Milli Mücadelemizin hedefi: Sömürgeci Türk Devleti ve onun aparatı PKK’dır…

İbrahim GÜÇLÜ

Kürt milletinin mücadelesinin karakteri, hedefini bilirler. Kürt milletinin mücadelesi, bir milli kurtuluş, bağımsızlık, devlet kurma niteliğinde ise hedef de ona göre saptanır.

KÜRT MİLLETİNİN VE KÜRDİSTAN’IN STATÜSÜ

Kürt milleti, ezilen, klasik sömürge altı koşullarda yaşayan, ülkesi dörde bölünmüş, ülkesi işgal ve ilhak edilmiş, bütün milli değerleri yasaklanan ve gasp edilen, dünyada devlet sahibi koşullarını taşımasına rağmen devlet sahibi olmayan, Ortadoğu ve uluslararası parametrelerle tanımlanabilecek olan bir millet konumundadır.

Kürt milletinin bu statüsü, 200 yıldır devam eden bir statüdür. Tarihsel anlamda Şeyh Abdulselam Dönemindeki geçici otonomi, kısa sürede yıkılan-yakılan Kürdistan Mahabad Devleti, Eylül Milli Devrimi sonrası yapılanan, 5 yıl sonra yıkılan 1970 Kürdistan Otonomisi, 2003 yılında resmi nitelik kazanarak kurulan ve halen devam etmekte olan Kürdistan Federe Devleti dışında, konumunda bir iyileşme olmayan, daha kötü koşullara mahkûm edilen bir millettir.

 

KÜRT MİLLETİNİN MÜCADELESİNİN KARAKETERİ VE AMACI…

Kürt milletinin bu klasik sömürge altı konumdan ve statüden kurtulması, milli haklarını bütüncül ve kayıtsız şartsız elde etmesi- kazanması, Kürdistan’da işgal ve ilhakın son bulması, bağımsız devletini kurması, Kürdistan’da kendi kendini yöneten ve egemen olan bir millet olması için mücadele etmesi gerekir.

Bu mücadelenin, evrensel parametrelerdeki, siyaset ve sosyoloji bilimindeki, ezilen-sömürge ulusların tecrübelerindeki adı “Milli Kurtuluş Mücadelesi”dir.

Kürt milleti de, ezilen-dörde bölünmüş sömürge bir millet olarak, milli kurtuluş mücadelesi sürecindedir. Bu mücadele, bütün toplumsal kesimlerin, her Kürd’ün, Kürt-Kürdistan toplumsal kesimlerinin örgütleri, Kürdistanlıların, Kürdistan siyasi parti ve örgütlerle sürdürmesi gereken ve sürdürmekte olduğu bir mücadeledir.

 

MİLLİ MÜCADEMELİZDE HEDEF DÜŞMANLAR…

Kürdistan’daki milli mücadelemizde, kimin/kimlerin hedef olduğu, mücadelemizin karakteri tarafından belirlenmektedir. Başka bir ifadeyle, milli mücadelemize kimlerin hedef oldukları da, milli kurtuluş mücadelemize düşman olanlardır. 

Kürdistan’ın Kuzeyinde, bu karşı ve düşman olanlar da: Doğrudan Sömürgeci Türk Devleti ve aparatı PKK’dır. Dolaylı düşmanları da: Sömürgeci diğer 3 devlet ve onların Kürt düşmanı ve karşıtı olan örgütleridir.

Bu tespitlerimden çıkan sonuç şudur ki: Kürt milletinin bu klasik sömürge altı konumdan ve statüden kurtulması, milli haklarını bütüncül ve kayıtsız şartsız elde etmesi- kazanması, Kürdistan’da işgal ve ilhakın son bulması, bağımsız devletini kurması, Kürdistan’da kendi kendini yöneten ve egemen olan bir millet olması için verdiği milli mücadelenin karşısında olanlar; Kürtlerin stratejik hedefleri ve düşmanlarıdırlar.

Sömürgeci Türk Devleti ve diğer 3 sömürgeci devletinin mücadelemiz karşısındaki nitelikleri ve konumları oldukça nettir. Bunların Milli mücadelemizin düşmanları ve hedefimiz oldukları konusunda bir genel uzlaşma var.

Sorun, PKK’nın, Milli Mücadelemize karşı olan düşman niteliği ve milli mücadelemize karşı olan konumunda ortaya çıkmaktadır. Bazı Kürtler ve Kürdistan örgütleri, halen PKK’yı milli mücadelenin bir aktörü, dostu, yandaşı olarak görmeye devam ediyorlar.

Oysa PKK’nın kendi yetkililerinin ağızlarından ifade ettikleri, yazılı ve görsel basınında dile getirdikleri, Öcalan’ın çok açık ve sarih açıklamaları, pratikte Kürdistan’ın dört parçasından yaptıkları analiz edildiği zaman, PKK’nın Kürt milletinin milli kurtuluş mücadelesine, milli mücadele hedeflerine, Kürdistan Devletine şiddetle karşı olduğu tespit edilir.

Ayrıca, PKK’nın Sömürgeci Türk Devletinin bir aparatı olarak, Kürdistan Milli Hareketini tasfiye etmek; Kürdistan parti ve örgütlerini ortadan kaldırmak; Kürt yurtseverleri, milli mücadelemizin toplumsal tabanı ve gücü olan bireylerini katletmek; Kürt milletini ve örgütlerini bağımsızlık hedefinden uzaklaştırmak için kurulduğu göz önüne alınırsa, Sömürgeci Türk Devletinin yanında milli mücadelemizin karşısında bir düşman ve hedef olarak konumlandırılması tartışmasızdır.

 

MİLLİ MÜCADELEMİZDE, DEMOKRASİYİ BAŞAT MÜCADELE GÖSTERMEK, AMAÇTAN VE DÜŞMAN TESPİTİNDE SAPMALARA YOL AÇAR…

Milli mücadele, bir demokrasi mücadelesi değildir. Milli bağımsızlığı ve ezilen-sömürge ulusun devlet olmasını öngören, amaçlayan bir mücadeledir. Bundan dolayı, milli mücadelenin demokrasi diye bir stratejik amacı yoktur.

Milli mücadele tüm milletin, milletin değişik toplumsal kesimlerinin, bireylerinin total bir sorunudur. Bundan dolayı da demokrasi diye bir amacı olamaz. Böyle bir amaç da, milli mücadeleyi ideolojileştirir ki bu milli mücadele ruhuna ve yapısına aykırıdır. Milli mücadele, demokrasiyi amaç edinmesiyle, sosyalizmi amaç edinmesi gibi bir sakatlığı vardır. Milleti parçalayıcı bir özelliktir.

Ama milli mücadele, çoğulcu toplumsal ve siyasal karakteriyle, doğal bir demokratik yapıya sahiptir. Demokrasi de, ileri sürülen hak-hukuk milli mücadelede de, olmazsa olmaz şartlarından biridir. Yoksa milli yüce çıkarlar etrafında birlik sağlamak, mili çoğulcu örgütleri yaratmak, milli dayanışma ruhunu yaratmak olanaklı olmaz. Bilindiği gibi, zaten hak-hukuk sadece demokrasinin sorunu da değildir. Demokrasi öncesi rejimlerde de, güçlü bir hak-hukuk, adalet sorunu olmuştur.

Milli mücadelede, demokrasi başat ve stratejik mücadele haline getirmek, amaçtan ve düşmanları tespitte de sapmalara ve sakatlıklara yol açar.

 

KÜRDİSTAN’IN KUZEYİNDE, EPEY ZAMANDIR VAROLAN BİR HEDEFTEN SAPMA HASTALIĞI VAR…

Kürdistan’ın Kuzeyinde, epey bir zamandır, özellikle de PKK’nın sömürgeci devletlerin isteği sonucu 1984’de başlattığı silahlı mücadeleden sonra, Kürt yurtseverleri ve Kürdistan siyasi gurupları ve örgütleri, zaman-zaman hedeflerini tespit edememek ve hedefini kaybetmek gibi bir özelliğe sahiptirler.

PKK’yı yanlış konumlamaktadırlar.

PKK partilerinin meclise girmelerinden sonra, bu durum özellikle tam anlamıyla bir dramatik-komik, bir hal aldı. Kürt yurtseverleri, Kürdistan örgüt ve partileri çoğunlukla milli rotalarını kaybetmekle karşı karşıya kaldılar.

Çoğu Kürt yurtseveri de, geçmişten beri Kürt okumuşlarında var olan parlamentarizm hastalığına yakalandı. Bunun de PKK eliyle gerçekleşeceğini matematiksel olarak saptama yoluna gittikleri için de, PKK’ya karşı muhalefet yapmama, onun kötülüklerini örtme, cinayetlerini es geçme, Kürdistan’ın dört parçasında yaptığı kötülüklere, Kürdistan Federe Devletini yıkmaya sesiz kalmaktadırlar.

PKK’yı milli mücadelenin bir aktörü gibi tanımlıyorlar.

PKK’nın milli ittifakın içinde olacağını düşünüyorlar.

PKK’nın milli mücadelemize karşı olan konumunu görmezlikten geliyorlar.

Son günlerde de, Kürt siyasetçilerinde ve bazı Kürdistan örgütlerinde bu hastalığın yeniden hortladığı görülmekte ve his edilmektedir. PKK/HDP’ne yamanmanın yolları aranmaktadır. Hem de ahlaki olmayan yöntemlerle bu yamanma yolları aranmaktadır.

Bu tutumun, Kürt milletine, Kürdistan’a, Kürt milli mücadelesine karşı olduğu daha öncede çoğu zaman yazıldı. Pratik uygulama ile açığa çıkarıldı.

Kişisel çıkarlar uğruna, milli çıkarların feda edilmesi yoluna gitmek, milli bir suçtur. Bunun vebali büyütür.

Hiçbir Kürt, Kürdistan parti ve örgütü bu suçu işlememelidir.

 

Diyarbeîr, 11. 01. 2022

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir