Kürdistan Başkanı’nın Tarihi ABD/Avrupa Ziyareti ve Yansımaları…

İbrahim GÜÇLÜ

(İbrahimguclu21@gmail.com)

Uzun bir zaman oluyor ki, Kürdistan Federe Devletine gitmiyorum. Bunun da nedeni, ne yazık ki ülkemizi bölen sınır kapısında bize ve insanlarımıza, Türk Devlet görevlilerinin saatlerce bekletmeleriyle çektirdikleri azap ve cefadır.

IŞİD’ın Kürdistan’a saldırısı sırasında birçok Kürt aydını, siyasetçisi, genci ve vatandaşı gibi ben de, benim için tayin edilecek bir alanda hizmet edeceğimi Kürdistan yetkililerine iletmeme rağmen. Kürdistan’ın kahraman ve fedakâr gençlerinden dolayı sıra bana gelmedi. Bu nedenle talebime olumlu cevap verilmedi.

 Kürdistan Federe Devletine, bir televizyona ait olmayan bir basın işi için, 7 Mayıs günü gitmem gerekti. Bir dönemdir Kürdistan’ın Kuzeyindeki otobüs şirketleri de Kürdistan Federe Devlet’ine çalıştıklarından, otobüsle gitmeye karar verdim.

Diyarbakır’dan, Kürdistan Federe Devleti’ne, saat 19.30’da hareket ettik. Saat 23.30’da sınır kapısına vardık. Bu sefer de ilk olarak Kürdistan Federe Devleti görevlilerinin azizliğiyle karşılaştık. Türk Devlet görevlileri Kürdistan Federe Devletinden geçişlere geçici yasak koydukları için, Kürdistan Federe Bölgesi görevlileri de buna misilleme olarak, geçişleri durdurmuşlardı. Sonuçta, Kürdistan Federe Devlet sorumlularıyla yaptığımız görüş alış verişlerinden sonra, iki saatlik bekletilmekten sonra geçiş yaptık.

Kürdistan’da olduğum zaman birçok sivil siyasetçi ve aydınla görüşme olanağım oldu. Kürdistan’ın birçok bölgesini de gezme olanağı buldum. Kürt milli ayaklanmasının merkezlerinden biri olan Rewanduz’a ve Reanduxz’daki ünlü şelalelere, Kürt lideri Mustafa Barzani’nin önemli merkezlerinden biri olan Heci Ümran’a ve 1961’den sonra çetin savaşların olduğu Ali Bey Vadisine (Geliyê Elî Beg) gittim. Bu gezide Kürdistan’ın bu bölgeleri benim için daha farklı ve önemli bir anlam kazandı.

Ortadoğu’da ve özellikle Kürdistan’da 3. Dünya Savaşı sürmekte olmasına rağmen, Kürdistan Federe Bölgesinde sosyal, siyasal, ekonomik bir kriz söz konusu değil.. Sadece ekonomik parametrelerde bir gerileme ve ekonomide bir daramla var.  

Kısacası, Kürdistan, büyük bir altüst oluşla karşı karşıya değil.

                                                  *****

Kürdistan Federe Devletine gitmeden önce, Kürdistan Başkanı ABD tarafından Beyaz Köşke davet edilmişti. Kürdistan Başkanı da bu görüşme için, ABD’deydi.

Kürdistan Başkanı’nın, bu son ABD ve Beyaz Köşk ziyaretinin, birkaç ay önce ABD’nin KDP ve KYB hakkındaki “silahlı grup kararına karşı ABD’ye gitmemesi ve olayı protesto etmesinin arkasından gelmesi, ziyareti daha anlamlı kılıyordu.

Kürdistan Federe Devleti’ne gittiğim zaman da, Beyaz Köşk görüşmesi gerçekleşmişti. Beyaz Köşkte nelerin konuşulduğu merak konusuydu. Bu görüşme konuları üzerine yorum ve görüşler gündemdeydi. Bu görüş ve yorumlar yoğunlaşarak devam ediyordu.

Kürdistan Başkanı ABD’ye gitmeden önce, iki temel konuyu Beyaz Köşk’te gündeme getireceği tüm Kürdistanlıların ortak görüşüydü. Bu temel konuların başında, Kürdistan Federe Devleti’nin bağımsız Devlet olması geliyordu. İkinci gündem konusu da, IŞİD ile savaşın geldiği aşamada, nelerin yapılabileceği, IŞİD belasının sonlandırılması konunda yeni stratejinin ne olacağıydı.

Ama benim tespitime göre, konuşulması gereken bir konunun da bazı iç sorunlar olduğuydu. Bu iç sorun da, İran ve müttefiklerinin kendilerine bağlı Kürt güçleriyle ve özellikle de PKK ile Kürdistan’da iç savaş çıkarmak istemesi, kardeş kavgasının ortaya çıkmasını körüklemesiydi. Ama en temel ve hayati olan bir başka konu da, Kürdistan’ın yeniden parçalanması için planların gündeme sokulmasıydı.

Bu iç sorun dediğimiz sorunlar, aynı zamanda IŞİD’le bağlantılı olarak uluslar arası nitelikteki sorunlardı. Bilindiği gibi Kürdistan’ın bağımsız devlet olmasının engellenmesi için IŞİD örgütlendirilip Kürdistan’a gönderildi. Kürdistan pêşmerge güçlerinin ve uluslar arası geniş koalisyon güçlerinin direnişi karşısında IŞİD’in geriletilmiş ve yenilmesi için epeyce yol katledilmiş durumda. IŞİD’i devreye sokan devletler, IŞİD’in geçer akçe olmadığını gördüklerinden, Kürdistan’da iç savaş çıkarmayı ve Kürdistan’ın yeniden bölünmesi için kirli planlarını devreye sokmaya hazırlanmışlardı.

Kürdistan Başkanı, bu tehlikeyi gördü. Bu tehlike konusunda Kürdistan Meclisini, Hükümetini, Siyasi Partilerini ve Halkımızı açık bir bildiri ve mektupla uyardı. Bu tehlikenin önlenmesi için, ABD ile görüşmeye gitmeden önce tüm siyasi partileri ve azınlık temsilcilerini de toplantıya çağırarak, acil kararlar aldırtmıştı.

Bu bağlamlarda, Kürdistan Başkanı’nın ABD’de Beyaz Köşkte Obama ile görüşmesi tarihi önemdeydi.

Bu nedenle, Kürdistan’ın bağımsız devlet olmasına karşı olan Kürtlerin küçük bir kesimi dışındakiler: Başta da Güneyliler olmak üzere, tüm dünyadaki Kürtlerin gözleri ve kulakları Kürdistan Başkanı’ndaydı. Kalpler Kürdistan Başkanıyla çarpıyordu.

Kürdistan Başkanı’nın Beyaz Köşk görüşmesinden sonra yaptığı kısa basın toplantısında, ABD düşünce kuruluşlarındaki toplantılarda ve verdiği röportajlarda dile getirdiği görüşlerden, tahmin edilen konuların konuşulduğu, bu görüşmeden olumlu sonuçlar alındığı anlaşılmaktaydı.

Kürdistan Başkanı’nın Macaristan Başbakanı Viktor ORBAN ile yaptığı görüşmede, Macaristan Başbakanının Bağımsız Kürdistan Devletine desteğini açıklaması, ABD’de de nelerin konuşulduğunun ve Avrupa Birliği devletleriyle de nelerin konulacağının da verisini sunar konumdaydı.

Kürdistanlılar, aynı zamanda Macaristan Başbakanının Bağımsız Kürdistan Devletine destek çıkmasını ABD’nin görüşlerinin de dolaylı açıklaması olarak yorumluyorlar. Ben de o görüşteyim.

Macaristan Başbakanı’nın açıklaması tüm Kürdistanlıları sevindirdi ve heyecanlandırdı. Ama Kürdistan Bağımsız Devletinin hemen kurulacağı zehabına kapılmamak gerekir.

                                                 *****

Bunun yanında Macaristan Başbakanının açıklaması, Irak Federal Devlet Başbakanını, şoven ve ırkçı Arap güçlerini kızdırdı ve tepki duymalarına yol açtı. Bu da Iraklı Arapların Kürtlerin kendi kaderlerini kendi iradeleriyle tayin etmelerini ve istedikleri zaman federal devletten ayrılabileceklerini bilince çıkarmadıklarını ve bunu haz etme durumunda olmadığını göstermektedir.

Iraklı Arapların bu yaklaşımıdır ki, sağlıklı ve demokratik bir federal devlet yapılanmasının oluşmasını da engellemektedir. Bu da Kürdistan’la sorunların ortaya çıkmasını sağlamaktadır.

                                                *****

Kürdistanlıların heyecanı devam ediyor. Bu çok hoş bir duygu ve davranıştır. Ama bu heyecandan daha önemli olan, Kürdistan Başkanına sahip çıkılmasıdır. Çünkü Kürdistan Başkanı, Bağımsız Kürdistan projesinin en tepesindeki insandır ve projenin sahibidir. Bu konuda en duyarlı ve en tarihi ve toplumsal misyon sahibi kişidir. Dünyanın da itibar ettiği, değer verdiği, güvendiği liderdir.

Ayrıca, Bağımsız Kürdistan devletinden yana olanların saflarını sıklaştırmaları ve kenetlenmeleri, çalışmalarını ortaklaştırmaları gerekir. 

Bunun yanında, Bağımsız Kürdistan Devletine karşı olanların da deşifre edilerek, desteksiz bırakılmalarının sağlanması için çalışılmalıdır.

Bu duygu ve heyecanla Kürdistan’dan 11 Mayıs 2015 Tarihinde döndüğümde, sınır kapısında Türk yetkilerinin bizleri 5 saat bekletmeleri beni kızdırsa da, tahammül edilir kıldı.

Amed, 15. 05. 2015

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir