Husamettin TURANMustafa Özçelik’in açıklamasını okuduğumda, bir politik figürden çok yakından tanıdığım, duruşuna güvendiğim bir arkadaşımın sesini duydum. Onun yıllardır savunduğu ilke net: Kürt milletinin kaderi dar çevrelerin, tek kişinin ya da tek bir yapının inisiyatifine bırakılamaz. Bugün yaptığı konuşmada da aynı çizgiyi sürdürdüğünü görmek beni şaşırtmadı; çünkü Kek Mustafa mevcut koşulları kişisel hesaplardan arındırıp ulusal düzeye taşıyabilen ender insanlardan biridir.
PWK davası hakkında konuşurken kullandığı sakin ama kararlı üslup, aslında hem partisini hem de Kürt milletinin siyasal meşruiyetini savunmaya yönelikti. Onu tanıyan biri olarak biliyorum: Bu meseleye yaklaşımı hiçbir zaman “biz” ya da “onlar” üzerinden olmadı; Kürtlerin ortak iradesi ve ulusal birlik üzerinden oldu.
“Hiçbir kişi veya parti tek başına Kürt milletinin sorunlarının muhatabı olamaz” sözünü duyduğumda, bu cümle bana sadece politik bir tespit gibi gelmedi. Kek Mustafa’nın yıllardır dile getirdiği, hatta özel sohbetlerimizde bile altını çizdiği temel bir ilkenin tekrarıydı. O, Kürt mücadelesini kişisel liderlik ihtiraslarına değil, toplumsal ortak akla dayandıran bir çizgiye sahip.
Silahsızlanmadan tutukluların özgürlüğüne, diasporadaki insanların dönüşüne kadar söylediği her başlık, gerçek bir çözüm iradesinin nasıl olması gerektiğini gösteriyor. Ama Mustafa’nın dikkat çektiği asıl nokta şu: Bu hedeflerin hiçbirinin şu an gerçekçi ve güvenilir bir zemini yok. Bu eleştiriyi yaparken de yine kendi üslubuyla, kimseyi dışlamadan ama kimseye de kayıtsız şartsız teslim olmadan konuştu.
Arkadaşım olarak onun bu açıklamasında en çok önemsediğim şey, ulusal ittifaka yaptığı çağrının samimiyeti. Bu çağrı, taktiksel bir siyasi hamle değil; yıllardır savunduğu ve sahici biçimde inandığı bir perspektif. Ona göre zaman, herkesin kendi alanında küçük hesaplar yaptığı bir zaman değil; ulusal sorumluluğun, ağır ama kaçınılmaz bir görev olduğu bir zamandır.
Ben de bunu böyle okuyorum: Eğer Kürt milleti bugün daha güçlü, daha kararlı ve daha kapsayıcı bir yol haritası oluşturacaksa, bu ancak Kek Mustafa gibi kişisel hırs yerine ulusal çıkarları önceleyen insanlar sayesinde olacak.


