaya karar verdiği zaman, manifestosunda sıraladığım hedeflerini keskin ve köşeli bir biçimde tespit etti ve ideolojize de etti.

Hiç ihtiyaç olmadığı halde, böyle bir yapının siyaset sahnesine çıkması, bu işin içinde bir işin olduğunu ortaya çıkarıyordu.

Zaman içinde Devletin, PKK oluşumuyla, Kürdistan’daki örgütleri, ulusal toplumsal güçleri ve dinamikleri tasfiye etmek; Kürt ulusal hareketini bağımsızlık çizgisinden saptırmak ve giderek kontrol etmek stratejisini izlediği açıklık kazandı.

PKK’nın, 12 Eylül Askeri darbesine kadar Kürdistan’da bütün bölgelerde yaptığı tasfiye harelketleri, Kürdistan örgüt ve partilerinin lider ve kadrolarını tasfiye etme eylemi, PKK’nın devletin bir projesi olduğunu ortaya koydu.

                                                 ( II )

PKK’nın pratiği, PKK’nın hedefine ulaşmak için her metodu meşru gördüğü ve göreceği; isteyen devletin de onları kendi amaçları ve hesapları uğruna istedikleri gibi kullanabileceğini ortaya koydu.

PKK, Öcalan’ın Suriye’ye geçmesinden sonra, Suriye ile yakın ilişkiler içinde oldu.

Suriye PKK’yı amaçları için kullanır hale geldi.

Ama PKK’nın Türk devleti ile olan ilişkileri de devam etti.

PKK’nın 1984 yılında silahlı mücadeleyi başlatması, Suriye’nin Fırat Suyu hesabı ve Hatay’ı Suriye’ye katma hedefleriyle çakışıyordu.

Diğer yandan Suriye Güney Batı Kürdistan’da Kürt ulusal örgütlerinin tasfiyesinde PKK’yı kullandı.

Türk Kemalistlerinin Özal’a karşı olan tutumlarıyla PKK’nın silahlı mücadelesi bir örtüşme gösterdi.

Bu nedenle, hem Suriye ve hem de Kemalistler PKK’nın silahlı mücadelesinin gelişmesine hizmet ettiler. PKK de, onlara amaçlarına hizmet etti.

                                               ( III )

Irak’ta Kürdistan ulusal hareketi (KDP ve YNK), Baas rejimini hayli bir zorlama içindeydiler. Baas Kürdistan’daki hareketi ve örgütleri tasfiye edemiyordu. Kürtler eliyle Kürdistan örgütlerine karşı savaşmanın daha verimli ve sonuç alıcı olduğunu düşündüğünden, PKK ile ilişkiler geliştirdi. PKK de buna haydi-haydi sevdalıydı.

O ilişkiden sonra, PKK’nın Kürdistan örgütlerine düşmanlığı tırmanmaya başladı. Yayın yoluyla bu hareketleri karalamaya başladı. Birinci Körfez Savaşına şiddetle karşı çıktı. Kürdistan örgütlerini ABD’nin işbirlikçileri ve halkların düşmanı ilan etti.

PKK aynı dönemde Sömürgeci İran Devletiyle de ilişki geliştirdi. Kürdistan’ın Doğusundaki örgütlere karşı açık bir tutum içine girdi. Ulusal hareketi tasfiye etmek amacıyla kendine bağlı örgüt kurdu.

Birinci Körfez savaşından sonra, Kürdistan’ın belli bir bölgesinin özgürleşmesi ve Kürdistan örgütlerinin yönetim yapmaya başlamasından sonra, PKK’nın düşmanlığı daha tırmandı. Kürdistan’ın Güneyinde kendine bağlı parti kurdu.

Dört sömürgeci devlet, Kürdistan’daki özgür alan ve Kürt yönetiminden oldukça rahatsızdılar. Gelecekleri için tehlike görüyorlardı. Bundan dolayı, tasfiyeden yanaydılar.

Kürdistan federe yönetimini, ABD’nin öncülüğündeki Batı Koalisyonu koruduğu için, sömürgeci devletlerin oraya kendi adlarına savaş açmaları söz konusu olamazdı. Bu nedenle, PKK’yı destekleyerek savaş sürdürdüler. Bu savaş binlerce pêşmergenin ve PKK taraftarının ölümüne yol açtı.

PKK’nın Türk parlamentosundaki üyeleri, Kürdistan’ı koruyan çekiç gücün Türkiye’den çekilmesine oy verdiler.

PKK,  Kürdistan özgür parçasını 2. İsrail Devleti’nin kuruluşu için bir temel gördü. Sömürgeci devletlerin orayı yıkması için kışkırttı. Kendilerinin de Kürdistan Federe Bölgesini yıkmak için sömürgeci devletlerden destek istedi.

                                            ( IV )

PKK lideri Öcalan,1999 yılında Türkiye’ye geldiği zaman, devlete çalışacağını açıkça ilan etti. Kuruluşun nedenini, açıkça deşifre etti. Kürtlerin, sadece Kuzey parçasında değil, bütün parçalarda, otonomi, federasyon ve bağımsız devlet talep etme hakkına sahip olmadığını açıkladı.

“Demokratik Cumhuriyet” paradigmasını savundu. Kürdistan Federe Bölgesini devletleşme de bir adım, hem de tehlikeli bir adım olduğunu açıkladı.

Kürt ulus devletine karşı olduğunu açıkça ifade etti.

                                          ( V )

Öcalan, o tarihten Türk Devletiyle; Kandil, İran ve Suriye Devleti ile çalıştı.

Suriye’nin güdümünde PYD’yi kurdu. 2011 yılından sonra sivil ayaklanmanın silahlı direnişe tırmanmasından sonra, Suriye’nin isteğiyle vesayeti altında bir diktatörlük oluşturdu. Şimdilerde Suriye adına bir vekâlet savaş sürdürmektedir.

Bu vekâlet savaşı, İran, Suriye, Rusya adına sürdürülüyor. ABD de destek veriyor.

PKK/PYD asıl olarak Baasın malıdır. ABD önümüzdeki dönemde yaya kalacak. Bu anlamıyla, PKK ve PYD’nin ABD tarafından ayrı örgütler olduğunun savunulması, CİA adına skandal değilse, ABD adına siyasi bir acizliğin ifadesidir. 

Açık olan bir şey var ki, Obama yönetimindeki ABD, Orta Doğu’da ve Suriye’de bir iflasla karşı karşıya. Bu da dünyayı büyük bir krizin beklediğini bize anlatmaktadır.

                                             ( VII )

PKK, aylardır Kürtlerin ulusal çıkarlarıyla kesinlikle ilişkili olmayan bir hendek savaşı sürdürüyor. Bu hendek savaşı, İran, Irak Şiileri, Rusya ve Suriye adına bir vekâlet savaşıdır. Bu nedenle bir Kürt Savaşı değildir.

Bu savaş: İleri sürüldüğü gibi demokratik özerklik ve demokrasi savaşı değildir. PKK’nın diktatörlüğünü inşa etme savaşıdır.

Sonuç yerine…

İleri sürdüğüm bu tezlerin, tespitlerin, verilerin hepsi, PKK’nın Kürtlere ve Kürtlerin kendi kendisini yönetmesine hizmet etmediği ortaya koyuyor. İstediği egemenlik alanı da, Kürtler için değil, kendi diktatörlüğü için.

Kime ve neye hizmet ettiğini siz okuyucularımın da anladığınızı düşünüyorum.

Diyar-i Bekir, 27/28 Şubat 2016.

Hinek nivîsên din:

Nerîna te