KÜRDİSTAN GERÇEĞİNDEN VE İNSANİ SORUMLULUKTAN UZAK MÜDAHİLLER

Kürdistan’ın dışında yaşayan ve her gün yüreği kanayan Kürdistanlıları tenzih ederek, kimi sosyal medya fenomeni starlara yönelik birkaç cümleyle düşüncelerimi sizinle paylaşmak istiyorum:

Son dönemlerde, epey zamandır ülke gerçeğinden uzak, bulundukları ülkenin sağladığı sosyal refah ve mevcut güvencelerine dayanarak bol keseden ahkâm kesilen, bolca sosa batırılmış bir ajitasyon diliyle neler yapılması gerektiğini dikte edenler, korkusuzca haykırmaktalar.

Hayatlarına dair hikâyelerinin büyük çoğunluğunu ülke gerçeklerinden uzak bir diyarda geçiren, artı “sosyal”dan kazanılan bir iki emeklilik maaşı ve fırsatlar ülkesinin sunmuş olduğu “demokratik haklar” sayesinde iki basamak yukardan öğüt vermeye başlayan “sıfatlı” ve sıfatsız kimi dostlar, kuşbakışı yaklaşımlarıyla savaş koordinatlarını sıralamaktadırlar.

Bohemce bir yaşamın etkin olduğu limanlarda gezinen sanal dünyanın klavye silahşorları, taşkın duygular eşliğinde önlerine geleni eleştirmekte, sitem ve şikâyet cümlelerini sıralamaktadırlar.

Bir yandan sıcak kahvelerini yudumlarken, diğer yanda klavyenin akışkan gücüyle “Diren Amed Diren” direktifleriyle kendilerini savaşın sıcak atmosferinin içinde hissetmek istiyorlar. Kendilerince ülkedeki insanların “gaz”a ihtiyacı vardır. Oysa ülkede yaşayanlar her gün gerçek gazı iliklerine kadar hissediyor ve yaşıyorlar.

Ülkedeki insanları “gaz”a getireceklerine, bulundukları alanlarda ya da yaşadıkları ülkelerde, Kürdistan’ın bağımsızlık mücadelesini ve devletleşme yönündeki çabalar için diplomatik ve siyasi lobilerin oluşmasına ağırlık vermiş olsalardı, daha gerçekçi ve yerinde bir sorumluluğu yerine getirmiş olacaklardı.

Kürdistan’da olup bitenleri en iyi bilenler, bu sorunlarla yüzleşen Kürd toplumunun farklı politik yapıları ve Kürdistan halkının ta kendisidir. Kısacası iliklerine kadar o atmosferi yaşayanlardır.

Kıtalar ötesi diyarlarda bir parti militanının yaklaşımıyla, ülkedeki vatandaşlara talimatlar yağdırmak doğru bir yaklaşım değildir.

İnsan gitmediği, görmediği, bilmediği ve yaşayamadığı bir coğrafya hakkında konuşurken ya da yorum yaparken biraz mütevazı olur.

Aydın, Yazar, Çizer, Doçent, Dr, akademisyen ya da profesör gibi sıfatlar, size yandaşlığınızı ve taraftarlığınızı halka empoze etme hakkı vermemektedir.

Siz bu partizan yaklaşımlarınızla, fanatik ve tekçi dayatmalarınızla Kürd halkına en büyük kötülüğü yaptığınızın farkında mısınız!

Sosyal medya üzerinde siyasetin enlem ve boylamları arasında dolaşırken biraz adil ve vicdan sahibi olmanızda yarar vardır.

Elbette, olup biten her şey hakkında bir fikrimiz, bir yorumumuz, bir eleştirimiz olacaktır. Beğenilerimiz ve yergilerimiz birbirinden farklı olacaktır. Bu yaşamın doğasından kaynaklanan bir gerçekliktir.

Parti, grup, örgüt ve iktidarları eleştirmek yanlış politikalarını mahkûm etmek, doğruları sahiplenmek hepimizin üzerinde ortaklaştığı ortak noktalardır.

Birbirimize tahammül etmek, birbirimizi dinlemek ve empati yapmak zorundayız. Nesnel koşulların bize dayattığı bu zorunluluğu bir alışkanlık, günlük yaşamın bir parçası haline getirmeliyiz!

Birbirimizi uygar insanlar gibi eleştirmeliyiz. Eleştirilerimiz yapıcı, yol gösterici ve dönüştürücü olmalıdır. Salt eleştiri olsun diye her şeye siyah beyaz ikilemi içinde yaklaşamayız.

Her rengin kendi içinde farklı tonları barındırdığı gerçeğinden hareketle, eleştirilerimizin ana teması alternatif önermeleri içermelidir.

Eleştirilerimizde yapıcı, ortaklaşmacı ve bütünlüklü bir dili kullanmayı esas almalıyız. Farklılıklara ve emeğe saygı gereği, birbirimize karşı toleranslı davranmak zorundayız. Niyet okumalar üzerinden birbirimizi terazinin kefesine koymaya kalkışırsak hiç bir yere varamayız.

Eleştirilerin dozu ve amacı doğru hedeflere yönelmelidir. Eleştiri mantığı yapıcı, alternatif öneri ve pozitif düşünce zeminini hedeflemelidir.

Siyasal literatürde anlam ve içerik yönünde bir değeri olmayan bir takım kavramlarla, Kürd ve Kürdistan sorununu hasıraltı etmek amacıyla laf cambazlığını yapanlara karşı, Kürdistani bir duruş göstermek, her Kürdistanlının görevidir.

Sömürgeci egemenlerinin istemleri doğrultusunda “iyi Kürd”, “kötü Kürd” ayrıştırmasıyla, Kürdistan’da fay hatlarının oluşmasına çaba sarf edenlerin, hangi akla hizmet ettiklerini herkesin sorgulanması gerekir.

Bilinmelidir ki sömürgeci sistemin, Kürd halkına itaat ettirmek için görevlendirdikleri Kemalist kadroların, Kürd siyasal güçlerini rehabilite çabaları ve Kürd siyasal ikliminde ayrıştırıcı ve düşmanlığı körükleme çabaları/ısrarları bile başlı başına bir algı oluşturma ve hedef saptırma hamlesi olduğu ortadadır.

Özellikle ülkemizde, kapkaranlık bulutların kol gezdiği bugünlerde, mevcut siyasal kürd güçleri ve kürd aydınlarının daha hassas, daha sağduyulu davranmaları gerektiği inancıyla,  Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesine yeni bir ivme kazandırma çabası içinde olmaları dileğiyle, umutlarımızı karartmamalarını diliyoruz.  20 MART 2016- AMED

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir