Bağımsızlık ve federalizm düşmanlarının provokasyonları…

İbrahim GÜÇLÜ

(ibrahimguclu21@gmail.com)

Kürdistan’da, Eylül 2017 Bağımsızlık Referandumu günü yaklaşmakta. O gün Kürt milli şuurunun Kürdistan’ın bütün parçalarında ve bütün dünya Kürtleri içinde şahlanacağı gün olacak.

Kürtlerin bağımsızlıklarına tekrardan sahip çıkacakları gün olacak.

Bilindiği gibi, bağımsızlık referandumu sömürgeci devletler ve onların işbirlikçileri için de bir ölüm-kalım günü olmuştu. Kürdistan bağımsızlık referandumu 2020’de de Kürdistan’ı işgal eden devletler ve onların işbirlikçileri için kâbus günü olacak. Çünkü bağımsızlık referandumundan sonra sömürgeci devletler, onların destekleyicisi emperyalist devletler ve onların işbirlikçisi Kürt hainler, Kerkük’ü işgal etmelerine, rağmen, Kürdistan Bağımsızlık Referandumundan vazgeçilmesi çaba ve baskıları boşa çıkmıştır.

Kürdistan Başkanı Mesut Barzani, Kürdistan Başbakanı Neçirvan Barzani, Kürdistan partileri, tüm Kürt kurum ve kuruluşları bağımsızlık referandumunun sonucundan geri adım atmadılar, şiddetle ve içtenlikle bu sonucu savundular. Bu savunu, Bağımsızlık Referandumunu sömürgeci devletlerin ve işbirlikçilerinin tepesinde demoklesin kılıcı gibi sallanmasına ve onlara sürekli dokunmasına neden oldu.

Bağımsızlık referandumunun sonuçlarından hareketle, Batıllılar ve özellikle de ABD’lilerin önemli şahsiyetler, John Bolton, Demokratların Başkan Adayı Jeo Biden, eski Büyük Elçi ve Kürdistan Başkanı’nın eski danışmanlarından Dr. Peter Galbrait; Birleşmiş Milletlerin Irak Temsilcisi, Kürtlerin devlet olmaya haklarının olduğunu, Kürtlerin er ya da geç bağımsız devlet olacaklarını, Irak Arap Devleti ile Kürdistan devletinin Konfederal bir devlet olmasının mevcut sorunların çözümünde en iyi devlet modeli olacağını, konfederal devletin temsil yeteneğinin daha yüksek olacağını ve demokrasiyi geliştireceğini ileri sürüyorlar.

Bütün bu açıklamalarla birlikte, ABD’nin Irak Federal Hükümeti’nin Irak birliğini koruyacak stratejik güvenlik anlaşmasını yapması da ayrıca değerlendirilmeye değer bir konu. ABD’nin bu anlaşması ve tutumu, ABD’nin önemli şahsiyetlerinin açıklamalarıyla ciddi bir çelişki oluşturmasına rağmen; o açıklamaları tümden yok edecek ve sayacak bir durum olmadığını ve konjonktürel olduğu ayrı bir gerçek olarak değerlendirilmeye değerdir.

Kürdistan’daki olumlu gelişmeler ve Kürdistan ile ilgili bu stratejik açıklamalar, Bağımsız Devlete ve Federalizme karşı olan işbirlikçi Kürtleri ve onların sırtını dayadıkları istihbarat örgütleri ve güçleri rahatsız ettiği ve bu nedenle bu güçlerin harekete geçtiği görülmektedir.

Kürdistan’ın bağımsızlığına ve federalizme karşı olan işbirlikçi güçler (PKK ve Yeni Nesil Hareketi, diğer siyasi partilerin içinde Kürdistan Devletine ve Federalizme karşı olan kişiler), Kürdistan’ın Kuzeyinin sınırında, Zaho’da halkın resmi kurumlara yaptıkları haklı taleplerini kullanarak, emniyet güçlerine saldırarak provokasyon yaptılar. Resmi güvenlik unsurlarının yaralanmasına sebep oldular. Bu provokasyonlarını genişleterek, daha geniş kesimleri bu kötülüklerine ortak yapmak istemektedirler. Provokatörler,  Güvenlik güçlerinin çabaları ve halkın duyarlılığıyla bunu başarma olanağını elde edemediler.

Aynı kötü niyetli, yıkıcı, provokatör güçler, aynı amaçla Germiyan’ın Kelar’da aynı provokasyonu yaptılar. Sözde demokratik gösteri amacıyla sokağa çıkan bu grup polise taşlı ve sopalı saldırıda bulundu. 3 polisi hafif, 6 polisi ağır yaraladılar. Bununla kalınmadı, Kaymakamlık binasını, Tapu Dairesini, vatandaşlara ait arabaları ateşe verdiler; Tapu dairesinde vatandaşların dosya ve belgelerini yaktılar.       

Bu işbirlikçi, hain, provokatör güçlerin bu saldırı ve provokasyonları burada da kalmadı. Halepçe’de de Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) binasına silahlı saldırı gerçekleştirdiler ve KDP binasını ateşe verdiler.

Provokatörler eylemlerini burada da bırakmayarak, genişlettiler, resmi devlet kurumlarını da yaktılar ve tahrip ettiler. Halepçe’de de tapu dairelerindeki belgeleri yaktılar.

Bu özel eylemle de halkı mağdur hale getirip, devletin resmi kurumlarına ve hükümete karşı tepki göstermelerini, giderek bu eylemlerin sınırlarını genişletmeyi amaçladıkları da görülmektedir. Bunun yanında aynı zamanda başka bir özel amaç, ekonomik çıkar amacı, bir rant da elde etmek istedikleri de anlaşılmaktadır.

Bütün bu gelişmeler gösteriyor ki, provokatörleri bir halk ayaklanmasını hazırlama çabası içindeler. Kürdistan’da sadece hükümetin yıkılmasını ve gitmesini istemiyorlar. Bu provokatörler daha maksimal bir amaç peşindeler. Bu amaç, Kürdistan Devleti’nin kuruluşunu engellemekle kalmayıp, aynı zamanda Kürt egemenlik sisteminin yıkılmasını, Kürdistan’ın Baas döneminde olduğu gibi bütünüyle Arap merkezine bağlanmasını, federalizmi yıkmak da istiyorlar.

Kürdistan Hükümeti, Kürdistan siyasi partileri, Kürdistan’ın tüm kurum ve kuruluşları, bağımsızlıktan ve federalizmden yana olan tüm Kürtler, bu tehlikeye karşı duyarlı olmadırlar. Özellikle de Kürdistan Hükümeti, kendine düşenleri hukuki planda yerine getirmelidir. Egemenlik hakkını hukuka uygun olarak kullanarak, bu tehlikeli gelişmeleri engellemeli, suç işleyenlerin mahkeme karşısına çıkarılmalarını sağlanmalıdır.

Diyarbekîr, 25 Ağustos 2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir