ABD ve Türk Devleti Arasında Bir Kriz Değil Bir hegemonya Savaşı Var…

Îbrahim GÜÇLÜ

(ibrahimguclu21@gmail.com)

Türk Devletiyle ABD arasında, uzun zamandır yaşanan sorunlar, çelişkiler, çatışmalar vardı. Bu sorunlar, son dönemlerde yeni bir nitelik ve içerik kazandı. Çelişkiler keskinleşti, uzlaşmaz nitelik kazandı. Çatışmalar, kriziaşarak, başka bir aşamaya geldi.

Krizin son aşamaya gelmesi, ABD’nin açıkça Türk Devletine ambargo uygulaması, Türk ekonomisini iflasa götürecek uygulama içine girmesiyle gündeme geldi.

ABD ile Türk Devleti eskiden beri stratejik müttefik ve NATO üyesi olduklarından, ABD ile Türk Devleti arasındaki gelişmeler, çatışmalar, çelişkiler, olaylar, ortak bir tanıma kavuşturulamadı.

Bu çelişki, çatışma, sorunlar farklı kavramlaştırıldılar.

Bazı siyasetçilere ve analistlere göre, ABD ile Türk Devleti arasındaki çatışma, çelişki, sorun, bir krizdir. Bu kriz tanımını yapanların bir kısmı da bu krizin geçici olduğunu, bazıları da bu krizin uzun vadeli devam edecek bir kriz olduğunu ifade ettiler, etmektedirler.

Kriz teorisine sahip olanlar görüşlerini, “iki stratejik ve uzun vadeli müttefikler arasında zaman-zaman sorunlar, çelişkiler, krizler olur. Ama savaş olmaz” ilkesine dayandırmaktadırlar.

Bazı siyasetçilere ve siyasi analistlere göre, “şiddetli bir çelişki ve çatışma ABD ile Türk Devleti arasında var. Ama bu bir savaş olarak nitelendirilemez“ demektedirler.

Bana göre, bazı diğer analistlere göre ise, iki yakın müttefik arasından bundan öteye bir savaş olmaz. Bu tam anlamıyla bir savaştır. Bundan dolayı da, ABD ile Türk Devleti arasından bir kriz değil, bir savaş vardır. Olup bitenler, gelişmeler de bu tezimizi doğrular niteliktedir.

                                                    *****

Sorunu biraz daha derinleştirelim. Görürüz ki, ABD ile Türk Devleti arasındaki savaşın iki temel nedeni var.

Birinci neden, Trump’ın “Büyük Amerika ve Amerika’yı büyütme”” tezine dayalı olarak; ABD’nin dünya çapından yeniden hegemonyasını inşa etme, güçlendirme, dünya egemenliğinde tekleşme stratejisinin bir sonucudur. Bu neden, küresel bir nedendir. ABD’nin dünyaya hükmetme, dünyayı teslim alma stratejisinin bir parçasıdır.

Trump seçilmeden önce, dünyada yeni bir egemenlik ve hegemonya stratejisini izleyeceğinin güçlü işaretlerini verdi. Obama’yı ABD’nin küresel anlamda çıkarlarını savunmamakla suçladı.

Trump, seçildikten sonra da bu stratejisinin gereği adımları atmaya başladı. Önce Meksika’ya karşı hamle yaptı. Sınıra duvar öreceğini, duvar parasını Meksika’dan alacağını dile getirdi. Bu tavır tam anlamıyla bir cehalet,yamyamlık”, kabadayılık, zorbalık örneğiydi.

Trump, uzun zaman geçmeden, birçok ülkeye ticaret savaşı açacağını dile getirdi. Akabinde Çin’e, en büyük ticaret ortağına savaş ilan etti.

Bu ticaret savaşı, dünyada büyük sarsını ve güvensizlik yarattı.

Trump, hiç fırsat tanımadan, pervasızca NATO üyesi devletlere ve AB üyesi devletlere saldırdı. NATO üyesi Avrupa devletlerini gerçek anlamda azarlamakla kalmadı, onları tam anlamıyla haşladı.

AB üyesi devletler de, ABD’nin kendilerine savunmayacağına dair güvensizliklerini belirttiler. AB Ordusu yaratmak için harekete geçtiler. Trump da bundan sonra AB devletlerinin ürünlerine yüksek vergi kotası koydu.

Rusya ve İran’a savaş açtı. İran’la Obamanın yaptığı Nükleer Antlaşmayı fesih etti. Rusya ve İran’a ambargo uyguladı.

ABD’nin, Türk Devletine yönelik hamlesi ve savaşı da bu stratejinin bir parçası ve sonucudur. Bu stratejinin yanında, Türk Devletine savaş açması için de başka nedenler var.

Bilindiği gibi geçmişte de, Kıbrıs ve Haşhaş meselelerinde ABD ile Türk Devleti arasında sorunlar çıktı, çelişkiler dışa vurdu. Ambargo uygulandı. Ama aralarındaki çelişki, hiçbir zaman bugünkü gibi bir savaşa dönüşmedi.

Türk Devleti, bir dönemdir ABD’nin egemenlik ve hegemonyasının dışında hareket ediyor. Bazı zamanlarda, ABD’nin egemenlik ve hegemonya alanlarına tabir caizse tecavüz ediyor.

Türk Devleti neler yapıyor?

1-Suriye’de ABD’nin dışında hareket ediyor. Suriye’de Türk Devleti Stratejisiyle ABD stratejisi büyük bir farlılık ve ayrılık gösteriyor.

2-Türk Devleti, Suriye’de İran ve Rusya ile ittifak içinde. Suriye için, sorunları da olan ortak bir plan, proje, strateji izliyorlar. Bu da ABD’yi fazlasıyla rahatsız ediyor. Diyebilirim ki,içten içe çılgınlık gösteriyor.

3-Türk Devleti, ABD’nin PKK/PYD’yi desteklemesini eleştirmekle kalmıyor. ABD’yi bu konuda suçluyor. ABD’nin PKK/PYD ile ilişkilerini kesmesini istiyor.

4-Türk Devlet, Suriye’de Menbiç’te ABD’nin PKK/PYD siyaseti konusunda sarsıntı yarattı. Dediklerini ABD’ye kabul ettirdi.

5-Suriye’de Kürt şehri Afrin’i (Kürt Dağı’nı), Cerablus û Elbabı, başka küçük bölgeleri işgal etti. İdlib’te oyun kurucu, güvenlik sağlayıcı oldu. Türk Devleti’nin bu konumu ve yaptıkları ABD’nin gönlüne göre olan işler değil. Bunları, emperyalîst ve her şeye muktedir olduğu düşünülen ABD engelleyemedi de.

6-Türk Devleti, Filistin, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olması konularıyla ilgili ABD ile radikal köklü görüş farklılıklarına sahip. Türk Devleti, yürüttüğü başarılı bir diplomasiyle ABD’yi Kudüs meselesinde Birleşmiş Milletlerde yere vurdu, sırtını yere indirdi.

7-Türk Devleti, 15 Temnuz darbesinin arkasında ABD’nin olduğunu açıkça, d.plomasi dilini de zorlayaraksöylüyor. ABD’yi alenen suçluyor. Fettullah Gülen’in teslim edilmeyenekadar, ABD’nin yakasını bırakmama konusunda kararlılık gösteriyor. Türk Devleti’nin bu tutumu ve siyaseti, ABD’nin itibarını hayli sarsmış durumdadır

8-Türk Devlet, ABD’nin, Rusya ve İran hakkından aldığı ambargo kararına karşı çıkıyor. Ambargoya rağmen, Rusya ve İran ile siyasi ve ticari ilişkilerine devam edeceğini açıkça ilan ediyor.

9-Halk Bankası Genel Müdürü Yardımcısı Hakan Atilla konusunda ABD’nin hukuksuzluk yaptığı dünyaya ilan ediyor.

10-Türk Devleti, Papaz içinde olmak üzere birkaç vatandaşının Fettullah ve PKK ilişkisinden dolayı tutukluyor. Papaz’ı ev hapsine alıyor. Savaşın nedeni olarak da son noktada bu gösterildi. Ama işin özü ve gerçeği farklıdır. Daha kapsamlıdır. Bunları da maddeler halinde ifade ettim.

Görüldüğü gibi Türk Devleti, uzun zamandır, ABD’nin söylediklerini yapmıyor. Baş kaldırıyor. ABD’de hegemonik anlayışla Türk Devleti’ni teslim almak istiyor. Türk Devleti de bunu kabul etmiyor.

Bu savaşın nedeninin Kürtler olduğu konusundaki bazı Kürt siyasetçi ve aydınlarının görüşleri, romantik, gerçekle ilgisi olmayan görüşlerdir.

ABD’nin Kürdistan’daki bağımsızlık referandumu ve sonrası, Kerkük ve Kürt Dağı’nın işgali sırasındaki politikasıyla, derdinin Kürtler, ya da şu bu millet olduğu değil, kendi devlet çıkarları, hegemonyasını dünya çapında sürdürmek olduğu bir gerçek ve tartışmasız bir konudur.

Diyarbekir, 27 Ağustos 2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir