ABD BaÅŸkanı Donald Trump’ın Irak’taki Kürt grupların liderleri ile İran’a devam eden operasyonları konuÅŸtuÄŸunun ortaya çıkmasıyla ABD-İsrail saldırılarından bir hafta önce ittifak kuran İran’daki Kürt grupların varlığı ve etkisi tartışılıyor.
ABD merkezli haber portalı Axios’un üç ayrı kaynaÄŸa dayandırdığı haberine göre Trump, geçen Pazar günü Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) eski BaÅŸkanı ve Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani ve Kürdistan Yurtseverler BirliÄŸi BaÅŸkanı Bafel Talabani ile telefonda görüştü.
Haberde yer alan iddialara göre bu telefon görüşmesinin arkasında İsrail BaÅŸbakanı Benyamin Netanyahu’nun aylardır Trump’a yaptığı “Kürtler sahneye çıkabilir” telkinleri bulunuyor. Axios, kara güçlerini sahaya sürmek istemeyen ABD ile İsrail’in 2001 Afganistan savaşında uyguladığı modelin benzerini İran’da uygulamak isteyebileceÄŸini ve bunun için yoÄŸun hava bombardımanının ardından içlerinde Kürt grupların da olduÄŸu etnik güçleri rejime karşı kullanmak isteyebileceÄŸini belirtiyor.

Bu arada DışiÅŸleri Bakanı Hakan Fidan, bu haber yayınlanmadan önce dün akÅŸamki iftarda basın temsilcilerine açıklamasında İran’daki bu durumu yakından takip ettiklerini söyleyerek şöyle konuÅŸtu:
“Bir kımıldama olur mu olmaz mı, bunu yakından takip ediyoruz. Farklı çizgideki Kürt grupların bir araya gelerek bir ittifak kurduklarını, ortak açıklamalar yaptıklarını da görüyoruz. Bunlar rejimle, bulundukları yerdeki diÄŸer etnisitelerle ne kadar savaÅŸacaklar? Ne olacak, neyi hedefliyorlar, nereden ne çıkar, hepsini analiz ediyoruz.”
Kürt gruplar ne kadar güçlü?
Peki Kürt grupların yapıları nasıl ve İran’da rejimi devirmeye yetecek kadar güçlüler mi?
Batı ve kuzeybatı İran’da yoÄŸunlaÅŸan, resmi olmamakla birlikte sayıları 8 ila 12 milyon arasında tahmin edilen Kürt nüfus İran’da hem etnik kimlik hem de siyasal temsil tartışmalarının merkezinde yer alıyor.
DW Türkçe’ye konuÅŸan Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Sarı, İran’daki Kürt örgütlerin kapasitesi ile ilgili yaptığı deÄŸerlendirmede İran özelinde geleneksel olarak iki yapının öne çıktığını belirterek bunların Komala ile İran Kürdistan Demokrat Partisi olarak sıralıyor.
Bu iki grubun belirli bir sosyolojik zemini bulunduÄŸunu, PKK’nın İran’daki uzantısı olarak görülen PJAK veya diÄŸerlerinin çok fazla sosyolojik zemine sahip olmadığını söyleyen Sarı şöyle konuÅŸuyor:
“Bu gruplar rejimi devirebilecek ya da bütün merkezi kontrol edebilecek, merkezi yıkıp iktidarı devralabilecek bir demografik ya da sosyolojik avantaja sahip deÄŸil. Bunlar daha çok merkez karşısında marjinal kalan gruplar.”
Sarı’ya göre her ne kadar bu silahlı gruplar rejimi devirebilecek güçte olmasalar da kargaÅŸa ortamında bir hareketlilik yaratabilirler. Sarı, tarihe bakıldığında iki dünya savaşı ve 1979 devriminin ardından bu tür hareketlilikler ve isyanlar gözlemlendiÄŸini hatırlatarak ancak bunların hep bastırıldığını belirtiyor.
Bu arada Sarı, savaÅŸta gelinen aÅŸamada İran’daki devlet aygıtında bir çözülme olmadığına, siyasi ya da askeri elitlerin bir dağınıklık göstermediÄŸine de dikkat çekiyor:
“ABD basınında yer alan bazı senaryolar İran’daki yapının dağılabileceÄŸi varsayımına dayanıyor. Oysa İran’a baktığımız zaman ne siyasi anlamda ne askeri anlamda herhangi bir çözülme yok.”

Türkiye’den sonra en yüksek nüfusa sahip olan İran’daki Kürt gruplar kendi içlerinde dağınık durumda ve yaptıkları son ittifaka raÄŸmen aralarında derin görüş ayrılıkları bulunuyor.
OrtadoÄŸu Uzmanı Gizem Aslantepe DW Türkçe’ye Kürt grupların İran’daki 2017–2018 protestoları döneminde de ortak bir platform kurduklarını, ancak bir sonuca ulaşılamadığını hatırlatarak o dönemde bir “PeÅŸmerge Komutanlığı” kurulmaya çalışıldığını ancak baÅŸarılı olunamadığını belirtiyor.
Aslantepe’ye göre bu grupların askeri kapasiteleri çok sınırlı ve ne kadar ABD ve İsrail tarafından beslenseler de etki alanları belli, organize deÄŸiller ve Irak’taki Kürt yapıları gibi kurumsal bir kimlikleri yok.
Bu arada Aslantepe, Türkiye’nin kendi sınırında güçlü bir yapının oluÅŸmasına kesinlikle izin vermeyeceÄŸini de düşünüyor.
Bu tür ayrılıkçı hareketlerin milliyetçi reflekslerle bir devrim vücuda getirmesi ve bunun baÅŸarılı olmasını İran gibi bir ülkede çok zor gören Aslantepe, bununla birlikte İsrail’in 1980’lerden bu yana sürdürdüğü hedef doÄŸrultusunda Kürtler için lobi oluÅŸturmak ve sınırlı da olsa çatışmaya sürüklemek istemesi mümkün.
İran savaşı Irak’a nasıl etki eder?
Bu arada Trump’ın İran için Irak’taki Kürt grupların liderleriyle konuÅŸması Irak açısından da deÄŸerlendirilmeye devam ediliyor.
Aslantepe, İran’daki Kürt grupların özellikle de İran Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDPI) Irak’taki Kürt bölgesinden çok beslendiÄŸini söyleyerek İran’daki Kürt grupların hareketliliÄŸinin Erbil’i de İran rejiminin hedefi haline getireceÄŸine dikkat çekiyor.
Irak’ta seçimin üzerinden 4 ay geçmesine raÄŸmen halen bir hükümet kurulabilmiÅŸ deÄŸil. ABD, Åžii Koordinasyon Çerçevesi (ÅžKÇ) tarafından aday gösterilen eski BaÅŸbakan Nuri Maliki’nin iktidara gelmesini istemediÄŸini net ÅŸekilde açıklamıştı. Bu nedenle Irak’ta etnik ve mezhepsel gerginlikler sürüyor.
İran kendisine saldırıların baÅŸlamasının ardından sadece Körfez ülkelerini deÄŸil Erbil’i de vurmuÅŸtu.
Sarı da İran’a yönelik saldırıların Irak’a da yansıyabileceÄŸi görüşünde. Özellikle HaÅŸdi Åžabi ve İran’a yakın Åžii gruplar üzerinden bir gerilim hattı oluÅŸabileceÄŸine iÅŸaret eden Sarı, Irak’taki Sünni Arap aÅŸiretlerde de bir hareketliliÄŸin bulunduÄŸunu ve İran’daki saldırıların Irak’ta da bir alan açmasının söz konusu olabileceÄŸini vurguluyor.
İran’ın savaşı “bölgeselleÅŸtireceÄŸini” duyurduÄŸunu anımsatan Sarı, bunun sadece Körfez bölgesini kapsamayacağını, Irak’ın da bir çatışma alanına dönüşme ihtimalinin bulunduÄŸunu kaydediyor.
İran’da hangi Kürt gruplar var, yapıları nasıl?
İran’daki Kürt hareketi yekpare bir yapı deÄŸil; farklı ideolojik çizgilere, örgütlenme biçimlerine ve askeri kapasitelere sahip, aralarında derin farklılıklar olan birden fazla grup söz konusu.
Irak’ta sürgünde olan beÅŸ örgüt İran’a yönelik saldırılar baÅŸlamadan hemen önce 22 Åžubat’ta “İran Kürdistanı Siyasi Güçleri Koalisyonu” kurulduÄŸunu ilan etmiÅŸlerdi. Bu koalisyonda Kürdistan Özgür YaÅŸam Partisi (PJAK), KDPI, Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), Kürdistan Emekçiler TopluluÄŸu (Komala) ve İran Kürdistanı Mücadele Örgütü (Sazman-ı Xebat) yer alıyor.
İran Kürt siyasetinin en köklü yapılarından biri olan İran Kürdistan Demokrat Partisi (PDKI/KDPI), 1940’lı yıllara uzanan geçmiÅŸiyle hem siyasal hem de silahlı mücadele deneyimine sahip. 1979 İran Devrimi sonrasında Tahran yönetimiyle çatışma yaÅŸayan parti, 1990’lardan itibaren merkezini büyük ölçüde Irak’a taşımıştı. PDKI bugün ağırlıklı olarak siyasal örgütlenmeye ve diaspora faaliyetlerine odaklanıyor.
Saha kapasitesi açısından en dikkat çeken örgüt ise PJAK. PKK çizgisine ideolojik yakınlığıyla bilinen ve Türkiye tarafından PKK’nın uzantısı olarak görülen PJAK, İran Devrim Muhafızları ile zaman zaman doÄŸrudan çatışmalara giren bir yapı. Örgüt, silahlı mücadeleyi meÅŸru bir araç olarak tanımlıyor ve özellikle İran-Irak sınırındaki daÄŸlık bölgelerde etkinlik gösteriyor.

Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK) ise daha küçük ölçekli fakat son yıllarda protesto dalgaları sırasında daha görünür hale gelen bir başka aktör.
Sol-sosyalist kökenli Komala (Kürdistan Emekçileri Devrimci Örgütü ve türevleri) ise tarihsel olarak hem siyasi hem de silahlı mücadele yürütmüş bir yapı. Ancak günümüzde daha çok siyasal örgütlenme ve toplumsal mobilizasyon üzerinden etki üretmeye çalışıyor.
İran Kürdistanı Mücadele Örgütü (Khabat / Sazman-ı Xebat) 1980’lerde İran’daki Kürt hareketi içinde ortaya çıkan, İslamcı-milliyetçi çizgide konumlanan bir Kürt siyasi örgütü olarak biliniyor. (DW-T)


