Van’daki Patlamanın Bir Kez Daha Gösterdikleri

12.09.2016 günü Van  merkezindeki  Beş Yol mevkiinde bomba yüklü bir aracın patlatılması sonucu 50’ye yakın insan yaralandı. Aralarında PAK Van İl Teşkilatı’nın da bulunduğu bir  çok bina kullanılmaz hale geldi.

AKP, PAK, HDP, CHP binaları  patlamanın olduğu bölgeye yakınlık derecelerine göre değişik düzeylerde hasar aldı. Ancak patlamaya en yakın mesafede olan PAK Van İl Teşkilatı binası ağır hasar  alarak kullanılmamaz hale geldi. Türk basın yayın organları ısrarla PAK İl Teşkilatı’nın uğradığı zararı gözlerden uzak tutmaya çalıştı. Hatta kimi basın kuruluşları, PAK’ın bulunduğu binayı göstererek  ‘’AKP hasar gördü’’ diye haber geçtiler. Basın yayın organları böylesi bariz bir olayda bile ‘’ötekileştirici’’, şoven bir yaklaşım sergilediler.

Bayramlaşmanın öğleden sonra yapılacak olması nedeniyle  patlama anında parti teşkilatımızda kimsenin olmamasını, büyük bir şans olaraka görüyoruz ancak patlamanın meydana geldiği alanın kamuya açık olması, ne yazık ki  50’ye yakın yurttaşımızın muhtelif şekillerde yaralanmasına sebep olmuştur. En büyük tesellimiz, şimdilik, can kaybının olmamasıdır. Bu bayram gününde yapılan bu saldırıyı kınıyor, halkımıza geçmiş olsun diyor, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

Patlamanın hedefi kimdi tartışması, bu tür kör terör eylemlerinin gerçek nedenini ve sonuçlarını  görmemizi engelleyen yanlış bir tartışmadır. Sonuçta zarar gören yine sivil halkımız olmuştur. Daha önce Sur ve Kızıltepe’de örneklerine rastladığımız gibi olan bize olmuştur. Patlama HDP binasına daha yakın bir yerde de olabilirdi. O anda HDP Genel Başkanı  Selahattin  Demirtaş ya da PAK  Genel  Başkanı Mustafa Özçelik oradan geçiyor olabilirlerdi. Kör eylemin kimi kurban seçeceği önceden kestirilemez.

Sadece  şehir içinde, kamuya açık alanlarda meydana gelen bu tür  saldırılar değil; sonuçları itibariyle ele alındığında, her türlü şiddet eyleminin bugün halkımızın özgürlük mücadelesine  büyük zararlar verdiği açıktır.

Türk Deletinin OHAL’e dayanarak belediyelere kayyum atadığı, öğretmenleri açığa aldığı, kısacası Kürtlere her türlü siyasal, sivil ve demokratik mücadele kanallarını kapatmaya çalıştığı bir ortamda bu tür kör şiddet eylemleri, Kürtlerin elini zayıflatırken, Türk Devleti’nin ortamı terörize etmesine, şiddet ortamı yaratmasına hizmet etmektedir.

Son bir yıl boyunca Kuzey Kürdistan’da geliştirdiği  yıkım ve ölüm siyasetiyle kazanımlarımızı ortadan kaldırmayı, Kürt ve Kürdistan bilincini geriletmeyi, kitleleri moralsiz  kılma ve siyasetten uzaklaştırmayı hedefleyen Türk Devleti’nin saldırı siyasetine, PKK  şehirlerdeki hendek ve barikat uygulamasıyla  uygun bir zemin yaratmıştı. Şimdi de  şehirlerdeki  bu kör şiddet eylemleriyle, yine Türk Devleti’nin halkımızı yıldırma ve tek yol olarak  şiddete yönlendirmeye yönelik siyasetine fiilen daha uygun  bir zemin hazırlamaktadır.

PKK’nin silahları susturması artık bir tercih değil, halkımıza karşı daha büyük ve tehlikeli planların engellenmesi için gerekli ve  yaşamsal bir zorunluluk haline gelmiştir.

Türk Devleti’ne de bir kez daha çağrıda bulunuyoruz. Tuttuğunuz yolun beyhude bir yol olduğunu, halkımızın özgürlük mücadelesini şiddete hapsederek yok edemeyeceğinizi , son 30 yıl çok açık bir şekilde göstermiştir. Tekrar 1990’lı yıllara dönüş planları yapılıyorsa eğer,  bu tehlikeli  planları yapanların bizzat o planlarda boğulduklarını yaşam defalarca kanıtlamıştır. Şiddette ve çözümsüzlükte ısrar yerine, gelin hep birlikte, siyasal çözüm yollarını açalım.

Kürdistan halkı artık şiddete prim vermemelidir. Kimden gelirse gelsin, şiddete açık  bir şekilde tutum almanın yaşamsal önem taşıdığı bir süreçten geçiyoruz. Halkımız kendi geleceğini karartan her türlü şiddete ‘’hayır’’ demelidir. İkili, kararsız her duruş, yaşamakta olduğumuz tahribat ve travmayı derinleştiren bir tutum olacaktır.  Halkımız meşru davasını şiddetle değil, siyasal , sivil yollarla yürütebilecek güce ve imkanlara sahiptir. Şiddette ısrar etmek, haklı ve meşru mücadelemize  zarar vermekten öte bir anlam taşımamaktadır.

Şiddete ‘’hayır’’ diyen, Kürt ve Kürdistan gerçekliğinin kabulü ve siyasal yollardan çözümüne ‘’evet’’ diyen, özgürlüğe, demokrasiye, adalete çifte standartlı yaklaşım göstermeyen, halkımızın emek ve değerlerine saygıyı esas alan tüm siyasi, sivil, demokratik kişi ve kurumların  el ele verip yeni bir kanal açmalarının zamanı geldi de geçiyor.

Daha da fazla gecikmemek, yeni ve daha büyük kayıplara yol vermemek için şimdi başlamanın tam zamanıdır.

Gün  safları netleştirip, güçlü özgürlükçü, demokrat Kürdistani bir partiyle ve  ulusal demokratik güçlerin geniş işbirliği ve ittifaklarıyla, kararlı ve sabırlı çalışmalarla kendi geleceğimize sahip çıkma günüdür. 12.09.2016

Mustafa Özçelik

PAK Genel  Başkanı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir