Leyla Zana “Ölüm Orucuna” Neden Yatmadı?

İbrahim GÜÇLÜ

(ibrahimgüçlü21@gmail.com) 

Öcalan’ın milletvekili Leyla Zana, “Cizre Kuşatmasını” kırmak için partisinin eş başkanları, milletvekilleri ve danışmalarıyla sefere çıktıklarında, bir miting yaptılar.

Bu mitingde şöyle dedi:

“Elinde silah olan bütün taraflara sesleniyorum; kimseye sözümü dinletemezsem de kendime sözüm geçer. Ölümleri seyretmektense ölmeyi tercih ederim. Eğer ölümler durmazsa ölüm orucuna başlayacağım. Beni tanıyanlar bilir. Ağzımdan söz bir kere çıkar. Kellem gitse, geri dönmem. Artık yeter. Gençler öleceğine biz ölelim.”

Leyla Zana bu açıklamasını 9 ya da 10 Eylül 2015 Tarihinde yaptı.

Bu açıklamanın üzerinden 15 gün geçmiş bulunmakta. Az bir zaman sayılmaz.

Ölüm orucuna yatmak için çok fazla bir hazırlığa ihtiyaç olmadığını tecrübelerimizle biliyoruz.

Buna rağmen, Leyla Zana “ölüm orucuna” neden yatmış değil?  

                                            *****

Basın, kamuoyu ve herkes de Leyla Zana’nın bu açıklamasını ciddiye aldı. Bu açıklamanın hemen arkasından, örneğin 11 ya da 12 Eylül 2015 Tarihinde, Leyla Zana’nın “ölüm orucuna” yatacağına inanç getirdi.

Bu bağlamda da, ortalığı büyük bit telaş sardı.

Basın organları. “Leyla Zana’nın ölüm orucunun ne sonuçlar getireceğini ya da doğuracağını” koca kariyer sahibi olan insanlara sordular.

Tüm görüşler, “Leyla Zana’nın ölüm orucunun Türkiye için çok can sıkıcı bir vakıa olacağından” birleştiler.

Hatta bazı kariyer sahipleri, “Leyla Zana’nın ölüm orucunun Türkiye’yi köşeye sıkıştıracağını, uluslar arası camiada yalnızlaştıracağını” dahi ifade ettiler.

Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra bu vakıanın arkasına düşmenin önemli olacağını düşündüm. “Leyla Zana’nın ölüm orucu hikâyesi ne oldu?” sorusunun arkasına düştüm ve soruya yanıt aramaya çalıştım.

Karşıma şu cevaplar çıktı. Yanılgı payımı da hesaba katarak bunları kamuoyu ile paylaşıyorum.

  • Leyla Zana, kişi olarak korkak biri değil diye düşünüyorum. Kamuoyundaki kanaatin tersine, Leyla Zana’nın söylediklerine çok bağlı olduğunu düşünmeyen biri olmama rağmen, kamuoyuna yaptığı son açıklamanın, “ölüm orucu” açıklamasının arkasında duracağını, “ölüm orucunu” başlatacağına ben de inandım.

Leyla Zana, bu konuda beni yalanladı. Yazık oldu. Gerçi ben Leyla Zana’nın sözlerinin arkasında durmamasının önemli nedeninin, bağlı olduğu odak ve odaklar olduğunu düşünsem de, yine vahim bir durum var orta yerde.

  • Leyla Zana’nın, Öcalan’a çok bağlı biri olduğunu verisel olarak biliyorum. Minik serçe kuşlar Öcalan’dan Leyla Zana’ya, “ölüm orucuna yatma!” diye bir haber mi ilettiler ki, Leyla Zana “ölüm orucuna” yatmadı.

Bir bilen varsa, bana ve kamuoyuna da açıklasın.

  • Leyla Zana bu açıklamayı yaptıktan sonra, kendisinden daha fazla “Öcalan’ın ölüm orucuna yatmasının daha etkin olacağını” düşünerek mi, “ölüm orucundan vazgeçti? Bu da cevaplanması gereken önemli bir soru.

Ya da birlikte “ölüm orucuna yatmanın” daha etkin olacağını mı düşünerek, halen bekleyiş için.

Bu konuda açıkça ve gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, Leyla Zana’nın bu bekleyişi nafile.

Ama benim bildiğim birkaç şey var ki, ben onu size açıklamayı bir görev kabul ediyorum.

Öcalan, tahmin edemeyeceğiniz kadar korkak, şüpheci, kendini çok seven, kendisinin varlığının insanlık için bile çok gerekli olduğuna inanç getiren bir psikopat, narsist bir adamdır.

“Ölüm orucuna yatarsa idam cezasına yeniden çarpılır” diye, bu “aptallığı” yapmaz.

İnsanlık için yaşaması gerektiğine inandığı için de, vücuduna zarar vermemek gibi bir ihtimam ve özneli davranışı var.

Ama Kürt gençleri ölüm orucuna yatar, kendisini onun uğruna yakabilir. O bunu zevkle ve kıs-kıs gülerek izler. Nasıl olsa ortada ölüm var.

Öcalan aynı zamanda bir “ölü sevicidir.”

En önemlisi de Öcalan, insanları sevmiyor, Kürtleri ve arkadaşlarını hiç sevmiyor. Bu nedenle, Öcalan’ın dağda ölen Kürt gençleri için ölümü göze alamayacağını bilmek gerekir.

Kürt gençlerinin ölümü Onu çok etkileyecek bir olay değildir. Bundan dolayıdır ki, merkez komitesi üyesi dâhil binlerce arkadaşının, parti üyesi ve taraftarının öldürülmesi ve infazı için karar verebildi.

Bu nedenle, Kürt yurtseverlerini, Kürt liderlerini, Kürt siyasi kadrolarının binlercesini Kürdistan’ın dört parçasında öldürtme karar aldı.

3500 Kürdistan pêşmergesini öldürttü.

Yüzlerce Türk devrimcisini öldürttü..

Kadınların, çocukların, Koruyucu ailelerinin kitlesel ölümünün altına imza attı.

Amed, 23 Eylül 2015

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir