KUZEY KÜRDİSTAN VE TIKANAN SİYASETE DAİR..

Kürdistan davası, özü itibarı ile “kendi kaderini kendisinin tayin etme hakkı” bağlamında DEVLETLEŞME sorunudur ki bu da TC işgal sisteminin KIRILMASI hedefi ile anlam kazanır. Eksiği ve artılarıyla 70’lerde yükselen ULUSAL dalganın temel şiarı bu temelde idi.

Şimdiki durumumuz ne? “Bir adım illeri, iki adım geri” esprisi ile 1970’ten günümüze, yani 2020’lere geldik, hala “Ne yapmalı?” “Nereden başlamalı?” deyip kurtarıcı TEORİ arayışları fazla lüks olmuyor mu sizce!?

Son 40 yılın pratik yönü felç olmuş siyasi hareketlerimizin “teori” karmaşasına boğulmuş hali ortada iken, (iyi niyetli çalışmaları önemsiyorum şüphesiz ) Allah aşkına, artık bırakalım şu “topu taca atma” ucuz numaraları.

Hepimiz bu süreci şöyle ve ya böyle yaşayarak gördük. Kürdistan davasına gönül vermiş on binlerce insanımız, öncülerine ve davaya inanarak her şeyini ortaya koymak suretiyle, bu yolda şehit oldular, ömürlerini işgalci zindanlarında geçirdiler, sakat kaldılar, aileler dağıldı, onlarca Kürd şehri enkaza çevrildi, milyonlarca insanımız, ülkesi Kürdistanı terk edip işgalci şehirlerine savruldu..

Her şeye rağmen, ülkemiz Kürdistanı terk etmeyip işgalci politikalarına meydan okuyan kahraman halkımız asla yalnız bırakılmamalıydı!

Sakat ve güdümlü projelere alan açılmamalı idi.

Tam da zamanıdır, gecikmiş doğru adımı atıp kıvılcımı yakmak için ilk yapılacak iş, mevcut tablonun somut bir dökümü olmalı ki bellekler tazelensin. hakkaniyet terazisi meydana kurulsun ki “halkın gerçek dostları” ile sahtekarlar bir bir teşhir edilip ayıklandığını bu halk görmeli.

Son 40 yıllık “savaş “ı halkımıza dayatan siyasi proje, pkk’nin Kürdistan halkına yaptığı İLK ÇAĞRI-HEDEF ve AMAÇ olarak “Bağımsız-birleşik Sosyalist Kürdistan” SÖZÜNE ne kadar sadık kaldığını ve de, bugün geldiği “Türkiyecilik” temel hedefini Kürdistan halkına, her Kürd bireyine, en başta da “Kürdistani Parti ve Şahsiyetler İZAH ETME görevi ile yükümlüdür.

Kuzey siyaseti, eğer bir atılım yapmayı samimi olarak istiyor ise, buradan başlamalı işe: Bu son 40 yılın muhasebesini en ayrıntısına kadar yapmayı göze alamayan siyaset, asla halka güven veremez, inandırıcı da olamaz!

Kuzeydeki tıkanma, “teori” boşluğundan değil, olsa olsa pratik somut hedeflerden kaçma bahanesi ile “teori fazlalığı/ karmaşası” var desek abartılı olmasa gerek!

Ülkede, sahiden bir HAMLE yapma ihtiyacı duyan Kürdperverlerin bu yönlü çabaları, asla karşılıksız kalmayacağına inanıyorum.

Diyaspora Kürd dinamiğinde bu tür bir çıkışa AZAMİ DESTEK vereceğine inancım tamdır!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir