Huseyin AKINCI
Vatan Milet Sakarya’ya yol alan Mili mutabakat barış komisyonu, barış adı altında kimin milli deÄŸerlerine koÅŸuyor? Pek tabidir ki, Türk Devletinin milli ve sair hassasiyetlerine odaklı bir barışa koÅŸuyor. Peki Mili mutabakat komisyonun verimli yol alması için, barışa taraf her kesimin hassasiyeti dikkate alınması gerekmez mi? Barış olmalı denilen barıştan kimin ne anladığına baÄŸlı çok çidi bir sorundur barış dediÄŸimiz? ÖrneÄŸin dünyanın hiçbir evresinde, istisnalar dışında barışın eÅŸit ÅŸekilde olduÄŸu görülmemiÅŸ. İstense de istenmese de barış havzasına akan akıntı, savaÅŸta güçlü çıkan tarafın havuzuna akar. …
Dolayısıyla yetmezlikleriyle zayıf düşmüş karşı tarafın ne gibi hassasiyeti varsa devre dışı kalmakla kalır! Aslına bakarsan devre dışı kalmakla da kalmıyor. Aynı zamanda karşı tarafa kan bağı ile baÄŸlı ne varsa güçlü olan tarafın emrine amade olmayı ÅŸart koÅŸuyor! ÖrneÄŸin Türkiye’nin kendi özgünlüklerine özgü bir barış surecinin nihayetini? Karmaşık bir eklemle, olmazsa olmaz denilen Suriye Kürtlerin geleceÄŸini kendi öngörüleriyle baypas edilmesini ÅŸart koÅŸtuÄŸu gibi! Türkiye Milli mutabakat barış vizyonun amacı da zaten buna koÅŸuyor gibi görünüyor! Bu nedenle bile olsa barışın muhtevası ve amacı teslim almak mı, yoksa asgari çıkarlarda buluÅŸmak mı diye sormak gerekiyor!…
Olayın neresinden bakılırsa bakılsın, yüzde doksan ÅŸart ÅŸurt üstünlüğüyle devam eden bir barış karmaÅŸanın deryasında yüzmeye devam edildiÄŸi görülür! Bu kadar olur olmazların iç içe girdiÄŸi bir ortamın ortasında, saÄŸlıklı bir barışın gerçekleÅŸmesi ne yazık ki zor gibi sırıtiyor. Algılarda sorunlar yaÅŸandığı doÄŸrudur. Zira aklı başında aklı olan hiç kimse, milli bir imtiyazla baÅŸlayan bu milli mutabakat komisyonun gelir giderine akıl fikir ermiyor! Ermiyor çünkü sayın Öcalan üzerinden aklı karıştıracak aktif ve seri bir üretim merkezi devreye girmiÅŸ bulunuyor…
Dolayısıyla kim ne diyorsa desin; ya da nerenin neresinden bakılırsa bakılsın toplumun sorgulama hafızasında insan aklının karmaÅŸası devam ediyor. Çünkü var oluÅŸun gerçeÄŸini kabullenmek baÄŸlamında, yol yordamına göre “yol alınması gerek” diyen bir aklın yol yordamına göre yol aldığı görülmüyor. Silaha ve SavaÅŸa hayır ama ve lakin her iki tarafın hassasiyetine dokunacak bir barışa sonuna kadar evet diyen bir aklın varlığı acilen devreye girmesi gerekir.Gerekir çünkü dünle olan dünde kaldı diye bilinmesi için, her iki tarafın da bu barış süreciyle kazanılacak kazanımların ÅŸeffaf olması gerektırır…
ÖdenmiÅŸ bu kadar çok ağır bedellerin rahatlatıcı bir getirisi olmadan, olacak bir barışın adı sanı baÅŸka olur! Barışın tarafları dediÄŸimiz her iki tarafı da rencide etmeyecek bir ÅŸekil almalı ki, olması gereken barışın adı sanı barışa yakışır olsun. Aksi takdirde olumsuz bir dokunuÅŸla bir asır daha barış hevesinin arka bahçesinde pineklemeye devam eder durulur. Haydi diyelim ki, hepimizi başı boÅŸ bir gidiÅŸatla yoran ÅŸu lojili ezberlerden, ya da “et tırnak gibi içi boÅŸ kardeÅŸiz” naralardan kurtulmak için.Yarınla özgürleÅŸmeye duyulan özlem’min? Mili mutabakat komisyonuna havale edildi diyelim, peki Kürt halkının demokratik hakkaniyetine özgün realiteyi nasıl bir çerçeveye sokulacak önemi yok’mu?…
Meseleye yaklaşımın ÅŸeffaf bir ÅŸekilde ortaya konulması gerekmez mı? Ama ne yazık ki siyasetin sahasında Kürt halkının demokratik hakkaniyetinin baz alınması bir tarafa, uzayda bile yaÅŸayan bir Kürdün kazanımına kem gözle bakan bir bakış var maalesef. Yani sözün kısası, yüz yıldır akarcasına akıp giden bir geleceÄŸin hesabı kitabı iyi takip edilmediÄŸi görülüyor! Dolayısıyla gerek Kürt siyasetinden kaynaklı olsun, gerekse Devletten kaynaklı olsun, kayıplara sebep olan her ÅŸeyin sorgulanması gerekir. Aksi takdirde, sorgu duyusu körleÅŸtirilmiÅŸ bir toplum olmaktan ötesi bir adım öne geçilmez! Geçilmez olduÄŸu gibi, her iki taraf için elde edilmesi gereken kazanımlar bir yarım asır daha elden kayıp gitmeye devam edecek!…
HÜSEYİN AKINCİ.
(Makale içerikleri tamamen yazarın sorumluluğundadır. Sitemiz, bu görüşlerden dolayı herhangi bir sorumluluk kabul etmez.)


