Ji bo civatek serbixwe, demokratîk û azad!|Thursday, November 15, 2018

6 Kürt Siyasi Grup ve Partinin Toplantısından Notlar ve Bir Değerlendirme… İbrahim GÜÇLÜ 

(ibrahimguclu21@gmail.com)

6 Kürt Siyasi Grup ve Partileri, 6-7 Şubat Tarihlerinde, “Kürdistan’da Savaşın Sonlandırması ve Siyasi Çözüm Perspektifi Konferansı” üst başlığı altında, 4 panel gerçekleştirdiler.

Önemli bir toplantıydı. Toplantıda, konuşulan önemli konular ve konuşulmayan konular oldu.

Ama tespit edilen ana konu sorunlu bir konuydu. Çünkü tespit edilen ana konu, Türkiye’de ve Kürdistan’da bir savaşın olduğuna işaret ediyor. Bu tespit doğru bir tespit değildir.  

Toplantının niteliği…

Kürt siyasi grup ve partilerin bu toplantıyı,  “konferans” olarak nitelendirmeleri bana göre doğru bir tanım değil.

Siyaset ve toplum biliminde, siyasal partilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve herhangi bir kurumun tecrübesinden, konferansın tanımı, içeriği farklıdır.

6 Kürt siyasi grup ve partinin gerçekleştirdiği toplantının içeriğine, yetki ve sorumluluğuna, sürdürülmesi metoduna bakıldığı zaman, bu toplantının “konferans” olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığı düşüncesindeyim.

Toplantılar, panelistlerin görüşleri, katılımcıların onları görüşleri üzerinden dile getirdikleri görüş ve önerilerle sonuçlanan bir toplantı oldu.

Katılımcılar…

Toplantı katılımcıları, ağırlıkla Kürt siyasetçilerinden oluşuyordu.

Toplantı katılımcılarının çoğunluğu, toplantıyı gerçekleştiren siyasi partilerin taraftarı ve üyeleriydi.

Toplantıda az sayıda Kürt yazar vardı.

İfade edildiği gibi bir akademisyenler topluluğu toplantıda yoktu. Panelist akademisyenler, panelist olmasaydılar, toplantıya katılmayacaklardı. Benim bildiğim toplantıda bir doçent vardı.  Akademisyen katılımcı olarak toplantıda görüş belirten bir katılımcı da olmadı.

Az sayıda sivil toplum temsilcileri vardı.

Toplantıda olması gereken siyasetçi ve yazarların önemli bir kesiminin, toplantıyı gerçekleştiren siyasi partilerin bazılarının vetosu ile karşılaştıklarından toplantıya katılamadıkları görülüyordu.

PKK örgütlerinin temsilcileri ve HAK-PAR toplantıya çağrılı olmalarına rağmen, katılmamışlardı.

Toplantının Dili…

Toplantının dili, ağırlıkla Türkçeydi.

Panelistlerden dördü Kürtçe konuştular. Bunlar: Fahriye Adsay (Kurmanci Lehçesiyle), Azadi Hareketi Sekreteri Sıtkı Zilan (Dimilki lehçesiyle), PAK Genel Başkanı Mustafa Özçelik (Kurmanci Lehçesiyle), PAKURD Başkanı İbrahim Halil Baran (Kurmanci Lehçesi).

Toplantı katılımcılarının bir kısmı Kürtçe ve bir kısmı da Türkçe görüş ve önerilerini toplantıya sundular.

Toplantıda, Türkçenin hâkim dil olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Bu konuda toplantı sırasında ve sonrasında yapılan eleştiri ve değerlendirmelere hak vermemek olanaklı değildir.

Toplantının kamuoyundaki etkisi…

Toplantı ve sonucu, Kürt ve Türk görsel ve yazılı basınının vasıtasıyla, toplantıyı organize eden siyasi partilerin siyasi ve toplumsal güçleri üzerinde kamuoyunda bir etki yaptı.

Toplantının sonuç bildirisinde: PKK’nın “Hendek Savaşı” ya da “Hendek Çatışması” dediği, Kürt savaşı olmayan ve Kürtlerin çıkarlarına karşı olan, vekâlet niteliğindeki savaşın; demokrasiyi karşı alan, PKK’nın diktatörlüğünü ve totaliter sisteminin inşasını amaçlayan; Kürt değerlerinin imhasına, ölümlere, ekonomik yıkıma, tarihsel değerlerin yok olmasına sebep olan çatışmanın son bulması konusundaki kararın, kamuoyunda daha önemli bir yankı yaptığını söylemek yanlış olmaz.

Toplantının panel konuları ve konuşmacıları…

I-Birinci panelin konusu: Kürt ve Kürdistan Sorununun Tanımlanmasıydı. Konuşmacılar: Prof. Dr. Bilal Samur (Akademisyen), Dr. Naif Bezman (Akademisyen), Fahriye Adsay (Yazar), Prof. Yaşar Abdulselamoğlu (Akademisyen).

II- İkinci panelin konusu: Savaşın Çözümsüzlüğü ve Tahribatlarıydı. Konuşmacıları: Mehmet Kaya (DİTAM Başkanı), Sevgi Çelik Moray (Eğitimci – Sosyolog). Yrd. Doç. Dr. Cuma Çiçek (Akademisyen).

III- Üçüncü panelin konusu: Çözüm Perspektifi ve Yollarıydı. Konuşmacıları: Dr. Arzu yılmaz (Akademisyen), Doç. Dr. Vahap Çoşkun (Akademisyen), Şah İsmail Bedirhanboğlu (DOGÜNSİFED Başkanı), Azadi Hareketi Sekreteri Sıtkı Zilan (Siyasetçi), ÖSP Genel Başkanı Sinan Çifteyürek (Siyasetçi).

IV- Dördüncü panelin konusu: Üçüncü panelin konusuyla aynıydı. Konuşmacılar: PDK Bakur Gemel Başkamnı Sertaç Bucak (Siyasetçi), PSK Genel Sekreteri Mesut Tek (Siyasetçi), PAK Genel Başkanı Mustafa Özçelik (Siyasetçi), PAKURD Başkanı İbrahim Halil Baran (Siyasetçi).

Birinci panel konusu abes ve oryantalist bir konuydu…

Birinci panelin konusu, Kürtler ve Kürdistan örgütleri için abes bir konuydu.

Toplantıda da ifade ettiğim gibi oryantalist bakış ve yaklaşımı ifade ediyordu. Yani bir yabancılaşmayı, dışarıdan kendi millet ve ülke sorunumuza yaklaşımı anlatıyordu. 

Bu nedenle de, Kürtçe bilen panelistler bile bu refleksle olsa gerek, Türkçe sunumlarını yaptılar.

Eğer yabancı milletler, Kürt millet ve Kürdistan sorununu anlamak, kavramak için böyle bir toplantı yapsalardı bunu anlamak mümkün olurdu.

Filistinli siyasi örgütleri, “Filistinliler ve Filistin Sorunu Nedir?” diye bir konferans yapsalar, galiba halk tarafından protesto edilirler ve salondan dışarı atılırlar.

Birinci panel konusu, aynı zamanda Kürdistan örgütlerine, Kürtlerin her birine, Kürt yurtseverlerine,, Kürt yazarlarına ve aydınlarına haksızlıktı. PSK/Özgürlük Yolu’na, Rizgarî-Ala Rizgarî’ye, KİP/DDKD’ye, KUK’a, KDP’ye, Kawa’ya, 1974 yılından sonra yayın yapan dergi ve gazetelerin yazarlarına haksızlıktı.

Kürdistan örgütleri ve yayın organları on yıllar önce milletimizin ve ülkemizin sorununun ne olduğunu tanımlamışlardı.

Kürt yurtseverleri, Kürt yazarları, Kürdistan örgütleri, 21. Yüzyılda ve 2016 yılında milletlerinin ve ülkelerinin sorununu halen tanımlamamışlarsa, çok abes bir durumdur.

Tartışmasız olan bir şey var ki, bizim sorunumuz bir millet ve ülke sorunudur. Milletimizin kendi kaderini kendi iradesiyle tayin etmesidir. Kürtlerin bağımsız federal, bağımsız ve konfederal bir devlet olmasıdır. Kürtlerin de dünyadaki tüm milletlerin sahip olduğu haklara sahip olmasıdır.

PKK, Kürt Siyasi Hareketi Olduğu Konusu Tartışmalıdır…

PKK’nın bir Kürt siyasi hareketi olup olmadığı tartışma konusu oldu.

PKK, 1974 yılından sonra, devlet tarafından Kürt ulusal hareketini engellemek için tespit ettiği yeni strateji sonucu, bir mühendislik olayı olarak projelendirildi.

Bu nedenle PKK, Kürdistan siyasi örgütlerini, ulusal toplumsal güçlerini düşman ilan etti. Bunlara savaş açtı. Binlerce Kürdün katledilmesine neden oldu.

PKK, bu nedenle günümüzde Kürdistan’ın bağımsız devlet olmasına karşı duruyor.

Türkiyecilik yapıyor.

Kürt kimliğiyle Kürtlerin örgütlenmesini gerici olarak tanımlıyor.

Kürdistan’ın Güneyinin devlet olmasını engellemeye çalışıyor.

Bu mühendislik projesinin sonucudur ki,  bir vekâlet savaşı olarak Hendek Savaşını sürdürüyor.

Bu savaşı, halkın HDP’ye yüzde 70’in üzerinde oy verdiği yerlerde yaparak, halkın iradesini hiçe sayıyor.

Kendi diktatörlük emellerini öne çıkarıyor.

Kürtlerin ve Kürdistan Ulasal Hareketinin PKK Diye Bir Sorunu var: PKK, Totaliter Sistemi Kurma Amacıyla Kürdistan’da İç Savaşı Hazırlıyor ve Birleşik Kürdistan’ın Önüne Set Çekiyor…

Kürt siyaset sınıfının önemli iki hastalığı var. Bir hastalığı, gerçekçi olmaması; ikinci hastalığı, arabayı atların önüne koyması ve takmasıdır.

Bu nedenle de asıl olanla değil, neticelerle uğraşmak gibi sorunlu bir durumları var. Özellikle bu sorun, PKK söz konusu olduğu zaman fazlasıyla görülmektedir.

Bu da onların güçlü bir milli ve demokrat bir muhalefet olmalarını engelliyor. Toplumsal ve milli bir hareket yaratmadan uzaklaşmalarını sağlıyor.

Kürdistan’ın Kuzeyinde ve tüm Kürdistan parçalarında PKK diye bir sorun var. Toplantıda bu sorun görülmedi. Bu sorunun nasıl çözüleceğine dair fikir ve projeler üretilmedi.

PKK, kuruluşundan itibaren, ideolojik karakteriyle ve üzerindeki mühendislik projesiyle, tekçiliği rafine hale getiren, tek parti, tek ideoloji, tek lider diktatörlüğünü savunan; totaliter sistemi amaçlayarak ve bulunduğu alanlarda bu sistemi tahkim ederek şimdiden Kürdistan’ın geleceğindeki iç savaş koşullarını oluşturduğu görülmedi.

Günümüzde, Kürdistan’ın Kuzeyinde ve Güney Batısında halkın iradesini gasp etmesi, Güney Kürdistan’da bu irade gaspı için çalışmakta olması, Şengal’i ve Kerkük’ü kendi kantonları haline getirmesi çabaları bunun en somut verileri durumundadır.

PKK’nın aynı zamanda, Birleşik Kürdistan’ın önünde şimdiden bir engeli oluşturduğu tespitine de ulaşılmadı.

Siyasi Aktör, Toplumsal Güç ve Milli Hareket Olmamanın Dayanılmaz Ağırlığı…

Kürdistan’ın Kuzeyinde, 1974 yılından sonra, Kürdistan Ulusal Demokrat Hareketinin 3. Baharı başladı. Hızlı, çoğulcu, rasyonel, bilimsel, halkla beraber kitlesel bir karakter kazandı.

Kürdistan Ulusal Demokrat Hareketindeki bu gelişme de,  Sömürgeci Kemalist devleti ürküttü.

Bu nedenle devlet buna karşı yeni bir strateji benimsedi. Bu strateji, Kürdistan Ulusal Demokrat Hareketinin büyümesini engellemek, tasfiyesini sağlamak, Kürdistan Ulusal Demokrat Hareketini bağımsızlık çizgisinden uzaklaştırmaktı.

Devlet bizzat kendisi ve PKK eliyle bunu gerçekleştirmeyi başardı. Kürdistan örgütleri ya tümden tasfiye edildi, ya da halktan uzaklaştırıldılar.

Bu nedenle, Kürdistan’ın Kuzeyinde milli bir hareket yok. Milli nitellikli, kitlesel olmayan, toplumsal ve sosyolojik bir güç olmayan siyasi grup ve partiler var.

Toplantı yapan 6 siyasi grup ve parti bu özelliklere sahiptirler. Siyasi, toplumsal, milli ve siyasette tayin edici bir aktör değiller.

Buna rağmen, toplantıda bu konular konuşulmadı. Kürdistan’ın Kuzeyinde mili bir hareketin nasıl yapılandırılacağı, siyasi grup ve partilerin nasıl toplumsal ve siyasal bir güç ve aktör olacaklarıyla ilgili öneri ve projeler üretilmedi.

Bu Duruma Rağmen Ulusal Kongre ve Ulusal Cephe Önermek PKK’ya Hizmettir…

Kürtlerin ulusal birlik oluşturması, Kürtlerin, kendi kaderlerini kendi iradeleriyle uluslar arası standartlarda bağımsız, federal ya da konfederal devlet statüsünde tayin etmesi için, olmazsa olmaz koşullardan biridir.

Kürtlerin Ulusal Birliği de, Kürdistan’da halkını temsil eden, toplumsal ve sosyolojik güç olan milli ve demokrat partilerin, örgütlerin, sivil toplum kuruluşlarının, Kürt yazarları ve aydınlarının, kanaat önderlerinin koalisyonu, gerçek anlamda çoğulcu ulusal blok ve “cephe”, Kürt Ulusal Meclisi oluşturulmasıyla olanaklıdır.

Bunun da yolu bu milli demokrat güçlerin “Milli Kongre” yapmalarından geçer.

Bu milli ve demokratik birliği oluşturacak güçlerin, amaç, hedef, mücadele tarzında anlaşmaları ve demokrat olmaları gerekir.

Bulunduğumuz aşamada, milli ve demokrat birlikten bahsederken amaç birliği olmayan, mücadele tarzında anlaşmayan, demokrat olmayan güçlerin demokrat güçlerle birliğinden bahsediyoruz demektir.

Toplantı yapan siyasi grup ve partiler, toplumsal ve siyasi tayin edici aktör olmadıklarından bu konuda yapılan öneri, PKK’nın Kürdistan federe devlet Hükümeti ve Kürdistan Federe Devletindeki partilerle birliğini istemek demektir.

PKK, Bağımsız Kürdistan Devletine karşıdır.

Kürt ulus devletini çöpe atmış durumdadır.

Kürdistan Federe Devlet Başkanı ve partilerine düşmanlık yapmaktadır. Onların hakkını ve hukukunu tanımayarak orada egemen bir güç iddiasında bulunmaktadır.

Kürdistan Federe Devletiyle Türkiye’nin ve uluslararası güçlerin arasını bozmak için çaba göstermektedir.

Bu koşullarda, ulusal birlik önermek, Kürdistan’ın Güneyinin devlet olmasının önüne engel çıkarmak anlamına gelir

Milli ve demokrat siyasi grup, örgüt, partilerimiz; Kürt yurtseverleri, Kürt aydınları, Kürt yazarları, Kürdistan sivil toplum örgütleri böyle bir öneri ile vebal altına girmemelidirler.

Diyarbekir, 11 Şubat 2016

Nerîna te