Yeni Hükümet Kurulsa Da Kürtler, Devletin Yapısı, Demokrasi, Hukuk Açısından Bir Şey Değişmeyecek?

İbrahim GÜÇLÜ

(ibrahimguclu21@gmail.com)

7 Haziran genel seçimlerinden sonra, siyasi partilerin matematiksel oy oranları gün yüzüne çıktı. O andan itibaren,

  1. a) Hangi partinin başarılı ya da başarısız olduğu,
  2. b) Seçimin genel sonuçları,
  3. c) Koalisyon Hükümeti üzerine, tartışmaları başladı. 

                                           ( I ) 

 Partilerin başarıları, ilkel, geri üçüncü dünyaya has bir mentaliteye göre yapılmaya başlandı. Seçim sonuçlarında başarılı olup olmamak, sadece oy oranlarıyla değerlendirildi.

Siyasi partilerin, seçim kampanyasını nasıl yürüttükleri, seçim kampanyasında neleri halka ve Kürtlere vaad ettikleri, demokrasi için ne projeler sunduğu, Kürt millet meselesinin, Alevilerin, yoksulların, hukuksuzluğun nasıl çözümleneceği konuları göz ardı edildi.

Matematiksel oranlar açısından, HDP ve MHP’nin başarılı olduğu, AK Parti’nin kesinlikle başarısız olduğu ve tek başına hükümet yapamayacak hale geldiği, Başkanlık Sistemiyle ilgili projelerinin suya düştüğü, CHP’nin de başarısı olduğu bir kabul olarak ortaya çıktı.

Seçim sonuçları, devlet sorunlarını çözebilecek mi ya da çözemeyecek mi? Otoriterleşmeyi engelleye bilecek mi ya da engelleyemeyecek mi? Kürt millet meselesini çözümleyecek mi çözümlemeyecek mi? Demokrasiyi geliştirecek mi geliştirmeyecek mi? Hukukun üstünlüğü gerçek demokrasiye göre kurumlaşacak mı kurumlaşmayacak mı? Bireysel ve kolektif hak ve özgürlükler konusunda adımlar atılacak mı yoksa atılmayacak mı?, konularında her hangi bir tartışma yapılmadı, yapılmıyor. 

                                             ( II ) 

AK Partinin başarısızlığında, Cumhurbaşkanı’nın tutum ve davranışlarını, var olan devlet otoriterleşmesinin el değiştirmesi ve yeni bir renk kazanması, bütün partilerin HDP üzerindeki operasyonlarıyla HDP’nin başarı çizgisinin yükselmesi, etkenler olarak sunuldu.

CHP’nin başarısızlığında, bilinçli olarak HDP kayan oyların sebep olduğu.

MHP’nin başarısında AK Parti’nin muhafazakâr milliyetçi kesiminin, AK Parti’nin “çözüm sürecine karşıtlığının” sebep olduğu.

HDP’nin başarısında, bütün muhalefet güçlerin ve Kürtlerin AK Partiye karşı bloklaşmasının ve AK Partiye karşı yürütülen bir projenin hayata geçirilmesinin etken olduğu konuları da seçimin genel sonuçları üzerinde konuşulmaya başlandı.

Partilerin, ilkesel davranıp davranmadıkları, kendi dünya görüşlerine uygun projeleri yapıp yapmadıkları, ya da projelerinden vazgeçip vazgeçmedikleri konularında hiçbir değerlendirmeye tabi tutulmadılar.

CHP, AK Parti karşısında yüzde altmışlık (% 60) bir Blokun olduğunu, halkın bu Bloka hükümet yapma yetkisi ve görevini verdiğini ileri sürdü. Ama Meclis Başkanlığı seçimlerinde, böyle bir Blokun olmadığı, AK Parti’ye karşı olmanın hükümet olmak için yetmediği ortaya çıktı.

Meclis seçimlerinde, en son tura kalan CHP Meclisi Adayı Deniz Baykal’a MHP oy vermedi. HDP, 50 milletvekili ile destek verdi. 30 Milletvekili destek vermiş olmadı.

CHP’nin ve AK Parti karşıtlarının bu konuda sadece MHP’yi suçlamaları, eleştirmeleri yerinde ve objektif değildi. Çünkü MHP başından beri bir blok içinde olmadığını açık seçik ileri sürdü. Kendisinin başbakanlığında bir hükümetin kurulmasına karşı çıkarak da bu tavrını ortaya koydu.

O zaman, blokçuların, asıl HDP’nin tutumu üzerinde durmaları gerekirdi. Bunun üzerinde durma gereği görmediler, bir bardak suda fırtına kopardılar, 30 HDP milletvekilinin Deniz Baykal oy vermemesinin üzerinde durmadılar. Bunun HDP ve blokçular açısından ne anlama geldiğini konuşmadılar.

HDP’deki bu oyların, CHP’nin blok hükümetine de oy vermeyeceklerini, HDP’ye bir anlamda bir baş kaldırış olduğunu görmek istemediler! 

                                              ( III ) 

Seçim sonuçları, tek bir partinin tek başına hükümet olamayacağını ortaya koydu. T.C Anayasası açısından tek başına hükümet kuracak partinin, ancak AK Parti olabileceği görüldü. AK Parti tek başına hükümet olması, MHP’nin hükümet oylamasındaki meclis oturumuna katılmaması halinde gerçekleşebilir. AK Parti 257 milletvekilinin oylarıyla hükümet olabilir. Çünkü T.C Anayasasına göre, hükümet kurmak için 276 oya ihtiyaç yok. Güvensizlik ve hükümeti düşürmek için 276 oya ihtiyaç var.

Bu nedenle, seçim sonuçlarından sonra, Koalisyon Hükümetinin kurulması gerçeği ortaya çıktı.

Koalisyon Hükümeti kurulması tartışmalarında, CHP’nin garip önerileri, HDP’nin anlamlı ya da anlamsız, ilkesiz sessizliği ortaya çıktı. Her iki partide yüze altmışlık blok anlayışına sığınarak, AK partiye karşı olmayı hükümet kurmak için yeterli gördüler. Bu nedenle, CHP, MHP, HDP Koalisyon Hükümeti kurulması gerektiğini savundular.

AK Parti’de, kendilerine karşı olan üç partinin sorumluluğunu yerine getirerek hükümet kurmasını savundular.

CHP’nin bu görüşüne karşılık, MHP, bu blok içinde olmadığını, HDP ile kesinlikle bir araya gelmeyeceğini açıkladı. Bunun üzerine, CHP, CHP ile MHP’nin CHP Başbakanlığındaki Azınlık Hükümetinin HDP tarafından desteklenmesi görüşünü savundu. HDP bu öneriye karşı çıkmadı. Destekleme tavrını gösterdi. MHP, bu durumda da HDP’nin desteğiyle hükümet olmayacağını açıkça söyledi.

MHP’nin bu açılmasından sonra da, CHP, MHP Başbakanlığında HDP destekli Azınlık Hükümet görüşünü ileri sürdü. MHP, bu konuda CHP’yi ciddi bir şekilde eleştirerek hatta suçlayarak, karşı çıktı. HDP, MHP Başbakanlığındaki hükümet formülüne de karşı çıkmadı. Tam da ilkesizliğini ortaya koydu.

Meclis seçimleriyle, blok hikayesi tam anlamıyla son buldu. AK Partisiz bir hükümetin olmayacağı ortaya çıktı. Kurulacaksa AK Parti Başbakanlığında, CHP ya da MHP ile bir Koalisyon Hükümetinin kurulacağı güncel ve belirleyici oldu.

Bulunduğumuz aşamada, MHP ve CHP birbirlerine topu atıyorlar. Her biri diğerinin AK parti ile koalisyon oluşturmasını savunuyor. Bana göre ikisinin de hükümet olmaya, özellikle CHP’nin hükümet olmaya ihtiyacı var. Ama seçim taahüdleriyle, hükümete girişin maliyetini karşılaştırdıkları zaman, büyük sıkıntı ve acı çekiyorlar.

Kamuoyu, ağırlıkla, AK Parti ile CHP’nin Koalisyon Hükümeti kurması görüşüne sahip. İş çevreleri ve uluslararası güçler de böyle bir koalisyonu destekler görünüyorlar. Herkes AK parti’nin gitmemesini, ama sınırlandırılmasını istiyor. Bunun da koalisyon hükümeti ile olacağını biliyorlar.

Bu hafta Başbakanlık için atanan AK Parti genel başkanı, koalisyon hükümeti için görüşmelere başlayacak. Bugün CHP ile görüşecek.

Gelişmeleri yakından izleyeceğiz.                                            

                                                   ( IV ) 

Koalisyon ya da AK Parti hükümeti kurulsa da görünen ve partilerin tartışmalarının orya çıkardığı bir sonuç var.

Gerçek anlamda bir demokratikleşme projesi ortada yok.

Hukukun üstünlüğünün kurumlaşması için ciddi bir program yok.

Devletin yapısının değişmesi ve devletin herkesin devleti haline gelmesi için bir kıpırdama ve ışık görünmüyor.

Yeni Hükümetin, Kürtler açısından hiçbir şey değiştirmeyeceğini gösteriyor.

 Devletin Kürtlerin de devleti, devletin tüm Kürtlerin, Türklerin, milli toplulukların federal bir devleti olması için yeni bir sistem senaryosunun benimsemeyeceği çok açık görülüyor.

 Kürtlerin Kürtçe eğitim-öğretimi kolektif hakkı gibi kolektif haklarının iadesi konusunda bile adımların atılmayacağı görülmektedir.

Amed, 13 temmuz 2015

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir