Kürdistan’ın Batısına/Kürtlere Federasyon Mu, Yoksa PKK/PYD İçin Egemenlik Alanı Mı?

İbrahim GÜÇLÜ

(ibrahimguclu21@gmail.com) 

“Arap Baharı”nın başlamasından sonra Ortadoğu’nun çok önemli Arap Ülkelerinde/Devletlerinde çok önemli gelişmeler ve altüst oluşlar oldu. Dünya için her zaman önemli olan bu Ortadoğu Ülkeleri/Devletleri, dünyanın daha çok dikkatini çekti. Suriye’de, Ürdün sınırındaki Deraa Şehrinde halkın sivil direnişi başladığı zaman, dünyanın dikkatleri oraya çekildi. Muhalefetin genişlemesi ve silahlı bit yapıya kavuşması, dünyayı daha çok ilgilendirdi. İç Savaşın başlaması, dünyanın birçok bölge (Türkiye, İran, Irak, Suudi Arabistan, Katar) ve bölge dışı (ABD, Avrupa Birliği Devletleri, Rusya, Çin) doğrudan aktör olarak sorunda taraf oldular.

Suriye’nin bu konumu, Rusya’nın fiili askeri müdahalesiyle, daha dikkat çeken ve önemli bir noktaya taşındı. Aynı şekilde, Rusya’nın çekilmesi de aynı etkiyi yaptı.

Kobani’ye IŞİD saldırısından ve Kobani’nin uluslar arası güçlerin desteğiyle IŞİD’te kurtarılmasından sonra, Kürdistan’ın Güney Batısı dünyanın dikkatlerinin çekildiği hassas bir alan oldu. O tarihten sonra, Kürdistan’ın Güney Batısı değişik gelişmeler ve hamlelerle hep gündemde oldu.

PKK/PYD’nin “federasyon” ilan etmesi, Suriye’deki ve Kürdistan’ın Güney-Batısındaki durumu daha da farklı bir noktaya taşıdı.

PKK/PYD yandaşları, diğer bütün zamanlarda ve konularda olduğu gibi bu konuyu sorgulamadan kabul ettiler. Üstelik PKK/PYD’yi, milli çizgi ve örgüt olmama, kanton konusunda eleştirenlere de, “bakınız PKK/PYD federasyon ilan etti, sizin görüşleriniz doğrulandı. Ya da işte dediğiniz oldu” diyerek zeytinyağı gibi suyun üstüne çıktılar.

PKK’yi gerekçelendirmek ve olumlamak isteyenler, bu PKK/PYD’nin federasyon kararıyla vicdanlarını rahatlattılar.

PKK/PYD konusunda kafası karışık olan Kürt siyasetçi ve aydınların, kafası, daha da karıştı.

 

Bu nedenle soruna biraz daha yakından, daha stratejik ve daha derinlikli bakmaya çalışmak gerekiyor.

 

                                                    ( I )

 

Suriye sorununun, bölgenin ve dünyanın önemli ve temel bir sorunu olmasından sonra: Kürdistan,  Kürtler ve Kürt milli meselesi de hep dikkat çeken ve önemli bir konu oldu.

 

Suriye’deki gelişmeler, Kürdistan’ın Güney-Batısındaki Kürtlerin konumunda da stratejik önemli değişikliklere yol açtı. Kürtler, yeni bir pozisyon içinde konumlandılar ve yeni stratejiler benimsediler.

Kürdistan’ın Batısında iki çizgi ortaya çıktı.

Birinci çizgi milli çizgiydi: Baas rejiminin/diktatörlüğünün tasfiyesini savunan; çoğulcu, parlamenter, demokratik rejimden yana olan; Kürdistan için federasyon isteyen; Suriye’deki çok renkli muhalefetle birlikte hareket eden ENKS çizgisi,

İkinci çizgiydi:  Baas rejiminin/diktatörlüğünün yıkılmasını istemeyen, kendi otoriter ve totaliter karakterinin gereği olarak demokratik rejim talep etmeyen, Baas’ın rahminde büyüyen ve Baas adına vekâlet eden, Kürdistan’ı kantonlarla bölen, millici olmayan PKK/PYD çizgisi.

PKK/PYD’nin, Baasa stratejik yakınlığı ve hatta aynılığını, PKK Kongre kararlarında rahatlıkla tespit edebiliriz. Baas’ın PKK/PYD hamiliği, kurucu iradeye dönüşen bir iradedir. Bu hamilik ve stratejik yakınlık, Suriye’de iç savaşın başlamasından sonra ortaya çıkan bir durum değildir.

PKK Başkanlık Konseyi imzasını taşıyan kongre kararı aynen şöyle:

“Suriye Arap Cumhuriyetine, yeni çizgimizin Kürt sorununda öngördüğü çözüm, Suriye Cumhuriyeti´nin çıkarlarıyla uyum içindedir. Partimizin en büyük dostu olan Suriye Cumhuriyeti´nin çıkarlarıyla çelişecek bir tutum içine girmemiz mümkün değildir.

“Genel Başkanımız Abdullah Öcalan yoldaşın yirmi yıllık çabasıyla yaratılan bu dostluğu kimse geriletemez. Partimizin bütün kadroları, savaşçıları ve halkımızın yaklaşımları bu çerçevededir.  Şunu önemle belirtmek isteriz ki, ilişkilerimiz tarihi ve stratejik kapsamdadır. Bütün çalışmalarımızda Suriye´nin çıkarlarını göz önünde bulundurmak, bundan böylede esas tutumumuz olacaktır. Kongremizde çıkan irade bu temelde olmuştur.

“Biz Büyük devlet adamı Sayın Hafız Esad´a ve onun izleyicilerine (Bugünkü Beşar ve katil ekibi i.g.) hep güvendik ve tarih bu güvenimizin yersiz olmadığını ispatlamıştır. Hiç bir sorun böylesine derinlikli bir ilişkiyi zayıflatamaz.

“Yukarıda belirttiğimiz ana çerçeve dahilinde gerçekleşen Kongremiz hakkında sizleri daha fazla bilgilendirmeye çalışırken, devrimci mücadelenin yeni döneminde de Suriye Cumhuriyeti ile ilişkilerimizin daha da güçleneceğine inancımızı bir kez daha belirtmek isteriz. Bu temelde başarı dileklerimizle birlikte selam ve saygılarımızı sunarız. 4 Şubat 2000
PKK Başkanlık Konseyi.”
 

Suriye Baas Rejimi, PKK/PYD’ye bu stratejik yakınlığına bağlı olarak, B Planı çerçevesinde Kürdistan’ın Güney Batısının yönetimini bir dönemdir PKK/PYD ile birlikte yapmaya başladılar.

Suriye bu stratejiyle, hem Kürdistan’daki muhalefetin genel muhalefetle birleşmesini engelledi, hem de Kürtlerin rejime karşı başkaldırışını bloke etti. Daha ötesi Kürdistan’daki milli muhalefeti, PKK/PYD eliyle şiddetle, baskıyla, tutuklamalar, ölümlerle baskı altına aldı.

Tam anlamıyla Kürdistan’da bir ikili ve ikiz diktatörlük yarattılar. 

                                             ( II )

Kürt milleti, sömürge bir millettir. Kürdistan, dörde bölünmüş, dört devletin sömürgesi bir ülkedir. Kürt millet meselesi, milli bir meseledir. Kürtlerin kendi kendilerini kendi iradeleriyle yönetme, sömürgecilikten ve işgalden kurtulma, bağımsız olma meselesidir.

Kürt mili meselesi, tüm Kürtlerin ve tüm Kürt toplumsal kesimlerin sorunudur. Belli bir toplumsal kesime dayanarak, diğer toplumsal kesimleri dışlamak ve özellikle de düşman ilan etmek, başarısızlığı önceden bilerek veya bilmeyerek kabul etmek demektir.

Kürt milleti, her parçada kendi kaderini kendi iradesiyle üç model ve sistemle tayin edebilir. Ancak bu üç model ve sistemle, sömürgecilikten ve işgalden kurtulur, Kürdistan’da iktidar ve egemen olabilir.

Bu üç model ve sistem, aynı zamanda Kürdistan’ın Güney-Batısı için de geçerlidir.

Birinci model ve sistem: Federal devletin kurulmasıdır. Kürt milleti, bugüne kadar egemen olan Türk, Arap, Fars milletleriyle eski ilişki içinde olmaz. Eski sömürgeci devlet içinde yaşamaz. Kürtlerin de devleti olacak ulus üstü federal devleti birlikte kurarlar. Bu durumda, devlet Kürtlerin de devleti olur. Kürtler bu devlette iktidar ve egemenliği Türk, Arap, Fars milletleriyle paylaşır. Kürtlerle diğer milletler arasında eşitlik sağlanır.

Bu model ve sistem talebi, Kürtlerin en asgari talebidir.

İkinci model ve sistem: Kürtler, bağımsız devletini kurar. Bu model ve sistemde, bugüne kadar kendisine egemen olan milletlerden, coğrafi, idari, iktidar ve egemenlik olarak ayrışır.

Üçüncü model ve sistem: Bağımsız Kürdistan Devleti’nin komşu devlet veya devletlerle konfederal bir devlet, model ve istem içinde birleşmeleri ve anlaşmalarıdır.

PKK, Öcalan’ın Türkiye’ye gelmesinden sonra neleri savundu: “Kürtlerin tüm parçalarda federal, bağımsız devlet ve hatta otonomi talep etmeleri hakları değildir” dedi. “Demokratik Türkiye” tezini savundu. Bu tezi diğer Kürdistan parçaları için de savundu. Bu nedenle, Kürdistan’ın Güneyindeki federal yapıya karşı çıktı. 2. İsrail Devleti olarak nitelendirdi ve düşman ilan etti.  Daha sonra da devletsiz konfederal absurt/saçma, dünyada olmayan sistemi savundu. Arap, Türk ve Fars milletlerinin devlet olmalarının mutlaklığını ifade etti. Oradan da bir başka düzleme savrularak, “Demokratik Özerklik” adı altında Kürdistan’ın Kuzeyini üç-beş parçaya bölmeyi önerdi. Kürdistan’ın Güney-Batısında da kantonları savundu ve PYD adına ilan etti

Bütün bunlar, Kürt milleti için değil, kendi egemenlik, totaliter sistemi için savunulan sistemler oldu.

Kürdistan’ın Güney-Batısında federasyonu savunan mili harekete saldırılar yaptı. Suriye ordusunun ve Suriye Devleti’nin sıkı bir parçası olduğunu açıkça savundu.

Özcesi, bu konuda tam bir savrulma ve Kürtlerin olağan model ve sistemler içinde kendi kaderini kendi iradesiyle tayin etmesini engellemek, saptırmak için bir strateji sürdürdüler.

Bu strateji, PKK’nın devletlerin bir projesi olarak devam etmesinin kimyasına ve tabiatına da uygun bir gelişmedir.

Şimdilerde de federasyon savunuluyor. Bu federasyon, Kürtler ve Kürdistan için olabilir mi? Bu federasyon, savundukları kantonlardan farklı olur mu?

Bu sorulara olumlu cevap vermek olanaklı değil. Kantonlar nasıl PKK/PYD  için egemenlik alanı ve diktatörlük yaratma araçlarıydılar, şimdilerde savunulan federasyon da aynı misyon ve görevi yüklenen bir olgudur.

                                            ( III )

Kürt ulusunun kendi kaderini hangi model ve sistem içinde tayin edeceği, ortak milli bir konsensusla olmak zorundadır. Birileri federasyon derken, diğer bağımsız devlet diyemez. Ayrıca federasyon ya da bağımsız devlet, milletin ortak iradesiyle olur.

Bu millet hareketlerinin demokratik özü ve karakterini de belirleyen bir kriterdir.

Kürdistan’ın Güneyinde, önce Kürdistan Demokrat Partisi ve Kürdistan Yurtsever Birliği ayrı-ayrı federalizm kararı aldılar.

Sonra bu karar, demokrasinin gereği olarak Kürdistan meclisinde onaylanarak Kürt milletinin iradesine dönüştü.

Şimdilerde Kürdistan’ın Güneyinde Bağımsız Devletin kurulması için demokratik yol haritası belirlenmiş durumda.  Doğrudan demokratik temsil kurumu olan referandumla, Kürt milleti arasında bir uzlaşma, birlik ve konsensus oluşturulmaya çalışılıyor.

Ama ne yazık ki, PKK/PYD Kürdistan’ın Güney-Batısında Kürtlerin genelinin iradesini hiçe sayarak nasıl kanton ilanına gitmişse, aynı şekilde federasyonu da Kürtlerin genelinin iradesine önem vermeden, Kürdistan partilerinin görüşlerini almadan, onlarla anlaşmadan ve uzlaşmadan federasyona karar vermiştir.

                                                   ( IV )

Federalizm, Kürt milleti ile Arap, Türk, Fars milletlerinin ortak iradesini, anlaşmasını, uzlaşmasını gerekli kılar.

Kürdistan’ın Güneyinde Kürdistan Meclisi federalizm kararını tek taraflı aldı. Bu Irak’ta federalizmin olduğu anlamına gelmedi. Sadece Kürdistan’ın yöneticilerinin; federal sistemin kural, ahlak, kanunlarına göre hareket etmesini sağladı.

Irak’ta federalizm, 2003 yılında Saddam Diktatörlüğün son bulması, 2005 yılında referandumla yeni anayasanın kabul edilmesi, yeni anayasada Kürtler ve Arapların federal bir sistemde anlaşmalarıyla sağlandı.

Kürdistan’ın Güney-Batısında PKK/PYD tarafından ilan edilen federasyon, hem PKK/PYD dışındaki Kürtlere, hem  Baas Rejimine, hem de gelecekte iktidar olmaya aday muhalefete rağmen alınmış bir karardır.

Baas Rejimi, bu federasyonu tanımadığını ilan etti. Muhalefet de, PKK/PYD’yi Baas Rejiminin yandaşı ve aparatı kabul ettiğinden o da bu kararı kabul etmedi. Ayrıca nitelik ve anlayış olarak da bazı güçlü iktidar alternatifi Arap güçleri, Kürtlerin federasyonlaşmasına da kesinlikle karşılar.

Böyle olunca, Baas’ın başarması halinde de, muhalefetin başarması halinde de, Baas’ın muhalefetle anlaşması halinde de, bu federasyon tanınmayacak. Yeni bir savaş gündeme girecek. Bu savaşın, Kürt milletinin başına ne felaketler açacağını şimdiden görmek zor değildir.

                                                 ( V )

Federal sistem, tartışmasız bir şekilde demokratik bir rejimi, hem de güçlü, derinlikli, çoğulcu bir demokrasi rejimini öngörür.

Başka bir ifadeyle, federasyonun olmazsa olmaz şartı, demokrasidir.

Baas rejimi, demokratik bir rejim değildir. Tek parti, tek lider, tek ideoloji diktatörlüğüdür. Devlet,  Baas elitinin elindeki katil, kan dökücü, katliamcı, faşist bir aparattır.

PKK/PYD de nitelikli olarak Baas ve Kemalizm ile örtüşüyor. Tek lider, tek parti, tek ideoloji diktatörlüğünü temsil ediyor. Demokratik bir parti değildir. Demokratik bir rejimi değil, otoriter ve totaliter bir rejimi ve sistemi yapılandırıyor.

Bu bağlamda da, Kürtlerin ve Kürdistan’ın federasyonundan bahsetmek olanaklı değildir.

Bu federasyon, PKK/PYD egemenlik alanının oluşması ve diktatörlüğünün inşasının bir aracıdır.

Tüm Kürtlerin bu durumu derinlikle gözden geçirmesi gerekir. 

Amed, 22/28 Mart 2016

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir