GÜNEY KÜRDİSTAN ZİYARETİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

400 Kürt aydını adına PKK’nin Güney’den çıkması için bir deklarasyon yayımlandı. Düzenlenen toplantıda Güney Kürdistan’a bir heyetle ziyaret kararı alındı. Bu heyetin Kasım ayının son haftasında Güney Kürdistan’ı ziyaret etmesi olumlu bir yankı yarattı. Ben de bu 400 kişiden biriydim. Ziyaretin asıl nedeni PKK’nin Güney Kürdistan’da yarattığı rahatsızlıkları ve terörü yerinde protesto etmek ve Bölgesel Hükümete destek vermekti.

Atılan bu adım başarılıydı. Sivil bir inisiyatif idi. Bu tür eylemlerin devamı çok önemlidir. Son seçimlerde PKK dışındaki parti ve örgütlerin ittifakı halkın desteğini almış ve Kürt yurtsever ve demokratların siyasi cesaretini arttırmıştı. Ancak bu parti ve örgütler bu olumlu iş birliğini daha ileri götüremediği gibi seçim sonrası tekrar âtıl duruma düştüler. Seçim ittifakını geniş tabanlı bir inisiyatife maalesef dönüştüremediler.

Kürt parti ve örgütlerinin PKK’ye bakış açıları değişmiyor. PKK “Kürt ve Kürdistani” kabul ediliyor. Bu kabulleniş PKK’ye güç kazandırıyor. Zaten silahlı savaşın verdiği bir destek var. Taşeronluğunu yaptığı güçlerin de desteğini alıyor PKK.

PKK, Kürt Federe Devletinin bağımsızlık referandumuna karşı olduğunu ilan etti. Bağımsızlık ilan edilirse bağımsız devlete karşı savaşacaklarını söylüyor PKK.

Türkiye’de PKK’nin siyasi sözcülüğünü yapan HDP’nin en yetkili ağızları Kuvay-i Milliye ruhuna sadık olduklarını söylüyorlar. Seçimlerde Kürt ve Kürdistan lehine hiçbir şey demediler. Seçim deklarasyonlarında Kürt ve Kürdistan’dan hiç söz etmediler. Bundan sonra da söz edeceklerini hiç sanmıyorum. Böyle bir beklenti içinde de değilim.

PKK, devlet nezdinde asli görevini yerine getirdi; 1965-1980 yıllarında yaratılan Kürt demokratik muhalefetinin parçalanması ve dağılmasında önemli bir rol oynadı. Var olan demokratik Kürt örgütlerini hedef aldı. Kürt yurtsever ve demokratlarını alenen katletti. Var olan siyasi yapılanmaları düşman ilan etti.

PKK, kendisi dışındaki örgüt ve partileri hiç ciddiye almadı, almayacak da. Silah zoruyla yaratmış olduğu taban giderek zayıflıyor, hem silahlı savaşa hem de HDP’ye güven azalıyor.

Kürt siyasi yapılanmaları PKK ile değişik zamanlarda bir araya gelerek sözleşmeler imzaladılar. Bunların hiçbiri uygulamaya konmadı. PKK bu sözleşmeleri hemen ardından yok saydı.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen Kürdistani parti ve örgütler PKK’yi “Kürt ve Kürdistani” sayarak ona yaklaşımlarda bulundu hatta bazen de ittifaklar kuruldu. Bunlar da genel olarak bir koltuk edinmenin ötesine gitmedi.

Var olan Kürt siyasi oluşumlarının bir sivil inisiyatif oluşturamadığı için örgütlü olmayan diğer Kürt yurtsever demokratları harekete geçirdi. 400 Kürt aydınının bir deklarasyon ile Federe devletin hükümetine destek vermesi, PKK’nin Güney Kürdistan’da işgalci olduğunun altının çizilmesi ve PKK’nin buradan çekilmesi talebi çok haklıdır.

Sayın Mesut Barzani’nin kardeş kanı dökmeyeceğine dair yemini yerinde bir davranıştır. Bu nedenle de Güney Kürdistanlı örgütler arasında uzun yıllardır çatışma olmuyor ve kardeş kanı dökülmüyor.

PKK’nin “kardeş” olup olmayacağı konusunda her Kürt vatandaşının kendisine göre bir değerlendirmesi vardır mutlaka. Bu anlamda IKDP’nin düşünceleri nedir bilmiyorum. Medyadan izlediğim kadarıyla PKK’ye “kardeş” gözüyle bakıyor ve bu nedenle de PKK’nin tek taraflı saldırılarına silahla karşılık vermiyor. Takdir edilmesi gereken bir davranıştır. PKK bu olumlu davranışa karşılık “bağımsızlık ilan edilirse bizi karşılarında bulurlar” diyor. Kardeşlik bunun neresinde?

Kürtlerin kendi yaşadıkları ülkelerde örgütlenmesi ve diğer parçalardaki örgütlenmelere müdahale etmemesi gerekir düşüncesindeyim. Bu anlamda karşılıklı saygı ve dayanışma çok önemlidir. IKDP’nin siyasal başarı elde etmesi adına diğer parçalardaki partilerin herhangi bir olumsuzluk yaratmamak için pasif kalması takdir edilmesi gereken bir davranıştır. Bunun için en güzel örnek İKDP(İran KDP)’nin yıllardır sabır ve metanetle herhangi bir eylemde bulunmamasıdır. Takdir edilmesi gereken bir davranıştır. PKK bunun tam aksini yapıyor; “Kürtlük” adına Güney Kürdistan’a yerleşiyor, kendisine yer edinmek için yerli halkı yerlerinden yurdundan ediyor, misafirperverliğe karşılık pêşmergeleri katlediyor. PKK bir an önce Güney Kürdistan’ı terk etmelidir. Tabanında yurtsever Kürtler olmasına rağmen bu tabanı yönetip yönlendiren anlayışın Kürtlükten, Kürdistani olmaktan çok uzaktır. Ben PKK’nin bir Kürt örgütü olduğuna ne dün inandım ne de bugün böyle bir inancım vardır.

400 Kürt aydınının bir deklarasyon ile sivil bir inisiyatif başlatması bu anlamda çok önemlidir. Gönül isterdi ki böyle bir inisiyatif Kürt parti ve örgütleri tarafından başlatılsın. PKK’nin “Kürt ve Kürdistani” olma anlayışı bu parti ve örgütleri böylesine önemli bir inisiyatiften uzaklaştırıyor. Bu anlayış Kürt parti ve örgütlerinin gelişiminin de önünde çok büyük bir engeldir. Bir mucize beklemenin bir anlamı yok. O mucizeyi kendimizin yaratması gerekir. Cesaretle tavır almak, yanlışları eleştirmek, seçimlerdeki gibi iş birliği fırsatlarını iyi değerlendirmek gerekir. Siyasi parti ve örgütlerin asıl görevleri temsil ettiği halkın siyasi öncülüğünü yapmak değil midir? Böyle giderse korkarım Kürt siyasi parti ve örgütlerimiz giderek daha da zayıflayacak ve pasifleşecek.

400 Kürt aydının atmış olduğu bu sivil adımın olgunlaştırılması ve geniş tabanlı bir sivil inisiyatife dönüştürülmesi gerekir. Umarım bu anlamda gereken adımlar atılır.

Alanya, 5 Aralık 2020

Necdet Gündem

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir