KOMPLO MU, “YUVAYA DÖNÜŞ” MÜ?

İbrahim GÜÇLÜ

(ibrahimguclu21@gmail.com)

PKK’nin sahibi Öcalan, bundan 18 yıl önce  (15 Şubat 1999), yuvasına dönüş yaptı.

Onun dönüşü için birçok komplo teorisi üretildi.

En aktüel ve hoşa giden komplo teorisi: “ABD, İsrail, Türkiye ittifak ettiler. Suriye’ye dayattılar. O da Öcalan’ı ülkesinden çıkardı. İttifak, Öcalan’ı alıp Türkiye’ye getirdi.”

Oysa Öcalan 1979’ın başlarında Suriye’ye gitmişti. Yani 20 yıldı Suriye’deydi. Orada olması ABD ve İsrail’i de hiç ilgilendirmemişti.

Bu ve diğer tüm komplo teorilerinin amacı: Abdullah Öcalan’ın “yuvaya dönüş” gerçeğini gizlemek, olayı başka yöne saptırmaktı.

Bu komplo teorilerine PKK’nın taraftarları ve müritleri inandılar, iman getirdiler, cansiparane bir şekilde bu komplo teorilerini savundular. Halen de savunmaya devam ediyorlar.

Ama aklı başındaki Kürtler ve özellikle de Kürt yurtseverleri bu komplo teorilerine itibar etmediler.

O ZAMAN GERÇEK NEYDİ?

Sömürgeci Türk Devleti, 1970’lerden sonra, kendisinin Kürtlere uygulayacağı metotların şiddeti ve dozu, niteliği ne olursa olsun, Kürtlerin bağımsız devlet kurması isteğinden vazgeçiremeyeceğini, Kürdistan’ın kendi işgalleri altında kalmasını sonuna kadar sağlamayacaklarını anladılar.

Yeni bir strateji benimsediler. O strateji de: Kürtleri içerden vurmaktı. Bunun için operasyonal bir örgüt kurdurmaktı.

Amaç: Kürtleri bağımsızlıktan uzaklaştırmaktı.

Geldiğimiz aşamada, anketçilerin, akademisyenlerin, “Kürtlerin çoğunluğu bağımsız devleti istemiyor” dedikleri sonucu doğurmaktı. Bundan da başarılı olundu.

Bunun için Öcalan biçilmiş kaftandı. Ellerinin altındaydı. Öcalan’a PKK’yı kurdurdu. Elbette Öcalan, tek başına parti kuracak durumda değildi. Bunun için adama ihtiyaç vardı. Birçok plan ve taktikle,  PKK’yı kurduğu zaman, etrafına idealist Türk ve Kürt gençlerini de aldı.

Zaman içinde, bu idealist gençler, devletin ve Öcalan’ın sınırlarını zorlayan eylemler yaptılar. Bu durumda, Öcalan kendisini tehlikede gördü. Kendi sahiplerinden kaçmak ve onlardan kendisini korumak için, Merkez Komitesi üyesi ve daha sonra İsveç’in Stockholm şehrinde infaz edilen Çetin GÜNGÖR (Semir)’in açıklamalarından ortaya çıkardığı gibi, Türkiye dışına çıkmasını sağlıyor. Bu plan, Öcalan’a örgüt kurduran derin devletin projesiyle de örtüşüyordu.

Alınan karar sonucu, Öcalan yuvadan kaçıyor. Kendisine yeni yuvalar kurmaya koyuldu. Bu yuvayı Sömürgeci Suriye Devleti’nin adamı olmakla, öncelikle sağladı. Daha sonra Irak ve İran Sömürgeci Devletlerle kendisini zırhlı korunmaya alacağını zan etti.

Bu zırhı daha da güçlendirmek için de, Suriye’nin isteğiyle1984 yılında Özal hükümetine karşı savaş açtı. Bu savaş, Kemalistlerin çıkarları ve hesaplarıyla da tam bir örtüşme gösterdi.

Ama mızrak çuvala sığmayınca, Öcalan’ın “yuvaya dönüşü” istendi.

Birçok yol konaklamalardan sonra, Öcalan eski Türk yuvasına döndü. Devlete hizmet etmeye hazır ve Türklerin yeğeni olduğunu açıkladı.

Kısacası, Öcalan bir komplo ve ittifak sonucu değil, birçok manevralardan sonra kendi isteğiyle, yeni görevlere yelken açmak için eski yuvasına dönüş yaptı.

Döner dönmez de, Kürtlerin, federal devlet ve bağımsız devlet kurma talep etme haklarının olmadığını vaaz etti. Hatta Kürtlerin otonomi kurmaya bile haklarının olmadığını ifade etti. Kürdistan’ın Güneyinde ABD ve İsrail tarafından İkinci İsrail Devletinin kurulmak istendiğini, Kürtlerin bu devlet olma projesini,  Sömürgeci Türk Devleti’nin PKK ile el ele vererek engellemesi gerektiğini açıkladı projelendirdi.

PKK da o saatten sonra bu strateji üzerinden hareket ederek. Kürt ulus devletine karşı savaşının trendini yükseltti. Bugün de Kürdistan’ın Güneyinde Devlet Başkanı Mesut Barzani tarafından sürdürülen bağımsız devlet kurma projesinin engellenmesi için İran Sömürgecilerinin sıkı tetikçiliğini yapıyor. 

Amed, 16 Şubat 2017

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir