Ji bo civatek serbixwe, demokratîk û azad!|Tuesday, July 17, 2018

Miletlerin Zora ve Rızaya Dayalı Birliği / Ve Türkiye… 

İbrahim GUÇLU

(İbrahimguclu21@gmail.com)

5 Temmuz 2016 Darbe Girişiminin engellenmesinden sonra, “Türkiye’nin birliğinden ve 79 Milyon insanın birliğinden” sık-sık söz edilmeye başlandı. “Tek vatan, tek millet tek bayrak” sloganı hep öne çıkarıldı. Halen de bu konuda hamasi nutuklar atılmaya devam ediliyor.

Bu birlik, yeni bir devlet, Kürtlerin ve Türklerin en azından federal devleti gündemde olmadığına göre, Türkiye’deki birliğin, devletin eski kurucu felsefesi, eski devlet rasyonelleri ve temel tezleri üzerinden, yeni duygusal rasyonellerle sağlanmaya çalışıldığı görülüyor.

Yeni “minik anayasanın da” bu rasyoneller çerçevesinde şekilleneceği verili bir duruma işaret ediyor. Ya da minik anayasanın da bu rasyonellerle bir içeriğe kavuşması kaçınılmaz bir durum olarak karşımızı çıkıyor.

Bu aşamada ve geçmişte savunulan “Türkiye Birliği” tezini açığa kavuşturmak için: Mevcut birliğin niteliğinin ne olduğunu ve yeni birliğin gerçekte hangi düşünce sistemi, hangi ilkelerle, hangi felsefe ile olacağını anlatmamız ve ortaya koymamız gerekir.

                                                 *****

Osmanlı İmparatorluğunda, Türkler egemen unsur değildir. Osmanlı Hanedanı, imparatorlukta egemenliği elinde tutandır. Türkler de, Osmanlı İmparatorluğunun egemenliği ve nüfuz alanı içinde olan milletler kadar, belki de onlardan daha az bir önemli yere sahipti.

Kemalist Devletin kuruluşu, Osmanlı Hanedanına karşı, Türkler adına hareket eden, Türkleri devletin dayanağı haline getiren İttihat Terakkicilerin savaşının sonucunda kuruldu. Osmanlı Hanedanı, egemenliği, Kemalist sivil ve asker bürokrasiye zorla devretmek durumunda kaldı.

Kemalistler böylece kendi devletlerini kurdular. Bu devlet kurulurken, demokratik bir devlet, birlikte yaşayan Kürtlerin ve Türklerin devleti olarak kurulmadı. Kemalist kuruluş felsefesinin bir sonucu olarak, Kürt milleti dışlanarak, Türk halkı da yok sayılarak kuruldu.

Kemalist Devletin kuruluş felsefesinin sonucu, tekçi bir devlet, devlet-ulus kuruldu. Devlet herkese hükmeden devlet oldu. Halkın hizmetinde, olmadı efendisi oldu. Yani efendi, belli bir elitin ve grubun devleti oldu. Halka sopa atan devlet oldu.

Bu devlet, üniter devlet oldu. Farklı düşünceleri ret etti. Bundan dolayı, devletin kuruluş felsefesi ve dünya görüşü dışındaki bütün düşünceler, tehlikeli, düşman, zararlı ilan edildi. Bundan dolayı da, farklı düşünceleri dile getiren kişiler ve gruplar, hızla yaftalanarak, tutuklandılar, işkence gördüler, büyük cezalara çarptırıldılar. Hatta öldürüldüler.

Yılarca ve değişik dönemlerde Kürtçülerin, komünistlerin, liberallerin, demokratların, dindarların tutuklanmaları, işkence görmeleri, öldürülmeleri, bu anlayışın, bu sömürgeci ve faşist paradigmanın sonucuydu.

Sömürgeci, faşist, üniter tekçi devlet, kendisi için bir din yarattı. Bundan dolayı da, devlet dini olmayan doğal İslam’ı ve diğer dinleri tehlikeli, yabancı, zararlı kabul etti. Devlet dininin dışındaki din yorumlarını ve davranışlarını yasakladı. Bu yasaklara uymayanları, tutukladı, işkence etti, cezalandırdı.

Tekçi, smürgeci, faşist devlet, aynı anlayışı mezhepler konusunda sürdürdü.

Netice olarak, Kemalist Devlet, bütün gerçekliklere karşı kurulmuş oldu.

Kürt millet gerçeğine rağmen onu inkâr etti. Kürtlerin bütün milli haklarını gasp etti. Kürdistan’ı işgal etti. Klasik Sömürgeci sistemden daha barbar ve hukuksuz bir sistem yarattı. Kürt milli ve hak talep etme hareketlerini katliamlarla bastırdı. Kürt liderlerini ve dava adamlarının hepsini katletti. Yığınsal göçlerle Kürdistan’daki nüfus demografisini değiştirdi.

Dinleri ve mezhepleri inkâr etti.

Farklı toplumsal sınıfların ve farklı fikirlerin olmasını inkâr etti ve yasakladı.

Bu nedenlerden dolayı, mevcut devletin, en genel deyimle herkesin, Kürtlerin,

Türklerin ve diğer etnik grupların devleti olması olanaklı değil. Bu devletin, rızaya dayalı bir birlik oluşturması olanaklı değildir.

Yeni anayasa ya da “mini anayasa” düşünülürken, eski devletin kuruluş felsefesiyle, genel devlet paradigmasıyla; demokratik, ideolojiler, dinler, mezhepler, uluslar üstü bir devletin kurulması olanaklı değildir.

Devletin eski kuruluş felsefesi ve paradigması korunarak, devlet üzerinde bir işlem yapılması, teknik bir işlemi ifade eder, sadece döneme uygun bir revizyonu tarif eder ve sağlar.

Bu durumda da, sömürgeci, üniter, demokrat olmayan faşist, tekçi, efendi devlet yapısı değişemez.

Birliğin sağlanması, her bireyin, her ulusal topluluğun, milletin, etnik topluluğun, dinlerin ve mezheplerin, sınıf ve tabakaların, farklı fikirlerin hak ve hukukunu evrensel demokrasi paramaterleri içinde sağlamakla; bireysel ve kolektif hakları tanımlamak, gerçekleştirmekle olanaklı olur.

Bunun için de yeni devlet paradigmasına, yeni bir devlet felsefesine ihtiyaç var.

Bu yeni devlet felsefesi ve paradigması, kendine uygun devlet modelini de yaratmak zorundadır.

Bu model de, en azından federal devlet modelidir. Ya da ötesi konfederal devlet modelidir.

Sonuç Yerine:

Sömürgeci ve Üniter Kemalist Sistemle: Eşitlikçi, Adaletli, Gönüllü, Egemenlik Paylaşımını Sağlayan Birlik Kurulamaz.

Bu sistemde Türklerle, Kürtler arasındaki birlik, zora dayalı bir birliktir.

Türklerle, Kürtlerin birliği, gönüllü ve rızaya dayalı olduğu zaman, gerçek ve barış içinde bir birlik olur.

Kürtlerle Türkler arasındaki gönüllü ve rızaya dayalı birlik de, her iki milletin eşit koşularda birlikte hazırladıkları yeni bir toplumsal sözleşme yani yeni bir anayasa ile olur.

Kürtlerle Türklerin birlikte kuracakları ortak bir devlet, federal bir devletle olur.

Federal Devlet de, Kürdistan’daki işgal son bulacak. Sömürgeci sistem ortadan kalkacak. Kürtlerle Türkler, siyasi statü, milli demokrati tüm haklar açısından eşit olacaktır.

Bu devlet de, Kürtlerle Türkler egemenliği ve iktidarı, eşitçe paylaşacak.

Devletin tüm kurumları, en başta da siyasi kurumları, meclisi, hükümeti, yargısı, idari yapısı, vali ve kaymakamları, askeri ve diğer güvenlik kurumları tümden yeniden, iki milletin temsiline göre iki milletin iradesi ile yapılandırılacak.

Bu sistem, milletlerin ayrılma hakkının önüne engel koymayacak. Kürtler ve Türkler istedikleri zaman özgürce kaderlerini ayıracaklar, ya da kaderlerini yeni bir kapsam ve modelde tayin edecekler. Birlikte konfederal bir devlete, ya da ayrı ayrı bağımsız devletlerine karar verecekler.                                                  

Amed, 25 Eylül 2016

(Bu yazı: www.gelawej.net için yazıldı.)

Hinek nivîsên din:

Nerîna te