Kürt yurtseverlerinin birinci görevi: Kürdistan Federe Bölgesini korumaktır…

İbrahim GÜÇLÜ

(ibrahimguclu21@gmail.com)

Kürdistan ve Kürt milleti, Kürtlerin iradesi dışında parçalandı. Kürdistan, sömürge statüsü altında bir statü kazandı ve işgal edildi. Kürt ulusu, ezilen, bağımlı, sömürge bir ulus oldu. Kürt ulusunun bütün milli, toplumsal, demokratik değerleri gasp edildi. Kürtlerin, Kürdistan’ın Kuzeyinde, Güneyinde, Batısında Türkleştirilmesi, Araplaştırılması için 100 yıldır;  Kürdistan’ın Doğusunda Kasrî Şirin Antlaşmasıyla birlikte Farslaştırılması için 381 yıldır çaba sarf ediliyor.

Kürdistan’ın ve Kürt ulusunsun bölünmesinden sonra, farklı sömürgeci egemenlik sistemleri altından farklı yaşam tarzları şekillenmeye başlandı. Hiç şüphe yok ki, dört sömürgeci devlet de kendi karakterlerine uygun her Kürdistan parçasından görece değişik uygulamalar yaptılar. Kürtlerin değişik parçalardaki ve farklı sömürgeci egemenlik sistemleri altındaki yaşamları ve onlara uygulananlar incelendiği zaman, bu farklılıklar hemen görülebilir.

Bundan dolayıdır ki, Kürdistan’ın her parçasındaki mücadele farklı bir rota izlemiş, farklı bir karakter kazanmış, farklı sonuçlar ortaya çıkarmıştır.

Kürdistan’ın Kuzeyinde 1919 başlayan ve 1938 yılında son bulan bir milli ayaklanma dönemi olmuştur. Bu milli ayaklanma hareketleri, bağımsız bir devlet amaçlamasına rağmen, bu sonuca varamamıştır. Bu milli ayaklanmaların başlangıçlarından kurtarılmış bölgeler, şehirler ve kasabalar olmuştur. Ama ne yazık ki bunların ömrü uzun olmamış. Türk Kemalist sömürgeci devlet tarafından Kürtlerden geri alınmış ve gasp edilmiştir. Bu tarihten sonra, 1965 yılına kadar ciddi ve Kürdistan isimli bir parti kurulmamıştır. O tarihten sonra, Kürdistan’ın Kuzeyindeki milli hareket ikinci ve üçüncü baharlarını yaratmıştır.  Ama ne yazık ki, gelinen noktada milli hareket tasfiye edilmiştir.

Kürdistan’ın Doğusunda Şeyh Ubeydullah Nehri ve Simko Ağa milli ayaklanmalarıyla Kürdistan’da belirli bölgeler, şehirler, kasabalara egemen olunmuştur. Ne yazık ki bir dönem sonra bu bölgeler, şehirler, kasabalar Kürtlerin egemenliğinden merkezi İran Sömürgeci Hükümetinin eline tekrardan geçmiştir. 1946 yılında Kürdistan Mahabad Devleti kurulmuş. Ama ömrü uzun olmamıştır. Liderlerinin yakalanması ve idamıyla, devletin hayatına son verilmiştir. 1979 yılından Kürdistan’da yeniden KDP ve Kürdistan Emekçiler Örgütü eliyle Kürtlerin egemenliğine geçmiştir. Aynı yılın Eylül Ayından Milli Devrim Hareketi silahlı başlamıştır.  Ne yazık ki, bir süre süren bu milli demokratik devrim hareketi son bulmuştur. Kurtarılmış ve egemenlik altında tutulan Kürt bölgeleri terk edilmek zorunda kalınmıştır.

Kürdistan’ın Batısında örgütsel milli devrim hareketi siyasi tarzda Xoybûnla başladı, 1957 yılından Kurulan KDP ve diğer partilerle 2011 yılına kadar devam etti. O tarihten sonra, gün-gün, ay-ay, yıl-yıl Kürdistan’ın Batısında da değişiklikler oldu. Kürdistan’ın Batısından birçok egemenlik alanı ortaya çıktı. Bulunduğumuz aşamada bu alanlardan biri Baas Rejimi-Rusya-İran egemenlik alanı, bir alan Türk Sömürgeci Devleti egemenlik alanı, bir alanda ABD-HSD egemenlik alanıdır.

KÜRDİSTAN FEDERE BÖLGESİNİ KORUMAK BİRİNCİ GÖREVDİR…

Kürdistan’ın Güneyinde 20.Yüzyılın başında Abdülselam Barzani öncülüğünde başlayan milli ayaklanma hareketi bir süreklilik kazanmış. Değişik dönemlerde yenilgiler alsa bile, her zaman Kürt egemenlik alanları var olmaya devam etmiştir. 11 Mart 1970 yılında Kürdistan Otonomisi, 1992 yılında Kürdistan Federe Devleti kurulmuş, 2005 yılında Irak’ta referandumla kabul edilen anayasa ile federal sistem benimsenince, Kürdistan Federe Bölgesi Irak düzleminde ve dünya düzleminde resmiyet kazanmıştır.

Kürdistan Federe Bölgesinin, bağımsız ya da konfederal devlete tırmandırılması, buna göre yapılandırılması için Eylül 2017 tarihinde “Kürdistan Bağımsızlık Referandumu” yapıldı. Kürdistanlılar referandum sonucunda demokratik iradeleriyle bağımsız devlet kurmaya karar verdiler.

Bağımsız Devlet kararından sonra bölgesel ve uluslararası sömürgeci-emperyalist güçler saldırıya geçtiler. Kürt işbirlikçilerini de yanlarına alarak, 16 Ekim 2017 tarihinde Kerkük’ü işgal etmişler. Kürdistan Federe Bölgesini tümden yok etmek için büyük saldırı başlattılar. Bu sadırlarında, pêşmergelerin mücadelesi karşısında Pirdê’de kırıldılar.

Bugün Kürdistan Federe Bölgesi büyük tehlikelerle, güç odakları, meşru olmayan silahlı güçler tarafından hem kuşatılmışlık bağlamından büyük tehditle karşı karşıyadır.

Kürdistan Federe Bölgesi için en acil ve güncel tehlike PKK tehlikesidir. PKK’nın işgal ettiği şehirler, kasabalar, 500 köydeki işgal ve saldırı konumudur.

PKK, çok açık bir şekilde Kürdistan Federe Bölgesini yıkmayı hedeflemiş durumdadır. Bunun için de her renkten, yönden bir savaş başlatmış durumdadır. Bu savaşı gizlemek için de, KDP’yi görünür boy hedefi haline getirmiş bulunmaktadır. Bununla amacına daha kolay ulaşmasının stratejik yaklaşımını sergilemektedir. Birçok Kürdistan partisi ve örgütü, siyasetçisi, aydını kanaat önderi de bu algı operasyonuna altlık olmaktadırlar.

Bundan dolayı PKK’nın somut, Kürdistan Federe Bölgesini yıkma amacı açığa çıkarılmalı, tanımlanmalı, gözler önüne serilmelidir.

Bu konuda 400 Kürt siyasetçinin, aydının, hukukçunun, gazetecinin, yazarın, kanaat önderinin yaptıkları bir çalışma var. Bu çalışma bir deklarasyon ile bir basın toplantısında Diyarbakır’da açıklandı.

Bu deklarasyon, Kürdistan’ın Güneyinde, Kürt Meclisine, Kürdistan başkanlığına, Kürdistan Hükümetine, Kürdistan siyasi partilerine, sivil kurumlarına boyutlarıyla açıklandı. Meclis önünde yapılan basın toplantısıyla, daha sonra katılım gösterilen televizyon programlarından detaylı açıklamalar yapılmıştır.

400 kişinin üzerinden anlaşma sağladığı deklarasyonda, tehlikenin Kürdistan Federe Bölgesinin yıkılması olduğu, bunun da PKK eliyle gerçekleştirilmek istendiği; bunun sömürgeci devletlerin en büyük projesi olduğu, bunu engellemenin yol ve yöntemi konusunda somut öneri yapıldı.

Somut üç talebin altı çizilerek ifade edildi. Deklarasyondaki somut talepler: “1- PKK, kayıtsız şartsız silah bırakmalı. Kürdistan Federe Bölgesi egemenliğini kabul etmeli. 2- PKK eğer silah bırakmıyorsa, Kürdistan Federe Bölgesinin egemenliğini ve hukukunu tanımıyorsa, Kürdistan Federe Bölgesini terk etmeli, ortaya çıktığı alana dönmeli. 3- PKK, Kürdistan Federe Bölgesini terk etmediği zaman, yasa dışı ilan edilmeli. Irak Federal Hükümeti ve Kürdistan Federe Bölgesi olarak bir devletin yapması gerekenleri yapmalı, PKK’yı etkisiz hale getirmelidir.”

Günümüzde de o çalışma devam ediyor.

Kürdistan Federe Bölgesi 50 milyon kürdün ortak yuvasıdır. Başta Kürdistan Meclisi, Kürdistan Hükümeti, Kürdistan başkanlığı olmak üzere, Kürdistan siyasi parti ve örgütleri, sivil kurumları, emniyet ve askeri güçleri, dünyadaki ve bütün parçalardaki Kürtlerin kendi yuvalarını korumaları birincil görevleridir.

Bu görev, ertelenmez bir görevdir.

Diyarbekîr, 1 Aralık 2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir