Şimdilik Türk Devleti ve Türkiyelilik Kazandı. Kürdistan’da Hızla Bağımsızlık Süreci Projelendirilmeli…

İbrahim GÜÇLÜ

(ibrahimguclu21@gmail.com)

Türkiye’de 25. Kez Milletvekili seçimleri yapıldı. Bu seçimler sonucunda, AK Parti % 40.8 oy oranıyla 258 milletvekili, CHP % 25 oy oranıyla 132 milletvekili, MHP %16.30 oy oranıyla 81 milletvekili, HDP % 13 oy oranıyla 79 milletvekili çıkardı.

Milletvekili seçimleri sonuçlarına göre, AK Parti’nin, 13 yıllık tek başına hükümet ettiği dönem son buldu. AK Parti, büyük milletvekili kaybına uğradı. CHP oylarında düşme oldu. Milletvekili kayıp etti. MHP geçen seçimlere göre oylarını artırdı. Bu nedenle milletvekili sayısında da artma oldu. HDP, barajı aştı. Oylarını ikiye katladı. Milletvekili sayısını iki katından fazla artırdı.

1-AK Parti üç temel nedenden dolayı tek başına hükümet olmayı kaybetti.

Bir neden: AB standartlarına uygun demokratikleşmeyi sağlamaması, otoriterleşmesi, yargıya müdahalesi, keyfi tutuklamaları, 15 ve 25 Aralık yolsuzluklarının yargılanmasının engellenmesi, Kürt milletinin kolektif milli hak ve özgürlükleri konusunda adım atmaması, Kürtlerin kolektif milli haklarını iadesi konusunda şoven ve kolonyalist davranması.

İkinci neden: Cumhurbaşkanının otoriterleşmeyi başkanlık sistemi ile kurumlaştırmak istemesi, saray sevdalılığı, seçimlere bir parti eş başkanı olarak müdahil olması, kin ve nefretle hareket etmesi, Gülen Hareketine karşı hukuk dışı davranışları geliştirmesi, ifade ve düşünce özgürlüğünü kısıtlaması ve bunun özellikle basın yayın organlarında ve basın mensupları arasında hayata geçirmesi. Basın Mensuplarını tutuklaması.

Üçüncü neden: Muhalefet güçlerinin, özellikle de CHP ve Kemalistlerin AK Partiyi hükümetten düşürmek için, HDP üzerinden bir proje geliştirmesi ve bu projenin başarıya ulaşması. HDP’nin barajı aşması sonucunda, Kürdistan’ın birçok ilinde ve metropol şehirlerde büyük darbe yemesi.

HDP’nin barajı aşmasının nedeni, AK Parti’nin genel planda izlediği politikalar ve yaptığı uygulamalar. Çözüm sürecinde PKK/HDP dışındaki Kürtlere önem vermeyerek HDP’nin gelişmesine katkı sunması ve tek alternatif haline getirmesi. Kendisine oy veren Kürtleri bile önemsememesi.  Kemalistlerin ve solun (dolaylı olarak MHP’nin), Aydın Doğan Medya Grubunun, Gülen Cemaatinin,   AK Parti hükümetine son verilmesi için HDP’nin barajı aşması için emanet oyların verilmesidir. S. Demirtaş ve S. S. Önder ilk açıklamalarından emanet oyları itiraf ettiler. Bu emanet oylara sahip çıkacaklarını ifade ettiler.  

2-Türk Devleti, birinci entegrasyonunu Kürt milli ayaklanmalarını kanla bastırmasından, Kürtleri sistem ve siyaset dışına itmesiyle, Kürt egemenlerini devletle bütünleşmesini sağlayarak başardı. Bu tarihten sonra, Kürtler, ağırlıkla devlet partilerine oy verdiler. Bazen ağırlıkla devletin kurucusu parti olan CHP’ye ve çoğu zamanda devletin kurcu olmayan ama devletçiliği savunan muhafazakâr siyasi partilere oy verdiler.

1960’lardan sonra, Kürtlerin kendileri için bağımsız siyaset yapması ve kendi kaderini kendi iradesiyle sahip olması için ulusal bir hareket geliştirme süreci başladı. Bu ulusal hareket refleksi, 1965’te TKDP’nin kuruluşu ve 1969’da DDKO’nun kuruluşu ile yeni bir aşamaya geldi.

12 Mart 1971 Askeri Darbesinden sonra, Kürdistan’ın bağımsızlığını projelendiren aşamaya geldi. Kürtlerin bağımsız örgütlenmesiyle, yeni bir niteliğe kavuştu.

Türk Devleti’nin gelişen bu bağımsızlıkçı hareketi kontrol altına almak, bu verili halle Kürtleri devlete yeniden entegre etmek için, Kürt ulusal hareketini içerden kuşatma ve kendisi için örgüt kurma yoluna gitti. Bu proje, Öcalan’la başlatılan Kemalist bir projeydi.

Böylece Sömürgeci Türk Devleti’nin ikinci entegrasyon projesi başlatılmış oldu. Bu proje çok kanlı ve Kürdistan örgütlerinin tasfiyesini içine alan bir proje oldu.

Bu proje, AK Parti zamanında, Öcalan’ın öncülüğünde, “Birlik-Beraberlik-Kardeşlik” projesi adı altında “Çözüm Süreci”yle geliştirildi. Bu proje, “Türkiyelilik” tanımlanmasıyla somut hale geldi.

3-HDP’nin barajı aşamasıyla, Türkiyelilik projesi Kürtlerin de oylarıyla onaylatılmış oldu. HDP Eş Başkanı S. Demirtaş’ın ilk açıklamasında, Türkiye Partisi olduklarını ve bu konuda verdikleri söze bağlı olduklarını ifade etti.

HDP, sözün kısası Kürtlerin ve Kürdistan’ın partisi olmayacağının güvencesini vermiş durumda.

HDP’ye oy verenler sayılıp teşekkür edilirken, Kürt seçmenine teşekkür etmemesi de çok bilinçli bir tutumu göstermektedir.

HDP’nin seçim beyannamesinde ve seçim kampanyasında, Kürt milletinin kollektif milli hak ve özgürlüklerinden bahsedilmemesi de bu Türkiyelilik ve Türk Devletine entegrasyonun en somut göstergesidir.

HDP’nin barajı aşmasıyla, Türk Devleti ve Türkiyelilik şimdilik de olsa kazanmıştır.

4-Kürt yurtseverleri ve Kürt Dava Adamları, Kürdistan’da bu aşamadan sonra yeni bir sürecin ve hem de zorlu bir sürecin başladığının bilinciyle hareket etmelidirler.

Kürt Yurtseverleri ve Kürt Dava Adamları, Türk Devleti’nin ikinci entegrasyon projesine ve Türkiyeliliğe karşı, Kürdistan’ın bağımsızlığını somut proje olarak geliştirmeleri tarihi bir görevdir. Kürtlerin sistemden ayrıştırılması için gerekenler yapılmalıdır.

Diyarbekir, 8 Haziran 2015

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir