Abuzer Balî HAN
Rojava’ın konumu ile artık Kürdistan uluslaşma sürecinegirmiştir! Kürdistan’ın hiç bir parçası tek başına özgürolamaz! Bir parçanın devletleşmesi, zamanla alınanKürdistan topraklarının özgür parçaya dahil edimesi, Kürdistan devletler gündemine ancak böyle taşınır!.. Busüreç tüm Kürdistanı kapsamasa da merkezi bir devlettüm dünyadaki Kürtleri temsi etme hakkına sahip olur. Her Kürt yaşadığı yerlerdeki devlet politikasına bağlıolarak ve gönülden gelerek de Kürdistan Devleti‘nebağlılığını serbestçe belirtme hakkına da sahipçıkabilirler!.. Bu bağlılıklar ulusal duyguların güçlüoluşuna göre gelişebilir… Yukarda değindiğim ulusalsorunu dünyadaki politika bilimine göre irdeliyecekolursak Kürdistan’ın dünyadaki konumuna da biraz ışıktutmuş oluruz...
Politika biliminin kökeni çok eskilere dayanır. Siyasetbilimi, tarihi dönemlerde insan topluluklarının yönetimi, iktidar ilişkileri ve devlet yapılarının incelenmesi gibi toplumsal kitleleri konu alan bir sosyal bilim dalıdır. Bubilimin kökleri eski antik felsefeye kadar uzayıp, gider!..Bilimsel ve modern olarak Batı Avrupa devletleri 19. ve20. yüzyıldan bu yana parlamento ve devlet yönetiminde“Siyaset Bilimi”ni bilimselliğinden yararlanarakdevletlerini yönete gelmekteler! 20. yüzyılın başlarındanbu yana da Avrupalıların yararlandıkları bu siyasetbilimini, son birkaç yıl hariç hep ABD’de de uygulayagelmişti!..
Günümüz şartlarında Sovyet Sosyalist CumhuriyetlerBirliği’nin çöküşüyle dünyadaki dengeler de değişmiş, dünyadaki istikrarsızlık giderek, büyüyerek nerdeyse birüçüncü dünya savaşının eşiğine kadar gelinmiş!..
Dünyadaki bu karışıklıklar içerisinde Kürdistanın bügünkü konumuna değinmekte yarar var! Kürdistanve Kürtlerin konumunu hergün değişen dünya şartlarında incelemek oldukça zordur! Her milletzamanında kendi ulus devletinin sınırlarını çizerek, uluslaşmışlar. Kürdistan toprakları ise büyükdevletlerce gizlice 1919 yılında „Sykes-Picot Anlaşması“ ile dörde bölünmüş ve 1925 yılında yapılanLozan Antlaşması ile de Kürt halkı “ülkesi ve milletiyle” dörde bölündü! Büyük devletlerin yararına, Kürdistan topraklarının tümünün üstünde bugün kara bulutlar dolaşmaktadır!..
1980‘li yıllarda rahmetli büyük Kürt şairi “Cîgerxwîn“ sosyalizmden bahsederken:“Bu dünya emekçilerininortak görüşü oldukça eskidir!.. Bize yeni ulaştığı için, bizonu yeni saymaktayız.“ derdi!.. Dünyaya bir dönemdamgasını vuran „Sosyalizm“ halkların kendi kaderlerinitayin etmede ne yazık ki Kürtlere hiç de adildavranmamıştı!..
Bu dönemde yapılan tüm hataları sadece Stalin’eyüklemek de yanlıştır! Kızıl Kürdistan Cumhuriyeti veMahabad Kürt Cumhuriyeti’nin yıkılışlarını Stalin’inyanlış taktikleri sebep olmuştur! Birinci dünya savaşıdöneminde Lenin halkların kendi kaderlerini tayin etmehakkını Doğu Anadolu’da Dersimlilere ve Ermenilerdenesirgemiştir. Mustafa Kemal Paşa anti imperyalist birsavaş veriyor diye Anadolu halklarının anti imperyalistmücadelesini desteklemiş!.. Bu yardımlarla da Ermenilerve Dersimliler Doğu Anadolu’da katledilmiş, bu halklarınulusal özlemleri de kursaklarında bırakılmıştı…
Sovyetler Birliği‘nin Lenin ve Stalin‘den sonraki Kürt politikaları daha da sert sürdürülmüş, Kürtlere karşıfaşist ve gerici rejimler desteklenmiş. Bunun en belirginuygulaması 1975 yılında Sadam Hüseyin‘in Faşist Baas Partisi, Güney Kürdistan’da Molla Mustafa Barzan’iönderliğindeki Ulusal Direnişi, Sovyet askeridanışmanlarının da desteği ve Mig savaş uçaklarıylaGüney Kürdistan‘ı bombardıman yaparken, sözde tümKürt parti ve örgütleri feodalizm tasfiye ediliyor diyeSovyetlerin şakşakçılığını yapmaktaydılar!.. Bundan tümKürt yurtseverleri olarak sorumluyuz. Bu konudaözeleştirisini veren ne Kürt örgüt ve ne de Kürt polikacısını bugüne kadar hiç görmedim!..
Sovyetler Birliği yıkılana kadar Kürtlere karşı hep gerici ve faşist rejimler testekledi! Kürt siyasetininhemen hemen sosyalist ve demokrat geçinen tüm parti ve örgütleri bu suça ortak oldular!.. 1975 Kürt ulusal direnişi Güney Kürdistan’da yenilince Ulusal Önder M. Mustafa Barzani de ABD’ye tedavi olmakiçin gitmişti. Peşmerge ordusu o dönemde lavedildi!.. Çoğu peşmerge komutanları dağlardaninmiyerek, bu durumu protesto etmek için intihar edenler bile olmuştu!.. Daha yakın geçmişte Kürtlerinümitlerini kıran ABD ve bölgeye gönderdiği yeni bir Kısinger uygulayıcısı olan elçisi ile eski uygulamayıaratmayan bir tücarı Kürtlerin başına bela ettiler! Eski dönemdeki Dışişleri Bakanı Henry Kısinger,Güney Kürdistan’a öldürücü darbesini vurarak ihanet etmişti! Günümüzde ise ABD ikinci ihanetiniKürtlere yaparak, Rojava politikası ile ikinci bir Kısinger uygulaması yarattı! Bu uygulamayla Kürt-İsraildostluğuna da darbe vurularak, an İsrail’in de tam da güvenilmiyecek bir dost olduğu kanıtladı!..
Kürtlere uygun düşen bir anlatımla:“Denize düşen ve boğulmak üzere olan biri, yılan görse yılanasarılır!“ örneğinde olduğu gibi Kürtler de biçare ve dayanaktan yoksun kaldıklarını tarihte bir kez dahagörerek, şahit oldular!..
1960’lardan bu yana halkla ilişkilerde olan biri olarak yukardaki hayal kırıklığının yerini dolduran biryeni Kürt ulusal bilinç fışkırması da meydanlara dangasını vurdu! Bir taraftan kan ve dehşetleRojava’ya vurulan hayin darbe ve planlar, diğer yandan sömürgecilerin Kürtlerin bir bölümünü örgütleme maskesinin düşüşü, belki de bu önümüzdeki dönemde Kürt yursever partilerinin tümününbirleşmelerinin de önünü açacak! Birleşmiyenler ise günümüzde maskesi düşenlerin konumunadüşeceklerini de hesaptan uzak tutmamaları gerekir!..
Kürtler artık kendi aralarında bir ulusal önderi mutlaka destekliyecekleri, ya da yaratacakları birdöneme gelindi! Kürdistanın bir merkezinde oluşan bağımsızlık özlemi, o artık tüm Kürdistan‘dagidileceği yere kadar gidilecektir!..
Kürt ulusal mücadelesinde çok particilik, Kürdistanı kendi aralarında bölen devletlerin yereluygulaması ve Kürtlerin birliğini engellemekten öteye gitmiyen bir uygulamadan başka bir şeyolmadığını pratikteki uygulamalarıyla göstermişlerdir!.. Kürt ulusal partileri birleşmeseler de mutlakaulusal bir cephe oluşturulmaları dönemine gelinmiştir!.. Aksi taktirde Kürtleri yarım yüzyıldır yap-bozpartileri ile idare eden ve Kürdistan’ın en büyük parçasında olanlar gibi sonunda ne uluslaşma, ne de Kütçe eğitim dilini istemiyoruz konumuna gelinir! Daha geçenlerde bir Kürt partisi olan DEM’in birbayan millet vekili mecliste bağırarak:“Biz Rojava’da bağımsız bir Kürt Devleti’nin kurulmasınıengelledik!“ derken, belki de ne dediğini kendisi de bilmiyordu! Fakat kulağına öyle söylemesifısıldanmıştı! Diğer yanda ırkçı bir Türk partisinin istihbarata yakın olan bir millet vekili yine mecliste:“DEP Partisi’nin içinde istihbarat ile çalışan 29 vekil vardır!“ derken belki de bir gerçeği vurguluyordu!..
Böyle yönetilip gidilirse, Türkiye’de demokrasinin yerine dini bir yönetimin geleceğini hesaptan uzaktutmamak gerekir! O zaman halkın tümü „Ümmet“ olursa, Kürt-Türk, ya da diğer etnik yapıların hiçbirinin de bir demokratik hakkı olmaz!..
Değerli yurtseverler! Dünyadan ders almalıyız! Kürler birleşmeden her zaman onun, bunun oyuncağıolmaktan kendilerini kurtaramazlar! Günümüzde Kürt Federe Devleti Hükümeti ve başkanı artık tümKürtlerin adına konuşma ve dayanışmasını yaparken, olumlu bir gelişmeye gelindiğini de vurguladı! Böylesi birlik ve dayanışmalar Kürdistan’ın tümünü de olumlu yönde etkiler. Kürtler topyekünbirleşmeseler, Kürdistan‘ı aralarında bölen sömürgeci devletler, bir Rojava’yı daha Güney Kürdistan’dada deneyebilecekler!.. Gün artık Kürtler için birlik olma zamanıdır! Sizce de öyle değil mi?..
12.Şubat 2026
Saygı ve sevgilerimle
Abuzer Bali HAN


