Ismail Beşikçi: Dört parça Kürdistan’da yaşayan Kürtlerin Güney Kürdistan’ın devletleşmesine destek vermesi gerektiğini söyledi.

BAS – Kerkük’e asılan Kürdistan bayrağı, Kürdistan’da ve Kerkük’ün referandum kararına ve Kürt siyasetine ilişkin sorularımızı cevaplayan Beşikçi, dört parça Kürdistan’da yaşayan Kürtlerin Güney Kürdistan’ın devletleşmesine destek vermesi gerektiğini söylüyor. Beşikçi, “Tüm Kürdler ‘O Bayrak inmeyecek’ demeli” diyor.

Kerkük’ün referandum kararı ve Kürdistan’a bağlanması Türkiye’yi nasıl etkiler? Türkiye’nin gerçekten müdahale etme hakkı doğar mı?

Gerek İran, gerek Türkiye, Güney Kürdistan’daki gelişmeleri içine sindirmeli. Bugün Kürdistan Bölgesi Yönetimi ile Türkiye arasında ekonomik ve ticari bir ilişki var. Petrol gibi. Bu hem Kürdlerin hem de Türkiye’nin lehinedir. Ekonomik ve ticari ilişkiler diplomatik ve siyasal ilişkileri de geliştirmeli. Bu nedenle Türkiye’nin Güney’deki gelişmeleri içine sindirmesi gerekiyor.

Ama temel sorun şu: Kürdistan’ın 1920’lerde Milletler Cemiyeti döneminde bölünmesi, parçalanması ve paylaşılması. Zamanın emperyal gücü İngiltere ve Fransa ile Ortadoğu’nun iki köklü devleti Osmanlı, devamı olan Türkiye ile İran Şahlığı dört güç işbirliğiyle Kürdlerin, Kürdistan’ın bölünmesini, parçalanmasını ve paylaşılmasını sağladılar. Aynı dönemde Güney Kürdistan’da Şeyh Mahmut Berzenci önderliğinde bir Kürd hareketi vardı. Bağımsız Kürdistan’ı talep eden bir hareketti. Buna rağmen Kürdlerin iradelerini yok sayarak Kürdistan’ı böldüler.

Kerkük, Kürdistan’dan koparılmış bir alandır. Kürdistan’dan koparılan Şengal, Hanekin, Çemşemal gibi. 2005’te yapılan Irak Anayasası’yla Kürdistan Bölgesi Yönetimi kuruldu. Süleymaniye, Duhok ve Hewler bölgesinde. Kerkük, Şengal, Hanekin gibi bölgeler ise ‘Kürdistan’dan koparılmış alanlardı. Ama buralar tartışmalı bölgeler değil Kürdistan’ın kendisidir. 1960’lı yıllarda Saddam Hüseyin, Kürdistan’ın nüfus yapısını bozmak için Kürdleri Kürdistan’dan devlet terörüyle koparıp Arap çöllerine gönderiyordu. Arapları da getirip Kürdlerden boşalan alanlara yerleştiriyordu. Özellikle de Kerkük’ün nüfus yapısını bozmak için bu politikalar kararlı bir şekilde uygulandı. BAAS Parti’sinin hem Irak’ta hem de Suriye’de Kürd bölgelerinin nüfus yapısını bozmak gibi temel bir politikası vardı.

11 Mart 1970’te Mele Mustafa Barzani ile Saddam arasında Kürdistan’ın özerkliği üzerine bir anlaşma yapılmıştı. Bu anlaşmada Kerkük’e dair de madde vardı. Madde şöyleydi: 1974’e kadar Kerkük’e bir nüfus sayımı yapılacak ve bunun sonucuna göre Kerkük ya Bağdat’a ya da Kürdistan’a bağlanacaktı. Ama Saddam Hüseyin Türkiye’den, İran’dan, Suriye’den, Sovyetlerden ve ABD’den aldığı güçle bu anlaşmayı yerine getirmedi. 1974’te savaş bu nedenle başladı. 2003 ABD’nin Irak’a müdahalesiyle Kürdleri tehdit eden Saddam rejimi yıkıldı, ordu, Baas Partisi, el Muhaberat dağıtıldı, kitle imha silahları yok edildi. Kürdleri tehdit eden bu kurumlar etkisizleştirirlince, Kürdistan Bölgesi Yönetimi kuruldu. Bu Kürd/Kürdistan tarihi için önemli bir dönüm noktasıdır.2005’te yapılan Irak Anayasası’nın 140. Maddesi ne göre, Kürdistan’dan koparılmış alanlarda nüfus sayımı yapılacaktı. Ancak bu hüküm de yerine getirilmediği için Irak, Anayasayı çiğnemiş oldu. Ancak şu an Kürdlerin aldığı referandum kararı aslında gecikmiş bir karar. En kısa zamanda uygulamak için referandumun tarihini de belirlemek gerekiyor.

Kerkük’te bayrak uzun bir zamandır vardı zaten. Şimdi neden bu kadar sorun haline getirildi sizce?

Kürdistan bayrağı 10 yıldır Kerkük’te var zaten. Türk basını tarafından büyütülen bir olay. Bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’de sürekli milli iradeden bahsediyor ve ‘Milli iradenin kararlarını yerine getiriyoruz’ diyor. Ama Kerkük’e gelince “O Bayrak inecek” diyorlar. Aslında bu Irak’ın ve Kürdlerin sorunudur. Oradaki irade de öyle. Saygı duymaları gerekiyor. Kerkük’te İl Meclisi 41 üyeli ve bunun 26’sı Kürd, 9’u Türkmen 6’sı da Arap. Yani Kerkük’te de milli irade böyle tecelli etmiş. Türk yöneticilerin, Türk siyasal partilerinin liderlerinin, Türk basınının,  Kerkük’ün de milli iradesine saygı göstermesi gerekiyor.

Bazı Türk yazarları “İstanbul en büyük Kürd kentidir” diyorlar. İstanbul’da 4 milyon Kürd yaşıyor,  diyorlar, diyelim İstanbul 16 milyon. 4 milyon Kürd… Ama İstanbul’da yaşayan Kürdlerin, haklarının verilmesine dair neden bir şey konuşulmuyor. Oysa Kerkük’te yaşayan Arapların, Türkmenlerin, Ezidi Kürdlerin, Asurîlerin tüm hakları veriliyor. Türkiye, Kerkük’teki soydaşlarının her hakka sahip olduğunu görüyor.

Türk yöneticilerin yanı sıra PKK yöneticisi Mustafa Karasu’nun Kerkük’teki Kürdistan bayrağına ilişkin “Tüm Kürdlerin bayrağı” değildir demesi peki?

Yanlış bir açıklama. O bayrak tüm Kürdleri temsil ediyor. 1927’de Xoybûn tarafından çizilmiş, Mahabad’da dalgalanmış. Yani tüm Kürdlerin bayrağıdır. Her Kürd tarafından savunulması gerekiyor. Kürdistan bayrağına karşı durmak anti-Kürd politikadır. PKK’nin, Türk yöneticilerinin Kerkük’teki açıklamalarını görmesi gerekiyor. Türkiye, Kerkük’teki soydaşlarının yanında olduğunu söylüyor. Bugün Güney Kürdistan’da bir devletleşme süreci var. PKK’nin de bu devletleşmenin yanında yer alması gerekiyor. Bu devletleşmeye karşı olan,  anti-Kürd politikalar yürüten Haşdi Şabi’nin, Irak’ın, İran’ın yanında yer almaması gerekiyor.

PKK’nin Şengal’e ilişkin açıklamaları?

Benim gözümde PKK’nin orada bulunmasının tek anlamı var o da şu: “Burayı Kürdistan’dan koparıp Irak’a bağlayacağız.” Şengal’de 1975 den önce hiçbir Arap yoktu. Şengal’in nüfus yapısını Saddam Hüseyin devlet terörü uygulayarak değiştirdi.

Kerkük, Kürdistan’dan koparılmış bir alandır. Kürdistan’dan koparılan Şengal, Hanekin, Çemşemal gibi. 2005’te yapılan Irak Anayasası’yla Kürdistan Bölgesi Yönetimi kuruldu. Süleymaniye, Duhok ve Hewler bölgesinde. Kerkük, Şengal, Hanekin gibi bölgeler ise ‘Kürdistan’dan koparılmış alanlardı. Ama buralar tartışmalı bölgeler değil Kürdistan’ın kendisidir

Kerkük’ün referandum kararı, Güney Kürdistan’ın bağımsızlık referandumu ve bağımsızlığa gitmesi Kuzey’deki Kürt siyasetini ve Kürtleri nasıl etkiler?

Temel sorun Kürdistan’ın bölünmesi ve parçalanması sorunudur. Birleşik Bağımsız Kürdistan önemlidir ama kısa zamanda elde edilmesi zor. Bu nedenle bugün Güney Kürdistan’ın devletleşme sürecine bütün Kürdlerin sahip çıkması gerekiyor. Türkiye’nin, İran’ın, Suriye’nin istememesi dikkate alınabilir ama asıl önemli olan Kürdlerin bu devletleşmeyi istemesi ve sahip çıkmasıdır. Kerkük’teki bayrak meselesinde KDP ve Kürdistan Yurtseverler Birliği birlikte davranıyor ve “O bayrak inmeyecek” diyor. Bu birliğe tüm Kürdlerin katılması gerekiyor.

Bir de ABD’nin Kürdistan’a yönelik politikaları var. Bir değişim yaşandı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Trump yönetimi Kürdistan’a bir önceki yönetimden daha yakın duruyor. Ortadoğu’da Kürdleri destekliyor bu da önemli bir güç.

Bunun temel sebebi Kürtlerin IŞİD’e karşı verdiği mücadele olabilir mi?

Evet, bu da belirleyici. 2014 Haziran’ın da IŞİD Musul’u ele geçirdiğinde küçük bir güçtü. Irak Ordusu’nun Musul’da ciddi oranda bir asker sayısı vardı. Irak’ın önemli ikinci büyük karargâhı Musul’daydı.  Ancak Irak Ordusu hiçbir çatışmaya girmeden, Musul’dan çekildi. Böylece bütün silahlar, savaş araç gereçleri İŞİD’İn eline geçti. Irak ordusu Kerkük’ten de çekildi. Fakat Kürkük’ten çekilir çekilmez, Kerkük’ü Peşmerge denetlemeye başladı. Ancak Peşmerge Kerkük’te,  IŞİD’e karşı savaştı.  Sadece Kerkük’te değil Peşmerge, Kürdistan’ın birçok alanında IŞİD’e karşı savaştı, İŞİD’i Kürdistan’dan çıkardı. Peşmerge İŞİD’e karşı büyük bir savaş verdi. Batı’nın, ABD’nin Kürdlere karşı tutumunda böylece önemli oranda değişti. Çünkü IŞİD Avrupa’ya, ABD’ye karşı,  yani herkese karşı bir tehditti. Ve bu tehdide karşı Kürdler büyük mücadele verdi.

Uluslararası güçlerin bir de Erbil – Bağdat’ı barıştırma ve yakınlaştırmaya yönelik tavrı var. Bu bağımsızlığın önünde bir engel olur mu?

Kürdlerin bağımsızlığı ötelememesi gerekiyor. Bağdat, Ankara, Tahran, Şam buna karşı dursa da Kürdlerin Kürd olmaktan doğan haklarını, Kürd toplumu olmaktan, Kürd ulusu olmaktan doğan haklarını ısrarla savunması ve bağımsızlıkta kararlı olması gerekiyor. Kürdlerin Ortadoğu’da yaklaşık 50 milyon nüfusu var. Ama BM’de bir Kürd sandalyesi yok. BM’ye üye olan birçok devletin nüfusu 1 milyonun altında. Kürdler, Kürdistan da, dünya uluslar ailesinin eşit bir üyesi olmalı, bunun için çaba sarf etmeli

Kuzey’de de yıllardır süren bir Kürt mücadelesi var. Buna rağmen neden Kuzey’deki Kürtler, Güney’deki gibi devletleşmeye gidemiyor?

Kuzey’de Kürdlere yönelik asimilasyon daha derindi.

Aynı asimilasyon Güney’de de vardı…

Güney’deki Kürdler asimilasyona karşı daha bir dirençli oldular. Ama Kuzey’de bu direnç gösterilemedi.  Örneğin gerillanın böyle bir süreç yaşatması gerekiyordu. Kürd dil bilinci,  Kürdistan bilinci,  Kürd ulus bilinci, vatan bilinci yaratması,  geliştirmesi gerekiyordu.  Ama bu gerçekleştirilemedi.

İran, Suriye gibi birçok tehdide rağmen Güney Kürdistan bağımsızlığa yürüyor. Ortada tehdit ve savaş durumu varken Güney’in durumu Mahabad gibi olur mu?

Hayır! Güney’de daha bilinçli bir yapı var. Güney Kürdistan’da durum daha güçlü gelişecek. Bugün uluslar arası durumlar Kürdlerin lehine. Ama Mahabad kurulduğunda öyle değildi. Ayrıca her şeyden ziyade Kürdlerin bütün bu tehditlere karşı birlikte hareket etmesi önemli.

Kobanê döneminde Peşmerge’nin Kobani’ye geçişi ve Barzani’nin Rojava’ya yardımları sırasında bir birlik oluşmuştu. Aynı Kürt birliği Kerkük için de oluşturulabilir mi?

O dönemdeki gibi olmalı. Bütün Kürdlerin Güney’deki gelişmeleri savunması ve destek vermesi gerekiyor. Bugün uluslararası güçler dahi Kürdistan’ın bağımsızlığından bahsederken PKK, Goran, YNK’nin bir kısmı “Türkiye’nin, Suriye’nin, Irak’ın birliği olsun” demesi Kürdlerin Kürdlere karşı kurduğu bir anti Kürd politikadır. Bundan vazgeçilmeli. Kürdlerin Enfal’i, Halepçe’yi, Saddam’ın Kürd köylerinde ve cezaevlerindeki Kürd mahkûmlar üzerinde yaptığı zehirli gaz deneylerini, Süleymaniye Merkez Güvenlik Karargâhı gibi cezaevlerini unutmamaları, Kürdistan’daki devletleşmeye destek vermeleri gerekiyor.

HDP’nin referandum çalışmasında “Demokratik Cumhuriyet, ortak vatan” söylemi ya da “Seni başkan yaptırmayacağız” çıkışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türk yöneticilerinin dediği “Tek millet, tek dil, tek devlet” demesinin bir başka versiyonu. Ortak vatanı değil Kürdistan’ı savunmak önemli. Türkiyelileşmek değil, Kürdistanileşmek önemli. Kardeşlik söylemi gibi yani. Şimdi kardeşlik nasıl olacak ki? Bu koşullarda kardeşlik olmaz. Kürdler de Türklerin ya da Arapların sahip olduğu haklara sahip olduğunda kardeşlikten bahsedilebilir. Irak’ın, Türkiye’nin, İran’ın Kürdlere ‘Ağabeylik’ yaptığı bir durumda kardeşlik nasıl olacak?

http://www.basnews.com/index.php/tr/interviews/342169

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir