Ji bo civatek serbixwe, demokratîk û azad!|Saturday, August 18, 2018

BİAT MI, BAĞIMSIZLIK MI? 

mamoste.asvan@facebook.com

Mamoste AŞVAN

Osmanlıdan başlayıp günümüzde de devam eden Türk sömürgeci anlayışının temeli soykırım ve talandır.

Soykırım ve talana karşı dün Ağrı, Zilan ve Dersimde yapılan soykırımlarda olduğu gibi; Türk halkı, aydını, demokratı, Kemalist solcusu, Türk-İslam sentezcisi bildik sessizliğini koruyor.

Amaç Kürtleri yok etmekse her yol mubahtır. Önemli olan devletin devamlılığını, çıkarlarını ve Misak-ı Milliyi korumak ve kollamaktır.
Av. Tahir Elçinin katledilmesi, onun şahsında Kürtlerin katledilmesinin ve soykırım tekrarının provasıdır.

Elçi cinayetinin aydınlatılmayacağı konusundaki şüpheler giderek artıyor. Bu cinayet, faili belli olan faili meçhuller kervanına bir yenisinin eklenmesi anlamına geliyor.

Bu bağlamda düşünen ve düşüncelerini her ortamda dillendiren sağduyulu aydın, demokrat, yurtsever Kürtlerin hedef olduğu tüm çıplaklığıyla önümüzde duruyor.

Çünkü bu kitle bir avuç ta olsa, “kral çıplaktır” diyor. Yüzyıllardır hak isteyen ve bu uğurda mücadele eden Kürtlere reva görülen sadece yok ederek susturma politikası aynen devam ediyor.

Devlet İttihat-Terakki ruhuyla Kürdistanı yakıyor, yıkıyor, Kürtleri katlediyor. Devlet cephesinde değişen bir şey yok ‘’ya biat edersin ya da atalarının, dedelerinin akıbetine uğrar, yok olursun ‘’ diyor.

Kürdistan’ın bağımsızlığı şiarıyla silahlı mücadeleyi başlatanlar, bugüne kadar hiç bir başkaldırının alamadığı desteği Kürt halkından aldı. Bağımsız ve özgür Kürdistan hayaliyle yaşayan Kürdistanlılar tereddütsüz bu amaç uğruna tüm desteklerini sundular.

1999 yılından itibaren bu istemden vazgeçildi. Kürt devleti fikri ‘’çöpe’’ atıldı. Kürdistanlılar, Demokratik Cumhuriyet, yani TC’nin demokratikleştirilmesi ve günümüzde de Öz Yönetim safsatasıyla kandırıldı-kandırılıyor. Safsata diyorum çünkü bu istemler mevcut statükonun devamından ibarettir. Gerçekte ise bu istemler sadece yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılmasından başka bir anlam ifade etmiyor.

Kürtlere otonom, federal veya devlet yapılanması talebi içermediğinden sömürgeci boyunduruğun devamından öte bir şey değildir.
“Öz yönetim ilan ettik” söylemiyle beraber, şehirlere taşınan savaş, devletin yıkım, talan ve soykırım politikalarını uygulamak için uygun zemin yaratmıştır. Sur, Silvan, Cizre, Nusaybin, Derik ilçelerinin yıkımına, insanların katledilmesinden öte bir işe yaramamıştır.

HDP genel başkanı Demirtaş’ın, öz yönetim-yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılması yasal düzenlemelerle çözülecek bir sorundur açıklaması doğrudur. Ancak bu açıklama ciddiye alınmamış ve siyaset alanı boşa çıkarılmıştır.

Bu siyaset, devletin uygulamak istediği projelerinin bir bir uygulanmasına olanak sağlıyor.1987-1995 sürecinde devlet Kürtlere şunu dayatıyordu; ’’ya bizden yana ol, ya dağa çık, ya da terk et’’. Bu politikasında başarılı olan devlet; üç binden fazla yerleşim alanını yıkıp-yakarak ve dört milyondan fazla kürdü metropol kentlerin varoşlarında yaşamaya mahkum etti.

Geçmişte uyguladığı mecburi iskan politikasını, tereyağından kıl çeker gibi gerçekleştirdi. Yoksa üç binden fazla yerleşim yerini yakıp-yıkarak ve dört milyondan fazla kürdü mecburi iskana tabi tutmak, bugünün dünyasında öyle kolay değildi.

Bağımsızlık idealinin çöpe atılması ve entegrasyon politikalarının hayata geçirilmesiyle beraber dünya, Türkiye’de Kürt sorunu, bir iç sorun olarak değerlendiriyor. Söylem ve yaklaşımlar insan hakları ihlallerinden öteye geçmiyor. Bu nedenle devletin uygulamaya koyduğu katliam ve yıkım projesini boşa çıkarmanın tek yolu Devletlerarası Sömürge Kürdistan’ın (sömürge statüsü bile olmayan) statüsünün değişmesiyle mümkündür.

Bu statü ise çağdaş, demokratik ve bağımsız Kürdistan ile mümkündür. Bunun dışındaki çözüm önerileri çözüm değil çözümsüzlüktür.

Devlet veya federal bir devlet dışında kalan çözüm önerileri, Kürt halkının talepleri değildir ve olamaz.

Bunun dışında kalan sözüm ona çözüm önerileri, TC’nin yüzyıldır başaramadığı Türkleştirme politikalarının başarıya ulaşması demektir.

Kürdistan’ın işgalini ve statüsüzlüğünü meşrulaştırmaktır.

Kürdistanda uygulanan yıkım ve jenosidi onaylamaktır.

Son söz yerine;
Kürdistan’ın yiğit ve korkusuz evladı Tahir Elçi; geride kalan bir avuç güvercin, Kürdistan Ulusal Kurtuluş mücadelesini zaferle taçlandıracak, eleştirel düşüncelerini her platformda dile getirecek ve ölüm nereden gelirse gelsin HOŞ GELDİ SEFA GELDİ diyecektir.

Meydanı şahinlere, kartallara ve leş kargalarına bırakmayacaktır.

03.02.2015 – AMED

Mamoste AŞVAN
https://www.facebook.com/mamoste.asvan/posts/1679561795590533

Hinek nivîsên din:

Nerîna te