”AZADİ ÖRGÜTÜ LİDERİ ve KADROLARI’

Bilindiği üzere 3 Mayıs Pazar günü Diyarbekir Ticaret ve Sanayi Odasında Xalid Beg’i Anma Komitesi tarafından ‘’Azadi Örgütü Lideri ve Kadroları’’ adında bir panel düzenlendi. Ben de paneli düzenleyen arkadaşların ricası üzerine (ki bu benim için bir ulusal vazifedir) panelin moderatörlüğünü üstlendim. Kürdistan tarihinde ciddi bir dönüm noktası olan Azadi Örgütü üzerine bir panelin düzenleniyor olması son derce önemliydi. Bu önem özellikle de son günlerde Kürt ve Kürdistan tarihi üzerine ciddi çarpıtma ve manipülasyonların yaşandığı bir süreçte daha anlamlı bir hale geliyordu. Bu sebeple panele yoğun bir ilginin olacağı bekleniyordu ki öyle de oldu. Birçok kişi yoğun katılımdan dolayı paneli ayakta izlemek zorunda kaldı. Ayakta yer bulamayanlar da ne yazık ki paneli izleyemeden geri döndü. Panele başta Kürdistan Demokrat Partisi Ankara Temsilcisi Ömer Mirani olmak üzere çok sayıda parti temsilcisi, akademisyen, aydın ve yazar katıldı. İstanbul, Ankara, Van, Ağrı, Siirt, Şırnak, Cizre, Mardin gibi illerden de çok sayıda kişi katılım göstermişti.

Panel, Hazırlık Komitesi adına Tahsin Sever’in açılış konuşması ile başladı. Sever konuşmasına “Azadi Örgütü kadrolarının anılması için nasıl bir eylem ve ne yapılması gerektiğini düşündüklerini, en akılcı yolun ise panel düzenlemek olduğu kararına vardıklarını” ifade ederek başladı. Tahsin Sever “1916 Sykes-Picot antlaşmasından, Lozan Antlaşmasına ve 1925’li yıllara kadar uzanan sürecin Kürt tarihi açısından çok önemli ve kritik olduğunu, Kürdistan’ın bu süreçte parçalandığını ve ulusal haklarından yoksun bırakılarak ret ve imha politikası ile karşı karşıya kaldığını” vurguladı. “Tam da bu noktada, söz konusu ret ve imha politikasına karşı olarak Kürtlerin Kürdistan İstiklal Komitesi/Azadi adı altında örgütlenmeye başladığını” söyleyen Sever, “bu meselenin bugüne kadar dürüst bir şekilde tartışılmadığını, gerçeklerin açığa kavuşturulmadığını” altını çizdi. Sever, “Azadi Örgütü Lideri ve Kadrolarını Anma Paneli ile 1925 Kürt Ulusal Hareketi ile ilgili birtakım gerçeklerin ortaya çıkmasını ve Kürt tarih bilincine katkı sunmayı amaçladıklarını” belirtti. “Bu tür etkinliklerin sayısını artırmayı amaçladıklarını ve çalışmalarının devam edeceğini” söyleyerek konuşmasını tamamladı.

Sever’in etkili konuşmasından sonra Cibranlı Halit Bey ve dava arkadaşları adına bir slayt gösterimi yapıldı. Özellikle slaytın sonlarına doğru Cegerxwîn’nin Azadi kadroları üzerine yazmış olduğu ‘’Şehnameya Şehidan’’  adlı ünlü şiirinin dinletilmesi (kendi sesinden) salonda duygulu anların yaşanmasına sebep oldu.

Daha sonra Panelin birinci oturumu Boğaziçi Üniversitesinden Prof. Dr. Abbas Vali’nin konuşmasıyla başladı.  Vali, ‘’Kürt Ulus-Devlet ve Demokratik Siyaset Arayışı’’ konulu konuşmasında Kürtlerin devletleşmesi, Kürt ulusal birliği, milliyetçilik, DAİŞ saldırıları ve bunun Kürt siyasetine yansımaları hakkında çarpıcı bilgiler verdi. Vali, Kürtlerin ulusal birlik isteminin bir kültür ve dil birliği isteminden kaynaklanmadığını, devletleşme isteminden kaynaklandığını söyledi. Kürtlerin devletleşmesinin kolay olmayacağını ama Kürtlerin buna her zamankinden daha yakın olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Abbas Vali, son dönemde Kürtlerin devletleşme yolunda önlerine ciddi fırsatların çıktığını ve bunun değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Valiye göre DAİŞ saldırıları Kürtler arasındaki bölgeselci anlayışların zayıflamasına, birlik ve milliyetçilik duygusunun artmasına sebep olmuştur. Vali, ‘’Cibranlı Halit Bey Kürtlerin son yıllardaki kazanımlarını ve içinden geçmiş oldukları devletleşme sürecini görseydi hoşnut olurdu’’ diyerek sözlerini tamamladı.

Panelin ikinci oturumu Sofya Üniversitesinden Doç. Dr. Yaşar Abdulselamoğlu’nun konuşmasıyla başladı. ‘’Türkçü İdeolojinin Ötekileştirme Söylemi, Kürt Ulusalcı Düşünce ve Aktörlerini Anlamak, Örnek Olarak Azadi Örgütü’’ adlı bir sunum gerçekleştiren Abdulselamoğlu, Kürt ulusal kurtuluş mücadelesinin tarihi ve sosyolojik gelişimi üzerinde durarak Azadi Örgütünün 1920’li yıllarda ortaya çıkan ilk modern ulusal örgütlenme olduğunu söyledi. Azadi’yi meydana getiren kadroların aşiret reisi kimlikleriyle değil, ulusal ve entelektüel kimlikleriyle öne çıktıklarını ifade etti. Cibranlı Halit Bey, İsmail Hakkı Şaweys, Yusuf Ziya, Doktor Fuat, Mele Evdirehman, Kemal Fevzi gibi Azadi kadrolarının yüksek eğitim görmüş olduklarını aktaran Abdulselamoğlu Halit Bey hakkında da çarpıcı bilgiler verdi. Abdulsemoğlu Halit Bey’e Prof. Dr. Hesretyan’ın kitabında rastladığını Hesretyan’ın Halit Bey’i anlatırken Mustafa Kemal ile mukayese ettiğini ve Mustafa Kemal’den çok daha üstün özelliklere sahip olduğunu söyledi.

Abdulselamoğlundan sonra sözü Muş Eski Milletvekili aynı zamanda Cibranlı Halit Bey’in yeğeni olan Dr. Mehmet Emin Sever aldı. Sever konuşmasında ağırlıklı olarak Halit Bey’in biyografisi üzerinde durdu. Resmi ideolojinin Kürt tarihini ve özellikle de Azadi örgütünü çarpıttığından söz eden Sever, Kemalist sol örgütlerinin Kürt gençlerine Kürt ulusal lider ve kadrolarının gerici olduklarını dayatarak Kürt gençlerini kendi tarihi, ulusal kök ve değerlerine yabancılaştırma amacı taşıdıklarını söyledi.

Bir diğer panelist olan İsmail Hakkı Şaweys’in oğlu Doç. Dr. Diler Şaweys ise İsmail Hakkı Şaweys’in yaşamı ve ulusal mücadelesi hakkında son derece değerli bilgiler verdi. Öyle ki katılımcılardan KDP Ankara temsilcisi Ömer Mirani söz alarak kendisinin İsmail Hakkı Şaweys’in ailesinin çok yakın dostu olduğunu fakat söz konusu panele kadar Şaweys hakkında hiç bu kadar fazla bilgiye sahip olmadığını dolayısıyla hem paneli düzenleyenlere ve hem de Doç. Dr. Diler Şaweys’e teşekkür etti. Diler Şaweys kendisiyle beraber İsmail Hakkı Şaweys’in çok sayıda fotoğrafını getirmişti ve resimler arka planda slayt olarak gösteriliyordu. Açıkçası o fotoğrafların bir bölümünü ilk defa görüyorduk. Fotoğraflar, İstanbul’dan Kürdistan’a, oradan Hindistan’a kadar uzanan adeta bir film şeridi gibi Hakkı Şaweys’in uzun soluklu yaşamı hakkında özel bilgiler içeriyordu. Diler Şaweys sunumunu bitirdikten sonra ben de programda olmamasına rağmen inisiyatif kullanıp söz konusu resimler hakkında bizi bilgilendirmesini rica ettim. Diler Şaweys yerinden kalkarak uzun bir süre ayakta Hakkı Şaweys’in fotğrafları hakkında detaylı bilgiler verdi.

Son olarak Warto/Gımgım Eski Belediye Başkanı Abdulbari Han sözü aldı. Han’ın vereceği bilgiler önemliydi zira dedesi Cibranlı Halit Bey’in askeri ve siyasi mücadelesi sırasında sürekli yanındaydı. Abdulbari Han da Cibranlı Halit Bey’in Ermeni, Alevi-Sunni Kürtlerle olan ilişkilerinden söz etti. Halit Bey’in toplum tarafından sevilen ve saygı duyulan biri olduğunu sık sık vurgulayan Han, bölgedeki Ermenilerin Halit Bey tarafından korunduğunu söyledi. Han’a göre o dönemde Warto’nun merkezinde bulunan 46 aileden hiçbirine, hiçbir şekilde zarar gelmediğini kendilerinin hala Warto’da yaşadığını aktardı. Han ayrıca Halit Bey’in Kürt aleviler ile de çok sıcak ilişkileri olduğunu söyledi. Halit Bey 1918 yılında yeniden Warto’ya geldiğinde kendisi Kürt alevi aşiretlerinden Avdelanların reisi İsmailê Seyîtxan’ın evinde 2 yıl kaldığını ifade etti.  Abdulbari Han Azadi Örgütü’nün bu tür sosyolojik temeller üzerinde inşa olduğunu vurgulayarak sözlerini tamamladı.

Panelistler konuşmalarını tamamladıktan sonra Şair Mele İmadettin, Halit Bey üzerine yazmış olduğu bir şiirini etkili bir şekilde okuyarak salondakilere heyecanlı anlar yaşattı.

Soru-Cevap bölümünde ise panelistler ve katılımcılar arasında sohbet havasında verimli tartışmalar yaşandı. Panele yoğun bir ilginin olması ve katılımcıların ısrarlı soruları, bu sorular karşısında panelistlerin vermiş oldukları son derece bilimsel, analitik cevaplar sebebiyle inisiyatif kullanıp paneli olması gerekenden 1,5 saat daha uzatmak zorunda kaldım. Açıkçası yaklaşık olarak 6 saat süren bir panelde bu kadar ısrarlı bir ilgi bu tür etkinliklerde sık görülmüş bir olay değildir. Bu da bize Kürt milletinin böylesine etkinliklere ne kadar da ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Özellikle de son dönemde Kürtlerin çok ciddi tarihi manipülasyon, çarpıtma ve aldatmalarla karşı karşıya olduğu söylenebilinir. Bu sebeple bu tür etkinlikler sadece Diyarbekir’de değil Serhad ve Botan illerinde de yapılmalı, bu konuda sürekli bir gündem yaratılmalı, kamuoyu oluşturularak toplum bilinçlendirilmelidir.

Murat EKİNCİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir