Kürdistan Milli Demokrat Hareketin Yeniden Örgütlendirilmesi ve KDP’nin Birliği Toplantısı …

10 Ocak 2015 Tarihinde Midyat’ta “KDP’nin Birliği İnisiyatifi Toplantısı” yapıldı. Bu toplantıya ben de çağrılıydım ve katıldım.

Toplantıya, 100 fazla Kürt şahsiyeti katılmıştı. 

Toplantı salonu, Kürt Bayrakları, Kürdistan Ulusal Lideri Mustafa Barzani, Kürdistan Federe Devlet Başkanı Mesud Barzani, KDP’nın şehid olan başkan ve sekereterlerinden Faik Bucak ve Sait Elçi’nin resimleri ile donanmıştı. 

Toplantının açılışı, tespit edilen divan üyeleri tarafından ve Divan Başkanı Bahattin Mutlu  tarafından yapıldı. Açılış, Kürtdistan şehitlerine saygı duruşunun Kürt Marşı’nın eşliğinde yapılmasıyla gerçekleşti.

Açılış konuşması Ahmet Acar tarafından yapıldı. Konuşması kısaydı. 

Toplantının amacına uygundu. 

Bu konuşma, kamuoyuyla da paylaşıldı. Aktarmama gerek yok. 

Toplantı, Kürdistan’ın Güneyinden ve Güney Batısından gelecek misafirlerin katılımından dolayı, 2 saat geç başladı. Toplantının başında, bu katılıma fazla anlam veremedim. Sonuçta toplantı, bir iç toplantıydı. Konuyla doğrudan ya da dolaylı irtibatlı olanların toplantısıydı. 

Benim toplantıya katılmamın nedeni, sadece KDP’nin birliği sorununu tartışmak değil, KDP’yi de aktör olarak içine alan Kürt Milli Demokrat Hareketinin yeniden yapılandırılması konusundaki görüşlerimi ifade etmek içindi. Öyle de yaptım. 

Çünkü çok açık olan bir şey var ki, KDP’nin Birliği sorunu, doğal olarak KUK’un, Rızgarî’nin, Ala Rizgarî’nin, DDKD’nın, KAWA’nın  birliğini de çağrıştıran bir sorun. Toplantıya katılan arkadaşların önemli bir kesimi de, ismi geçen geçmişteki siyasi eğilimlerin ve grupların örgütlenmesine anlam vermeyen arkadaşlar. Peki, “ismi geçen siyasi eğilimlerin ve grupların birliği, Kürdistan Milli Demokrat Hareketin yeniden örgütlenmesi anlamına gelmiyorsa, KDP’nin Birliği neden Kürdistan Mili Demokrat Hareketinin Yeniden Yapılanması?” olarak anlamlandırılsın. 

Belki de ortada ve hayati olan bu sorudur. 

Toplantıda kısaca şu ana noktalara dokundum: Kürdistan’ın Kuzeyinde stratejik sorun Kürt Milli Demokrat Hareketin, yeniden, yeni toplumsal dinamiklere dayalı olarak, yeni bir anlayışla örgütlendirilmesi sorunudur. Bilindiği gibi Kürdistan’da 4 siyasi ve toplumsal eğilim var. Bir eğilim: Soğuk savaş koşullarındaki örgütsel, ideolojik ve siyasal yapı kapsamında gelişen jakoben-Otoriter-Kemalist-Stalinist eğilim. Bu eğilim, PKK’nın devlet tarafından projelendirilmesi dışında düşünmeyi bir tarafa bırakırsak,, PKK şahsında ifadesini buluyor. Bu eğilim, bir hareket yapısına sahip. Kürdistan’ın Güneyindeki karşılığı da YNK ve Gorandır. İkinci eğilim: Kürt Milli Demokrat eğilimdir. Bir hareket yapısına sahip değildir. Bünyesinde KDP’yi, başka birçok siyasi grup ve örgütlenmeyi barındırıyor. Bu hareketin kitlesel bir karakter kazanması, aristokrat sınıfların ulusal mücadele sahnesine çıkmasıyla olanaklı. Bu nedenle mevcut siyasi sınıf ve grupsal aktörler, bu hareketin asıl öncüsü ve dinamikleri değillerdir. Milli Demokrat kapsamda olan siyaset sınıfının, Kürdistan Milli Demokrat Hareketin asıl öncü ve temel dinamik güçlerinin tarih ve siyaset sahnesine çıkması için yardımcı aktörlerdir. Bu eğilimin Kürdistan’ın Güneyindeki karşılığı Irak KDP ve etrafında oluşan toplumsal ve ulusal potansiyeldir. Üçüncü eğilim: İslamcı eğilim. Bu eğilim de son yıllarda gelişmeye başlayan bir eğilim. Dördüncü eğilim: Sol ve sosyalist eğilim. Oldukça güçsüz bir eğilim. 

Bu nedenle asıl sorunumuz: Kürdistan Milli Demokrat Hareketi’nin yapılandırılması için çalışmaktır. 

KDP’nin Birliğini de bir sorun olarak ele alabiliriz. Anlaşılan toplantıya katılanların çoğunluğunun sorunsalı, KDP’nin Birliğidir. Bunun da anlaşılır bir yanı var. Belki de bu deneyin yaşanmasından sonra, genel soruna ulaşmak açısından bir olgunlaşma sağlanabilir. 

Ama zan edildiği gibi, KDP’nin Birliğinin oluşturulması kolay bir olay değildir. KDP’yi temsil ettiğini ileri süren liderleri ve öncü kadroları yıllardır tanıdığımdan, onlarla ilişkili olduğumdan yola çıkarak bu tespiti yapıyorum. Ayrıca da gelmeden önce belirli kesimleriyle görüşme olanağı da buldum. Eğilim tespiti yapma olanağım da oldu. 

Ayrıca KDP’nin birlik sorunu teknik bir sorun, kendisini KDP olarak tanımlayanların yan yana gelişi sorunu değildir. KDP’nin kendisi 50 yıllık bir parti olmasına rağmen, Kürdistan Milli Demokrat Hareketinin temsilcisi bir örgüt olamaması, yapısal sorunlarından kaynaklanmaktadır. Anlayışının, örgütsel yapısının, kadrosunun, örgütsel kültürünün gözden geçirilmesi gerekir. 

Birlik, yeni bir demokrat kültürü, döneme uygun anlayışı, mücadele biçimini, siyaset sınıfını gerektirir. Bu bağlamda, hepimizin kendimizi gözden geçirmemiz, bünyemizde reform yapmamız gerekir. 

Kürdistan Milli Demokrat Hareketin Yeniden yapılandırılması sorununa bakarsak: 

Kürdistan Milli Demokrat Hareketi’nin yeniden yapılanması/yapılandırılması sorunu, şimdilerin ve hatta son 40 yılın da değil, yüzyıllık bir sorun olarak gündemde. Bir başka bir şekilde tanımlamak gerekirse, en azından Kürdistan’ın Kuzeyinde milli bağımsızlık hareketlerinin bastırılmasından sonra gündemde olan ve bugünlere kadar uzanan bir sorun.

Özellikle de 1989’larda Soğuk Savaş Döneminin son bulma sürecinin başlaması, başta Sosyalist Sistemde ve Sovyetler Birliği’nde olmak üzere dünyada yeniden yapılanmanın çok taraflı gündeme gelmesiyle, Kürdistan hareketinin yeniden yapılandırılması Kürdistan’ın Kuzeyindeki siyaset sınıfının de gündemine girdi. Ne yazık ki siyaset sınıfı, yeni süreci iyi kavramadığından, Kürdistan Hareketi’nin konumuyla ilgili somut ve gerçekçi görüşlere sahip olmadığından, Kürdistan Hareketi’nin yeniden yapılandırılması sorunundaki tartışmalar, bu konuda atılan adımlar, yaşanan pratikler sonuç alıcı olmadı.

Soğuk Savaş Döneminin son bulması sürecinde, Kürdistan Milli Demokrat Hareketi’nin yeniden yapılandırılması kapsam ve çerçevesinde HEVGIRTIN-PDK, Demokratik Kitle Partisi ve Hak ve Özgürlükler Partisi deneyleriyle bu soruna çözüm aranırken, bu parti deneyleri başarılı olamadılar. Bu partiler, Kürdistan Milli Demokrat Hareketini yapılandırma ve temel sorunlarını çözmekten uzak kaldılar.

Bu nedenle bu konuyla ilgili olarak, hem bu parti deneylerinden önce, hem bu parti deneyleri devam ederken, hem de bu parti deneylerinin dışında Kürdistan Milli Demokrat Hareketi’nin yeniden yapılandırılması konusunda sık-sık yazmak, konuyu tartışma gündemine getirmek kaçınılmaz oldu.

İçinde yaşadığımız koşullarda da Kürdistan’ın Kuzeyinde Kürtler adına hareket eden birçok parti-örgüt olmasına rağmen, Kürdistan Hareketi’nin yeniden yapılandırılması gündemdeki sıcaklığını ve acilliğini koruyor. Çünkü bu hayati sorun çözümlenmemiş bir sorun olarak önümüzde duruyor. 

Bu sorunun çözümlenmemesi de, Kürdistan sorununun çözümünde sonuç alıcı sağlıklı projelerin, programların, eylem biçimlerinin yaratılmasını engelliyor. Bunun yanında en önemlisi de tüm halk kesimlerinin örgütlenmesi ve mobilize olmasını da sağlayamıyor. Kürdistan Milli Demokrat Hareketi’ni, jakoben, otoriter, şiddet yanlısı, hegemonik, demokrasi ve özgürlükler karşıtı PKK’ya mahkum ediyor.

Bu pozisyon da, Kürdistan Hareketi’nde tek ayaklı ördek olma gerçeğini yaratmakla kalmıyor, devletin Kürdistan Hareketi’ne karşı geliştirdiği özel bir strateji gereği yarattığı örgütsel konumun da devamını sağlıyor.

Bu durumun radikal bir şekilde değişmesi gerekir.

Kabul etmek gerekir ki, geldiğimiz aşamada Kürdistan siyaset sınıfında eski zihin haritasında değişiklikler, köklü, nitelikli, dünya standartlarına uygun olmazsa da gündeme gelmiş durumda. Kürdistan’daki siyasi sınıfın düşüncelerinde de bir çoğulculaşma ve farklılaşma söz konusu. Kürdistan’da liberal, sosyal-liberal demokrat, sosyal-demokrat, İslamcı düşünceleri boy vermeye başlamış durumda. Ama bu düşüncelere uygun bir örgütlenme ve eylem yapısı söz konusu değil. Eski örgütlenme tarzı, zihniyet ve eylem anlayışı devam ediyor.

Bu fikir ve zihin haritasındaki/dünyasındaki değişikliğin de bir sonucu olarak, yeni örgütlenme ve partileşme tartışmaları yapılmaktadır. Sosyal-Liberal Demokrat, Çağdaş/Demokrat Nasyonalist düşünce kodlarına sahip “Kürdistan Parti Hareketi” ve İslamcı Kürtlerin parti kurma arayışları da, Kürdistan Milli Demokrat Hareketi’nin yeniden yapılandırılması sorunlarının çözümlenmediğini, devam ettiğini ortaya koymaktadır. 

*****

Asıl meseleye giriş yaparak, öncelikle bir durum tespiti yapmak gerekir.

Kürdistan Lozan Antlaşması sonucu dört parçaya bölünen sömürge bir ülke olmaya başladıktan sonra, Kürdistan’ın büyük parçası Türk Devleti’nin sömürgeci egemenliği altına girdi.

Türk Devleti, ilk kuruluş döneminde olmazsa bile, kuruluşundan kısa bir süre sonra, Kürt milletinin varlığını ret etmeye, Kürtlerin Türk olduğunu ileri sürmeye, Kürtleri Türkleştirmeye başladı. Bu devlet siyasetinin doğal sonucu olarak da, Kürt milletinin bütün ulusal hakları gasp edildi.

Kürtlerin, bu statüyü benimsemesi olanaklı değildi. Bundan dolayı, bu statünün değişmesi, ulusal hakların kazanılması, özgürlüğe ve bağımsızlığa kavuşmak için; 1919 yılından itibaren Kürt egemen ve muhafazakâr sınıflarının ve aydınlarının öncülüğünde bağımsızlık hareketleri başlatıldı. Bu hareketlerin başlatılmasında ve sürdürülmesinde, Azadi Örgütü ve Xoybûn gibi önemli örgütler öncülük yaptılar.

Ne yazık ki, bu ayaklanmaların hepsi kanla, katliamla bastırıldı. Kürdistan liderlerinin onlarcası en başta da Şeyh Sait Efendi, Cıbranlı Halıt Bey, Seyid Rıza olmak üzere katledildiler. Kitlesel sürgün yapıldı. Sürekli bir kültürel ve fiziki jenosid süreci başlatıldı.

Kürt milli bağımsızlık ayaklanmalarının bastırılmasıyla birlikte, Kürt milletinin yöneticisi sınıflar, tarih ve siyaset dışına itildi. Kürtlerin yeniden örgütlenmesine kesinlikle müsaade edilmedi. Kürt egemenleri, Türk siyasi partilerinde kendi ulusal kimliklerini açıkça ifade etmeden örgütlendiler. 

1938 yılından 1959 yılına kadar Kürtler örgütsel ve kültürel anlamda hiçbir çalışma içine giremediler. Ancak 1959’dan itibaren, Kürdistan’ın Güney’indeki ve Dünyadaki Ulusal Kurtuluş Hareketlerinin etkisiyle, Kürdistan’da değişik sınıf ve tabakalardan aydınların ve siyasetçilerin hareketlenmesi başladı. Ama bu ulusal ve toplumsal kıpırdamalar, örgütlenme aşamasına ulaşmadan bastırıldı. Hatta o dönemde Kürt kültürel ve edebi çalışmalarına bile müsaade edilmedi.

Ancak 1965 yılında Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi (TKDP) illegal ve isabetli olarak kurulan ilk Kürdistan partisi oldu.

TKDP, Kürt geleneksel millici sınıf ve tabakaların bir partisi olarak kurulmuş olmasına rağmen: Bahsi edilen sınıf ve tabalar tarih ve siyaset dışına itildikleri, sindirildikleri ve sisteme entegre edildikleri için, parti etrafında toplanmadılar, partiye kitlesel katılım göstermediler.

O tarihte DDKO, legal ve açık bir Kürt örgütlenmesi olarak yapılandı. DDKO içinde sosyalistler ağırlıkta olmasına rağmen, sosyalist bir örgüt değil, değişik fikir ve ideolojileri benimseyen aydınların, öğrencilerin, yurtsever kesimlerin örgütüydü. Hızla da gelişiyor ve kitleselleşiyordu.

Kürdistan Hareketi Birinci Baharı’nı yaşıyordu. 

Ama Türkiye’deki toplumsal/sınıfsal ve Kürdistan’daki ulusal gelişmelerden ürken devlet iktidarı 12 Mart Askeri Darbesiyle, illegal ve legal Kürt örgütlenmesini tasfiye etmeye çalıştı. Bundan başarılı olamadı. Kürdistan Hareketi, 1974’ten sonra, İkinci Baharı’nı yaşamaya, legal ve illegal alanda çoğulculaşarak gelişmeye başladı. Kürdistan Hareketi’nin gelişmesi daha çok sol ve sosyalist zeminde Kürt küçük burjuvalarını, öğrencilerini, aydınlarını, orta sınıfların belirli kesimlerini bünyesine alarak hızla gelişti, büyüdü, kitleselleşti. Kürt geleneksel millici sınıf ve tabakaların partisi olan TKDP ise sosyalist değişime uğrayan genç grubun etkisine geçmeyene kadar kitleselleşme şansı bulamadı.

Bu örgütsel gelişme karakteri, milli bağımsızlık hareketlerinden sonra Türk Devleti’nin Kürt geleneksel egemen sınıf ve tabakalarını tarih ve siyaset dışına itmesi, sindirmesi, entegre etmesi stratejisine paralel olarak gelişen bir durumdu. Kürdistan’daki sol hareketin Kürt egemenlerine karşı düşmanlık, tasfiyeci stratejisi de Türk Devleti’nin bu stratejisini derinleştirdi. 

Kürdistan örgütleri bu gerçeği, hem de tehlikeli gerçeği görmediklerinden, durumdan büyük memnuniyet duyar durumdaydılar.

Kürdistan’daki bu objektif durum, Kürdistan örgütlerini, daha fazla ideolojileştirdi, Kürt milletinin değer yargılarından uzaklaştırdı. Hareket otoriterleşme, şiddet uygulama, demokrasiden uzaklaşma çizgisine kaymaya başladı.

Bütün bu gelişmelere paralel olarak, 12 Mart Askeri Darbesiyle Kürdistan Hareketi’ni engelleyemeyen Türk Devleti, 1974’ten sonraki hızlı, çoğulcu, kitlesel yapıdan daha fazla ürkmeye başladı.

Devlet o tarihten sonra Kürdistan Hareketi’ne karşı özel bir strateji izledi. Kürdistan Hareketi’ni öldürmelerle, tutuklamalarla, cezalandırmalarla engellemeyeceğini bilince çıkardıktan sonra, Kürdistan Hareketi’ni içerden kuşatmak, hareketi hedefinde uzaklaştırmak, Kürdistan örgütlerini tasfiye etmek için kendi örgütünü yarattı. PKK, bu stratejinin sonucu oluşturuldu.

PKK, Devletle el-ele vererek, devletin de çizdiği yol haritası içinde Kürdistan’da tahribatlar yaratmaya, Kürdistan örgütlerini ve Kürt geleneksel millici sınıflarını tasfiye etmek için de şiddeti sistemli hale getirdi, kurumlaştırdı.

1- Giderek bu süreç derinleşti. Günümüzde Kürdistan’ın Kuzeyinde fiziki olarak jakoben ve otoriter PKK: Egemen, hegemonik, operasyonel, denetleyici/kontrol edici bir örgüt olarak varlığını devam ettiriyor. Diğer siyasi yapılar da bu fiziki ve örgütsel yapının versiyonları olmaktan öteye bir özellik taşımıyorlar. Bu nedenle de Kürdistan Hareketi’nde PKK merkezli tek ayaklı, güdümlü bir ördek durumu var.

2- Bunun yanında, Kürdistan Hareketi genel anlamda ve özel olarak da PKK zihniyet olarak da Türk Solundan, Kemalizm’den, Stalinizmden derinden etkilenen, hatta bu ideolojileri dolaylı ve doğrudan referans kabul eden; Soğuk Savaş Döneminin değerleriyle gelişen, olgunlaşan, kurumlaşan bir karaktere sahiptir. Dünyada Soğuk Savaş Dönemi son bulmasına, dünyanın her yerinde soğuk savaş döneminin değerlerinin tasfiye edilmesi için köklü bir reform ve rönesans dönemi başlamasına rağmen, Kürdistan Milli Demokrat Hareketi geçmişte yaşamaya devam ediyor. Statükocu ve payande bir yapı taşıyor. Bu nedenle de milli bir karakter, toplumsal bir halk hareketi yapısını taşımıyor.

*****

Bu nedenlerden dolayı Kürdistan Hareketi hem fiziki ve hem de zihniyet olarak yeniden yapılandırılmak zorundadır.

Kürdistan Milli Demokrat Hareketi’nin fiziki ve zihniyet olarak yeniden yapılandırılması: Nitelik olarak fiziksel yapısıyla ve zihniyet haritasıyla farklı örgüt ve partilerin kurulmasıyla; mevcuttan farklı kurumlaşmayla olanaklı olabilir.

O da toplumun sosyolojisini, toplumsal ve fikirsel çoğulculuğunu gözeterek; yeni dönemin reformcu ve demokratik zihniyetiyle örülebilir. Jakoben sınıfların dışındaki millici sınıf ve tabakaların toplumsal ve milli hareketinin rasyonellerini öngören bir hareket olmakla; Soğuk Savaş Döneminin değerlerinden ve Kürt milletinin değerlerinden yaratılan yabancılaşmadan kurtulmakla, fiziki ve zihniyet olarak Kürdistan Milli Demokrat Hareketi’nin yeniden yapılandırılmasından bahsedilebilir.

Yoksa eskiyi tekrarlamak, mevcut olana hizmet etmek ve mevcut olana benzemek kaçınılmaz olur.

Amed, 29 Ocak 2015

 (ibrahimguclu21@gmail.com)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir