İvan Petroviç: Mele Mustafa Barzani ve Stalin

Metroya zar zor yetiştim. Karşıma 70 yaşlarında bir bey oturdu. Temiz giyinmiş, Bakımlı bir beydi. Belliydi güngörmüş kültürlü bir insandı.

Elimde, ‘Kürt Özgürlük hareketi ve Barzani’ adlı kitap vardı. Kitap dikkatini çekti,

Önce kitaba sonra bana baktı, ( Maladoy çelevek, panimayti Ruski ? ) “Delikanlı Rusça anlıyor musun”? diye sordu. “Evet bey efendi, çok iyi anlıyorum, Rusçayı bir rustan daha iyi konuşuyorum”, dedim. Güldü ve “Elindeki kitabı alabilir miyim?” diye sordu. Kitabı uzattım. Kitabı inceledikten sonra, bana “Sen Kürt müsün?” dedi. Evet dedim. “Bu kitap Mustafa Barzani’nin hayatını mı anlatıyor?” diye sordu. “Evet” dedim.

Adam Barzani ismini duyunca daldı, Sonra gülümsedi.

“Evlat,” dedi, “Merak ettin galiba, Mustafa Barzani’yi nereden biliyorum diye.” diye sordu. “Evet Merak ettim” diye cevap verdim.

Anlatmaya başladı:

Kremlin’de işe başlayalı Bir yıl falan olmuştu, Tam hatırlamıyorum 1951’in Sonu veya 1952’nin başı olacaktı,

Soğuk karlı bir Moskova sabahında Saraya girdim. Önce Bekleme salonuna baktım ziyaretçiler kim. Biri dikkatimi çekti, Yanında iki adam vardı ve Rusça değil farklı bir dille konuşuyorlardı. Selam verip kendimi tanıttım. Düzgün bir Rusça ile, Melle Mustafa Barzani olduğunu söyledi. Bu ismi bir kaç kez duymuş ama ilk kez görüyordum. 10 dakikalık bir sohbetten sonra, Stalin’in Ofisine geçtik.

Stalin ile samimi bir ortamda geçti görüşmeleri,

Stalin: “Sayın Barzani, senin aileni de alalım Rusya’ya, Mal desen mal, Mülk desen Mülk, Makam desen makam, Ne istersen sana vereceğim, Buraya yerleş,” dedi. Bu sözleri hiç duymuyordu sanki

Elini başına götürdü. Çok derinlere gitti sanki, Suratı birden asıldı!

İçimden bu adam yaşadı diye geçirirken, bir anda, sert bir dille “( Niyet ) Hayır!” dedi.

“Kürdistan’ı Hewler’den Amed’e, Mahabat’tan Qamışlo’ya, Efrin’den Süleymaniye’ye, Hepsini, Rusya’ya getireceksen, Sadece insanları değil, Kürdistan’ın dağını taşını, Toprağını suyunu taşıyıp getirtebilirsen ve Kürtler kendi toprağında özgürce yaşarsa, Anca o zaman senin isteğini kabul ederim. Kürdistan’sız bir dünyada nefes alamam, Kürtler baskı ve zulüm altında, Kürdistan düşman işgalinde iken, Ben rahat yatamam,

Eğer Mal, Mülk, Makam isteseydim, Rahatlık bolluk isteseydim, Bütün bunlara zaten sahiptim. Benim Ailem bolluk ve rahatlık içinde yaşıyordu, Biz Sadece kendimiz için değil, Kürtlerin namusu, onuru, şerefi, toprağı, için mücadele ediyoruz. Benim derdim ben-miyim zan ediyorsun. Benim derdim, Efrin’de Suriye’nin baskısı altındaki Kürt Çocuğu, Benim derdim Türk zulmü altında direnen kardeşlerim, Benim derdim İran ceza evlerinde işkence çeken kardeşlerim, Benim derdim Irak hükumetinin hayvan muamelesi yaptığı Kürtler.

Benim derdim işgal güçlerinin işgal ettiği Kürdistan’dır.

Ben ona hizmet için buradayım, Eğer bana bir iyilik yapmak isterseniz, Günde iki saat Kürtçe şarkı söyleyen bir radyo kanalı verin,

Dünyanın ta öbür ucundaki Kürt, dinlediği zaman moral bulsun, Umudunu kaybetmesin, Bilsin ki Kürtler direniyor, Bilsin ki Bir yerde onların hakkını arayan birileri var. Zorla ellerinden alınan toprakları, Kürdistan’a olan hasretleri, Azda olsa diner belki, Ben bu gün onlara bağımsız bir ülke veremediğim için geceleri yatamıyorum. Allah’a and içtim, yemin ettim, Son nefesime kadar bu mazlum halka hizmet edeceğim. Bu gün elimden bu geliyor, Bunu yapabilirim…”

Bu sözlerden sonra gözlerinden yaş geldi,

O katı suratlı sert Stalin sanki konuşmayı unuttu. Yaklaşık 10 dakika sessizlikten sonra Stalin, kalktı omzuna dokundu, “Barzani,” dedi, “Keşke Benden Sonra Sovyetler birliğini yönetseydin keşke.” dedi.

“Kürtler senin gibi bir lidere sahip oldukları için çok şanslılar.

Kürtler için elimden geleni yapacağım, Sana söz veriyorum , Irak Hükumetini devirmek için tüm imkanları devreye sokacağım, Irak’ta darbe olmasının zeminini hazırlayacağız, Abdülkerim Qasım ile görüş, anlaşırsanız, onun darbe yapmasına yardım edeceğiz,

Radyo içinde gereken neyse yapılacak, Umarım Kürtler senin değerini bilir.” Barzani gülümsedi. “Benim halkım mazlum bir halktır, Zulüm altında ezilen bir halktır, Ben onlar için üzerime düşeni yapayım, Kabrime gelip bir fatiha da okumasınlar sorun değil, Yeter ki özgür ve bağımsız bir Kürdistan’da yaşasınlar.” dedi

O günden sonra Barzani ile dost oldum, Birçok kez Ziyaretine gittim, Çok farklı bir insandı, İnsanı yönleri çoktu ve onun gibi davasına, halkına sadık bir lider görmedim,

Tek bir şey merak ediyorum siz gençler onun değerini biliyor musunuz? Onun sizin için nelere katlandığını, Ne zorluklar yaşadığını biliyor musunuz? dedi.

Bitlisname

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=1487357181563380&set=a.1487357174896714.1073742479.100008673367667&type=1&theater

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir