Kürdistan’da Örgütlenmeler / Yakın Tarihimizdeki İlk Yasal Kürt Örgütlenmesi DDKO ( I )

İbrahim GÜÇLÜ

(ibrahimguclu21@gmail.com)

Toplumlar, gelişmeye ve ileriye doğru evrimleşmeye başlayınca, ilişkiler zenginleşti ve çoğaldı, ihtiyaçlar arttı. İşte o aşamadan sonra, toplumsal mühendislik olgusu olarak örgütlenme ortaya çıktı. Bu örgütlenmeler, yine kendi yapı ve karakterlerine uygun yönetim mekanizmalarını oluşturdular. Bu yönetim mekanizmasında da bireyler doğrudan söz sahibi idiler.

Ama insanlar arasında toplumsal ve sınıfsal farklı kategorilerin ortayaa çıkması, daha kapsamlı örgüt mühendisliğini gündeme getirdi. Belli elitler ve toplumsal, kesimler, yukardan aşağıya toplumu dizayn eden toplumsal mühendisliğin tam anlamıyla işlerlik kazandığı, bir örgütsel aşamaya geçti.

Toplumların ve halkların uluslaşması, tam anlamıyla topluma şekil veren, toplumu dizayn eden, toplumun rejim ve yönetim tarzını, hiyerarjisini tanımlayan örgüt mühendisliği, daha bir açık özellik taşıdı.

Kürt toplumunda en eski ve toplumsal örgütlenmesi, aşiret örgütlenmesidir. Aşiret örgütlenmesi tam anlamıyla yatay toplumsal bir örgütlenmedir. Aşiretler, aşiret bireylerinin tasvip ettiği; yönetme, hak ve hukuku, eşitliği aşiret bireyleri arasında sağlayacak kişiler ve kişiler etrafında oluşan meclisler, tarafından yönetilir bir örgütlenmedir.

Tek aşiret örgütlenmesinin yetersizliğinin ortaya çıktığı yerde de, iradi ve toplumsal bir konsensusla oluşan aşiret federasyonları ve konfederasyonları; toplumsal ihtiyaçlara, geniş ilişki ağına cevap vermek için oluştular. Bu aşiret yapılanması, Kürt beyliklerinin ve Osmanlı İmparatorluğundaki Kürdistan özerkliğinin/otonom yapısının temellerini oluşturdu.

Kürtler, uluslaşma sürecine girince ve kendi ulus devletlerini kurması aşamasında, toplumsal/siyasal örgütsel mühendislik aşamasına, her milleti gibi onlar da evrimleştiler. Ulusun kapsamlı ilişkilerini, ortak pazarı, ortak ulusal değerleri yönetmek ve gerçekleştirmek için yeni tarz: Kürt milletinin ihtiyaçlarına, bağımsızlık hareketine cevap verecek, ulus devleti kurup yönetecek siyasi örgütler döneminin kapısını açtılar.

Ne yazık ki, Kürtler ve Kürdistan Fransız Devriminden önce iki imparatorluk (Osmanlı ve Pers) arasından bölündüğü için, ulus devletin kuruluşunu amaçlayan ortak Kürt siyasi örgütlenmesinin oluşturulması olanakları olmadı. Kürtler, örgütsel anlamda iki farklı imparatorluğun otoritesi ve egemenlik sistemi altından örgütlenmelerini gerçekleştirme çabalarına devam ettiler.

Kürtlerin, İkinci Dünya Savaşından sonraki döneme kadar, asıl siyasi örgütlenme de Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde gerçekleşti.

Kürtler devletlerini kuramadıkları için, örgütlenme konusunda büyük bir maceraya sahip. Kısaca bu örgütlenme macerasına bakarak DDKO’yu anlamak ve anlatmak konuyu anlaşılır kılacaktır.

Osmanlı Dönemindeki örgütlenmeler, Kürdistan’ın Doğusu dışındaki tüm Kürdistan’ı kaplayan örgütlerdi. Kürdistan’ın, Lozan Antlaşmasıyla dört parçaya ayrılmasından sonra, Kürdistan’ın her parçasından toplumsal ve siyasi örgütlenme macerası başka bir şekilde ve konumda tezahür etti. Kürdistan’ın her parçası kendi toplumsal/siyasal örgütlenmesini yarattı.

Osmanlı İmparatorluğu Dönemindeki Kürt Örgütlenmeleri…

Kürtlerin, Kürt yönetici sınıflarının, 20 Yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde oldukça geniş ve yaygın bir örgütlenmesi vardı. Islahat Fermanı, özellikle de Birinci ve İkinci Meşrutiyet sonrası Kürtler de, Wilson Prensiplerinin her millete sağladığı bağımsızlık ve kendi kendini yönetme hakkından istifade etmek için örgütlendiler. Birçok cemiyetler, dernekler kurdular. Kürlükle ilgili birçok gazete ve dergi yayınlandılar.

Osmanlı Döneminde ilk yasal Kürt örgütlenmesi, “Osmanlı-Kürt İttihat ve Terakki Cemiyetidir. Bu Kürt cemiyeti, 1908’de kuruldu.

Yine aynı yılda (1908), “Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti” kuruldu.

Kürtlerin en kapsamlı ve yayın, siyasi parti kapsamındaki örgütü: “Kürt Teali Cemiyeti” 1918 yılında kuruldu. Kürt Teali Cemiyeti 30 Aralık 1918 tarihinde Dahiliye Bakanlığına verilen bir dilekçe ile İstanbul’da ileri gelen Kürt aileler, aristokratlar, şeyhler, beyler, aşiret reisleri, bazı aydınlar ve bürokratlar tarafından kuruldu.

Bu cemiyet, entelektüel ve kültürel faaliyetlere ağırlı verdi. Cemiyet, Jin, Serbesti, Kürdistan, Roja Kurd ve Bang-ı Hak Dergisini yayın organları olarak yaşama geçirdi.

1919 yılında da: Kürt Neşr-i Maarif Cemiyeti, Kürt Hêvî Cemiyetî, Kürt Kadınlar Teali Cemiyeti, Kürt Milli Fırkası kuruldu.

Kürt Teali Cemiyetinden bağımsızlıkçı düşüncelerden dolayı1920 yılında ayrılan Bedirhaniler ve bağımsızlıkçı aydınlar tarafından,“Teşkilat-ı İçtimaiye Cemiyetii” kuruldu.

Kemalist Dönemde Kürt Örgütlenmesi ve Milli Ayaklanmalar…

  1. Kemal ve arkadaşları, birlikte devlet kurmak ve Kürdistan’a özerklik verme konusunda bazı Kürt yöneticileriyle anlaşma sağlamasına rağmen, kuruluş sonrasında söylenenleri unuttular. Kürtlerin ayrı millet olmadığını, Kürtlerin Türk olduğunu ileri sürmeye başladılar.

AZADİ ÖRGÜTÜ, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan sonra, Kürtlerin millet olarak inkâr edilmesi, bütün milli haklarının gasp edilmesi, Kürdistan’ın tam anlamıyla işgal edilmesinden sonra, buna karşı durmak; Kürdistan’ın bağımsızlığı için mücadele etmek için kuruldu.

Azadi Örgütü’nün lideri Cibranlı Halit Bey’dir. 1925 Milli Ayaklanmasından önce örgütün lideri Cibranlı Halit Bey ve milletvekili de olan Yusuf Ziya Bey tutuklandılar.  Bu büyük Kürt liderleri, acele ve hukuk dışı bir yargılama sonucu idam edildiler.

Onların idamından sonra, 1925 Milli Ayaklanma Hareketine Azadi Örgütü öncülük etti.

Azadi Örgütün kurucuları da, Kürt Teali Cemiyetinde olduğu gibi, Kürt yönetici sınıflarından gelen şahsiyetler ve aydınlardı.

Azadi Örgütü, Kürtlerin siyasi partisi olarak tanımlanabilir.

Hoybun da, 1925 Milli Ayaklanmasından sonra Suriye ve Lübnan’a yerleşen önemli Kürt şahsiyetleri tarafından,1927’de kuruldu.

Hoybun, Ağrı Ayaklanmasını organize eden, Dersim Halk Direnişine ve Kürdistan’ın Güneyinde Şeyh Mahmut Berzenci ve Barzani Milli Harekelerine destek olan, modern anlamda bir siyasi örgütlenmeydi..

Sonuç olarak bu konuda söylenecek şey: Osmanlı İmparatorluğu Döneminde ve Kemalistlerin ilk hükümranlık dönemlerinde kurulan Kürt örgütlerinin kurucuları, Kürt yönetici sınıfından gelen şahsiyetler, dini lider olan şeyhler ve din adamları meleler, aşiret reisleri, beyler, ağalar, aydınlardı.

Milli Ayaklanmalar sonrası Kürdistan’ın Kuzeyinde örgütlenme macerası…

Türkiye Cumhuriyeti Döneminde, Kürdistan’ın Kuzeyindeki örgütlerin başlattığı milli ayaklanmaların hepsi; başarısızlığı uğradı. Kürt katliamı gerçekleşti. Kürdistan’ın insansızlaştırılması strateji olarak benimsendi. Kürtlerin yönetici sınıfında milli hareketin öncüleri şahsiyetler, idamlar ve toplu sürgünlerle etkisiz hale getirildi. Zorbalıkla ve hukuk dışı uygulamalarla siyaset dışına itildiler. Bu durum uzun bir dönem devam etti.

Kürdistan’da yönetici sınıfın etkisiz hale gelmesi ve siyaset dışına itilmesinden sonra, Kürdistan’ın Kuzeyinde büyük bir sessizlik ve hareketsizlik dönemi başladı.

Bu sessizlik ve hareketsizlik dönemi, aynı zamanda Kemalistlerin Kürtleri sisteme entegre etmek ve Türkleştirilmek için stratejik çalışma yaptığı bir dönemdir. Ama sevindirici olan konu, Kemalistler bu stratejilerinde başarılı olamadılar. Kemalistler Kürtlerin küçük bir kesimini, özellikle eğitimlilerin/okumuşların bir kesimini kültürlerine ve ideolojilerine entegre edebildiler.

Ama bu durum, 1946 yılına kadar,  Türkiye’de çok partili sisteme geçişe karar verildiği zamana kadar, devam etti. Demokrat Partinin (DP) kuruluşuyla birlikte değişmeye başladı. Kürtler için yeni bir yöneliş yeri ve tutunma çubuğu ortaya çıktı. Özellikle de Kemalist tırpanlama ve katliamdan geriye kalan Kürdistan’ın yönetici sınıfı DP’de kendisini korumaya aldı. Kemalistlere (CHP) karşı, DP’yi desteklediler. Çünkü DP, görece devletten bağımsız ve otonom bir yapıydı. Ama DP de, genel anlamda Kürtler hakkındaki ırkçı tezleri ortadan kaldıracak şuur ve stratejiye sahip değildi. Kürtler, sadece bireysel anlamda Kürtlüklerini yaşayarak, DP ile birlikte yürüme olanağına sahipti.                                        

1959 Yılındaki 49’lar Hareketi…

Bu tarihi ve köklü talihsiz gelişmeden sonra, Kürdistan’da Örgütlenmenin kaderi, Kürtlerin iradesi dışında, kararsız, istikrarsız, güçsüz, şehir küçük burjuvazisine bağlandı. Küçük burjuvalar, yeni dönemde örgütlenmelere öncülük ederken, Kürdistan’ın yönetici sınıflarından geriye kalan, etkisiz hale getirilen şahsiyetleri de kendisine bir dönem kattılar. 1970’lerden sonra da bu katliamdan arta kalan yönetici sınıflara düşmanlık yapmaya başladılar.

Kürdistan’ın Kuzeyinde milli anlamdaki bu sessizlik, 1958 yılında Kürt lideri Mustafa Barzani ve arkadaşlarının, sürgünden Kürdistan’a dönmeleri ile bozuldu. Barzani ve arkadaşlarının Sovyetler Birliğinden dönüşü, Kürdistan’ın bütün parçalarında bir yeni milli bilinçlenmeye ve şuura yol açtı. Bu yeni milli şuur ve bilinçlenme, doğal olarak milli örgütlenme anlamında da oluşumların ortaya çıkması uğraş ve çabalarını ortaya çıkardı. Var olan siyasi örgütlenmeleri de daha hareketli hale getirdi ve güçlendirdi.

Kuzey Kürdistan’da bu yöndeki çalışmalar, geniş ve yaygın bir tutuklamaya yol açtı. Milli örgütlenme alanındaki çalışmalar içinde olan Kürdistanlı eğitimliler, üniversite öğrencileri, Kürtlerin yönetici sınıfından gelen bazı şahsiyetler; 1959 yılında tutuklandılar. Bu tutuklanma, Kürtlerin siyasi ve milli tarihine, 49’lar DAVASI olarak geçti ve yazıldı. Bu tutuklanma, Kürtlerin içinde, bir yanda korkuya ve bir yanda da milli duyguları kamçılamaya olanak ve ortam sağladı.

Kuzeyli Kürt eğitimlileri, hem Barzani ve arkadaşlarının Kürdistan’a dönüşü, Irak’ta yeni anayasayla Kürtlerin devletin kurucusu kabul edilmeleri; hem de 49’lar DAVASI’nın etkisi gibi gelişmelerden dolayı, yeni alt örgütlenmeler, yeni alanlarda örgütsel çalışmalar yaptılar. Kürt meselesinin tartışılmasını, devletin inkâr ve Türkleştirme politikasının teşhirini sağlamaya çalıştılar.

Kürt Şehir ve İlçe Dernekleri…

Kürt eğitimlileri ve üniversite öğrencileri; şehir, ilçe toplumsal ve kültürel derneklerini kurdular. O derneklerde, sınırlı siyasi ve kültürel çalışmalar yürüttüler. Kürtlüğü diri ve ayakta tutmaya çalıştılar. 

Kürtlerin TİP İçindeki Çalışmaları…

27 Mayıs Askeri darbesinden sonra, Türk siyasetinde, Kemalistler (CHP) ve Türk egemenleri (DP) dışında; yeni ve sol bir siyaset renginin ortaya çıkması olanakları ortaya çıktı. Bu dönemde, işçiler, emekçiler, ezilenler, sömürülenlerin haklarına sahip çıkmak amacıyla Türkiye İşçi Partisi (TİP) kuruldu.

TİP, sosyalist ve milliyetçi eğitimli Kürtler için bir örgütsel çalışma alanı oldu. Bu partide de Kürtlük adına siyaset yapma olanağı yoktu. Ama Kürtlerin kendi kimliklerini koruyarak, parti platformunda kendileri ifade ederek siyaset yapma olanakları vardı. Zamanla TİP içinde “Doğu Grubu” denilen bir toplaşma ve gruplaşma oldu. Kürtlerin TİP’te kendilerine “Kürt Grubu” dememelerinin nedeni, hem yasallık gereğiydi. Hem de ideolojik Kemalist bariyerin Türk sosyalistleri içindeki etkisi ve etkinliğinden dolayıydı.

TİP içindeki çalışmalar, 1970 yılında yapılan 4. Büyük Kongre’de, Kürtlerle alınan karar aşamasına geldi. Kürtlerle ilgili alınan bu karar, aynı zamanda partinin Anayasa Mahkemesinde kapatılması ile sonuçlandı.

Kürt milliyetçilerinin küçük bir kesimi de, Kürt millet meselesinin çözümüne katkı sağlayacağı umudu ve düşüncesiyle TİP bünyesinde çalışma yürüttü. O bu kesim, Kürdistan’daki TİP örgütlenmelerinde yer aldılar, yönetici oldular, aktif çalışma yürüttüler.

Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi (TKDP)…

TKDP, milli ayaklanmalardan sonra, Kürtlerin kendi adına siyaset yapmaları için kurulan ilk yasal olmayan Kürtlerin partisidir.

TKD’nin kuruluşundan sonra, Kürt milli hareketi ile ilgili çalışma; yeni bir tarz, örgütlenme, renk, heyecan kazandı.

Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi’nin yasal olmayan bir parti olarak kuruluşundan sonra, TİP’in Kürtlerle ilişkisi yeni bir renk ve çeşitlilik de kazandı.

TİP, genel anlamda toplumsal, siyasal sol muhalefetin gelişmesi ve geliştirilmesine katkı sunacağından fayda umduğu için TKDP ile ile ilişki geliştirdi.

Kürt milliyetçileri (TKDP) de, Kürt milli muhalefetinin gelişmesine katkıda bulunacağını hesap ettiklerinden, TİP ile ilişkiler geliştirdi.

Doğu Mitingleri…

TİP, TKDP ve bağımsız Kürt milliyetçileri birlikte ortak çalışmalar yaptılar. “Doğu Mitingleri” denilen Kürdistan’daki mitingler bu ortak çalışmanın ürünü oldu.

Bu mitingler, Kürtlük bilincinin gelişmesine ve yükselmesine katkıda bulundu.

Doğu Mitingleri, aynı zamanda Kürtçü siyaset refleksini güçlendiren, halkta cesareti ve bilinci artıran toplumsal sivil aykırı olgular oldular.

Komeleya Azadixwazên Kurdistanê (KAK)…

Üniversiteli Kürdistanlı Gençlerin illegal Kürt gençlik örgütü kurmaları da atlanılmayacak bir olaydır. Ötükene karşı muhalefete ve mşlli tepki hareketine KAK öncülük etti. Gençlik içinde yoğun Kürtçü çalışmalar yaptı. Epeyce bir genci de etrafınba toplama olanağı buldu.

Dergi ve Gazete Çalışmaları…

Kürtlerin eğitimli kesimi (sosyalist ve milliyetçi), Kürtlüğün ayakta kalması, devletin inkârcı ve Türkleştirme stratejinin boşa çıkarılması için, aynı zamanda Deng, Dicle Fırat, Yeni Akış gibi dergilerle muhalefet yaptılar, yeni milli ve demokrat bilincin gelişmesine katkıda bulundular.

Kürtçe yazma ve okuma için olanak yarattılar.

Ötüken Karşı Milli Tepki…

1967 yılında ÖTÜKEN Dergisinin ırkçılığına karşı, Kürdistanlı üniversite öğrencilerinin metropol kentlerde geliştirdikleri Kürtlük muhalefeti de, Kürtleri en geniş ve yasal düzlemde etkileyen ve milli bilinç sıçramasına katkı sağlayan bir çalışma oldu.

Bütün bu gelişmelere ve örgütlenmelere rağmen Devrimci Doğu Kültür Ocaklarının kuruluşu bir ihtiyaç olarak ortaya çıktı. Kuruluşları başarılı oldu. Değişik siyasi ve fikri eğilimlerdeki Kürt kesimlerini kurucu yaptı ve sonrada bünyesinde topladı.

Gelecek yazımda bu konuyu yazacağım. 

                              (Yazı devam edecek) 

Amed,  4 Haziran 2017

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir