Konya’da Kürt aileye yönelik sömürgeci ırkçı katliam ve vahşet…  

İbrahim GÜÇLÜ

Milletler, belli özellikleriyle tarif edilirler. Bir topluluk, ortak bir dile, ortak bir toprağa / ülkeye, ortak bir ülkü ve amaca, ortak bir tarihe ve geçmişe, ortak bir ruhi ve toplumsal şekillenmeye, ortak sembollere, ortak görenek ve geleneklere sahipse, o topluluk bir millettir.

Milletler bu özellikleriyle birbirlerinden ayırt edilirler.

Kürtler de topluluk olarak bu özellikleriyle bir millettir. Bu özellikleriyle, diğer milletlerden farklı bir millet olarak, en eski tarihe sahip olan bir millettir. Kürt milletinin bu saydığım genel özelliklerinden farklı olarak, tarihsel trajik yaşamlarının sonucu olarak tanımına katılacak yeni bir özellik de acılı ve katliam yaşayan bir millet olmasıdır. Bu nedenle bir millet,  acılı ve katliam yaşayan bir milletse, bu Kürt milletidir.

Bu nedenle, Kürt milleti, şairin dediği gibi “acıyı bal eyleyen” bir millet.

Bundan 38 yıl önce Baas Faşist ve Irkçı rejimi tarafından 8 Bin Barzani soykırıma tabi tutuldu. Bu acı olayımızı hatırlayacağımız ve katledilen kardeşlerimizi anacağımız günden bir gün önce, Konya’da bir ailemiz, Kürt ailesi katledildi.

Başka bir gerçek var ki Kürtler yaşadığımız bugünlerde,  değişik parçalarda ve bölgelerde de öldürülmeye devam ediliyorlar. Güney Kürdistan’da DAEŞ, HAŞDİ ŞABİ, PKK tarafında Kürdistan’ın Güneyinde Kürtler katlediliyorlar. Kürdistan’ın Batısında bir yandan DAEŞ’le savaş stratejisi içinde Kürdistan gençleri katlediliyor, diğer yandan Baas Faşist ve Irkçı Rejimi ve PKK/PYD tarafından Kürt siyasileri kaçırılıyor, işkence ediliyor, öldürülüyorlar.

Kürdistan tam anlamıyla bir ölüm tarlası konumundadır. Kürtler olarak her gün acı çekiyoruz. Bir acıyı unutmadan yeni acıları yaşıyoruz.

Türkiye’de günlerdir Kürtlere yönelik ırkçı saldırıları konuşuyoruz. Bu duruma çare arıyoruz. Ne yazık ki bu duruma çare bulmadan yeni acı olaylarla ve katliamlarla karşılaşıyoruz.

 

SÖZÜN BİTTİĞİ YER Mİ?

Üç gün önce Konya’da Kürtlere yönelik korkunç ve barbar bir vahşet yaşatıldı. Karslı bir Kürt ailesinin tüm fertleri 7 kişi kurşuna dizilerek infaz edildiler ve katledildiler. İnfazların gizlenmesi için evleri ateşe verildi.

Katliam, dün saat 18.50 sıralarında Konya’nın merkez Meram ilçesi Hasanköy Mahallesi’nde Kürt aile Dedeoğulları ailesinin yaşadığı evde gerçekleşti.

Konya’da ikamet eden bu katledilen Kürt aile, 12 Mayıs’ta, “Biz ülkücüyüz sizi burada yaşatmayacağız” diyen 60 kişilik ırkçı grubun saldırısına uğramıştı. Ailenin fertlerinin toplu bir şekilde, tek kişi tarafından katledilmesi gerçekleşse bile, katliamın tam da bu saldırı arkasında gerçekleşmesi, daha önce aileyi ölümle tehdit eden kendilerini ülkücü olarak tanımlayan grubun üzerinde şüpheleri yoğunlaşmasını doğal kılıyor.

Bu olay aynı zamanda tam anlamıyla sömürgeci ırkçı bir saldırı ve bir provokasyondur. Kürtleri tahrik etme, rencide etme, galeyana getirip onları yeni katliamlarla karşı karşıya getirmektir. Buna karşılık Kürtler olarak sağduyulu olmalı, hissi davranmamalı, meşru savunma hukuk çizgisini korumalıyız.

Şunu açıkça kabul etmek ve saptamak gerekir ki, Türk Devletinde bu tür katliamlar; şu veya bu ideolojik grubun, şu veya bu siyasi partinin, şu ya da bu dinin, şu ya da bu mezhebin, şu ya da bu sınıfın sorunu değildir, bir devlet sorunudur. Türk Devletinin kuruluş ve resmi ideolojisin yarattığı toplumsal ve devlet ırkçılığı, sömürgeci egemenlik sisteminin sorunudur.

Bundan dolayıdır ki, Türk Devletinin kuruluşundan bu yana olan ve devam eden sürekli bir olaydır.

Konya’da katledilen aile, Kürtlere uygulanan toplu ve bireysel katliamlar zincirinin son halkasıdır.

Olayın oluş biçimine ve sonucuna baktığımız zaman, bazı devletçi siyasilerin bile “sözün bittiği yer”, “olayı tanımlamaya kavram bulmak zordur” sözlerinde haklılık payı var. Ama ne yazık ki, sözün bittiği yer kopuş noktasıdır. Ne yazık ki, Türk Devleti içinde Kürtler için öyle olmuyor. Kürtler bütün katliamlara rağmen, zorla kendisini katleden devletin hegemonyasından yaşamaya devam ediyor. Kaderine razı olur hali yaşıyor.

Bu kaderin değişmesi gerekir. Bunun üzerinden kafa yormak herkesin görevidir.

Bunun için Kürt dava damlarının, Kürt yurtseverlerinin, Kürdistan siyasi grup, parti ve örgütlerinin kendi stratejilerini, programlarını her açıdan gözden geçirmeleri, değiştirmeleri, yeni bir mücadele yol haritası ve çerçeve anlayışı benimsemeleri gerekir.

Bilmek gerekir ki Türk Devleti kurulduktan sonra Kürtleri yok saydı, Kürtleri inkâr etti, Kürtlerin Türk olduğunu ileri sürdü. Bu anlayışı stratejik anlamda Kürtleri Türkleştirmek için 100 yıldır sürdürüyor. Bu devletin ırkçılığı, sömürgeciliği yanında, halkta toplumsal anlamda ırkçı ve sömürgeci zihniyeti içselleştirdi. Toplum ve halk ırkçılıkla zehirlendi. Irkçılıkla zehirlenen Türk halkı, Türklüğü kabul etmeyen, Kürt olduğunu söyleyen, özellikle Kürt olarak haklarına sahip çıktıkları zaman da bireysel, ailesel, toplu olarak saldırıyla karşı karşıya kaldılar/kalıyorlar.

Kürtleri birlikte yaşamaya zorlayan, Kürtlerin iradesini hiçe sayan, milli haklarını gasp eden, sömürgeci ve ırkçı devletin; hiç olmazsa bireysel saldırı ve ailesel katliam yapanları yargılayıp cezalandırmaları gerekir.

Bu yapılmadığı için bireysel ve kısmi toplu ırkçı saldırıların olmasına cesaret veriyor. Kürdistan’da Diyarbakır Barosu’nun Konya’daki katliama ilişkin yaptığı açıklamada da bu gerçeğe işaret edilmektedir.

 

BU SALDIRI DEMOKRASİYE VE DEMOKRATLARA YAPILMIŞ BİR SALDIRI DEĞİLDİR. KÜRTLERE YÖNELİK SÖMÜRGECİ-IRKÇI SALDIRIDIR…

Her olayın özgünlüğüne göre teşhis,  tarif ve tanımlar yapılmalıdır. O zaman olaya ilişkin doğru çözümler bulunur ve önerilir. Ama bunun yanında Kürtlere ait değişmeyen genel özellikler vardır. Bu da Kürdistan’ın işgal edilmiş ve sömürgeleştirilmiş bir ülke; Kürtlerin parçalanmış bir millet olmaları; tüm milli haklarının gasp edildiği gerçeğidir.

Konya olayından sonra HDP, CHP ve birçok solcu çevre olayı, demokratlara ve demokrasiye yapılan bir saldırı olarak değerlendirdiler.

Bu yaklaşım kökten yanlıştır. Diyebilirim ki bilinçli bir çarpıtmadır.

Konya’da katledilen aile demokrat değildir, demokrat oldukları için de katledilmediler. Onlar Kürt oldukları için katledildiler.

Kürt ailesine saldırı, Kürtlerin sömürge yapılarından kaynaklanmaktadır. Kürt ailesine saldırı sömürgeci ve ırkçı bir saldırıdır.

Bu demokrat olmayan sahte demokratların demokrasi oyunu devletin ırkçı ve sömürgeci eylemlerini gizleyen yaklaşımlardır.

Sonuç olarak diyebilirim ki Kürt aileye karşı gerçekleşen tam bir vahşet ve tanımı mümkün olmayan bir barbarlıktır.

Enqere-Heciyan: 3 Ağustos 2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir