Hüseyin Şahin
Kıbrıs ve Filistin için federetif hatta ayrı devlet modelini öneren Apo, Kürdler için ENTEGRASYON öneriyor. Türk, Arap, Fars’a helal olan ulus devleti olma hakkı, neden Kürdlere haramdır?. Ulusal devlet Kürdlere haramdı da, neden ve ne için 200 bini aşkın Kürd evladı heder edildi, evlere ateş düşürüldü, köyler yakıldı, ekonomi çökertildi?. PKK öncesi UKO’cular (Ulusal Kurtuluş Ordusu) olarak tanınan  bu yapı, hangi Ulusu Kurtarmak yada Batırmak için devreye sokulmuştu, bunu bize anlatabilecek bir Yiğit var mı?. UKO’cular herhalde Afrikadaki ZULU Kabilesini kurtarmak için kurulmadı. Zuluları kurtaracak bir Ordunun, Kuzey Kürdistanda işi ne? Ulusal talebi olmayan bir kişi Kürdlerin Lideri olamaz. Kürdler için hiçbir şey Kültüralist bir hak bile istemeyen Apo, sahi kim için ve nerede durmaktadır?. Kürdler için bir talebi olmayan bu kişinin, onların kaderinin belirlenmesi söz ve karar sahibi olmasında rol alması etik değildir. Kuzey Kürdistan yaksında hatta batı yani Suriye Kürdistan halkının çıkar vede gelecekleri bir Kültün yada İradenin teslimiyet ve çözülmesine indirgenemez. Hiçbir Kült ve Liderinin çözülüş yada teslimiyeti Kürd halkının soylu, meşru çıkar ve davasından daha değerli değildir. Kürd halıkının Önderlerinden beklediği en azami talep ve istem gasp ve işgal edilen bir Milletin hak, hukuk, toprak, etnik yapı, iktisadi yaşam, dil ve sitatüleri için taviz vermeden mücadele etmeleridir. Bu talep ve duruşu sergilemeyen, mücadele vermeyen bir şahıs Kürdlerin Önderi olamaz. Önderlik sıfatı verilen kişilerde beklenilen en azami talep susmak, kendi celatlarına fırsat vermemek olmalıdır. Oysa Apo demeç, tez ve manifestolarında safını belirlemiş, bununla tüm Kürdlerin efendilerinin değirmen taşına su taşımalarını dayatmıştır. Bunuda örnekliyerek Judenrat (Yahudi Meclisi) tanımıyla somutlaştırmıştır. Judenrat Naziler (Hitler) iktidarı döneminde Yahudileri içten çökertme planı (kurme dare misali, ağaç kurdu) için devreye sokulmuş bir Kıyma Makinesidir. Nazilerle çalışan bu Makinanın (Aparatın) en belirgin işlevi doğu Avrupadaki tüm yahudileri fişlemek, Nazi kamplarına toplamak ve infaz etmekti. Bu Aparatın destak ve işlevi ile birlikte Naziler 6 milyon Yahudiyi fırınlarda yakmış, gaz odalarında boğmuş, toplu infazlar gerçekleştirmiş, deney tahtalarına yatırtmış, aç ve susuz bırakarak canlı canlı yok etmiştir.
Biz Kürdlerin Judenrat örneğindede olduğu gibi hiçte Yahudilerden eksik kalır yanımız yoktur. İçten çökertme planı son 50 yılda çok sinsice işletilmiş 15 milyon Kürd göçertilmiş, köyler, ormanlar yakılmış, yıkılmış, 200 bin Kürd genci katledilmiş, geçim kaynakları kurutulmuştur. Kuzey yakasında bunlar yaşanırken aynı plan güney, batı hatta doğu Kürdistana  ihraç edilmiş ve oralarda da bu proje sonuçlarına bakacak olursak tıkır, tıkır işlemiş ve hala da işletilmektedir. Tüm gelişme ve değerlendirmelerde çıkan sonuç, bu işte hem iç Judenrat hemde akıl hocaları Yalçın Küçük, Perinçek, Mihri Belli, Mahir Kaynak, Atilla Uğur, hatta S. Sureyya, E.Kürkçü’ ler rollerini usta ve sinsice oynamışlardır.
Sahi neyin, kimin entegrasyonu, ne anlamak gerek bu sözcükten?
Kelimenin literatürdeki karşılığına baktım= bütünlenme, bütün haline getirme.
Hani derler ya ‘’ delinin biri kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış yada gelde ayıkla bu pirincin taşını’’
Sahi herşeyi hallettik, çözdük ve aldık birtek kelimeler, sözcükler peşine takılıp onda keramet aramakmı düştü payımıza? Takılan sıfatlar, ortaya atılan kavramlarla ne Türkiye demokratikleşir nede Kürdler hak sahibi olurlar. Yaşanan deneyler ve geçen son bir yılda bu kavramların içirisini doldurabilecek dişe dokunur ne bir gelişme görebildik nede elde edebildik. Soyut kavramlarla Kürdleri oyalamak, ardındanda nur topu bir BEBEK beklentisi içine sokmak saflık, aymaklık, budalalık ve bizlerin aklıyla oynamaktır.
50 yılda Apo şahsında yürülen proje, talan, yıkım, yakım, katliam, işkence ve tecavüzlerle birlikte Kürd halkının kuzey yakasında göçertilmesi sonucu Devşirme oluşunu hızla ortaya çıkarmıştır. Buda yetmiyormuş gibi 27 Şubat 2025 manifesto, perspektif yada tezleri ile Entegrasyon türü bir tuzakla, Kürdlerin kalan yarısınında bu sayede sıfırlanmak istenmesidir. Bahsettiğim hadisede geçen 50 yıllık zaman dilimi içerisinde 15 milyon Kürdün asimile sürecine evrilmesi, gerisininde Entegrasyon safsatası ile kuzey yakasında Kürd Milletinin yok oluşuna zemin hazırlamasıdır. Kendi topraklarında yani kuzey ve batı Kürdistanda 35 milyonluk bir halka gel Türk ve Araplara entegre ol demek saçmalığın daniskasıdır. Son 15 yıl içerisinde Afrika, Afganistan, Suriye, Libya gibi ülkelerde gelip Türkiyeye iltica eden, sığınan topluluklar için Entegrasyon sözkonusu olabilir. Suriye, Irak Türkmenleri hatta Uygur Tükleri için eşit sıtatü talep eden bir TC. sözkonusu Kürdler olunca  Apo’ları ile birlikte onlara Entegrasyonu ve sıfır payla bütünleşmeyi laik görmekteler.
Tüm Avrupada anadilde eğitimi talep eden ve dayatan bir Türkiye ve uleması bu hakkı kendileri için analarının ak sütü gibi helal görürlerken, söz konusu dört parçada 50 milyon Kürdün hak ve hukukları, anayasal güvenceleri olunca, damarlarındaki kan pıhtılaşıyor. Sahi Türk denilen atlı suvariler kaç yılında Kürdistana ayak basmışlardı? Buna tamda ‘’ dağdan gelip bağdakini kovma’’ derler.
Ne Umdun, ne Buldun daha doğrusu ne sundun, talep ettinde Yanıt Seni, Sizi şaşırttı?.
Önderliğiniz Kürdler için sahi ne talep ettide Raporda yer almadı. Apo 27 günde hazırlamış olduğu 27 Şubat 2025 perspektiviyle sıfıra, sıfır elde var SIFIR tezleri ile Mürütlerini değil bilakis Kürd halkını sağ köşeye yatırtmıştır. Gerçi TC. mutfağında pişen bu aşa bizler ta başından beri ‘’zehirli, yenilmez’’ demiştik. Bu bizler için süpriz olmadı. Son raporu döne, döne okuyan, hala bunda anlam çıkarmaya çalışanlar var. Bunun için Apocu İdeolog ve Göbel gibi Ajitatörler yollara koyulacak, Şehir, şehir hatta Avrupa kapılarınıda aşındırarak halk toplantıları ile düşük doğan bebeği alandıra, balandıra anlatacaklardır.
Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan ‘’Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu’’na karşı bir tek EMEP, TİP partileri ve CHP’li Şükran Elçi hayır ve çekimser oy kulanmış ve ret etmişlerdir. Ya DEM, bunların DENSİZ’liğine ne demeli?  Raporda Kürdün K’sı bulunmazken bunu olduğu gibi kabül etmek, onaylamak onursuzluktur. Hiçbir sıtatü talep etmeyen bir Kült için olmadık dil döken Milletvekili, Aydın, Sitasetçi, Sanatçı, Yazar içeride yada sürgünde yaşayan kimi Gazeteciler ya rant peşinde yada düşürülmüşlerdir.
Suriye Kürdistanı yakasında son bir yılda yaşananlar ibret verici ve fireni patlamış bir araç gibi suratla duvara toslama izleminini yaratmıştır. Bu durumda sırf El-Şara yönetimi, İsrail yada Amerika suçlu olamaz. Türkiye yakasında Kürdlerin ensesinde pişirilen bu BOZA Suriye yakasındada aynıdır. Entegrasyon, Halkların Kardeşliği safsatası her türlü uyarıya rağmen buradada vuku bulmaktadır. Hiçbir sitatü talep etmeyen Kürdlere (Mazlum Abdi’ye) ABD Senetoru  L. Graham’ın Münih güvenlik konferansındaki değimi ile ‘’Ordular süs için kurulmaz ve desteklenmezler’’. Bu uyarı ve desteği bizzat İsrail yöneticileride dillendirmiş ve SDG’den saflarını belirlemeleri beklenmiştir. General Mazlum Abdi unvanı bizzat ABD tarafında ilk defa dillendirilmiş ve tescil edilmiştir. Bu rütbe ve şan betimlemesi ilk defa ABD tarafından bizzat piyasaya sürülmüştür. ABD general Mazlum Abdi ve SDG’ye yıllarca destek sundu, korudu, eğitti ve donattı. SDG ile birlikte Suriye coğrayasında kol, kola girip, gövde gösterisi yapmada çekinmedi. Yeri geldi TC. ye karşı kalkan olma görevi üslendi, general Abdiyi onlarca kez Türk dronlarından korudu. Tüm uyarı ve önerilere rağmen Apo ve Avarelerinin ABD ve İsrail düşmanlığı yapmaları etik değildir. Aynı karşıtlığı Suriye sahasında SDG yöneticilerinden beklemekte doğru değildir. Yanlış safta olmak, Ulusal herhangi bir talepte bulunmamak, Kürdlere Suriyede büyük kaybettirdi, general M. Abdinin rütbesini aşağıya çekti, uluslar arası piyasada SDG’nin prestij kaybı yaşamasına neden oldu.
Şara yönetimince Ocak ve Şubat  2026 da yapılan katliam, göç, kaçırma, tecavüz girişimine rağmen arka planda İsrail ve ABD Kürdlere kalkan olmuş daha kötü sonuçlar yaşanmamasına engel olmuşlardır. Ya uzatılan dost ele uzanacak yada Celatlar  ve onların ortaklarından medet ummaya devam edeceksin. Cellatlarından her sefer insafa gelmelerini beklemek saflık değilse, örtülü ve açık bir Ladestir. Tüm yaşananlara rağmen Kürdler ümitsiz ve alternativsiz değildirler, saflar ve tercihler ona göre yeniden belirlenmeli dost ve düşman ayırt edilmelidir.
Sonuç olarak,
Tüm Dünyada Kürdler Suriye Kürdistanında yaşanan bu vahşi, sınır tanımaz katliam ve göçertmeye karşı saflarını belirlemişlerdir. Yeke, yeke, yeke, Kürdistan YEKE şiari ile Kürdler Milyonların katılımı ile hem Diyaspora’da hemde kendi toprakları üzerinde bizlere bir mesaj sunmuşlardır. Bundan sonra yapılacak tek şey Kürdlerin Millet olmaktan kaynaklı hakları için mücadele etmeleri sağlanmalıdır. Tek Lider Kültü ve Parti çıkarları bir yana itilmeli, ortak amaca hizmet eden hedefler ortaya çıkarılmalıdır. O hedef ise Millet olmaktan kaynaklı hak, hukuk, adalet, sıtatüsünde ısrar ve mücadele etmektir. Millet olmaktan kaynaklı bu haklar Türk, Arap, Fars’lara ne kadar Ana Sütü gibi Helal ise bu Kürdlerede HELAL’dir. Kürdler kendi dostlarını nasıl ve ne için seçebileceklerini artık biliyorlar. Bunun için Sömürgecilerden ne medet umuyorlar nede onların postacılığını yapanlara kanıyorlar. Şapka düştü, kel göründü.
Yapılacak tek şey bu mesajı iyi okuyup ona göre yeni yol ve yöntemler bulmak kaçınılmazdır. Dört parçayı kucaklayan Milli bir duruşla Kürdlerin tüm haklarını savunan partiler üstü Organ, Meclis, Kongre yada Çatı Örgütü, Dünyada muhatap bulmada zorlanmaz ve buna kulak veren, dinleyen çok olur. Bu Organ, Kongre yada Çatı Örgütü aynı zamanda Kürdler arası iç ilişkilerde önemli roller üstlenebilir, olumsuzluk, tehlike ve Kürdler alehine dışlayıcı tüm işlerde Hakemlilik görevi sunar.
Bunun yapılması için tez elden Güney Kürdistanda Kürdlerin yakası bir araya getirilmeli, hükümet kurulmalı, Peşmerge güçleri bir çatı altında toplanmalıdır. Bu Kürdlerin olmazsa olmazı ve Kırmızı çizgisi olmalıdır. Böylesi bütünsellik sergileyen Milli duruş, arzu edilen bir Ulusal Kongre, Meclis, Topluluk yada çatı Örgütünün oluşmasını hızlandırır.
İranda rejimin çöküşü kaçınılmazdır. Bu rejim biran evvel yıkılmalı Kürd, Fars Beluci genç Kız ve Delikanlılar artık Vinçlerde sallanmamalıdır. Dest xweş ABD ve İsrail.
Ne demişler ‘’ Dinsizin hakkından, İmansız gelir’’

